Fallout Dünyasını Meydana Getiren Olaylar Nasıl Başladı?

Fallout oyunlarına başlamak isteyen veya sadece diziyi görüp bu evreni merak edenler için Fallout dünyasının nasıl başladığını özetleyen nefis bir yazı.
Fallout Dünyasını Meydana Getiren Olaylar Nasıl Başladı?

fallout... remake, yeni oyun söylentileri amazon'un fallout dizisi derken altın dönemini yaşayan oyundur. aslında bu günkü politik durumu, kaynak arayışındaki çin-amerika gerilimini de yıllar önce odak noktasına koymuş bir oyundur. bugünlerde tekrar oynayınca daha bir etkileyici geliyor. seriye yeniden başlamak isteyenler, ya da diziyi izleyip de merak edenler için nükleer savaşı ve bildiğimiz fallout dünyasını oluşturan evrenin başlangıç dönemlerini sizler için anlatacağım. hazırsanız başlıyoruz.

çayınızı kahvenizi alın. yapay zekasız, tamamen organik... işte büyük savaş ve fallout hikayesine giriş.

"her şey, takvimler 23 ekim 2077’yi gösterdiğinde başladı. sadece iki saat sürdü... insanlığın binlerce yılda inşa ettiği her şeyin kül olması için sadece iki saat yetti. ama hikâyemiz o bombalarla bitmedi. aksine, o küllerin arasından yeni, çarpık ve acımasız bir dünya doğdu. fallout dünyası… gelin önce sizi büyük savaş öncesine, 2051 yılına götüreyim… hazırsanız başlıyoruz.

büyük savaş öncesi

2051 yılında amerika birleşik devletleri petrol yataklarını ele geçirmek için güney komşusu meksika'yı işgal etti. bu olay, kaynak savaşları olarak adlandırılan ve küresel ilişkilerin parçalanmasına yol açan bir dönemi tetikledi. avrupa birliği daha sonra amerika'nın izinden giderek orta doğu'yu işgal etti. ancak 2053 yılının aralık ayında, bilinmeyen bir terörist grup, bilinmeyen nedenlerle israil'in tel aviv şehrinde nükleer bomba patlatarak şehri haritadan sildi. bu saldırı hiroşima ve nagasaki'den bu yana kitle imha silahlarının ilk kullanımıydı ve devamı da gelecekti… aynı yılın başlarında abd’de ortaya çıkan yeni veba tüm dünyaya hızla yayılmaya başladı. west-tek şirketi bir veba aşısı için çalışmalara başlarken abd tüm dış dünyaya kapılarını kapattı.

avrupa'nın orta doğu'yu işgali, birleşmiş milletler'in çöküşüne ve küresel petrol fiyatlarının fırlamasına yol açtı. petrol yatakları da kuruyunca 2060’da avrupa’da iç savaş çıktı. abd için de durum çok farklı değildi; meksika’dan sonra onlar da gözlerini alaska petrol yataklarına dikmişti. 2066’da abd petrol ihracatına ambargo uyguladı. abd’nin en büyük rakibi çin ise aynı yıl halk kurtuluş ordusu ile alaska topraklarını işgal etti. evlerinin bahçesine yapılan bu işgale demokrasi müptelası amerikalılar sessiz kalmadı. amerikan ordusu alaska’ya yürüyünce çin-amerika çatışması başladı…

2070'lerde amerikan şirketlerinin liderleri gizli bir toplantıda bir araya geldi. vault-tec, güney kaliforniya'daki endüstriyel genel merkezinde; robco industries, west-tek, repconn aerospace ve big mt gibi bölgedeki birçok güçlü grubun temsilcilerinin katıldığı bir toplantı düzenledi. yöneticiler barb howard ve bud askins, nükleer savaşa karşı amerikan halkını korumak istiyordu. bunun için sığınaklar inşa etmeyi amaçlayan ortak bir girişimi, güvenli ev projesi'ni ilan ettiler.

2075 Fallout haritası.

vault projesi

bu projenin amacı yaklaşan nükleer felaketten amerikan halkının seçilmiş bir bölümünü kurtarabilmekti. bu güvenli evlerde hayatta kalan halk dondurulacak; nükleer felaketten sonra güvenli dünyaya yeniden ayak basacak, üreyip çoğalacak ve amerikan demokrasisini yeniden tesis edecekti. önceki dünya amerikan demokrasisinin öyle bir tadına varmıştı ki nükleer sonrası dünya da bundan nemalanmasın mıydı yani? böylece vault-tec şirketi "vault" adı verilen sığınakları inşa etmek için görevlendirildi. ancak aslında vault’ların kuruluş amacı hiç de söylendiği kadar masum değildi.

az sayıda kontrol vault'u dışında, kimse vault’ların gerçek amacını bilmeyecekti. aslında vault’lar bir insan laboratuvarıydı. deney farelerinin yerini insanlar alıyordu. genellikle etik dışı çalışma alanlarında, sakinleri üzerinde zihinsel, psikolojik ve fiziksel işkence içeren sosyal deneyler yürütmek için tasarlanmışlardı. eski abd hükümetinin kalıntısı olan enclave; uzak gezegenlerde kolonileşme gibi hedefler için insan psikolojisini ve fiziksel dayanıklılığını bu sığınak görünümündeki laboratuvarlar sayesinde test ediyordu. bir uzay gemisi inşa ediliyordu ve vault deneylerinden elde edilen veriler sayesinde uzak gezegenlerde nasıl hayatta kalacaklarını bileceklerdi. yani vault sakinleri aslında bir deney faresinden başka bir şey değildi.

mesela aslında vault 11’de insanların her yıl bir kurban seçmeye zorlandığı bir "fedakarlık" deneyi yapılıyordu. vault 87’de fev, yani (forced evolutionary virus) kullanılarak süper mutantlar yaratılıyordu.

vault 108 tamamen klonlama üzerine kuruluydu. deney sırasında "gary" adında bir adam sürekli klonlandı. her yeni gary klonu, bir öncekinden daha agresif oldu ve sadece kendi adını ("gary!") söylemeye başladı. sonunda klonlar sığınaktaki tüm personeli öldürdü. fallout 3’te oraya girdiğinizde her köşe başında "gary?" diye fısıldayan delilerle karşılaşabilirsiniz. vault’lar aslında bir cennet değil, korunaklı bir cehennemden başka bir şey değildi…

neyse, biz şimdi büyük savaş öncesine geri dönelim

2073’te çin’in biyolojik silahı olduğu düşünülen yeni vebaya karşı pan-immunity virion projesi meyvesini verdi. bilim insanlarının asıl amacı, insan dna'sını her türlü hastalığa ve radyasyona karşı bağışıklık kazanacak şekilde güçlendirmekti. ancak zor şartlar en masumane şeyi bile bir silaha dönüştürebilirdi. deneyler sırasında virüsün sadece bağışıklık sağlamadığı, aynı zamanda deneklerin kas kütlesini ve bazı durumlarda zekâsını da devasa boyutta artırdığı anlaşıldı. projenin bu potansiyeli fark edilince ordu devreye girdi ve projenin adı fev (forced evolutionary virus), yani zorunlu evrimsel virüs olarak değiştirildi. hedef artık "hastalık kapmayan insan" değil, "süper asker" yaratmaktı.

2070'lerin sonlarına doğru çin-amerika çatışması zirve yapmıştı. amerika'nın yönetici sınıfı kaçınılmaz olanın yaklaştığını gördü ve korunaklı sığınaklarına çekilerek gözlerden kayboldu. abd başkanı, hükümet ve askeri liderliğin kilit üyeleri de dahil olmak üzere enclave üyeleri sığınaklarına kaçarak dünyadan kendilerini izole ettiler… büyük savaş'ın eli kulağındaydı. saatli bombanın tik tak sesi sadece birkaç kez daha duyulacaktı.

yıllar süren gerilim, güç mücadeleleri, paylaşılmayan kaynaklar ve sıcak çatışmalar... tüm bu tiyatroyu bitiren o son perde daha vardı… saatli bomba sonunda patlayacaktı. büyük savaş 23 ekim 2077 cumartesi günü başladı ve aynı gün sona erdi…

büyük savaş

00:03 (gece yarısı): abd donanması, pasifik'te tanımlanamayan devasa bir denizaltı filosu tespit etti. gerginlik had safhadaydı ancak kimse bunun son gün olduğunu henüz bilmiyordu.

03:37: abd hava kuvvetleri, bering boğazı üzerinde yüksek irtifada uçan ve radarda "hayalet" gibi görünen dört adet çin uçağı tespit etti. ilerleyen saatlerde uçaklar nükleer bombalarını los angeles semalarına bırakacaktı.

altı saat sonra, saat 09:13'te amerika 4 nükleer füzenin fırlatıldığını tespit etti. 09:17’de norad (kuzey amerika hava savunma komutanlığı), çin’in tüm füzelerini ateşlediğini belirledi. bu, sirenler çalmaya başlamadan önceki son sessiz dakikalardı...

09:26’da abd başkanı nükleer karşı saldırı emrini verdi. dünyanın iki ucu da artık birbirine ölüm kusuyordu. tam bu sırada vault-tec, seçilmiş vatandaşlarına sığınaklara gitmeleri için sinyal göndermeye başladı. 09:42'de pennsylvania ve new york'a nükleer bombalar düştü. beş dakika sonra, saat 09:47'de washington d.c. vuruldu ve çoğu amerikan tesisi devre dışı kaldı. amerikan şehirleri birer birer haritadan siliniyordu. boston’daki büyük patlama; yıllar önce hiroşima ve nagasaki halkının son gördüğü görüntüyü, o devasa mantar bulutunu tv’den izleyen amerikalıların bu kez bizzat şahit olacağı korkunç bir andı.

las vegas ve çevresi ise nükleer bombalardan tamamen kaçamadı ama diğer şehirler gibi haritadan da silinmedi. bu, servetini las vegas’ı korumak için bir "füze savunma sistemine" yatıran robert house, namıdiğer mr. house sayesindeydi. lucky 38 adlı otelinin tepesine yerleştirdiği lazerler ve füze koruma sistemleri sayesinde fırlatılan 77 adet nükleer füzeden 59 tanesini havada imha etmeyi başarmıştı. geri kalanların bir kısmınıysa yazılımla etkisiz hale getirip çöllere düşmesini sağlamıştı. amerika’nın geri kalanıysa las vegas gibi "tırnak içinde" şanslı değildi.

saat 10:00’da kaliforniya vuruldu. mariposa askeri üssü'ndeki askerler isyan edip brotherhood of steel adlı bir topluluğun temellerini atarken dışarıda dünya yanıyordu. vault-tec asansörleri seçilmiş kişileri sığınaklara indirirken ışık hızıyla gelen şok dalgası her şeyi toz etmişti.

11:00’deyse sadece iki saat içinde her şey bitti. gökyüzü nükleer tozla kapandı, güneş görünmez oldu ve "kara yağmur" başladı. radyoaktif bir yağmur günlerce yağarak hayatta kalanları da yavaş yavaş zehirledi.

belki de sabah 9’da güne başlayan sıradan bir amerikalı, bunun son yudumu olduğunu bilmeden sıcak kahvesinden bir yudum almıştı. o kahve daha soğumadan dünya bir cehenneme dönmüştü. sadece iki saat… insanoğlunun binlerce yıllık medeniyetini silmek için sadece 120 dakika yetti. sığınak kapıları kapandığında içeridekiler çığlıkları duymadı ama dışarıda kalanlar için asıl korkunç olan o an ölmemekti. çünkü asıl azap, o kara yağmur başladığında gelecekti.


büyük savaştan sonra….

nükleer çatışma iki saat sürdü. hem çin hem de amerika birleşik devletleri yüzlerce nükleer füze ateşledi ve felaket kayıplar yaşadı. karşılıklı patlatılan çok sayıdaki nükleer bomba dünyayı ve tüm ekosistemi yüzyıllar boyunca geri dönülmez bir şekilde değiştirdi.

patlamalardan sonraki ilk birkaç gün içinde gökyüzü tamamen kapandı. milyonlarca ton toz, is ve radyoaktif madde atmosfere yükseldi. bulutlar o kadar yoğunlaştı ki güneş ışığı yeryüzüne ulaşamaz oldu. ve sonra o meşhur siyah yağmur başladı. gökten su değil; zift gibi siyah, yapışkan ve aşırı derecede radyoaktif bir sıvı yağıyordu. sığınak bulamayıp dışarıda kalanlar bu yağmurla sırılsıklam oldular. bu siyah yağmurda ıslananlara insanlık daha sonra çok da romantik olmayan bir isim verecekti: "ghoullar", yani gulyabaniler. meşhur ghoullar’ın büyük bir kısmı, işte o gün bu kara yağmurun altında kalıp genetik mutasyona uğrayan insanlardı.

nükleer felaket; çin-amerikan savaşı sırasında yaygın olarak kullanılan biyolojik ve kimyasal silahlarla birleştiği için çok daha yıkıcıydı. ekosistem değiştiği için pek çok bitkinin yerini bu yeni zehirli ekosisteme ayak uyduran bitkiler aldı. hayvanlar için de durum farklı değildi.

radyoaktif serpinti ve çeşitli yerel mutajenlerin, özellikle de forced evolutionary virus'ün (fev) yayılımı, kaliforniya'da yaygın genetik mutasyona yol açtı. 2080 yılına gelindiğinde, nesli tükenen veya rekabette geride kalan hayvanların yerini alan yeni türler neredeyse bir gecede yaratılmıştı. evcil hayvanlar ve vahşi hayvanlar ya öldü ya da hayatta kalmak için korkunç şekillerde evrildi. iki başlı inekler (brahmin), devasa hamamböcekleri (radroach) ve aslında askeri bir deney olan ama doğaya salınan o meşhur deathclaw’lar bu yeni dünyanın "yeni sahipleri" oldu.

ve insanlar… belki de türler arasındaki en tehlikelisi mutasyondan payına düşeni alacaktı ancak insanlık için mutasyondan daha tehlikeli bir şey varsa o da hırs ve kibirdi… büyük savaş sonrası dünyada hayatta kalanlar, yani tabii buna hayatta kalmak denirse, kendi aralarında hemen belirli gruplara bölündüler.

“tanrıların unuttuğu bu çorak araziyi ne kadar çok gezersem, batı virginia'yı gerçekten neyin yok ettiğini o kadar çok fark ederim. ve hayatta kalanların gerçekten hayatta kalma şansını yok eden şey... güvensizlik.” — vault 76 gözetmeni

vault sakinleri: "şanslı" olanlardı... ya da en azından öyle sanıyorlardı. ölmemişlerdi ama bildiğimiz insanlar mıydılar? patlama anında sığınaklara girmeyi başarmışlardı; temiz kıyafetli, medeni ve teknolojiye sahip insanlardı; yani en azından bazıları… dış dünyadan tamamen kopuk büyümüşlerdi. birçoğu dışarı çıktığında çorak toprakların vahşetine karşı tamamen savunmasızdı.

ghoullar (gulyabaniler): kara yağmurdan etkilenip ölmeyen ama sürünenlerden oluşan bir gruptu. belki bazı seçilmişler gibi sığınak bulamamışlardı ama hayatta da kalmışlardı. muhtemelen bugün bir savaş olsa şu anda bu videoyu dinleyen herkesin dahil olacağı grup yani; yaşayan ölüler… derileri dökülmüş, sesleri kısılmış ama radyasyon sayesinde seçilmişlerden daha dayanıklı olan bu topluluk yüzlerce yıl yaşayabiliyordu. hatta bir şekilde zekâsını koruyan "medeni ghoullar" da vardı. ama tabii radyasyondan beyni yanmış, her şeye saldıran "feral (vahşi) ghoullar" da… (kaynak: fallout 1 - necropolis şehri).

brotherhood of steel (çelik kardeşlik): savaşın küllerinden doğan, karizmatik, sert, askeri teamülle yetişmiş egzantrik bir delikanlılar grubu. kurucusu roger maxson, büyük savaş’tan hemen önce mariposa üssü’ndeki etik dışı fev deneylerini görüp orduya isyan eden bir askerdir. amaçları: insanlığın kendi sonunu getirmesine neden olan "yüksek teknolojiyi"; lazer silahlarını, nükleer silahları ve zırhları toplamak ve korumak. onlara göre teknoloji çoluk çocuğun elinde değil, yalnızca "hak edenler" tarafından kullanılmalıdır. (kaynak: fallout 1 ve fallout 76 - maxson'ın kayıtları).

the enclave: eski hükümetin kalıntısı olan enclave üyeleri de gizli sığınaklara kaçıp hayatta kalmayı başardı. savaş öncesi abd hükümetinin, derin devletin ve zengin elitlerin torunlarından oluşan bu topluluğun amacı; ghoulları ve hatta radyasyona maruz kalmış diğer insanları temizleyerek "eski amerika"yı geri kurmak. onlara göre kendileri radyasyondan hiç etkilenmedikleri için saf insanlardır. (kaynak: fallout 2 ve fallout 3).

raiders (yağmacılar): kıyametin vahşi çocukları. yağmacıların herhangi bir ideolojisi yoktur; hayatta kalmak için ne gerekiyorsa onu yaparlar. çalmak, öldürmek ve köleleştirmek raiders için sıradan bir mesainin parçasıdır.

super mutants (süper mutantlar): onlar bambaşka bir mesele. radyasyonla değil, bir virüsle oluştular. abd hükümetinin "süper asker" yaratmak için geliştirdiği zorunlu evrimsel virüs (fev), insan dna'sını baştan aşağı yeniden yazabiliyordu. bu yeşil, koyu kıvamlı sıvıyla dolu tanklara atılan bir insan, birkaç saat içinde devasa bir yaratığa dönüşüyordu. süper mutantlar üreyemez. sayılarını artırmanın tek yolu başka insanları kaçırıp zorla virüs tanklarına atmaktır ki bunu da fazlasıyla yaptılar. normal bir insandan katbekat güçlü olabilen süper mutantlar, yıllar içinde çorak toprakların en güçlü topluluklarından oldular.

new california republic (ncr - yeni kaliforniya cumhuriyeti): fallout dünyasında eski devlet tanımına en fazla benzeyen topluluk ncr’dır. kökenleri shady sands kasabasına dayanır. yasaları vardır, vergi toplarlar; orduları ve kurumları olan devasa bir federasyondur. ama eski dünyanın sadece sistemini değil, çarpıklıklarını da geri getirmişlerdir. yolsuzluk ve bürokrasiyle boğuşan bir diktatörlüğe dönüşmeleri işten bile değildir. "düzen mi istiyorsun yoksa özgürlük mü?" sorusunun vücut bulmuş halidirler. (kaynak: fallout 2 ve fallout: new vegas).

Cooper Howard, bir Ghoul.

fallout dünyası’na hoş geldiniz

bir yanda parlak zırhlarıyla teknolojiyi kutsayan şövalyeler, bir yanda devletçilik oynayan eski dünya liberalleri, diğer yanda ise eski dünyanın küllerinden bir ari ırk diktatörlüğü kurmaya çalışan gölge adamlar... savaş sonrası dünyanın savaştan öncekiyle aslında çok da farkı yoktu… güç yine ulaşılması gereken tek şeydi. hepsi hâlâ 'insanlığı' kurtardığını iddia ediyordu ama her biri çoktan namlusunu bir diğerine doğrultmuştu bile.

büyük savaş’tan 84 yıl sonra… dünya artık harabeye dönmüştü. bilinen dünya’dan geriye kalanlar sadece hüzünlü anılar üzerindeki bir tortudan ibarettir. bombaların kaldırdığı sis bulutu dağılırken yeni gruplar güç savaşlarına çoktan başlamış, yeni bir besin piramidi ortaya çıkmış; avcılar av, avlar avcı olmuşken tam bu sırada güney kaliforniya’da, vault 13’ün kapıları biraz da mecburiyetten büyük bir gıcırtıyla ardına kadar açılır. vault 13’ün su arıtma sistemindeki kontrol çipi bozulmuştur. sığınağın su stokları tükenmek üzeredir. eğer yeni bir çip bulunmazsa sığınaktaki herkes susuzluktan ölecektir. sığınak denetçisi (overseer), bu hayati parçayı bulması için birini seçer: "vault dweller". dweller; elinde eski bir 10mm tabanca, birkaç şarjör, iki adet stimpak (iyileştirici) ve kolunda bir pip-boy 2000 ile o devasa sığınak kapısından dışarı çıkar. artık karşısında eski dünyayla tek benzerliği kavurucu sıcağı olan, radyoaktif bir kaliforniya vardır... ve fallout macerası bu birinci adımla başlar."

işte beyle bir başka entaride görüşmek üzere. sonraki bölümde tüm fallout oyunlarını tek seferde anlatmayı planlıyorum, tabii yeterli sayıda etkileşim olursa. umarım olur diyor ve kaçıyorum.

burada video versiyonu mevcut

bir beğeninizi alırım. fallout hikayesi büyük savaş: