Epstein Davasından Çıkarmamız Gereken Özet Niteliğinde Dersler

Jeffrey Epstein dosyalarının hedef şaşırtıcı içerikleri yerine esasen hangilerine odaklanmamız gerektiğini özetleyen bir görüş bildirisi.
Epstein Davasından Çıkarmamız Gereken Özet Niteliğinde Dersler

milyonlarca sayfalık mahkeme belgesi kamuoyuyla paylaşılınca, medya devasa bir iştahla bu malzemenin üzerine atladı. ertesi gün manşetler tanıdık isimlerle doldu, sosyal medya platformları dedikodu çarklarını döndürmeye başladı ve toplumsal öfke büyük bir ustalıkla magazinel hedeflere yönlendirildi. listede kimin bulunduğu, kimin hangi tarihte nerelere uçtuğu, kimin yüzünün kızaracağı sorularıyla boğuşurken, asıl sorulması gereken soru bir kez daha yanıtsız kaldı: bu liste nasıl var olabildi? bir adam nasıl oldu da on yıllar boyunca çocuklara yönelik sistemik bir istismar ağı kurabildi, en güçlü devletlerin gözetim mekanizmalarından sıyrılabildi, yakalandığında bile gülünç cezalarla kurtulabildi ve ancak artık kontrol edilemez hale geldiğinde bir hücrede şüpheli koşullarda ölebildi? bu soruyu sormaktan kaçınmamızın nedeni basittir; çünkü bu sorunun cevabı bizi bir bireyin sapkınlığına değil, içinde yaşadığımız ekonomik düzenin temellerine götürür.

epstein'ı anlamak için önce onu bir canavar olarak görme rahatlığından vazgeçmemiz gerekir

elbette yaptıkları canavarcaydı, ama onu yalnızca psikolojik bir vaka olarak ele almak, sistemin kendisini temize çıkarmanın en kolay yoludur. epstein bir hata değildi, bir arızaydı demek yanlış olur; o daha ziyade sistemin kendi içkin mantığının en çıplak tezahürüydü. neoliberal kapitalizmin son kırk yılda inşa ettiği yapı, sermayenin her türlü toplumsal denetimden, ahlaki yükümlülükten ve hukuki hesap verebilirlikten özgürleşmesi üzerine kuruluydu. vergi cennetleri, offshore hesaplar, karmaşık trust yapıları ve sözde servet yönetimi hizmetleri yalnızca vergi kaçırmak için değil, her türlü sermaye hareketini toplumun gözünden saklamak için tasarlanmıştı. epstein'ın insan ticareti yapmak için kullandığı altyapı ile bir milyarderin vergi ödemekten kaçmak için kullandığı altyapı aynıydı. aynı bankalar, aynı avukatlar, aynı hesap yapıları, aynı gizlilik duvarları. finans kapitalizmi, parayı ahlaktan bu denli titizlikle ayırdığında, o paranın ne için kullanıldığı sorusu da sistemin radarından çıkıyordu.


burada duraksayıp bir gerçeği kabul etmemiz gerekir: epstein hiçbir zaman bir finans dehası değildi

yatırım dünyasında iz bırakan bir stratejisi, kayda değer bir fonu, bilinen bir başarı hikayesi yoktu. öyleyse nasıl oldu da milyar dolarlık bir servete ulaştı, nasıl oldu da dünyanın en güçlü insanlarıyla aynı masada oturabildi? bu sorunun cevabı onu yaratan asıl mekanizmayı açığa çıkarır. epstein, büyük sermaye sahiplerinin kirli işlerini yürüten bir vekildi, bir gölge figürüydü, onların servetine gizlilik ve dokunulmazlık sağlayan bir aracıydı. yıllarca ona vekaletname veren, ona manhattan'ın en pahalı konutlarından birini devreden, onu kendi finans ağının merkezine yerleştiren leslie wexner gibi isimlerle ilişkisi, bu vekalet sisteminin en görünür örneğiydi. epstein'ın işlevi, zenginlerin yapmak isteyip de kendi elleriyle yapmak istemedikleri şeyleri yapmaktı. bu sadece finansal işlemler değildi elbette, ama finansal işlemlerin mantığı her şeyi kapsıyordu. bir dünyada paranın gizlice aktarılması, vergi denetimlerinden saklanması, yasal sınırların aşılması normalleşmişse, bu normalleşme kaçınılmaz olarak başka sınırların da aşılmasına zemin hazırlıyordu.

bu noktada hukukun rolünü tartışmak elzemdir

çünkü epstein vakası hukukun nasıl çalıştığına değil, nasıl çalışmadığına dair bir ders niteliğindedir. hukuk sistemleri, teoride herkese eşit mesafede durur, uygulamada ise avukat orduları tutabilenlere, pahalı uzmanlara erişebilenlere, dava süreçlerini yıllarca sürüncemede bırakabilenlere bambaşka bir evren sunar. epstein 2008'de florida'da 100'ü aşkın çocuğa yönelik istismar suçlamalarıyla karşı karşıyaydı, ama aldığı ceza gülünçtü. on üç ay hapis, ama haftada altı gün dışarı çıkabilme izniyle. bu bir hukuk kazası değildi, bu bir anlaşmaydı. dönemin savcısı alexander acosta yıllar sonra bu kararı açıklamak zorunda kaldığında ağzından dökülen sözler her şeyi özetliyordu: bu iş beni aşar, istihbarat meselesi. bu itiraf, devletin epstein'ı korumadığı, sadece görmezden geldiği savını çürütür. devlet burada aktif bir oyuncuydu. kendi vatandaşlarını, dahası kendi çocuklarını, büyük sermayenin ve istihbarat ağlarının çıkarları uğruna feda etmişti. bu, devletin küçülmesi değil, devletin bizzat sermaye tarafından özelleştirilmesiydi. türkiye'de de mesem'de çocuklar burjuvazinin çıkarları için öldürülmüyor mu?

epstein ağında dolaşan isimlerin çeşitliliği de ayrı bir ders içerir

sağcı politikacılar, liberal entelektüeller, kraliyet üyeleri, teknoloji milyarderleri, ünlü bilim insanları... bu çeşitlilik, meselenin herhangi bir ideolojik kampa ait olmadığını gösterir. sol ya da sağ, muhafazakar ya da liberal, hepsi aynı sistemin işleyişine dahildi, çünkü hepsi aynı sermaye düzeninin içinde yüzüyordu. sermaye parti tanımaz, ideoloji tanımaz, ahlak tanımaz; sermaye yalnızca büyümek ister. ve bu büyüme sürecinde, engellerden kurtulmak için her türlü yolu kullanır. epstein, bu yolların en karanlık olanlarında uzmanlaşmıştı. onun sunduğu hizmet yalnızca finans danışmanlığı değil, bir tür suç ortaklığı sigortasıydı. güçlü insanları hassas durumlarla ilişkilendirmek, bu ilişkileri belgelemek ve böylece karşılıklı bir dokunulmazlık ağı oluşturmak. kimse kimseyi ifşa edemezdi, çünkü herkes aynı şeyin içindeydi.


bu mekanizma, günümüzde bir gizli örgütün komplosu olarak değil, sistemin kendi iç mantığının zorunlu bir sonucu olarak anlaşılmalıdır. komplo teorileri bizi rahatlatır, çünkü sorunun kaynağını bir avuç kötü niyetli insana indirgememize izin verir. oysa mesele çok daha yapısaldır. offshore bankacılık sistemleri, amerikan eyaletlerinde kurulan anonim trust'lar, delaware ve nevada'daki paravan şirket cennetleri, bunlar kimsenin gizlice tasarladığı şeyler değil, parlamentolarda oy birliğiyle kabul edilen yasalarla inşa edilmiş yapılardır. zenginlerin parasını vergi dairesinden saklayan sistemle, epstein'ın kurbanlarını ailelerin gözünden saklayan sistem aynı mimariyi paylaşır. gizlilik, bu düzenin hem aracı hem de ürünüdür. sermaye ne kadar büyürse, o kadar görünmez olmak ister; ne kadar görünmez olursa, o kadar denetimsiz kalır; ne kadar denetimsiz kalırsa, o kadar pervasızlaşır. epstein bu pervasızlığın sembolü haline geldi, ama onu yaratan koşullar aynen devam ediyor.

ghislaine maxwell'in tutuklanması ve mahkum edilmesi, kamuoyuna bir adalet duygusu yaşattı. sonunda birileri cezalandırılmıştı. ama bir an için soğukkanlılıkla düşünelim: maxwell'in hapiste olması, offshore hesapları kapattı mı? trust yasalarını değiştirdi mi? siyasi bağışların yarattığı bağımlılık ilişkilerini ortadan kaldırdı mı? zenginlerin hukuku bir hizmet olarak satın almasını engelledi mi? hayır. yargılanan birkaç birey oldu, ama sisteme dokunulmadı. günah keçileri seçildi, ritüel gibi bir arınma töreni gerçekleştirildi ve düzen olduğu gibi kaldı. bu, egemen sınıfların kriz yönetiminin klasik stratejisidir: birkaçını feda et, yapıyı koru. kamuoyunun öfkesini bireysel hedeflere yönlendir, sistemik sorgulamayı engelle.

Maxwell ve Epstein

epstein 2019'da hücresinde ölü bulunduğunda, kamuoyu iki kampa ayrıldı: intihar mı, cinayet mi? bu tartışma da aynı tuzağı içeriyordu. nasıl öldüğü sorusu, neden onca yıl korunduğu sorusunun önüne geçti. ölümü bir komplo kanıtı olarak sunuldu, böylece yaşamını mümkün kılan sistem bir kez daha arka plana itildi. oysa asıl skandal ölümünde değil, yaşamındaydı. on yıllarca gözler önünde işlenen suçların görmezden gelinmesindeydi. en güçlü devletin, en gelişmiş denetim mekanizmalarına sahip olduğu iddia edilen sistemin, bir adamın yüzlerce çocuğa sistematik olarak zarar vermesine izin vermesindeydi. bu izin, bir ihmalden çok bir tercihti. ve bu tercih, bireysel bir ahlaksızlığın değil, kolektif bir sınıfsal çıkarın ürünüydü.

bugün epstein dosyalarının tamamına erişmemiz hala mümkün değil

belgelerin önemli bir kısmı hala mühürlü, isimler hala karartılmış, hikayenin tamamı hala gizli. bu gizlilik bile başlı başına bir ders içerir. eğer gerçekten sadece birkaç sapkın birey söz konusu olsaydı, her şeyi açıklamak sistemin lehineydi. ama gizlilik sürdürülüyorsa, bu korunan şeyin bireyler değil, sistemin kendisi olduğuna işaret eder. finansal gizliliğin korunması, siyasi bağlantıların saklanması, kurumsal itibarların zedelenmemesi, bunlar hep aynı önceliğin farklı görünümleridir. sermaye düzeni, kendi meşruiyetini korumak için gerçeğin tamamının ortaya çıkmasını engellemek zorundadır.

bütün bunlardan çıkarılacak ders, rahatsız edici kadar açıktır. epstein vakası bir bireysel sapkınlık hikayesi değildir, bir sınıf hikayesidir. sınırsız zenginliğin sınırsız güç yarattığı, bu gücün her türlü denetimden bağımsızlaştığı, bağımsızlaşan gücün en temel insani normları ayaklar altına aldığı bir düzenin hikayesidir. bu düzende çocuklar korumasız kaldı, çünkü onları koruması gereken kurumlar, onlara zarar veren sermayenin kontrolündeydi. hukuk eğildi, medya sessiz kaldı, siyaset göz yumdu, çünkü hepsinin bağımlılık ilişkileri aynı sermaye ağlarına uzanıyordu. ve bugün, epstein öldükten, maxwell hapse girdikten sonra bile, bu bağımlılık ilişkileri aynen sürüyor. yeni epstein'lar yaratılmaya devam ediyor, çünkü onları yaratan yapı dokunulmadan duruyor.

belki de bu yüzden epstein vakasının gerçek dersi, bireysel kötülüğün peşine düşmek değil, onu mümkün kılan kolektif yapıyı sorgulamaktır

magazin manşetlerinin ötesine geçip yapısal sorular sormaktır. neden offshore hesaplar var? neden siyasi bağışlar bu kadar belirleyici? neden zenginler için ayrı bir hukuk işliyor? neden servet bu kadar görünmez olabiliyor? bu sorular sorulmadığı sürece, epstein ismi bir skandal olarak tarihe gömülecek, ama onu yaratan düzen yeni skandallar üretmeye devam edecektir. unutmayalım ki bu, bireysel bir sapkınlık hikayesi olmanın çok ötesinde, acımasız bir sınıf savaşıdır. ve bu savaşta, sınırsız sermaye birikiminin yarattığı canavarları yok etmeyi öğrenmedikçe, onlar doyumsuz iştahlarıyla en savunmasızları, çocukları bile yutmaya devam edecektir.