Büyücülük Evreninin En Yanlış Anlaşılmış Karakterlerinden Biri: James Potter

Snape'i zorbaladığı için hep kötü adam olarak bilinen James Potter'a hakkını teslim eden bir yazı.
Büyücülük Evreninin En Yanlış Anlaşılmış Karakterlerinden Biri: James Potter

şimdi bu besili dana, harry potter evreninin bence en derin karakterlerinden biri

herkes onu ya sirius'un uzantısı sanıyor ya da lily'yi “kazanan” adam diye kısaltıyor. oysa james, rowling'in sessizce ve ilmek ilmek dönüştürdüğü karakterlerin başında geliyor.

james zeki bir velet. “ders çalışan uslu çocuk” zekâsı değil bu lakin hogwarts'ta akademik olarak çok başarılı. animagus dönüşümünü reşit olmadan başarması, marauder's map gibi ileri seviye bir büyülü nesnenin ortak yaratıcısı olması, büyü gücünün sirius'la denk olduğunu gösteriyor. ama adam bunu hiç ciddiye almıyor. zekâsını vitrine koymuyor. dalga geçmek için kullanıyor; fırlamalık ata sporu pi*in.

çünkü geç doğmuş bir çocuk, ebeveynleri ile arasında ciddi yaş farkı var ve tek çocuk. aile de büyücülerin burjuvalarından. büyük büyük dedesi skele-gro iksirinin mucidi filan.

Harry Potter'ın serveti de büyük oranda bu iksirden geliyor.

james zorba bir çocuk

bu kısmı evirip çevirmeye gerek yok. snape'e yaptıkları canon'da açık, net ve rahatsız edici. james'in zorbalığı planlı bir kötülükten değil, kontrolsüz üstünlük hissinden geliyor. güçlü olduğunu biliyor, sevildiğini biliyor, sınır çizilmediği için de dolup dolup taşıyor. rowling'in sonradan özellikle vurguladığı şey şu; james'in davranışları, “karanlık bir karakter” olduğu için değil, ergenlikte kendini dizginleyemediği için böyle.

james dönüşüyor ama. büyüyor. ve daha da önemlisi olduğu insandan sadece zorba yanlarını törpülemeyi başararak dönüşüyor. hâlâ o fedakar arkadaş, aşık koca, eğlenceli baba, sadık yoldaş ve dark arts'tan ölümüne tiksinen biri olmaya devam ediyor kısacık ömründe. bu dönüşüm, james ile lily'nin birlikteliği başladıktan sonra oluyor lakin, “kadın için adam olmak” gibi değil. bu, ilk defa kendine dışarıdan bakabilen bir insanın dönüşümü. lily, james'in aynası oluyor.


james, voldemort'a karşı üç kez direnmiş isimlerden biri

bu onun sadece cesur değil, aktif olarak karşı durabilen biri olduğunu da gösteriyor. saklanmak yerine cepheye çıkanlardan yani. ve bunu yaparken “seçilmiş kişi” filan da değil; adı kehanette geçmiyor, kimse ona özel görevler vermiyor. yani james'in direnişi kader değil, tercih. snape ile arasındaki en büyük fark bu. dumbi'nin o meşhur sözüyle birebir örtüşen bir karakter. james kim olacağına, yetenekleri ile değil seçimleri ile yön veriyor.

james safkan olmasına rağmen, safkan takıntısını bilinçli olarak reddediyor. sirius gibi ailesinden kaçmıyor belki ama ideolojik olarak onlarla aynı yerde durmuyor. lily gibi muggle doğumlu biriyle evlenmesi “aşkın gücü” klişesi değil; çünkü james için bu zaten bir mesele değil. rowling bunu özellikle vurguluyor; james, kan meselesini hiçbir zaman önemsemiyor.

james, harry'yle sadece bir yıl geçiriyor ama bu bir yıl boyunca da aktif bir baba. rowling'in pottermore yazılarında altını çizdiği bir şey var; james, harry'yle vakit geçirmeyi seven, onunla oynayan, ona bakan bir figür. yani james'in “sorumsuz” hâli, baba olduktan sonra ortadan kalkıyor. bu da onun değişiminin geçici değil, kalıcı olduğunu gösteriyor.

ölümüne gelince…

james, asasını eline alamadan voldemort'un karşısına çıkıyor. kahramanlık dürtüsüyle değil; refleksif olarak yapıyor bunu. karısını ve çocuğunu korumak için zaman kazanmaya çalışıyor. kazanamıyor ama deniyor. ve bu deneme, james'in bully bir karakterden, kendini feda edeşine kadar geldiği yolu özetliyor.

james potter mükemmel değil. hatta 20'lerinin başlarında ölmüş biri için, hayatının büyük bölümünde, bayağı eldivenle filan sevilecek biri. ama rowling'in asıl derdi de bu zaten. james'den, “iyi doğmuş” bir karakter değil; iyi olmayı öğrenmiş biri çıkarmak.

o yüzden snivellus işine baksın. james'i savunacağız.