Domuzlar Eşlerini Gerçekten Kıskanmıyor mu?

Sosyal medyada ara ara gördüğümüz "domuzlar eşlerini kıskanmıyor" şeklindeki önerme ne kadar doğru?
Domuzlar Eşlerini Gerçekten Kıskanmıyor mu?

yıllardır dolaşan, "bunu kim uydurdu acaba" diye düşündüren bu mesnetsiz iddianın esasında varmak istediği muhteşem sonuç bakın şu: "domuz eşini kıskanmıyor; zaten domuz eti yiyen batılılar da eşlerini bu yüzden kıskanmıyor."

yani esasında olay zoolojiden ziyade insanın kendi ahlak anlayışını hayvanların üzerine yansıtmasından ibaret bir sonuç çıkarımı. bir de akabinde beslenme ile karakter yükleme ilişkilendirmesi. nereden tutsan elinde kalacak bir çıkarımlar zinciri...

öncelikle, hayvanlar aleminde eş, namus, sadakat ve de "gavatlık" gibi kavramlar mevcut değil. aklı başında tek bir insan bile bunu iddia edemez. doğada "bu dişi benim namusum" diye kavga eden tek bir hayvan da bulamazsınız.

hayvanların türlerine göre çiftleşme davranışları birbirinden son derece farklı. iki tane belgesel izleyen insan bile buna çabucak vakıf olabilir pekala. tabii ki tek eşlilik gösteren türler olduğu gibi; birden fazla eşle çiftleşen, aynı üreme döneminde birden fazla erkekle çiftleşen veya çiftleşmeden sonra partnerini tamamen unutan, terk eden türler de var. doğadaki hayvanların büyük çoğunluğu esasında poligamiktir (çok eşli). şimdi kafadan bir yüzde yazmayayım ama memelilerde bu durum ezici bir çoğunlukta, bu bilgi cebinizde dursun. en çok tek eşlilik ise kuş türlerinde görülür.

domuzlar açısından bakarsanız da memelilerde sıklıkla gözlemlendiği gibi bir erkek, bir dişi ile "hayatını birleştirmez". üreme dönemi gelir, genlerini aktarır ve yoluna devam eder.

ama yine memelilerde sıklıkla ya harem ya da bölge koruma davranışı gözlemlenir. domuzlarda da bölgesel davranışlar hakimdir. bir erkek kendi bölgesindeki dişiler ile çiftleşir ama bölgesine giren başka bir erkek ile amansız bir savaşa girer. hatta yaban domuzlarında gözlemlenen devasa köpek dişleri daha çok bu kavgalar için kullanılır. ölümüne bile olabilir bu kavgalar. burada elbette "namusumu koruyorum" gibi bir motivasyon yok. erkekler arasındaki rekabetin temelinde üreme başarısı ve genlerini gelecek nesle aktarabilme ihtimali var sadece.

yani ortada "hoş geldin karşim, buyur ben bakmıyorum dişimle sen de takıl" şeklinde bir domuz misafirperverliği bulunmuyor. tam tersine, üreme döneminde erkekler arasında ciddi bir rekabet söz konusu. "domuz çok gavat bir hayvandır, eşini diğer domuzlara peşkeş çeker hatta pezevenkliğini yaparlar" çıkarımı hem kendi içinde komik hem de gerçeklerden tamamen uzak bir safsatadan ibaret olabilir.

insani gözlüklerle bakacak olursak; erkek aslanın birden fazla dişiyle çiftleşmesini veya yabancı bir aslanın bir haremi ele geçirdiğinde eski erkekten kalan yavruları öldürmesini "soykırım", penguenlerdeki eşleşmeyi ki bir çakıl taşı karşılığı kaçamak yapan penguen gerçeğini hiç görmeyip "kutsal sadakat", bonoboların cinsel davranışlarını ise "ahlak bozukluğu" olarak etiketleyip konuyu "sodom ve gomore" benzetmelerine kadar uzatabiliriz. ama bunlar ancak kendi insani bakış açılarımızla yaptığımız zorlama değerlendirmeler olabilir.
zira hayvanlar böyle yaşamıyor. onlarda sosyal veya ahlaki normlar yok. hayvan davranışının temelinde üreme başarısı, kaynaklara erişim, rakiplerle rekabet, bunları düzenleyen hormonlar ve genlerin aktarılması gibi biyolojik mekanizmalar var.

ama iddiaya dönecek olursak, bence asıl komik olan ise buradan insan karakterine geçiş yapılması: "domuzu yiyorsun ve domuzun davranışları sana geçiyor." bu durumda keçi yiyince inatçı, koyun-kuzu yiyince uysal, dana eti yiyince miskin, balık yiyince ele avuca sığmaz falan olmak gerekiyordu belki de. köpek eti tüketen toplumların da sokakta arabaların peşinden koşup tekerleklere çiş ile işaret bırakılmasını beklememiz gerekirdi belki de bilemiyorum suat.

fakat mideye giren protein domuzdan geldiği için matrix kasedi gibi ilgili hayvanın karakterini bünyeye yüklemesini yapmıyor. basit bir biyolojik işlem ile amiyane tabirle boku çıkana kadar sindiriliyor, parçalanıp aminoasitlere ayrılıyor ve vücut tarafından kullanılıyor. yani ortada gastronomik bir simya söz konusu değil. yani esasında karakteri ve ahlakı belirleyen şey protein zincirleri değil; yetiştiğin kültür ve aldığın eğitim.

ayrıca bir "gavatlık geni" olduğunu iddia ile birlikte kanıtlarsanız, onu yiyene aktarılacak olması hususunu da belki o zaman yine konuşur oluruz.

dolayısıyla domuz etinin haram kabul edilmesi ayrı bir konu. dini bir hüküm olarak "domuz eti yenmez" diyor olmanız size makul geliyor ise mesele bitmiştir zaten. bu konu hakkında da şurada yazmıştım gerçi: (bkz: #180718896) bunun için hayvana sonradan karakter analizi yapıp alt metin yüklemenize ve olmayan bir neden-sonuç ilişkisi kurmanıza hiç gerek yok.

demem o ki; bu tarz "hayvan davranışları üzerinden insan ahlakı devşirme" çabaları absürt örnekleriyle ancak birer fabl konusu olabilir, ötesi değil.

Kaynak