Geniş Toplumsal Etkileri Olan Bir Halk Sağlığı Sorunu: Kumar Bağımlılığı
kumar bağımlılığı, sadece bireysel bir sorun değil; geniş toplumsal etkileri olan bir halk sağlığı sorunudur. dijitalleşme ve çevrimiçi bahis platformlarının yaygınlaşması, özellikle gençler arasında kumar davranışını erişilebilir, sürekli ve riskli hâle getirmiştir.
türkiye’de kumar bağımlılığı uzun süre ahlaki bir sorun, bireysel zafiyet ya da “yanlış tercih” olarak ele alınmıştır. bu yaklaşım, sorunu çözmek bir yana, onu görünmez kılmıştır. oysa psikiyatri kumar bağımlılığı bir karakter kusuru değil, davranışsal bir bağımlılık bozukluğu olarak tanımlamaktadır. bu gerçeğin bilimsel temellerini atan isimlerden biri olan psikiyatrist robert custer, bugün bize türkiye’de yaşanan dijital bahis ve yasa dışı kumar krizini anlamak için hâlâ en güçlü teorik çerçevelerden birini sunmaktadır.
türkiye’de kumar büyük ölçüde yasadışıdır. ancak bu durum, kumarın ortadan kalktığı anlamına gelmez; yalnızca kontrolsüz, denetimsiz ve görünmez hale gelmesine yol açar. özellikle yasa dışı bahis siteleri, dijital platformlar ve kripto tabanlı ödeme sistemleri aracılığıyla milyonlarca kullanıcıya ulaşmaktadır.
araştırmalar, türkiye’de kumarın varlığını çarpıcı şekilde ortaya koymaktadır. yeşilay ve sağlık bakanlığı işbirliği ile yapılan 2025 yılında yapılan araştırma verilerine göre, her 10 yetişkinden biri hayatında en az bir kez kumar oynamıştır ve son bir ay içinde bahis yapan yetişkinlerin yüzde 6,6’sı yasadışı çevrimiçi bahis ile etkileşimde bulunmuştur. bu oranın özellikle 15–24 yaş aralığında yükselmesi, gençler arasında dijital kumarın ciddi bir risk faktörü olduğunu göstermektedir.
başka bir saha araştırması ise türkiye’de her 6 kişiden birinin yasa dışı bahisle doğrudan bağlantısı olduğunu ortaya koymuştur. bu eğilim, genç yetişkinlerde daha yüksek olup, 18–24 yaş grubunda yaklaşık %15’in yasa dışı bahis oynadığını göstermektedir. bu rakamlar, yalnızca sayısal büyüklüğü değil, kumarın toplumda ne kadar normalleştiğini de göstermektedir.
yukarıdaki veriler ışığında robert custer’ın tanımladığı temel sorun açıkça görülebilir: erişilebilirlik. kumar davranışı ne kadar kolay, hızlı ve sürekli hale gelirse, bağımlılık döngüsü o kadar hızlanır. türkiye’de fiziksel kumarhaneler yasakken, cep telefonları adeta taşınabilir kumarhanelere dönüşmüştür.
alan araştırmaları ve bilimsel çalışmalar, özellikle gençlerin kumar davranışına daha yatkın olduğunu vurgulamaktadır. çalışmalar, ergenler arasında kumar davranışının yetişkinlere göre 2–4 kat daha yaygın olabileceğini ve önemli bir kısmının problemli davranış geliştirme riski altında olduğunu göstermektedir.
üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırmalarda, öğrencilerin önemli bir bölümünün çeşitli kumar türleriyle en az bir kez karşılaştığı ve yüzde 15’e yakın bölümünün çevrimiçi bahis deneyimi olduğu belirlenmiştir.
gençlerin risk alma davranışının yüksek olması, dijital okuryazarlığın kumar farkındalığından hızlı ilerlemesiyle birleştiğinde, bağımlılık riski daha da artmaktadır.
custer’ın bağımlılık evreleri modeli — kazanma, kaybetme, çaresizlik ve umutsuzluk — bugün özellikle gençler arasında birebir gözlemlenmektedir. ilk küçük kazançlar, “kontrol bende” algısı yaratmakta; ardından kayıplar kovalanmakta, borçlar artmakta ve psikolojik çöküş başlamaktadır.
bu süreçte:
• spor bahisleri, genç erkekler için “oyun” olarak pazarlanmakta
• sosyal medya, bahis siteleri için dolaylı reklam alanına dönüşmekte
• ınfluencer kültürü, kumarı normalleştirmekte
• kripto ve dijital cüzdanlar, finansal acıyı geciktirerek risk alma davranışını artırmaktadır.
davranışsal bağımlılık literatürü, özellikle genç beynin ödül sisteminin bu tür değişken ve hızlı geri bildirimlere karşı daha savunmasız olduğunu ortaya koymaktadır.
türkiye’de kumar bağımlılığı hâlâ çoğu zaman “ahlaksızlık”, “kolay para arzusu” ya da “tembellik” söylemiyle açıklanmaktadır. bu yaklaşım, custer’ın yıllar önce uyardığı temel hatayı tekrar eder: utanç tedavi değildir. aksine, bağımlı bireylerin yardım aramasını engeller, sorunu aile içinde gizler ve geç müdahaleye yol açar.
akademik çalışmalar, bağımlılıkta damgalamanın:
• tedaviye başvuruyu azalttığını
• depresyon ve intihar riskini artırdığını
• nüks oranlarını yükselttiğini
göstermektedir.
yeşilay bilim kurulunun değerlendirmelerine göre, kumar bağımlılığı sadece bireyin psikolojisini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda aile ilişkileri, ekonomik istikrar ve toplum içi uyumu da bozar. bağımlılık psiko-sosyal yıkımın yanı sıra depresyon, anksiyete ve intihar düşünceleri riskini de artırmaktadır.
türkiye’de fiziksel kumarhaneler ve özel çevrimiçi kumar siteleri uzun yıllardır yasaklıdır. ancak spor bahisleri ve devlet lisanslı şans oyunları dışında kalan faaliyetlerin yasa dışı olması, sorunu cezalandırma ekseninde ele almaya yöneltmiştir. bu yaklaşım, kumarın gerçek yayılımını gizlerken, denetimsiz çevrimiçi platformların büyümesine de alan açmıştır. bu çelişkili yapı, bağımlılığı bireysel bir sorun olarak çerçeveleyip sistemsel sorumluluğu geri plana iter. oysa custer’ın yaklaşımı nettir: eğer kumar bağımlılığı tıbbi bir durumsa, önleme, düzenleme ve tedavi kamusal sorumluluktur.
bu bağlamda türkiye için şu eksiklikler öne çıkmaktadır:
• kumar bağımlılığına özel ulusal bir ruh sağlığı stratejisinin olmaması
• gençlere yönelik önleyici eğitim programlarının yetersizliği
• yasa dışı bahisle mücadelede psikolojik destek boyutunun ihmal edilmesi
robert custer’ın çalışmaları bize şunu öğretir: kumar bağımlılığı bireysel ahlakın değil, insan psikolojisiyle tasarlanmış sistemlerin ürünüdür. türkiye’de kumarı yalnızca “yasak” ve “suç” çerçevesinde ele almak, sorunu çözmez; onu derinleştirir.
asıl tehlike, bağımlılığı mazur görmek değildir. asıl tehlike, bağımlılık üreten dijital ve ekonomik yapıları görmezden gelmektir. bilimsel gerçek açıktır: kumar bağımlılığı bir halk sağlığı sorunudur. ve halk sağlığı, susarak korunmaz.
kaynak-1, kaynak-2, kaynak-3, kaynak-4, kaynak-5, kaynak-6, kaynak-7, kaynak-8, kaynak-9