En Sevilen Bazı Kurgu Karakterlerin Dahil Olduğu Tip: Entelektüel Kahraman Modeli
entelektüel kahraman arketipi, carl gustav jung’un kahraman arketipinin bilgi yoğun modern çağda zihinsel gücünü ön plana çıkaran bir versiyonudur.
jung'a göre dört temel arketip şunlardır: öz (self), gölge (shadow), maske (persona) ve anima/animus
jung, dört temel arketipin birbirine karışarak 12 arketipsel figür (arketipsel imge olarak da bilinir) ortaya çıkarabileceğini kabul etmiştir. bunlar: hükümdar (ruler), yaratıcı/sanatçı (creator/artist), bilge (sage), masum (innocent), kaşif (explorer), isyancı (rebel), kahraman (hero), sihirbaz (wizard), soytarı (jester), herkes (everyman), sevgili (lover), bakıcı (caregiver)
carl gustav jung için kahraman, ego’nun bilinçdışına karşı mücadelesidir. anne arketipinden (konfor) kopar. canavarla (gölge) yüzleşir. bilinç kazanarak geri döner ve kahraman haline gelir. bu senaryo, joseph campbell tarafından kahramanın sonsuz yolculuğu kitabında detaylı şekilde ele alınmıştır.
entelektüel kahraman ise, konforlu bilgi alanından çıkar. yanlış anlatı ve ideoloji ile mücadele eder. aklını ve bilgisini, sembolleri anlamlandırmak ve gizemleri çözmek için kullanır. önceki anlatılardaki gibi fiziksel bir mücadele ve savaş gibi olaylardan çok, bilişsel bir alanda mücadele vardır. bu şekilde hakikate ulaşılır.
20. yüzyılda bilgi toplumuna geçiş, gücü ve dünyayı şekillendirme dinamiklerini de değiştirdi. 20. yüzyılda bilgi kıttı ve bilgiye ulaşıp kullanan ilk kişi kahraman oluyordu. 21. yüzyılda ise bilgi neredeyse sonsuz, bu nedenle bilgiyi ayıklayan ve anlamlandıran kişi kahraman olmakta.
edebiyata dönecek olursak bu türün en önemli mihenk taşları gizem edebiyatının çıkışa geçtiği dönemle ilişkilidir. edgar allan poe ile başlayan gotik gizem edebiyatı, arthur conan doyle tarafından 1800'lerin sonlarında yaratılan sherlock holmes karakteri ile bir kahramana kavuşur. sherlock holmes bu alanda adeta bir ikon olarak kendinden sonra gelen birçok karaktere esin kaynağı olur. sherlock holmes karakteri için de aslında edgar allan poe tarafından yaratılan dedektif auguste dupin karakterinden esinlenilmiştir. bir özel dedektif olan holmes, mantığı ve gözlem yeteneğini kullanarak suç vakalarını çözer. 1990'lara gelindiğinde, 25.000'den fazla sahne uyarlaması, film, televizyon yapımı ve yayın dedektifi konu almıştı. guinness dünya rekorları onu film ve televizyon tarihinde en çok canlandırılan edebi karakter olarak listeler.
agatha christie tarafından 1900'lerin başında yaratılan hercule poirot ile miss marple gözlem yeteneği, kıvrak zekası ve sezgi güçleri ile karmaşık olayları çözmektedir. kanıtlar üzerinden ilerleyen olay çözümlemelerine gittikçe psikolojik boyutun daha fazla eklendiğini görürüz. diğer kentsoylu ve ön plandaki görünür kahramanların aksine miss marple kırsaldaki ilişkiler, sosyal beceri ve davranışsal örüntüleri anlama becerisi ile fark yaratan görünmezlik pelerinli bilge ihtiyarı temsil eder. agatha christie tarafından yazılan the mousetrap oyunu ise 30.000 oyunu ve 75 yılı aşkın sahnelenme süresi ile en uzun süre sahnelenen oyun ünvanını taşımaktadır.
1980'lerde umberto eco, gülün adı ve foucault sarkacı romanları ile tarih anlatısı ve bilinen geçmişteki gizemleri irdeleyerek daha derin bir perspektif sunar. gülün adı kitabının kahramanı william of baskerville açıkça sherlock holmes esinlidir. bilginin gücünü vurgularcasına hikayenin merkezi manastır kütüphanesidir. gülün adı, yorum yasağının şiddetini anlatır; foucault sarkacı ise aşırı yorumun sakıncaları üzerine bir eserdir. bu açıdan foucault sarkacı entelektüel kahraman arketipinin bir eleştirisi olarak görülebilir.
1980'ler sinemanın bu alana ilgi göstermesiyle beraber indiana jones karakterini karşımıza çıkarır. bu sayede entelektüel kahraman arketipine bir de akademisyen ünvanı eklenir. aslen arkeolog olan indiana jones, aksiyon içinde olduğu hikayelerde post-kolonyal keşif romantizmi ile egzotik alanlarda maceralar ve hazineler peşinde koşar.
1990'larda ise martin mystere çizgi roman dünyasında alternatif tarih anlatıları ile okuyucuyu tanıştırarak bir yandan insanları eğlendirerek bir yandan da onları araştırmaya ve öğrenmeye teşvik eder. antropoloji, arkeoloji, mitoloji, tarih alanlarında çok disiplinli bir araştırmacı olan mystere, gizem ve bilim yanında zaman zaman doğaüstü, paranormal ve spekülatif alanlara da girer. mitolojik semboller ve ezoterik işaretler arar. bu hikayeler için tüm dünya bir sahne ve oyun alanı olur.
2001 yapımı atlantis the lost empire animasyonu da yine akademisyen bir kahraman olan milo thatch'in kayıp uygarlık atlantis'i arama hikayesini anlatır ve genç izleyiciyi de bu alana çeker. martin mystere de ilk maceralarında atlantis uygarlığını araştırdığı için ülkemizde aynı zamanda atlantis olarak da bilinmektedir.
roman ve sinema alanındaki son büyük çıkış ise dan brown tarafından 2000'lerde yaratılan robert langdon (da vinci şifresi, melekler ve şeytanlar, cehennem, kayıp sembol, başlangıç, sırların sırrı) karakteri ile yaşanır. aslen harvard'lı bir semboloji profesörü olan langdon tarikatlar ve cemaatlerin içinde olduğu küresel komplolar arasında hristiyanlık, rönesans sembolleri, kutsal metinlerin alternatif okumaları yaparken bir yandan da mimari ve sanat eserler ile çevrili bulmacaları çözmeye çalışır. martin mystere'de egzotik bölgeler ve robert langdon'da ise farklı kentler ele alınarak maceralar tek bir ülkeye sıkışmaz, dünya bir açık hava müzesidir. bu açıdan küreselleşmenin kültürdeki yansımalarını da görürüz.
entelektüel kahraman arketipinin gelişimine bakacak olursak
dönemler ilerledikçe aksiyon azalır, entelektüel yoğunluk artar. sezgi, gözlem, zeka, bilgiye erişim, sorgulama, yorumlama becerileri gibi modern insanın kendisi ile özdeşleşebileceği bir rol model sunar. edebiyat ve sinemadaki anlatılar aslında sembolik olarak, kişinin fırlatıldığı komplo teorileri, post-truth ve dezenformasyon dünyasında, kendisine sunulan doğrular ile yüzleşmesini gerektirecek bir zaman geleceğini göstermektedir. bu zaman geldiğinde aynen entelektüel kahraman arketipi gibi bilinen tüm doğruların sorgulanması, yıkılması ve tekrar bir dünya inşa edilerek özün genişletilmesi söz konusu olacaktır. hayatınızda sorgulamalara başladığınız anda geri dönüşü yoktur. pandora'nın kutusu açılmıştır ve zaman ileriye akarak aynen evren'in sürekli genişlemesi gibi zihnimizi de genişletmektedir. zaten her birimizin kendi hikayemizin kahramanı olduğumuzu unutmamıza da asla izin vermez akan zaman...