BYD'nin Türkiye Yatırımı: Sadece Montaj Hattı mı, Gerçek Bir Teknoloji Transferi mi?

1995 yılında çinli kimyager wang chuanfu tarafından kurulan ve çıkış noktası olarak asıl işi batarya teknolojisi üretmek olan firmadır byd. blade battery gibi yenilikçi teknolojilere sahip bu şirket, tam entegre üretim modeliyle lityum demir fosfat (lfp) batarya üretiyor. şuanda çin, abd, brezilya, macaristan ve türkiye’de kurduğu üretim tesisleriyle, küresel elektrikli araç ve batarya sektöründe en büyük oyunculardan biri haline gelmiştir.
geçtiğimiz yıl, 1 milyar dolarlık yatırım ile manisa’da bir fabrika kurarak türkiye pazarına giriş yaptı. 150.000 araç üretim kapasitesine sahip olacak bu tesis, türkiye’nin otomotiv üretim ekosistemine katkı sunarken 5.000’den fazla kişiye istihdam sağlayacak. bu konuda yapılan tartışmalarda gözden kaçırılan asıl kritik meselenin, bu yatırımın türkiye’ye sadece bir montaj hattı mı kazandıracağı, yoksa batarya üretiminde de doğrudan veya dolaylı olarak gerçek bir teknoloji transferi sağlayıp sağlamayacağı olduğunu düşünüyorum.

tüketici açısından önemli olan nihai ürün ve fiyat olsa da, türkiye’nin çinli üreticilere kapı açmasının ve batı’nın gümrük duvarlarını aşmaya yardımcı olmasının stratejik bir karşılığı da olmalıdır. türkiye’nin geleneksel ticari ortakları olan avrupa ve abd, çinli markalara karşı ticari bariyerler koyarken, türkiye’nin bu yatırımları çekmesinin batarya üretimi ve teknoloji transferiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. çin, küresel batarya üretiminin %60’ından fazlasını elinde tutarak bu alandaki liderliğini stratejik bir koz olarak görüyor ve en kritik pil hücresi üretim süreçlerini de büyük ölçüde kendi topraklarında tutuyor. bu alanda da önemli ar-ge çalışmaları yürütüyor. (bkz: lityum /#172862818) byd’nin türkiye fabrikasında araç montajı ve batarya paketleme işlemleri yapılacağı kesin, ancak pil hücresi üretiminin de buraya taşınıp taşınmayacağı şimdilik belirsiz. eğer bu yatırım sadece montajla sınırlı kalırsa, türkiye otomotiv üretiminde güç kazansa da, gerçek bir teknoloji kazanımı elde edemeyecektir. ancak, türkiye’ye yatırım yapmaya hazırlanan diğer batarya firmaları üzerinden bu sağlanabilir veya sağlanıyor olabilir.
türkiye, farasis-togg ortaklığında kurulan siro gibi girişimlerle batarya üretimine yönelik adımlar atması, bu süreçlerin çinli üreticilerle ortak bir şekilde ilerlediğini gösteriyor. catl, ganfeng lithium ve skyworth gibi çinli batarya firmalarının türkiye’de yatırım fırsatları araştırdığına dair haberler düşerken, batarya hücresi üretimi ve ar-ge çalışmalarının buraya taşınması şart. byd gibi çinli veya diğer ülkelerin firmalarıyla kurulacak ortaklıklar, yalnızca üretim değil, aynı zamanda know-how transferiyle türkiye’yi küresel batarya ekosisteminin bir parçası haline getirmelidir. eğer türkiye, bu fırsatı sadece bir montaj üssü olarak değerlendirirse, uzun vadede yine dışa bağımlı kalacaktır. ancak doğru stratejilerle, batarya üretiminde bölgesel bir lider olabilir ve alternatif bir üretim merkezi haline gelebilir. elektrikli araçların en kritik bileşeni bataryalar olduğundan, türkiye’nin pazar avantajını kullanarak bu alanda üretim üssü haline gelmesi, sektörde kalıcı bolabilmesi için zorunludur. ancak, en önemlisi de batarya teknolojisinin otomotiv sektörü dışında tüketici elektroniği, yenilenebilir enerji, depolama sistemleri, askeri teknolojiler gibi pek çok sektörde hayati bir rol oynuyor olmasıdır. dolayısıyla, bu önemli yatırımların hamasi ve dar kapsamlı olarak tartışılmaması gerektiğini düşünüyorum.

bu yatırımlar konusunda en tuhafı da türkiye’yi teknoloji transferi, milli çözümler ve saire yerine salt “çin pazarı oluyoruz” diye eleştirenlerdir. türkiye ötv gibi örtülü tariflerle kendi üretimini koruyor zaten. avrupa ve abd’ye gelince, çinli firmaların küresel batarya ve elektrikli araç sektöründeki yükselişinden ve buradaki yatırımlarından rahatsızsa, türkiye gibi stratejik konumda bulunan bir ülkede kendi elektrikli araç yatırımlarını artırabilirlerdi. ancak, şu ana kadar çinli üreticiler hızla hareket ederken batılı firmalar genellikle bürokratik engeller, uzun karar alma süreçleri, finansal ve siyasi çekinceler nedeniyle geride kaldı. avrupa ve abd, elektrikli araç ve batarya üretiminde çin’e olan bağımlılıklarını azaltmak için milyarlarca dolarlık teşvik paketleri açıklasa da, bu yatırımlar çoğunlukla kendi iç pazarlarını güçlendirmeye odaklanıyor. öte yandan, çinli üreticiler karar alma ve yatırım süreçlerinde çok daha hızlı davranıyor. bu firmalar türkiye’ye yatırımlar yaparken, avrupalı ve amerikalı üreticilerin bu pazarda daha proaktif olmaması büyük bir çelişki yaratıyor.
eğer batı, bunu dengelemek istiyorsa, türkiye’de doğrudan üretim yapmalı, batarya fabrikaları kurmalı ve güçlü ortaklıklarla teknoloji transferini desteklemelidir. ancak, batarya teknolojisi konusunda da geriye düştükleri ve “tarife atlatacaklar” diye yakınmak yerine bu açığı kapatmaları gerektiği aşikar. aksi halde, brezilya, türkiye ve macaristan gibi stratejik ülkelerdeki yatırımlarıyla çin’in batı pazarlarındaki hakimiyeti kaçınılmaz hale gelecek ve avrupalı üreticiler rekabet gücünü daha da kaybedecektir.