Bu Dünyanın Neresinde Olduğunu Sorgulayanlar İçin Yapılmış Bir Film: Kiki's Delivery Service

1989 tarihli Miyazaki filmini, bu dünyayla uyumlu olup olmadığını sorgulayan her izleyici için tavsiye ederiz.
Bu Dünyanın Neresinde Olduğunu Sorgulayanlar İçin Yapılmış Bir Film: Kiki's Delivery Service

(bkz: hayao miyazaki) yönetmenliğinde, bilgisayar efektlerinin olmadığı o dönemde(1989) her karesi tek tek elle çizilerek üretilmiş ghibli stüdyoları filmi.

neyse, teknik detayları bir kenara bırakıp hissettirdiklerine geleyim. baştan uyarayım; büyük olanlar lütfen bu filmden uzak dursun. çocuklar ve kalbi hala çocuk olarak atanlar izlesin.

bu bunaltıcı sıcaklarda ve ruhsal olarak da epey bunalımlı bir günün sonunda, bir arkadaşımın uzun zamandır "lütfen bu filmi izle, sen de bir cadısın çünkü" diye başımın etini yediği o filmi sonunda izleme kararı aldım. demek ki doğru zaman bugünmüş, iyi ki de dinlemişim arkadaşımı.

meğer izledikten sonra şunu fark ettim; elimde bir süpürgem yok, uçamıyorum. kedilerin konuşmalarını da anlayamıyorum. daha çok ben konuşuyorum onlar dinliyor. yani sadece uçan süpürgemin olmaması ve kedilerin konuşmalarını anlayamamam cadı olmamı engelliyor, tek eksiğim bunlar sanki. e tabii gözlerimi bulutlara diktiğim zaman üstlerinde hoplayıp zıpladığımı hayal ediyorum, bu da benim cadılık alametim olabilir mi acaba diye düşünmeden de edemedim.

joe hisaishi'nin o insanı alıp götüren müzikleri eşliğinde dünyadan tamamen soyutlanıyorsunuz. izlerken dış dünyayı unutturuyor; film hem kalbe, hem göze, hem ruha dokunuyor.


dünyanın bu sıkıcılığından bir anlığına masal dünyasına geçiş yapmanın en güzel yoluymuş. sıkıntılı günlerde tekrardan kaçıp sığınabileceğim şahane bir liman buldum. bu usta yönetmenin izlediğim ilk filmi oldu ve kesinlikle bundan sonra diğer filmlerini de izleyeceğim. kalbi çocuk kalanlar kaçırmasın.

film ilk bakışta 13 yaşındaki bir cadının süpürgeyle kuryelik yapma hikayesi gibi dursa da aslında büyüme sancıları, özgüven kaybı ve modern dünyada tek başına birey olma mücadelesinin şahane bir metaforu.

Aşağıdaki paragraf makul miktarda spoiler içerir. (E.N.)

kiki'nin filmin bir yerinde uçma yeteneğini kaybetmesi ve kedisi jiji ile konuşamamaya başlaması, sihri bittiği için değil; ergenliğe geçerken yaşadığı kimlik bunalımı ve "ben bu dünyaya ait miyim?" sorgulamasından kaynaklanıyor. miyazaki burda bize resmen " tıkanmak çok normal; bazen durup dinlenmek gerekir" mesajı veriyor. aslında her şey ruha güvenmekle alakalı. nitekim filmdeki o ressam kızın da dediği gibi, "aynı ruh bana resim yaptırıyor, arkadaşına da kek". kiki'yi de uçuruyor. işte kiki o kendi içindeki ruha güvenmeyi bıraktığı an tıkanıyor. hamile fırıncı kadının kiki'ye kapısını açması, yaşlı teyzenin onun için yaptığı o kiki amblemli kek falan insanın içindeki iyiliğe olan inancını tazelemek için yapılmış gibi.