Better Call Saul'daki Garip Zaman Makinesi Sorusu Ne Anlama Geliyordu?
better call saul... final bölümünde üç farklı adama aynı soruyu sorup, aslında bütün breaking bad ve better call saul evrenini tek bir kelimeyle, pişmanlıkla özetleyen dizidir. soru da çok basitti, "bir zaman makinen olsaydı ne yapardın?"
Uyarı: Haliyle spoiler içerir.
finali ilk izlediğimde bu sahneleri güzel birer nostalji dokunuşu sanmıştım. mike’ı, walt’ı, chuck’ı son bir kez görelim diye konmuş sahneler gibi geliyordu. ama ikinci izleyişte fark ettim ki bize koca bir dizinin özeti üç kısa sohbetle verilmiş. üç adam, aynı soru, üç farklı cevap. ve her cevap, o karakterin kim olduğunu bize bir kez daha anlatıyor.
ilk durak mike ehrmantraut
lalo’nun kefalet parasını taşırken çölde mahsur kaldıkları günlere dönüyoruz. jimmy her zamanki gibi geyik yapıyor ve zaman sorusunu soruyor. mike’ın cevabı tam ondan beklenecek türden, "17 mart 1984. ilk rüşvetimi aldığım gün!" o güne dönüp o parayı almayacak, sonra da sevdiklerinin nasıl olduğunu görmek için birkaç yıl ileri gidecek. dikkat edin, mike para kazanmak için değil, parayı almamak için geri dönmek istiyor. çünkü mike’a göre onun bütün trajedisi o gün başladı. o ilk zarfı almasaydı belki oğlu matt o kirli düzenin içinde öldürülmezdi, belki mike yıllarını torununa bir gelecek kurmak için tetikçilik yaparak geçirmezdi. mike pişmanlığının nerede başladığını gün gün, tarih tarih biliyor. dizinin en dürüst adamı, en dürüst cevabı veriyor.
peki jimmy ne yapardı?
jimmy’nin cevabı ise bambaşka. 10 mayıs 1965'e, warren buffett’ın berkshire hathaway’in başına geçtiği güne gidip yatırım yapacak, geri döndüğünde de milyarder olacak. hatta milyarderlik bile gözüne az geliyor, bir trilyoner olup olamayacağını düşünmeye başlıyor. mike’ın tepkisi her şeyi anlatıyor, "değiştirmek istediğin hiçbir şey yok mu?" bütün zaman jimmy’ye açık ve her şeyi yapabilir, sonuçta hayal dünyası, fakat adamın aklına gelen tek şey para. jimmy için soru hâlâ bir oyun. pişmanlık mı? asla.
ikinci durak walter white
süpürgecinin bodrumunda, yeni kimliklerini beklerken saul aynı soruyu walt’a soruyor. walt ne yapıyor dersiniz? tabii ki önce bilim adamı ukalalığına sığınıyor, zaman yolculuğunun fiziksel olarak mümkün olmadığını anlatıyor. walt’ın bütün karakteri bu ufak tepkide gizli. duygusal bir soruyla karşılaşınca hemen zekâsının arkasına saklanıyor. sonra sorunun asıl anlamını yakalıyor, "sen aslında pişmanlıklardan bahsediyorsun!" ve anlatmaya başlıyor. yüksek lisans öğrencisiyken kurduğu şirketten, kendi deyimiyle "beyefendilik" yaptığını düşünerek geri çekildiğini, ortaklarının da onu kendi buluşlarından ustaca dışarıda bıraktığını. yani gray matter olayı.
işte burada mike ile walt arasındaki fark çok net ortaya çıkıyor. mike’ın pişmanlığı ahlaki, walt’ınki ise egosal. mike "keşke o parayı almasaydım" diyor, walt ise "keşke o şirketten ayrılmasaydım" diyor. walt dönüp heisenberg olmamayı, ailesini mahvetmemeyi, hank’in ölümüne sebep olmamayı düşünmüyor bile. onun yarası hâlâ aynı yer, hak ettiğini düşündüğü saygıyı ve serveti başkalarına kaptırmış olması. bu sahnede saul da kendi pişmanlığını anlatıyor. gençliğinde bir mağazanın önünde sahte bir kayma numarası yaparken kendini gerçekten sakatladığını, dizinin bir daha asla eskisi gibi olmadığını söylüyor. walt’ın cevabı ise “demek sen hep böyleydin!" oluyor. yani düşünsenize, walter white gibi bir adam bile saul’a bakıp "sen hiç değişmemişsin" diyor. chuck’ın yıllar önce söylediği "sen her zaman slippin' jimmy olacaksın!" sözünü, bu sefer walt söylüyor.
ve son durak, en can yakanı, chuck mcgill
bölümün en sonuna saklanmış bir sahne bu. dizinin başlamasından önceki günlere dönüyoruz, chuck’ın elektrik korkusuyla eve kapandığı zamanlar. jimmy abisine market alışverişini getirmiş. chuck kardeşinin yeni açtığı avukatlık bürosunu soruyor, araları ısınacak gibi oluyor ve chuck şu cümleyi kuruyor, "gittiğin yerden memnun değilsen, geri dönüp yolunu değiştirmekte hiçbir utanç yok!" jimmy’nin cevabı ise tam bir saul cevabı, "sen ne zaman yolunu değiştirdin ki?" chuck da yorgun bir şekilde "hep aynı konuşmayı yapıyoruz, değil mi?" diyor. jimmy "yarın görüşürüz chuck" deyip çıkıyor. chuck ise lambasını ve h. g. wells’in “zaman makinesi” kitabını alıp çalışma odasına geçiyor. o kapıdan çıkan adam yıllar sonra saul goodman olacak. chuck haklıydı, hep haklıydı, ama kimse onu dinlemedi.
peki bu üç sahne bize ne anlatıyor?
jimmy üç kişiye aynı soruyu sordu ama asıl cevabı kendisinin vermesi gerekiyordu. mike’ın pişmanlığı vardı ama geri dönemedi, kendi seçtiği yolda öldü. walt’ın pişmanlığı vardı ama sonuna kadar egosunun peşinden gitti. chuck yol göstermeye çalıştı ama dinlenmedi ve hayatını kaybetti. geriye bir tek jimmy kaldı. ve jimmy finalde ne yaptı? hayatı boyunca kaçtığı soruyu sonunda cevapladı. mahkeme salonuna girdiğinde elinde 7,5 yıllık harika bir anlaşma vardı. eski saul olsa bu anlaşmayla çıkar, yıllar sonra yeni bir isimle yeni bir dolandırıcılığa başlardı. ama jimmy kalkıp her şeyi itiraf etti. walt’ın imparatorluğunda gönüllü bir katılımcıdan fazlası, vazgeçilmez biri olduğunu söyledi. chuck’ın ölümü için "daha çok çabalayabilirdim" dedi ve abisinin yaşama sebebi olan tek şeyi, hukuku elinden aldığını kabul etti. sonra hakim ona "saul goodman" diye seslendiğinde düzeltti, "adım mcgill. ben james mcgill’im!"
aslında jimmy’nin zaman makinesine hiç ihtiyacı yokmuş
chuck’ın o gün söylediği gibi geri dönüp yolunu değiştirdi ama bunu geçmişe giderek değil, geçmişiyle yüzleşerek yaptı. saul goodman’ın bütün maskelerini, yalanlarını bir kenara bırakıp mcgill soyadına geri döndü. 86 yıl hapis, chuck’ın o cümlesinin bedeliydi. yıllar önce abisine "sen ne zaman yolunu değiştirdin ki?" diye soran adam, sonunda yolunu değiştiren adam oldu. bölümün adının "saul gone" olması da boşuna değil. "s’all good man!" diye başlayan hikâye, saul’un gitmesiyle bitiyor.
zamanda geri gidemiyoruz, kimse gidemiyor. geçmişi değiştiremezsin, sadece onunla yüzleşebilirsin. mike’ın buna vakti olmadı, walt hiç istemedi. jimmy ise en sonunda yaptı.