Fatih Sultan Mehmet Zamanında Anadolu Coğrafyasında Bulunmayan Gıdalar
2. mehmet, zamansal sıkıntılardan dolayı aşağıdakileri yiyemeden bu dünyadan ayrılmıştır. ne bir menemen yiyebilmiştir, ne de kuru fasulye pilav, ne patates kızartması yiyebilmiştir, ne meyhane pilavı.. hadi buyurun bakalım...
patates – and dağları kökenli. avrupa’ya 16. yy’da geldi.
domates – meksika kökenli. 16. yy’da avrupa’ya ulaştı, osmanlı’da yaygınlaşması daha geç.
salça – domates olmadan zaten yok. domates 16–17. yy sonrası.
kırmızı biber (acı/tatlı, pul biber) – amerika kökenli. osmanlı’da 16. yy sonlarında yayılmaya başladı.
mısır – amerika ürünü. 16. yy sonrası akdeniz’e yayıldı.
kuru fasulye (bugün bildiğimiz tür) – amerika kökenli phaseolus türü. 16. yy sonrası geldi.
hindi – kuzey amerika kökenli. avrupa 16. yy’da tanıdı.
kabak (bal kabağı türleri) – yeni dünya kökenli çeşitler 1492 sonrası.
ayçiçeği yağı – bitki amerika kökenli. anadolu’da yaygın üretim çok daha geç.
kakao / çikolata – orta amerika kökenli. avrupa’ya 16. yy’da girdi.
yer fıstığı – güney amerika kökenli. 16. yy sonrası yayılım.
vanilya – meksika kökenli. 16. yy sonrası avrupa’ya ulaştı.
2. mehmet'in gut hastalığı vardı zaten
bu hastalığın aşırı et tüketimi ve zengin sofralarla ilişkili olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. osmanlı mutfağı ciddi biçimde et merkezliydi ve özellikle fatih sultan mehmet'in kuzu etinin dışında av eti tükettiği hatta geyik, tavşan ve kuş çeşitlerini tükettiğini biliyoruz. üzerinden yaklaşık 600 yıl geçtiği halde bizde kuşa uçamayan tavuğu örnek verip hazretlerinden daha zayıf beslendiğimiz gerçeğiyle yüzleşerek devam edelim çünkü döneminde bal, badem, safran ve pek çok kıymetli gıdaya ulaşımı mümkündü.
işlenmiş gıda, şekerli içecek, düşük protein, hareketsizlik içinde kıvranan günümüz şartlarında dönemin sultanından daha şanslı değil. adamın kafası attığı zaman gidip toprak fethediyorken bizim kafamız attığında en fazla arabadan inip kavga edebiliyoruz ki cezalardan sonra o hareket alanımız da kısıtlandı.
Final notu
tamam patates, domates, biber yokmuş ama düşünün ki her gün sizin için eti en leziz olacak şekilde özenle yetiştirilmiş ya da doğadan avlanmış bir hayvan kesilebiliyor. kim bilir her şeyin organik olduğu dönemin sebze meyvelerinin aromaları ne şahaneydi. dünyanın en iyi baharatlarını, envai çeşit aromatik otları kullanabilen aşçılar her gün sizi memnun etmeye çalışıyor.
dolayısıyla şu an yüzde 90'ın yiyebildiğinden iyi ve lezzetli yemekleri bir ömür yiyebilmiştir. denizler lezzetli balıklarla doluyken, balığın neden saray mutfağında olmadığı daha tartışılabilir bir konu.