Değeri Yeterince Bilinmeyen Bir Film: Dungeons & Dragons: Honor Among Thieves

2023 tarihli D&D uyarlamasının hakkını en azından bu incelemeyle vermeye çalışalım.
Değeri Yeterince Bilinmeyen Bir Film: Dungeons & Dragons: Honor Among Thieves

dikkat bu yazı bolca spoiler içerir!

dungeons & dragons'ı sinemaya uyarlamak, doğası gereği herkülvari bir çabadır. zira bu, tek bir anlatıdan, sabit bir karakter grubundan ya da değişmez bir tondan ziyade, kolektif hayal gücünün beslediği, sonsuz olasılıklar ve kişisel yorumlarla şekillenen bir oyun sistemidir. her masa, kendi mitolojisini, kendi kahramanlarını ve kendi mizah anlayışını yaratır. geçmişteki başarısız denemelerin hayaleti ve critical role gibi fenomenlerle yeniden canlanan popülaritesinin baskısı altında, john francis daley ve jonathan goldstein'ın "hırsızlar arasındaki onur"u, bu zorlu göreve cesur, mizah dolu ve şaşırtıcı derecede samimi bir yaklaşımla soyunuyor. film, belirli bir d&d modülünü birebir aktarmak yerine, oyunun özündeki o kaotik, komik ve çoğu zaman beklenmedik macera ruhunu yakalamayı hedefliyor ve bu hedefinde büyük ölçüde başarılı oluyor; ancak her zar atışının kritik bir başarı getirmediğini de kabul etmek gerek.

film, bizi faerun'un tanıdık topraklarına, özellikle de kılıç sahili'nin (sword coast) hareketli merkezlerinden neverwinter ve buzlu kuzeydeki ıcewind dale gibi ikonik mekanlara taşıyor. hikayenin merkezinde, chris pine'ın canlandırdığı, karizmasıyla durumu idare eden ama planları sıkça suya düşen bard edgin darvis yer alıyor. pine, hollywood'un diğer chris'lerinden farklı olarak, kusurlu, kendine güvensiz ama özünde iyi niyetli lider arketipini ustalıkla sahipleniyor. edgin, bir ozandan bekleneceği üzere, kılıçtan çok lavtasına ve zekasına güveniyor; sorunları kaba kuvvetle değil, (çoğunlukla başarısız) kurnaz planlarla çözmeye çalışıyor. yanında ise michelle rodriguez'in canlandırdığı, barbarian holga kilgore var. rodriguez, alışılagelmiş sert kadın rollerinden sıyrılarak, holga'ya beklenmedik bir duygusal derinlik ve edgin ile arasında sarsılmaz bir yoldaşlık kimyası katıyor. holga'nın barbar sınıfına özgü öfkesi (rage) ve fiziksel gücü, grubun kaba kuvvet ihtiyacını karşılarken, patates sevgisi gibi küçük detaylar karakterine insani bir boyut ekliyor. bu ikili, sinemanın nadiren işlediği, romantik olmayan ancak derin bir sevgi ve sadakate dayanan bir sonradan edinilmiş aile dinamiğinin temelini atıyor.

ekibin diğer üyeleri de d&d sınıflarının ve arketiplerinin başarılı yorumları. justice smith'in canlandırdığı simon aumar, soyundan geldiği efsanevi büyücü elminster'in gölgesinde ezilen, özgüvensiz bir genç büyücü (sorcerer). sihri doğuştan gelse de, kontrol etmekte ve kendine inanmakta zorlanması, birçok d&d oyuncusunun "başarısız büyü atışı" anlarıyla empati kurmasını sağlıyor. onun karakter arkı, potansiyelini keşfetme ve korkularını yenme üzerine kurulu klasik ama etkili bir yolculuk. sophia lillis'in hayat verdiği doric ise, vahşi doğayla derin bir bağ kuran ve gerektiğinde korkutucu bir baykuşayı'na (owlbear – d&d'nin en ikonik melez yaratıklarından biri) dönüşebilen bir tiefling druid. doric'in şekil değiştirme (wild shape) yeteneği, hem görsel olarak etkileyici sekanslara olanak tanıyor hem de grubun casusluk ve savaş taktiklerine çeşitlilik katıyor. onun emerald enclave'e olan bağlılığı ve forge'un neverwinter'daki yağmasına karşı duruşu, hikayeye politik bir boyut ve ahlaki bir pusula ekliyor.


ancak grubun belki de en unutulmaz üyesi, rege-jean page'in kusursuz bir ciddiyetle canlandırdığı paladin xenk yendar. xenk, d&d'nin klasik "lawful good" paladin arketipinin vücut bulmuş hali: sarsılmaz bir ahlak anlayışı, mutlak bir dürüstlük ve ironiyi veya alaycılığı kavrayamayan bir zihin yapısı. onun grubun daha pragmatik ve kaotik üyeleriyle olan etkileşimi, filmin en temel komedi dinamiğini oluşturuyor. page, karakterin potansiyel tekdüzeliğini, karizması ve repliklerini mutlak bir samimiyetle sunarak aşıyor. xenk, aynı zamanda tipik bir npc (oyuncu olmayan karakter) işlevi görüyor; partiye hayati bilgiler ve yönlendirmeler sunuyor, onları tehlikeli bir zindana (underdark'a yapılan yolculuk) götürüyor ve görevlerinin bir kısmını tamamladıktan sonra kendi yoluna gidiyor – tıpkı bir dungeon master'ın oyuncuları yönlendirmek için kullandığı bir karakter gibi.

kötü karakterler cephesinde ise hugh grant, forge fitzwilliam rolünde keyifli bir performans sergiliyor. grant, rogue arketipini, kaygan bir cazibe ve acımasız bir hırsla birleştirerek, sevilesi nefret edilesi bir karakter yaratıyor. ancak motivasyonu büyük ölçüde açgözlülükle sınırlı kalmış sadece. daisy head'in canlandırdığı kızıl büyücü sofina ise, thay'in kötü şöhretli necromancy ustası szass tam'a hizmet eden daha geleneksel bir kötü. onun büyü gücü ve tehditkar varlığı hissedilse de, karakter derinliği açısından forge kadar ilgi çekici olamıyor. geçmişi (xenk'in flashback'i aracılığıyla gördüğümüz thay trajedisi) ilgi çekici olsa da, filmdeki ana motivasyonu fazla jenerik kaçmış.

filmin d&d evrenini ve mekaniklerini kullanma biçimi, en büyük güçlerinden biri. hikaye, klasik bir d&d senaryosunu andırıyor: hapisten kaçış, eski dostları toplama, kayıp bir eşyayı bulma, güçlü bir düşmandan intikam alma ve sonunda daha büyük bir tehdidi durdurma. bu süreçte karşılaşılan engeller, oyunun temel unsurlarını akıllıca entegre ediyor. neverwinter kalesi'ndeki soygun planı, tuzakları etkisiz hale getirme, muhafızları atlatma ve büyülü engelleri aşma gibi klasik zindan keşfi öğelerini içeriyor. "ölülerle konuş" (speak with dead) büyüsünün kullanıldığı mezarlık sahnesi, hem d&d'nin bilgi toplama mekaniklerine zekice bir gönderme hem de filmin en komik sekanslarından biri. yaratıklar konusunda film cömert davranıyor; baykuşayı'nın yanı sıra, hazine sandığı gibi görünen ama ölümcül bir dile ve dişlere sahip taklitçi (mimic), avını yanıltıcı görüntülerle tuzağa düşüren yerdeğiştiren canavar (displacer beast) ve kurbanlarını yavaşça sindiren şeffaf, küp şeklindeki jelatin küp (gelatinous cube) gibi klasik canavarlar, hem oyuna aşina olanları gülümsetiyor hem de fantastik dünyanın tehlikesini artırıyor. underdark'taki yolculukları sırasında karşılaştıkları devasa, obur ve beklenmedik derecede komik kırmızı ejderha themberchaud ise, ejderhaların sadece korkutucu değil, aynı zamanda özgün karakterler de olabileceğini gösteriyor. büyülü eşyalar da hikayede önemli roller oynuyor; zamanı durduran ayrıştırma miğferi (helm of disjunction), edgin'in takıntısının kaynağı olan yeniden uyandırma tableti (tablet of reawakening) ve simon'un sonradan ustalaştığı, kısa mesafeli ışınlanma sağlayan hither-thither asası, oyunun temel taşlarından olan büyülü nesnelerin önemini vurguluyor.


yönetmenler daley ve goldstein, "game night"taki yeteneklerini burada da sergileyerek, aksiyonu ve komediyi dinamik bir şekilde harmanlıyorlar

aksiyon sahneleri genellikle yaratıcı ve iyi koreograflanmış, özellikle doric'in baykuşayı formundaki dövüşleri ve finaldeki labirent sekansı görsel olarak tatmin edici. ancak filmin yaklaşık iki buçuk saatlik süresi, özellikle orta bölümde temponun düşmesine neden olabiliyor. bazı yan görevler veya karakter gelişim anları biraz aceleye getirilmiş hissi verebiliyor ve hikayenin genel akışını zaman zaman yavaşlatabiliyor. yine de film, modern blockbuster sinemasının(bkz: marvel) sıklıkla düştüğü alaycı "meta" mizah tuzağından büyük ölçüde kaçınıyor. mizah, karakterlerin durumlarına ve kişiliklerine içkin bir şekilde ortaya çıkıyor; film kendi dünyasıyla dalga geçmek yerine, onun içinde var olan absürtlükleri samimiyetle kucaklıyor. bu, "princess bride" gibi klasiklerin ruhunu anımsatan, içten ve sevimli bir yaklaşım.

teknik açıdan, film görsel olarak genellikle başarılı. mekan tasarımları faerun'un zenginliğini yansıtırken, pratik efektlerin (özellikle insansı yaratıklarda) cgi ile dengeli kullanımı, dünyaya daha elle tutulur bir his katıyor. ancak bazı büyük ölçekli cgi anları, özellikle kalabalık savaş sahneleri, biraz yapay görünebiliyor. yine de genel estetik, karanlık ve kasvetli fantezilerden ziyade, daha renkli ve macera odaklı bir tonu benimsiyor.

tematik olarak "honor among thieves", yüzeydeki eğlencenin ötesinde, bulunmuş aile, kayıpla yüzleşme, affetme ve başarısızlıklardan ders çıkarma gibi evrensel konulara dokunuyor. edgin'in yolculuğu, sadece kızını geri kazanmak değil, aynı zamanda geçmişteki hatalarıyla yüzleşmek ve bencil arzularından vazgeçip sevdiklerinin iyiliğini önceliklendirmeyi öğrenmektir. grubun her üyesinin kendi kişisel mücadeleleri ve güvensizlikleri var ve birlikte çalışmaları, bireysel olarak başaramayacakları şeyleri mümkün kılıyor. bu, d&d'nin özündeki işbirliği ve sinerji ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtıyor: farklı yeteneklere sahip bireylerin, ortak bir amaç uğruna bir araya gelerek (bkz: party) zorlukların üstesinden gelmesi.

sonuç olarak

film d&d'nin karmaşık ve kişisel doğasını beyaz perdeye taşıma görevinde takdire şayan bir başarı elde etmiş. mükemmeliyetten uzak olsa da (özellikle tempo sorunları ve bazı karakterlerin yeterince derinleşememesi gibi noktalarda) filmin bulaşıcı cazibesi, güçlü oyuncu kadrosu, zekice entegre edilmiş d&d öğeleri ve içten mizahı, onu son yılların en keyifli fantastik maceralarından biri yapıyor. oyunun ruhunu, yani arkadaşlığı, kaosu, yaratıcılığı ve beklenmedik anları yakalayarak, hem sadık hayranları hem de yeni gelenleri tatmin edecek, yaklaşık 75/100'lük bir notu hak eden, eğlenceli ve tatmin edici bir seyirlik sunuyor. bunun için d&d uyarlamaları tarihinde kesinlikle bir "kritik başarı"ya yakın bir zar atışı diyebiliriz.