Dünyanın En Uzun Yaşam Ömrüne Sahip Yeri Olan Hong Kong Bunu Neye Borçlu?
hong kong, 85,5 yıl ile dünyanın en uzun yaşam ömrüne sahip ülkesidir. (wiki)
ayrıca yıllık kişi başına 137kg toplam et tüketimi ile dünyanın en fazla et tüketen ülkesidir. (wiki)
et tüketimi ile uzun yaşam arasında ilişki bulan bir çok çalışma olmasına rağmen
(örnek: pmc.ncbi.nlm.nih.gov)
ana akım kaynaklarda uzun yaşam ömrü için yapılan tavsiyelerde hong kong'taki beslenme şeklinden bahsedilmez. hatta hong kongluların neden uzun yaşadığı hakkındaki yazılarda bile dünyanın en yüksek et tüketime sahip olan ülkesi olduğundan bahsedilmez. (örnek: oalglobal.cuhk.edu.hk)
uzun yaşam için sıkça bahsedilen mavi bölge ülkelerinin (okinava, yunanistan ikarya, italya sardilya gibi) aslında çok uzun yaşam ömürleri olmadığı, bu yerlerin çok uzun yaşam ömrü çıkmasının temel sebebinin bu yerlerde doğum kayıtlarının düzgün tutulmaması ve insanların emeklilik ve yaşlılık yardımları almak için yaşlarını yüksek beyan ettiği ortaya çıkartıldı. (aljazeera.com)
hong kong ise dünyada en iyi doğum kayıtlarının tutulduğu ülkelerden biri, hong kong için diğer uzun yaşamın olduğu iddia edilen yerlerdeki gibi bir usulsüzlük durumu söz konusu değil. buna rağmen uzun yaşamdan bahsedilirken hong kong'tan pek bahsedilmiyor.
sağlıklı ve uzun yaşam için beslenme şeklinden bahsedilirken sıklıkla akdeniz diyetinden bahsediliyor. akdeniz 21 ülkenin kıyısı olduğu bir birinden çok farklı beslenme alışkanlıklarının olduğu çok geniş bir bölgedir. akdeniz diyeti diye tanımlanabilecek bir diyet yok. sadece yunanistan'ın adalarından bile bir birinden çok farklı beslenen insanlar var. akdeniz diyetinden bahsedilirken bolca sebze ve bitki tüketilmesinden bahsedilir. fakat uzun yaşam için örnek verilen akdeniz'deki sardinya, ikeria gibi yerler dağlık, insanların deniz ürünleri yanında bolca koyun keçi eti ve peynir tükettiği yerlerdir. akdeniz'de tahıl ve bitkisel ağırlıklı beslenen yerlerinde (mısır, libya) yaşayanların yaşam ömrü bolca hayvansal ürün tüketen diğer akdeniz'deki yerlerden daha kısa olmasına rağmen akdeniz diyeti diye önerilenin bolca bitki tüketilmesi de çarpıcıdır.
hong kong ise çok küçük bir ülkedir ve kanton mutfağı egemendir. hong kong akdeniz ile karşılaştırılamayacak kadar küçük ve az mutfak çeşitliliğinin, özellikle eski hong konglular için, olduğu bir yerdir. bu sayede uzun yaşayan (örnek 100 yaş ve üstü) hong kongluların nasıl beslendiklerini tespit etmek çok daha kolaydır. buna rağmen hong kong beslenme tipinden bahsedilmiyor.
hong kong'un büyük bir bölge olan kanton bölgesinin bir parçasıdır. yaşlı hong kongluların büyük çoğunluğu zamanında güney çin'den hong kong'a göç edenlerdir. hong kong'ta egemen olan kanton mutfağının güney çin'de de egemendir. güney çin'deki diğer yerler tarihsel olarak hong kong'a göre çok daha fakir olduklarından çok daha düşük et tüketimleri vardır. konunun çarpıcı yanı ise güney çin'deki az et tüketen yerlerde hong kong'taki kadar uzun yaşam ömrü görülmüyor. hong kong çevre bölgelere göre hem çok daha yüksek et tüketen hem de çok daha uzun yaşayan bir yerdir.
et tüketimi ile sağlıklı uzun yaşam arasındaki ilişki japonya, çin ve diğer bir çok asya ülkesinde de görülüyor. fakat bu ilişki batıda açıkça görülmüyor. çok et tüketen abd, avusturalya, arjanti çok uzun yaşam ömrüne sahip ülkeler değiller. her ne kadar hayvansal ürünler özellikle peynir tüketimi ile uzun ömür arasında ilişki bulan bir çok çalışma da batıda yapıldı. batıda yüksek et tüketen ama çok yüksek yaşam ömrü olmayan yerlerle hong kong ve diğer yüksek et tüketen asya ülkelerinin mutfak kültürleri karşılaştırıldığından ilginç bir durum ortaya çıkıyor. batı ülkelerinde özellikle abd, avusturalya, arjantin gibi yerlerde et tüketimi artınca etin yanında sağlıksız olduğu bilinen ürünlerin de tüketimi artıyor. yüksek et tüketenler aynı zamanda daha fazla patates kızartması, kola, şekerli içecek, alkol tüketiyor. hatta daha fazla sigara içiyorlar, daha az sağlıklarına önem veriyorlar ve daha az spor yapıyorlar. on yıllardır batıda yapılan et sağlıksızdır propagandası sonucunda sağlıklı yaşamı öncelikleyen insanlar et tüketiminden uzaklaşıyorlar. hong kong'ta ve asyada ise bu durum yok. kanton mutfağı pirinç temelli bir mutfak. kanton yemeklerinde zenginlik arttıkça içindeki et miktarı artar ama pişirilme şekli değişmez. fakir biri içi boş veya az biraz etli pirinç pilavı yerken, zengin biri içinde bolca et daha az pirinç olan yemek yer. geleneksel olarak et tüketimi zenginlik ve sağlık ile ilişkilendirildiğinde sağlıklı yaşamaya çalışanlar, düzenli spor yapanlar et tüketimlerini azaltmaya çalışmazlar.
batıda peynir ve süt tüketiminin sağlık ve uzun yaşam arasında olumlu ilişki bulmasındaki sebebin de hong kong'taki et tüketimi gibi batıda insanlar peynir tüketimi artırdıkça tahıl ve bitki tüketimlerini azaltması ve sağlıksız gıdaların tüketimi arttırmamasıdır. peynir tüketen daha az ekmek , şeker ve hazır gıda tüketiyor.
hong kong'u beslenme konusunda diğer ülkelerden ayıran bir diğer nokta ise hong kong'taki iktidar yapısının et tüketimini teşvik etmesidir. et ile insanları doyurmak, tahıl ve bitkilerle göre çok daha maliyetlidir. dünyadaki çoğu ülke için et ile halkın tamamını doyurmak imkansızdır. mesela 90 milyonluk türkiye'nin kişi başı et tüketimi hong kong'un 4 biri kadar buna rağmen türkiye et üretimi talebi karşılayamıyor ve insanlar et fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ediyor. buna karşın türkiye etsiz sadece tahıl ve bakliyat ile beslense değil 90 milyon 190 milyon insanı bile çok ucuza kolaylıkla besleyebilir. bu yüzden türkiye diğer ülkeler halklarının çok et tüketmesini gıda güvenliği açısından istemezler. hong kong ise tüm gıdasını, tahılını da etini de ithal ediyor. ayrıca hong kong çok zengin olduğu için etin ek maliyeti hong kong ekonomisi için ciddi bir sıkıntı yaratmıyor.
honk kong'u sıradışı yapan diğer bir durum ise hong kong'un demokrasi değil zengin ailelerin yönettiği bir oligarşi olmasıdır. hong kong'u yöneten bu zengin aileler hong kong'ta tekeller yaratıp kendilerine kazançlar sağlarlar. diğer ülkelerdeki ekonomik kazançlara baktığınızda tahıl, şeker ve bitkisel yağlara dayalı şirketlerin hayvansal ürünlere dayalı şirketlerden çok daha fazla kazandıkları görülüyor. dünyadaki tüm büyük gıda firmaları, coca cola, nestle, unilever bitki temelli şeker ve tahıla dayalı iş yaparlar. bu şirketlerin kazançları en değerli et şirketlerinin kazançlarının onlarca katı seviyesinde. bu yüzden büyük şirketler ve zenginler için tahıl ve şeker tüketimin arttırılması, et tüketimin arttırılması açısından çok daha kazançlıdır. hong kong'ta ise et ürünleri ithalatı iki büyük ailenin tekelindedir. bu aileler hong kong'un beslenmesini kontrol edebildiklerinden, onlar için daha yüksek maliyetli et tüketiminin arttırılması tahıl tüketiminin arttırılmasından daha kazançlı oluyor. bu yüzden hong kong'ta diğer ülkelerde olduğu gibi et karşıtı, tahıl ve şeker tüketimi odaklı reklam ve propaganda daha az görülüyor.
hong kong sıra dışı özellikleri ile insanın ideal beslenmesi için çok değerli bir örnek olmasına ve açıkça et tüketiminin sağlıklı uzun yaşam ile ilişki olduğunu göstermesine rağmen et tüketiminin arttırılması egemen devletlerin ve şirketlerin çıkarına gelmediğinden beslenme konusunda hong kong'tan pek bahsedilmez.