Beklentileri Karşılamış Gibi Duran Resident Evil Requiem Oyununun İncelemesi
evet, başlıyoruz arkadaşlar. karşınızda orhun abideleri uzunluğunda, resident evil requiem incelemesi.
uyarı: yazının çeşitli bölümlerinde ana avrat spoiler vardır. bütün yazı şahsıma aittir. herhangi bir çalma - çırpma - köprüleme - kündeleme yoktur. soğuk soğuk içiniz ve tekrardan söylüyorum, ona göre tüketiniz.
grafikler
yani şu zamana kadar oynadığım en iyi grafikli oyunlardan biri olabilir açıkçası. re engine herhalde şu zamana kadar üretilmiş en iyi engine olabilir. (firmaların kendi için ürettikleri içerisinde tabii ki.) çevre dizaynı, karakter modellemeleri, yaratık modellemeleri, eşya modellemeleri vs. her şey ultra seviyede iyi. nvidia ile de inanılmaz uyumlu çalışıyor. path tracing ve dlss'ler resmen halay çekiyorlar. re4 remakede açıkçası bazı yaptıkları şeyleri beğenmemiştim özellikle ince işçilik bazında ama bu oyundaki ince işçilik gayet iyi. ha tlou seviyesinde mi? değil ama resident evil 2 remakeden beri ince işçiliğe en abanmış re oyunu budur arkadaşlar. motion capture'da zaten capcom bir dünya markasıydı ama bu oyunda özellikle durum bir üst noktaya taşınmış. yıllardan beri yeni nesil grafikli oyun muhabbeti yapılıp duruluyor. belki de ilk defa yeni nesil diyebileceğimiz bir oyunla karşılaştık. daha da ilginç olanı bu oyunun survival horror olması.
yani bunu en basit saç grafiğinden bile size saatlerce anlatabilirim. ulan ilk defa bir oyunda saçları neredeyse tek tek sayabilecek hale geldim. özellikle leon'un saç grafiklerine oturup ömür harcamışlar diyebilirim. bir de tabii ki çevreyle etkileşim sonucu gelen grafikler var ki bunlar ince işçilik kısmına giriyor. hit aldığınızda vücudunuzdaki izler, rakibe hasar verdiğinizde üstünüze sıçrayan kan, kan dolu bir havuza düştüğünüzde üzerinizdeki ıslaklığın ve lekelerin belli bir müddetçe kalması, yaratıklardan gelen kan sızıntısı vs. üst düzey.
peki en büyük alkış kime? tabii ki optimizasyona. ubisoft, activision, ea and the others. allah sizi bildiği gibi yapsın e mi? bir kere şunu söylemekte fayda var. bu oyunu artık eski nesil kartlarla ve işlemcilerle oynamanız mümkün değil. o yüzden 1000 serili kartlarla falan bu oyunu denemeyin sakın. ha ama şöyle bir şey var. normalde harbiden yeni nesil bir oyun var karşımızda ve bu oyun rtx destekli alt - orta kartlarla, ray tracing hatta path tracing açıkken 60 fps'e sülük gibi yapışıyor. capcom her zaman muhteşem optimizasyon yapmış mıdır? çoğu zaman evet olmaklar birlikte bazı oyunlarında acı sıçtığı da olmuştur ama son oyunları hep optimizasyon harikasıdır. bu oyun ise opus magnumdur. bu oyunda optimizasyon yapan developerları ve bilhassa re engine motorunu tebrik ediyorum. şu oyunu ubisoft yapsa emin olun makineniz yanar. unreal engine ile yapılsa oyun her köşeyi döndüğünüzde fps halayı çeker. bu kadar kullanıcı dostu oyun bulmak hem de bu grafiklerle imkansız. bu kadar da iddialıyım.
ha eksi yok mu? bir iki tane var. bazı yerlerde değişik sisler ve kaplama problemleri yaşadım ama bunlar küçük bir patch ile çok rahat halledilir. ince işçilikte ise bazı vuruş animasyonlarının fiziksel anlamda yeterli etkiyi verememesi durumunu söyleyebilirim. diyorum ya burada pik nokta resident evil 2 remakedir.
ha bir de iki farklı kamera seçeneğimiz var. biri third person yani omuz üstü kamera öbürü de first person kamerası. bu tercihi oyuna bırakabilirsiniz, kendiniz de ayarlayabilirsiniz. açıkçası iki yöntemi de denedim. benim tavsiyem size sadece third person oynayın. ha grace'i fp oynayabilirsiniz ama leon'u kesinlikle tp oynayın zira leon ile çok aksiyona girdiğimiz için fp ile tp arasında geçiş yapıyoruz kontralarda beyniniz döner. grace ile de şöyle bir sıkıntı var. yaratıklardan kaçarken tp kamerada grace'in anlık takılmaları, düşmeleri, sallantısı ve anksiyetesine tam hakim oluyorsunuz. yani bunlar için özel animasyonlar var ama fp kamerada bu animasyonlar yok. grace korkmuş sesleri çıkartıyor ama sallanmadan, tökezlemeden, elinizi kolunuzu sağa sola çarpmadan dümdüz koşuyorsunuz. ben inanıyorum yakında capcom oyuna eski fix kamerayı da getirecek. böylece oyunda bir kamera bolluğu yaşayacağız. özellikle rhodes hill ve sondaki ark laboratuvarı tam fix kameralık. uzak olmayan bir zamanda mod gelir oyunculardan.
ses dizaynı
capcom zaten oldum olası ses dizaynı işini iyi yapıyordu. e tabii ki klasiği bozmayıp bu oyunda da döktürmüşler açıkçası. combatta ateşli ve melee silahların etkileri inanılmaz derecede iyi yansıtılıyor. özellikle arkada dönen ambiyans sesi çok doğal. eskisi gibi kayıt seslerden ya da müziklerden yararlanmamışlar. olabildiğince ambiyansı doğal bırakmışlar. yaratıkların uzaktan gelen seslerinin yarattığı atmosfer, sessizlikle birleşince işi başka bir noktaya götürüyor. yaratıklar bu oyunda kısıtlı da olsa konuşabildikleri için arka planda dönen muhabbeti dinlemek bile işe tat katıyor.
ha yukarıda söylediğim bir noktaya geri dönmek istiyorum. bu oyunda müzik olabildiğince az kullanılmış. oyunda grace'in ve leon'un kendisine ait atmosfer müzikleri var. grace'de daha survival horror tarzına yakışır şekilde metalik ve keskin sesler aktifken, leon'da ise john wick tarzı daha tempolu ve gaza getirici müzikler mevcut. yani oyun size grace'de frene bas, leon'da ise yaradana sığınıp dal diyor resmen. bu arada rpd'de çalan orijinal parçanın çok tatlı bir yeniden düzenlemesini yapmışlar tavsiye ederim.
oyunda doctor gideon'un sonlardaki salak salak ses tasarımı hariç genel olarak seslendirmeleri de beğendim. leon'u zaten üç oyundur aynı adam seslendiriyor orada bir problem yok. adam ezelden resident evil ve leon hastası olduğu için kendini adamış oyuna. o yüzden üç oyundur mükemmel seviyede iş çıkartmış nick gardaşımız ama bunun yanında grace'e değinmek istiyorum. inanılmaz bir seslendirme yapmış. resident evil tarihinde paul mercier (leon ve merchant. bu arada evet 'hihihehe thank you' diyen merchant ile leon'u seslendiren adam aynı adam.) sonrası yapılmış en iyi seslendirme bu olabilir. yani kadının anksiyetesi resmen sesine vurmuş.
oynanış
yani oyun şu şekilde tasarlanmış direkt olarak. grace ile kork, leon ile coş. grace hesapta bir fbi çalışanı ama saha ajanından ziyade analist gibi bir şey herhalde o kısmı ben de tam çözemedim. yani öyle garip bir durum ki bu amerika'da yoldan geçen random bir bireyin bile poligonda minimum 100 saati falan vardır ama grace gardaşımız sanki ömrü hayatında ilk defa silah görmüş gibi takılıyor. eline aldığı silah titriyor, requiem silahını tutmakta zorlanıyor vs. yani fbi'daki çaycı daha iyi silah kullanır ve kızda inanılmaz bir anksiyete var. ha şimdi diyeceksiniz ki ''e ağzına sıçtığım ömrü hayatında kaç kere zombilerle karşı karşıya kaldın?'' haklısınız tabii de şöyle düşünün. baktınız saatlerce çatışıyorsunuz ve ölmüyorsunuz. e insan bir yerden sonra aşırı panikliğini atar. zaten ağır panik atak ya da anksiyete hastası biri o kadar çatışamaz. zombiyi gördüğü gibi bir yere yığılır kalır yani ya da çığlıklar ata ata bütün yaratıkları tepesine toplar. bu kız ilk zombide verdiği tepki ile bir milyonuncu zombide verdiği tepki aynı. grace karakteri ile inanılmaz bir iş çıkarsalar da açıkçası bu kısım biraz yordu beni. yani benim çok korkmak gerekirken oyundaki karakter çok korkuyor. hani araba kaza yapar da arabanın kaput kısmı senin yerine çarpışma darbesini emer. bu kızda da aynı durum var. o kadar korkuyor ki sana gelecek olan korku darbesinin çoğunu kendi emiyor. sana da artıkları kalıyor. kız o kadar korktu ki ben korkamadım bir yerden sonra.
tabii bunlar işin şaka şamata kısmı. dediğimiz gibi burada iki oynanış stili var. grace ile klasik survival horror elementleri var. nedir bunlar? mermi yönetimi, envanter yönetimi, çok fazla atraksiyonu olmayan karakter, yaratıklar arası vur-kaç stratejisi kurma, save yönetimi vs. bu oyunda da ekstra crafting yönetimi + stealth yönetimi var. grace ile craftlarımızı yaratıklardan ya da kovalardan bulduğu kanlarla, öteberiyi craftlayarak yapıyoruz.
grace resident evil 2'deki leon ve claire gibi zombi kendisine saldırdığında bıçağı counterattack mekanizması olarak saplayabiliyor ve bu yaratığın üstünde kalıyor. yaratığı öldürürsek alıyoruz bıçağı.
bıçağın staminası var ve yine aynı re2 durumu var. kırıldığı anda yeni bıçak bulmamız lazım, tamir edemiyoruz ha ama farklı olarak burada yeni bir bıçağı eski bıçak kullanarak craftlayabiliyoruz.
ha bu arada leon gibi counter saldırı yapabiliyoruz sersemlemiş yaratıklara ama bunlar çok basit saldırılar. iki tür saldırı var. birinde yaratığı ittiriyoruz, öbüründe ise karın bölgesine doğru çok etki etmeyen ama sarsan bir tekme atıyoruz.
aynı zamanda boş kapsüllerle çeşit çeşit molotof tarzı silahlar yapabiliyoruz. oyunda grenade launcher bulunmadığı için bu boşluğu bununla doldurmuşlar güzel olmuş. özellikle asit kapsülleriye lickerlar üzerinde çok etkili.
bunun yanında grace'in finisherı olan hemolytic injector silahımız var. yaratıklara overdose mutant kanı verdiğimiz zaman yaratıklar şişip patlıyorlar.
ha şöyle bir mevzu da var. mermi craftı da yapabiliyoruz. bu kısım şöyle enteresan. kanla öteberiyi karıştırıp mermi yapmak ne mana onu çözemedim.
bir de diğer kısım mermi craftlamaya gerek var mı? grace ile mermi kontrolü yapmamız gerek belki evet ama hiçbir zaman resident evil 2 remake tarzı bir mermi kontrolü yapmanıza gerek yok zira sağdan soldan bir şekil iyi mermi çıkıyor. üstüne craft yaparsanız elinizde yüzlerce mermi bulunabiliyor. grace oynayışındaki eksilerden biri bu.
bir diğer eksi ise backtracking mevzusu. şimdi ilk mekanımız olan rhodes hill hastanesi, bakımevi ya da ne haltsa işte orası aslında resident evil'ın ilk oyunundaki spancer malikanesinin günümüze yansıtılmış hali. ana holden binaya dağılım ise resident evil 7'deki baker çiftliğini yansıtıyor. lakin şöyle bir problem var. rhodes hill o kadar büyük bir yer değil. resident evil 1'deki spencer malikanesi devasaydı. burası ise oranın minyatürleştirilmiş hali gibi. şimdi buralara birer ikişer puzzle atmışlar ama çoğu puzzle eksik parçayı bul ve getir şeklinde dizayn edilmiş. böyle olunca backtracking'in dik alasını yapıyoruz. aynı yerden yirminci kez geçtiğim zaman bana bir anksiyete geldi arkadaş. dedim herhalde burası bitmeyecek. şöyle bir şey de var. rpd binasında da biz re2'de backtracking yapıyorduk. backtracking resident evil evreninin olmazsa olması etmenlerinden bir tanesidir ona bir lafım yok ama rpd binasında bazı açılmayan kapıları gerek arkadan, gerek anahtarla, gerek keskiyle vs. açıp kısa yollar açıyorduk kendimize. burada ise rpd gibi binadaki odaları birbirine bağlayan kilitli kapılar eskideki gibi fazla yok. böyle olunca sağdan sola hababam gidip dönüp duruyoruz.
bunun haricinde grace ile ilgili bir eksi kısım yok. şöyle söyleyeyim resident evil 1 remake sonrası çıkmış en korkunç resident evil oyunu olabilir grace bölümleri. ilk rhodes hill bölümünde üç tane stalker yaratık olunca insan bir öh anasını satayım çekiyor ve sadece yaratıklardan ötürü de değil bu durum. aynı zamanda atmosfer, ses dizaynı ve çevre etkileşimleri de buna hizmet ediyor. yani ilk defa bir resident evil oyununda sadece survival horror değil aynı zamanda psikolojik korku öğelerini de görmüş bulunduk. özellikle harita ve çevre dizaynı buna son derece artı katkı yapıyor.
leon kısmı ise şöyle. grace ile iliklerinize kadar korkup çaresizliği hissettikten sonra oyun bir anda leon'a atlıyor ve o andan itibaren god mode'u açıyorsunuz. az önce tiril tiril kaçtığınız yaratıklar utanmasalar sizden kaçacak hale geliyorlar. grace'de avdınız, leon'da ise avcı oluyorsunuz. neden?
1. leon'da silah çeşitliliği grace'e göre inanılmaz fazla ki çok bakmadım ama yüksek ihtimalle leon'un hitbox'u daha fazla.
2. leon'da nişan odaklama, grace'e göre inanılmaz kolay. nişan aldığınız gibi hızlıca nişangah küçülüp odaklama yapıyor.
3. bir yerden sonra leon ile silahları upgrade edebiliyoruz ya da çeşitli parçalarla modifiye edebiliyoruz. re4 sistemi gibi böylece silahın çeşitli özellikleri yükseliyor.
4. leon ile hızlı atışlarda yapabiliyoruz.
5. dayanıklılığı çok yüksek. grace ile iki darbede hızlıca caution hatta danger'a gelebilirken, leon ile oralara gelebilmek için bayağı bir can çekişmeniz gerekecek.
not: ha bu arada grace'in health barı klasik resident evil health barı. fine - caution ve danger. leon'un ise resident evil 4'deki health barı. yani grace ile sağlığınız tam değil de takribi bir şekilde bilirken, leon ile bütün sağlık olayınıza %100 hakimsiniz.
6. leon'da bu sefer bıçak yerine balta var. hem menzili yüksek hem çok daha güçlü hem çok daha dayanıklı hem de sınırsız şekilde tamir edebiliyorsunuz. sizde biley taşı var. stamina çok düştüğünde baltanızı bileyleyebiliyorsunuz ve bunun bir sınırı yok.
7. grace'de parry özelliği yok ama leon'da var ve de her yaratığa hatta bütün bosslara parry atabiliyorsunuz.
8. leon ile dodge atabiliyorsunuz.
9. düşmanı sersemlettikten sonra uzaktan ya da yakından kontra saldırılar yapabiliyorsunuz ve birkaç farklı animasyon var. klasik leon tekmesi var. bunun haricinde uzaktan koşarak tekme atabiliyorsunuz ki bu sefer üçer - dörder zombiyi havalara fırlatıyorsunuz. yetmiyorsa koşarak uçan tekme atabiliyorsunuz. o da olmazsa yaratıkların kafasını çevredeki nesnelere vurarak parçalayabiliyorsunuz. o da mı yetmedi? duvar diplerinde yaptığınız saldırılarda tekmeyle düşmanın kafasını patlatabiliyorsunuz, artık bu nasıl bir tekmeyse anasını satayım? bacak, bacak değil bulldozer mübarek.
10. baltayla kafa patlatmalı farklı finisherlarımız var. tekme sonrası baltayla combo yapabildiğimiz finisherlar var. yerdeki düşmana baltayı karnına sokup havaya fırlattığımız finisherlarımız var. düşmana arkadan yaklaşıp cool hareketler eşliğinde baltayla kafa patlattığımız finisherlar var. stealth arkadan yaklaşıp düşmanın kafasını belini kırdığımız bambaşka finisherlarımız var. sadece tek bir finisher yok, ona çok üzüldüm. oyunda suplex yok. leon yaşlı diye suplex koymamışlar ama bu kadar çok finisher koyduktan sonra leon'un zombiye suplex çekmesini izlemek isterdim. havada geriye doğru uçarak kafası patlayan zombi görüntüsü muazzam olurdu.
11. ve leon'da mermi sınırı yok gibi bir şey. sağdan soldan, öldürdüğünüz düşmanlardan, yetmezse craftlayarak, o da olmazsa satın alarak sınırsız mermi girdabının içinde buluyorsunuz kendinizi. yani bu oyunda requiem silahı hariç (re4'deki magnum/elephant killer.) mermisiz kalmanız için ya aşırı beceriksiz olmanız lazım ya da ömrü hayatınızda resident evil oynamamış olmanız gerekiyor. ilk maddeye yapabileceğimiz bir şey yok. ikinci madde de ise ilk defa oynuyorsanız merak etmeyin bir yerden sonra alışırsınız ve yine sınırsız bir mermi modu açılır.
yani dediğim gibi ana mantık şu. grace ile korkudan altınıza sıçtınız ve çaresizliği dibine kadar hissetiniz. oyun bir anda tak diye leon'a geçiyor. geçtikten sonra da oyun sizin ferahlamanızı istiyor. işte burada bir güç zehirlenmesi başlıyor. leon ile yaradana sığınarak yaptığınız saldırıların tatmin seviyesi hiçbir resident evil oyununda yok. buna resident evil 4,5 ve 6'da dahil.
leon bu oyunda o kadar güçlü ki hiçbir re karakteri (ki buna chris ve jill'de dahil.) bu kadar güçlü olmadı arkadaşlar.
ki bunu sadece oynayıştan değil cutscenelerden bile anlayabiliyorsunuz. oyundaki boss'u tekmeyle uçurduğumuz ara sahne mi ararsınız? grace'in götünü topuklarına vurdura vurdura kaçtığı yaratığı sadece üç mermiyle haklamamızı mı ararsınız? hunk'a kafa göz daldığımız ara sahne mi ararsınız? wesker ile aynı güçlere sahip olan çakma temu wesker zeno'nun hızına yetişip baltayla elini kopardığımız sahne mi ararsınız? mr. x gibi tarihin en güçlü tyrantlarından birinin yumruk saldırısına parry atmamızı mı sayarsınız? bakın dodge, değil baltayla parry atıyoruz, bayağı ciddi ciddi yumruğu durduruyoruz gücümüzle. 3.5 metrelik örümceğin kafasına saf gücümüzle balta saplayıp öldürdüğümüz sahne mi ararsınız? gökdelenin tepesine kadar ghost rider gibi motosikletle tırmandığımız sahne mi ararsınız? yani bu herif sadece oyun içinde değil ara sahnelerde de her yerde op.
bunun haricinde leonda stalker yaratık yok. neden yok? çünkü leon hepsinin amına koyuyor da o yüzden yok. leon'un üzerine boss yağdırmışlar ama leon hepsini sanki çocuk oyuncağıymış gibi yok ediyor.
normalde re2'de bizi oyun başından sonuna kadar kovalayan mr.x, bu oyunda leon için çıtır çerez kalmış. 3 dakikada falan yok ediyoruz.
hani her zaman şeyi merak ederdik ya. resident evil 4'deki leon acaba re2'deki leon'un yerine geçse nasıl olurdu diye? oyunda bu durumun o kadar bokunu çıkarmışlar ki re4 ve re6'daki leon'dan bin kat daha güçlü bir leon, re2'deki leon'un yerine geçse acaba ne olurdu sorusunun cevabını oynanış olarak vermişler bize.
en saçma kısım da ne biliyor musunuz? leon bunların hepsini ölümcül hastalık sahibiyken yapıyor. yani bu oyundaki leon normal bir leon değil. hastalığı kanserle eşdeğer bir şekilde ilerlemiş hatta eline, boynuna, gözüne hatta yüzüne yayılmış, güçten düşmüş ve ileriki zamanlarda öksürük krizleriyle kan kusacak, oyun içinde bilinci bulanacak ve yeri gelince bayılacak bir leon. ulan bu herifin hasta hali buysa, sağlıklı halinde nasıl olurdu acaba?
şu leon'u resident evil 3 oyununa koy. daha nemesis ile ilk karşılaşmada, tavuk döner keser gibi keser nemesis'i leon. öyle bir dağıtır ki ortalığı, nemesis mutasyon geçirecek zaman bulamazdı. bulsa da her mutasyonunu takribi on saniyede yok ederdi leon.
resident evil 5 oyununa koy. daha wesker saldıramadan çükünden tavana asardı.
altıncı oyuna koy. bütün campaingleri tek başına hallederdi.
yedinci oyuna koy. baker ailesi daha gün yüzü göremeden atomlarına ayrılırdı. evelyn falan leondan kaçacak delik arardı.
sekizinci oyunda ise zaten şov başlardı. lady dimitrescu daha kıçını başını oynatamadan kebap olurdu. mother mirandadan ise yarasa çorbası yapardı leon. oğlum bu ne lan? bu nasıl bir güç?
şimdi bu noktada capcom iki farklı tür oyuncuyu da kazanmak istemiş açıkçası. klasik survival horror seven tayfa ile survival horrordan çok hoşlaşmayan ama gerilim - aksiyon türüne gideri olan tayfayı tek bir potada eritmeye çalışmış. anlamadıysanız daha basit anlatayım. resident evil 2 ile resident evil 4 oyunu arasında bir potpori yapmış oyun zira ikisinin de tamamen kendisine ait özel bir tayfası var genelden bağımsız. bir de bunun yanında klasik ve modern remake serilerinin de en beğenilen oyunları resident evil 2 ile resident evil 4. e işte bu iki oyunu çiftleştiriyorsun, ortaya resident evil requiem çıkıyor.
peki bu çalışıyor mu? şimdi benim buna çalışıyor ya da çalışmıyor demem çok zor çünkü bu tamamen zevkler ve renkler meselesi ile ilgili. benim gibi bu seriye 28 yılını vermiş bir kişi için çalıştığını söyleyebilirim tahminen seriyi benim gibi eskiden takip eden tayfa için de çalışmıştır diye düşünüyorum ama benzer sıkıntıları da aynı zamanda yaşamışızdır.
sıkıntı ne? iki karakter arasındaki geçişlerin yumuşaklık barındırmaması. bu noktada oyun karakterler arasında zart diye geçiş yapıyor. capcom bize bu durumu şu şekilde aktarmıştı. ''grace ile korktuktan sonra leon ile ferahlayacağız.'' ama bunun tersi de yaşanabilir açıkçası zira bir karakterle zaman geçirip oynanışına, hikayesine, mekaniğine alıştıktan sonra bir anda öbür karaktere zart diye geçince afallayanlar da olacaktır. ben mesela rhodes hill'de grace'den, leon'a geçtiğim zaman ilk bir iki dakika sanki grace'i kontrol ediyormuşum hissiyle oynadım. beynim avdan avcılığa geçişi ilk anda kabullenemedi. ha ama bir iki dakika sonra ''ne yapıyorum lan ben? koskoca leon bu.'' deyip tekme tokat girişme moduna girdim. aynı şey tam ters durumda da yaşandı. leon'dan, grace'e geçtikten sonra sanki leon'la oynuyormuşum gibi grace ile oynamaya çalıştım. çok değil iki dakika sonra zombiler etimle kemiğimi pirzola gibi sıyırdı. oyunun ilk üç - dört saatinde iki karakter arası dört kere geçiş yapıyoruz. bu hızlı geçişler insanın beynini yoruyor açıkçası. ha oyunun ikinci yarısından oyunun son bölümlerine kadar uzuuuuuuuun bir leon sekansı yaşıyoruz. hah işte orada beyin güzel bir toplanıyor açıkçası. hatta oyunun ikinci bölümüne kadar ki geçişleri size şöyle bir özetliyeyim.
1. wrenwood hotel - grace / wrenwood caddeleri leon
2. rhodes hill - grace (bağlarımızdan kurtulup the girl yaratığına yakalandığımız yere kadar.) / rhodes hill - leon ( mekana girip grace'i kuratrıp finalde dr. victor gideon'a yakalandığımız yere kadar.)
3. rhodes hill - grace ( leon'un bizi kurtardığı yerden başlayıp, the girl'in emily'i araklayarak alt kattaki tutsak yerine kaçırdığı ana kadar.) rhodes hill - leon (gideon'u tekmeleyip kaçırttıktan sonra, başımıza neler geldiğini anladığımız sherry konuşmasına kadar.)
4. rhodes hill - grace (hapishanede grace'i kurtarıp helikopterle yere çakıldığımız ana kadar.) rhodes hill - leon ( helikopter yere çakıldıktan sonra emily ve grace'i koruyup kilise içinde onların kaçmasına yardım ettiğimiz yere kadar.)
5. rhodes hill - grace (yaralı emily'i bırakıp the girl'i öldürdüğümüz yere kadar.) sonra raccoon city ile leon sahneye giriş yapıyor ama çok uzun zaman leonda kalıyor iş.
bunun bir artı yanı var. grace ile tırsa tırsa geçtiğimiz yerleri leon ile ana avrat dala dala geçiyoruz. aynı mekanda bunları yaşamak aslında güzel bir his. eksi yönü ise anlattım. çok ani geçişler çok da uzun olmayan sürelerde oluyor. o ara böyle ufak bir beyin yanması yaşayabilirsiniz. oyunun ikinci yarısında bu kadar geçiş yok. bir iki geçiş var o kadar. zaten oyunun sonuna geldiğiniz için iki karakterin de bütün mekaniklerini hatim etmiş oluyorsunuz. beyniniz de yanmıyor bu süreçte.
ha ama şöyle bir durum var. oyunu basit ya da modern zorlukta oynarsanız grace kısmı o kadar zor değil. leon kısmı ise çocuk oyuncağı gibi gelir. eğer klasik zorlukta oyunu oynarsanız grace kısmı bayağı zor, leon kısmı ise resident evil 4 zorluğunda kalır yani yine çok zor değil.
senaryo
şimdi senaryonun tek bir ilgi çekici kısmı var, gerisi bence hava cıva. bu bünyeler silent hill serileri, soma vs. gördüğü için resident evil senaryoları çok yavan kalıyor ki zaten re serisi senaryo ustalığıyla bilinen bir seri değil. yani adamların amacı hiçbir zaman senaryo olmadı. re, her zaman kompakt bir oynanış ve hızlı ama klişe hikaye akışıyla bilinen tempolu bir survival horror, yerine göre de aksiyon - korku oyunu.
senaryonun ilgi çekici kısmı şu. bu ağzına sıçtığımının elpis'i nedir? oyun başından sonuna kadar elpis'i bize merak ettiriyor şimdi haklarını yemeyeyim. bunun haricinde grace ve elpis noktasındaki bağlantı kendini merak ettiriyor yani anlayacağınız oyunda her şey elpis ve etrafı üzerine kurulu. onun etrafında bazı yan hikayeler ve elpis'e giden ana hikaye örgüleri dönüyor ama çoğu tıraş. yani ben bütün bir oyunu ''yine spancer, ne gibi bir şerefsizlik yaptı?'' şeklinde bekledim ve finalde göt oldum. ilk defa resident evil oyununda ters köşenin hakkı verildi. daha önce benzer şeyi resident evil 7 oyunundaki yaşlı teyze ile evelyn'in aslında aynı kişi olduğu gerçeğinde yaşamıştım ama bu çok daha büyük bir twist olmuş. ha finalde baktığımızda oyunun geçmişine ne kadar uyan bir twist, oturur tartışırız.
şimdi burası bol spoilerlı kısma giriyor. daha geniş bir versiyonunu ileride yazarım. şimdilik bununla idare edin.
oyunda iki tane act var. iki farklı akış üzerinden oyunu anlamlandırıyoruz.
1. grace ashcroft, fbi'da analisttir. (arka kapısı gıcırdırıyordur yani ahahahahaha... ehem neyse) gizemli birkaç ölümü kendi çapında araştırmaktadır. bu ölümler birbirleriyle aynıdır. fbi direktörü tam bu sırada grace'i yanına çağırır ve raccoon city yakınındaki wrenwood kasabasındaki yanmış hotelde buna benzer bir ölüm olduğunu ve bunun için sağlam bir analisti bölgeye göndereceğini ve bu kişinin de grace olacağını suratımıza hönkürür. lakin durumda bir cinslik vardır zira bundan 7-8 yıl önce aynı hotelde grace'in annesi alyssa ashcroft, grace'in gözü önünde kimliği belirsiz bir kişi tarafından öldürülmüştür. grace'in panik atak ve anksiyete krizleri tutmaya başlar klasik. neyse görevi kabul eder ve otele gideriz. biz gözümüzün önünde yanan ve anamızı kaybettiğimiz otelde geçmişimizin izleri bizi kovalarken araştırmamızı yapmaya çalışaduralım, bir de üstüne bizi içeri sokan polisin zombiye dönüşmesini izleriz ve kapışmaya gireriz. zombi polis, kolumuza ufak bir fine dining yaptıktan sonra onu camdan aşağı atarız ve dr. victor gideon tarafından yakalanıp rhodes hill'e götürülürüz.
2. leon scott kennedy abimiz ise artık 51 yaşına girmiş karizmatik ve seksi bir abimizdir. wrenwood yakınındaki elbridge köprüsü civarında benzer bir ölümü araştırmaktadır. bu ölümlerin ortak noktası ise şudur. ölenlerin hepsi eski raccoon city salgınında şehirden kaçmayı başarmış kişilerdir. altı kişi de benzer bir sonu yaşamıştır. ellerden başlayıp, boyna oradan da suratın yan tarafına yayılan ve göze de sıçrayan siyah lekeler. yüksek ateş, halsizlik, öksürük krizleri, kan kusma ve finalde gelen ölüm. bunların hiçbiri direkt olarak öldürülmemiş, ısırılmamış ve zombiye dönüşmemiştir. leon ve sherry, dso çatısı altında sadece meraktan araştırmamaktadırlar. aynı zamanda ikisi de aynı hastalıktan muzdariptirler. o yüzden mevzunun tam olarak ne olduğunu ve bunun kendileriyle olan bağlantılarını araştırıp bir tedavi bulmayı umarlar. buradan hotel ölümünü haber alan leon, grace'in gittiği wrenwood bölgesine gider ama dr. gideon'un, grace'i kaçırdığını görür. onu kurtarmaya giderken gideon çevresindekilere t-virüs'ü minik şırınga silahıyla ateş ederek enjekte eder ve wrenwood bir anda raccoon şehrine dönüşür. o sırada leon'un önceliği tanımadığı kızı kaçıran gideon'dan, salgına doğru yönelir ve daha da yayılmadan bütün zombileri gebertir. böylece salgın raccoon şehrinde yaşanan trajediye dönüşmeden yok olur. sonradan sherry, leon'a dr. gideon'un rhodes hill kronik bakım merkezinin sahibi olduğunu ve oraya gittiğini söyler. leon'da dümeni rhodes hill'e kırar.
buradaki iki farklı akışımız bu. fbi ve dso'da şüpheli ölümleri araştırıyor ama bir grup mevzunun ne olduğunu anlamaya çalışırken öbür grup kendileri için bir tedavi arıyor. sonunda iki grupta elpis denen nanede birleşiyor.
peki bu oyundaki zombiler hangi virüsten ya da patojenden etkileniyor? sonuç itibariyle birçok oyunda farklı virüs, mantar/küf (mold), parazit vs. örnekleri gördük. aslında bu klasik bir t-virüsü salgını. yani raccoon şehrinde olan salgına sebep veren virüsle aynı ama bu oyundaki zombiler, klasik re serisindeki zombilere göre daha akıllı. bu nasıl oluyor?
bunu da rhodes hill'de öğreniyoruz. t-virüsün belli bir mutasyonu konaklarda hafızanın bir kısmını ve duyusal prosesi canlı tutmayı başarmış. zombiler eski alışkanlıklarından ya da anılarından bir pasajı hatırlıyor, uyguluyor, konuşma yapabiliyor (ama bu anlamlı bir diyalog değil.) ve eşya tutabiliyor. t-virüsünün bu mutasyonu inceleme altına alınmış ve laboratuvarda geliştirilmiş. heh işte oyundaki
t-virüsü, bu mutasyonlu virüs.
bu durumun hikayeye olmasa da oyuna kattığı ayrı bir tat, ayrı bir derinlik var. leon'da hızlı sekanslar yaşadığımız için yakalamak zor ama grace'in yavaş tempolu oynanışında eski anılarını, davranışlarını ve söylemlerini tekrarlayan zombileri izlemek, dinlemek ve hatta incelemek oyuna ciddi bir renk hatta duygusallık getiriyor. tabii yer yer istemsizce gülebilirsiniz. bu da korku oyunu için aslında zıt ama güzel bir konteks yaratıyor.
- normal insanken ışıklardan rahatsız olup gerekmediği durumlarda devamlı ışıkları kapatan bir adamın zombi olduktan sonra da hep aynı şeyi tekrarladığını görüyoruz. zombi ışığı kapattıktan sonra biz açarsak, zombi tekrardan aynı yere dönüp ışığı kapatacaktır. eğer kendinizi fark ettirmezseniz bu döngü sonsuza kadar sürer.
- temizlikçi olan bir ablanın, zombi olduktan sonra da etraftaki kanları söylene söylene temizlemeye çalıştığını görüyoruz. şayet sağda solda zombileri patlatırsanız bu zombi ablamız, kanlı bölgeleri de söylene söylene temizlemeye çalışacaktır.
- özel enfektelerden biri olan yarı stalker bir aşçı var mesela. zombi olduktan sonra da mutfakta et kesip aşçılığa devam ediyor. kesme işlemi bittikten sonra da 'neeeeextt' diye bağırıp kutudan başka bir et alıp koca bir bıçakla kesme işlemine devam ediyor.
- yine özel enfektelerden biri, normal hayatında şarkıcı olan bir kadın zombi olduktan sonra da ağıt yakar gibi şarkı söylemeye devam ediyor ama çıkardığı sesler sizi sarsabilir hatta öldürebilir dikkatli olun.
neyse bunun farklı versiyonları da var, hepsini yazmayalım şimdi. bir de resident evil remake oyununa selam çakarcasına gelişen farklı bir mutasyon türü var. crimson head benzeri bu zombinin adı blister head. grace ile zombileri öldürdükten sonra onları hemolytic enjeksiyonu ile patlatmazsak bunlar t-virüsünün aşırı rejenerasyonundan ötürü son bir mutasyon geçirip crimson head benzeri blister head'e dönüşüyorlar. kafaları aşırı derecede şişen bu zombi türü, oldukça agresif, hızlı ve fazladan hit vuruyorlar.
farklı mutasyonlara sahip the girl ve chunk isimli iki stalkerımız daha var. the girl'i zaten demodan biliyorsunuz. chunk ise kapılara bacalara sığmayan büyük et yığını zombimiz. devamlı aç pezevenk ve yemeeeek diye ortalarda geziniyor.
grace bunlardan kaçadursun, leon ise victor gideon'un bilgisayarı hacklendikten sonra dosyalara ulaşım sağlıyor ve bu gizemli hastalığın ne olduğunu öğreniyor. bu dümdüz t-virüsüymüş. yani t-virüsüne maruz kalınan bir yerden yara almadan kurtulsan bile aslında bölgedeki herkese bir şekilde t-virüsü, ister havadan ister sudan yayılmış. tek fark enfekte olmuyorsun. t-virüsü bağışıklık sistemini kandırıp vücutta uykuya yatarak takılıyor ve evet gerçek hayatta da birçok virüs türü bunu yapabilmektedir. yani biz gerçek hayat tabiriyle enfekte değil de taşıyıcı oluyoruz. üç fazdan oluşan bir mekanizma aktive oluyor.
a. birinci faz: bu noktada virüs illaki kişiye giriyor ama onu enfekte ederek hasta etmiyor. dediğim gibi bağışıklık sistemini kendi üzerinde bloke ederek tanınmaz bir hale geliyor.
b. ikinci faz: yıllar sonra virüs uyanıp aktive oluyor ve vücuda saldırıyor. klasik virüs hastalıklarındaki semptomlar gözükmeye başlıyor. ateş, öksürük, halsizlik vs. bunların yanı sıra el, bilek ve boyun bölgelerinde siyah lezyonlar ortaya çıkıyor. gözlerde de kızarıklık kendini gösteriyor.
c. üçüncü faz: bu terminal döneme girildiğinin işareti. semptomu da siyah lekenin artık yüze sıçramasıyla kendini gösteriyor. diğer semptomlar ise; yüksek ateş, yüksek halsizlik, büyük öksürük krizleri, kan kusma, bilincin gidip gelmesi, çeşitli sanrılar ve halüsinasyonlar görmek veya duymak. iş buraya geldikten sonra geri dönüşü olmayan bir şekilde aynı kuduz hastalığı gibi ölüyorsun çünkü virüs artık beyne sıçramış oluyor. ha ama işin garibi burada zombiye dönmüyorsun, sadece ama sadece ölüyorsun.
bu ara kısımları dediğim gibi ileriki bir yazıya saklamakla birlikte finalde iş raccoon şehrindeki ark'ın bulunmasına ve grace'in annesi olduğu iddia edilen ama olmayan alyssa'nın otelde resmin arkasına sakladığı dökümantasyonun grace ile yüzlerce kilometre yaptıktan sonra, diskin ancak incelenmesi sahnesine kadar gidiyor.
şimdi burada oyun başından beri dönen elpis muhabbetine dönelim. oyundaki dokümantasyonlardan ve ara sahnelerden öğrendiğimiz kadarıyla elpis denen nane de bir virüs. nasıl bir virüs? oyundaki diğer virüsler ya da parazitler gibi değil. insan beynini %100 kontrol altına alan ve elpis sahibinin istediğini yaptırabilen bir virüs. bunu vakti zamanında ozwall spencer bulmuş ve ark'ı yaparak oraya saklamış. yani bu virüs dünyayı kaosa sürükleyecek bir yaratık salgınını tetikleyecek bir anahtar değil. insan evriminin nihai sonu. elpis yayıldıktan sonra bütün insanlar bir kişinin kölesi haline geliyor ama niyeyse spencer bunu kullanmamış, saklamış. biz önceki oyunlardan da biliyoruz ki umbrella kurucularından spencer'ın en büyük motivasyonu insanı yapay bir evrime sokarak ilerletmek ve onları kontrol etmek. işte bu elpis denen naneye göre adam bunu gerçekten bulmuş. böyle olunca da bütün önemli firmalar, şirketler, özel oluşumlar hatta devletler bile bu elpis'in peşine düşmüşler. raccoon şehri salgını patlayınca da elpis'in çok büyük bir tehdit olduğunu anlamışlar ve hükumet üzerinde lobi faaliyetleri yaparak şehre nükleer bomba attırmışlar.
ha bu oyunda böyle bir twistte var. biz yirmi küsur serilik oyunda ne biliyoruz? raccoon şehrine atılan nükleer bombanın sebebinin virüsün yayılmasını önlemek ve sonrasında durumu örtbas etmek olduğunu biliyoruz. bu oyunda öğreniyoruz ki durum böyle değilmiş. hatta nükleer bombanın atılması emri pentagondan bile çıkmamış. the connections adlı bir grup? ve değişik firmaların (tricell vs.) lobi faaliyetleri sonucu hükumetin bir kanadı üzerinden saldırı gerçekleştirilmiş ve bütün belgeler imha edilmiş. amaç burada elpis'in salınmasını önlemekmiş zira elpis'i spencer bir bilgisayar programına bağlamış. bu programda kriptolu bir şifre üzerinden yürütülüyormuş, yani kırılabilir bir yapısı yok. tek bir ihtimal var. şifreyi doğru girersen elpis'e sahip oluyorsun ama yanlış girersen elpis virüsü, tesisle birlikte yok oluyor. e spencer'ı da beşinci oyunun dlc'sinde wesker öldürdü. ortada şifre yok anlayacağınız.
neyse gel zaman git zaman derken raccoon şehrinin koca bir karantina bölgesi olması da aslında hikayeymiş. orası biyolojik silah kaçakçılığının ana merkezi haline gelmiş. hatta yedinci ve bilhassa sekizinci oyunla birlikte yapısının bozulduğunu öğrendiğimiz ve chris redfield'ın bıraktığı bsaa adlı grup da raccoon şehrine gitmiş ve amaçları herkes gibi elpis'i almakmış. ancak wesker klonu olan zeno tarafından öldürülmüşler.
neyse biz grace ile anamızdan aldığımız diskle tee oyunun en sonunda şu bilgileri öğreniyoruz. tekerlekli sandalyedeki spencer ile alyssa ashcroft bir röportaj yapıyorlar.
şimdi spencer'ın amacı neydi? üstün insan ırkını yaratmak ve kontrol etmek. (tyrant) bunu biz zaten sittin senedir biliyoruz ama burada öğreniyoruz ki adamın amacı bu olsa da aslında hiçbir zaman amacı zombi ve türevi yaratıklar yaratmak değilmiş. onlar bu yolda gidilen başarısız sapmalarmış. james marcus sülük dna'sı ile progenitor virüsü kombine edip t-virüsünü yarattıktan sonra süreç bambaşka yerlere doğru evrilmiş zira buradan biyolojik silahlar ortaya çıkmış. spencer'da bu durumdan rahatsız olup gücünü artırmak ve odağa geri dönmek için wesker ve dr. william birkin'i kullanarak james marcus'a suikast düzenlettirmiş. (ki biz bunu zaten re 0 oyunundan biliyoruz.) edward ashford'un oğlu alexander ashford da bir boka yaramayınca aslında bütün şirket spencer'a kalmış. lakin william birkin çalışmaları kendi doğrultusunda yürüterek g-virüsünü bulmuş. wesker ise kendi hırslarından ötürü zaten umbrella'dan kaçmaya yer arayan bir varlık.
şirket büyüdükçe büyümüş bu sıra. spencer'ın hükumdarlığı sonrası anlayacağınız şirket altın çağını yaşamış lakin şöyle bir sıkıntı da var. şirket büyüdükçe, tesis sayısı günden güne çoğaldıkça, spencer şirketi eskisi kadar kontrol edememeye başlamış. şirket içerisinde kendine ait yeni oluşumlar ortaya çıkartmış. bunun haricinde rakip şirketlerden ve hükumetten espiyonajlar başlamış. bir ton yerden bilgi sızıntısı oluşmuş. birçok tesiste sabotajlar ya da deneyler sonucu kazalar yaşanmış. spencer'da bu sırada 1990 başlarında raccoon şehri yetimhanesinde grace benzeri bir kızla (chloe) yeni bir tür insan yaratmaya çalışıyor. onlarca çocuk klonlanmış bu dönemde. lakin bu kopyaların çoğu başarısızlık sonucu benzer yaratıklaşma etkileri gösterip çevrelerine saldırıyorlar. burada bir grace faktörü var işte.
dr. gideon ve zeno, elpis'in anahtarı olarak grace'i görüyorlar zira grace t-virüsüne karşı doğal bağışıklığa sahip. ara sahnede zombi polis, grace'i kolundan ısırmıştı. normalde kızın zombiye dönüşmesi gerekirken bir bok olmadı. gideon'da, grace'i yakaladıktan sonra üzerinde bazı testler ve deneyler yapıp durumu kontrol etmek istedi ve kız hakikaten zombiye dönüşmedi. doğal antikor sahibi yani bir şekilde.
böyle olunca kıza karşı iyice yükseldiler. grace ile elpis arasındaki bağlantıyı tam olarak anlamasalar da kızın özel biri olduğunu ve elpis'i aktive edecek kişinin grace olduğunu düşündüler. (şifreyi biliyor mevzusu.)
neyse biz röportaja geri dönüyoruz. spencer raccoon şehri salgınından dolayı büyük bir pişmanlık duyuyormuş çünkü dediğimiz gibi spencer'ın ana amacı insanı ileri taşıyacak evrimi yaptırmak, zombiye çevirmek değil. spencer, alyssa'ya doğal yollardan olduğunu iddia ettiği (klon olmayan manasında) grace'i veriyor ve bu benim umudum (hope) ve ağıtım (requiem) diyor. biz de bu bilgilerle 30 yıldan beri bildiğimiz bütün bilgileri tek kalemde çöpe atıyoruz.
ve grace orada bir şeyi çakozluyor. leon ölmek üzereyken son kez elpis'in yanına gidip leon'a bir fikrim var diyor. leon'da ''sana güveniyorum.'' diyor. leon'un amacı belli. sikeyim tedavisini de bilmem nesini de, ölürken elpis'i de yanımda götürüp her şeyi yok edeceğim kafasında. yani klasik leon kafasında. hem grace'i hem de bütün dünyayı kurtaracak. nasıl? kendini feda ederek. leon'un şu altın kalpliliği bir türlü gidemedi üstünden ya neyse.
burada iki son var ama ben gerçek sondan bahsedeceğim. (öbürünün de eleştirisini yapacağım merak etmeyin.) grace, hope şifresini girerek elpis'i aktive ediyor ve içinden kapsüller çıkıyor. zeno ne olduğuna bakmaksızın mal gibi elpis'i kendine enjekte ediyor ve leon'a klasik kötü adam konuşmasını yapıyor ama ters tepiyor.
şimdi geldik o ana. grace'in çakozladığı şey şu. spencer yaptıklarından pişman olduğu için hiçbir zaman elpis adında bir virüs üretmemiş. evet, elpis diye bir şey var ama bir virüs değil bu. ne o zaman? dümdüz anti-virüs. yani elpis dediğimiz şey bir aşı, geri döndürülemez nihai bir tedavi. t-virüsü bazlı bütün virüsler (ki onlarca var.) elpis karşısında yok olup gidiyor. böylece biyolojik silah olarak salgın yaratmak imkansız hale geliyor. ee grace'in özelliği?? grace'in elpis ile ayırıcı bir özelliği yok. bu sadece bir yanılsama.
zeno kendine elpis'i sapladığı zaman güçleri artmıyor, bilhassa tedavi oluyor. sonradan gideon ortaya çıkıp spencer ile alakalı farklı bir yorumlama yapıyor. elpisle beraber anarşiyi getirdi spencer diye? o konu hala muallakta. ulan spencer pişman mı oldu yoksa yine bir kötülük yapıp anarşi mi getirdi? herkes kendi kafasından bir şey yorumluyor ve gideon, zeno'yu tek hamlede öldürüyor. yetmiyor üstüne de grace'i yaralıyor. grace'de leon'a elpis aşısını vuruyor ve ölmek üzere olan leon, saniyeler içerisinde en sağlıklı haline ulaşıyor.
tesis çökmeye başlarken leon ile gideon kapışıyorlar ve leon tabii ki gideon'un ağzına sıçıyor ama sonrasında bir sürpriz yaşanıyor. gideon yanlış anlamadıysam son bir mutasyon daha geçirip nemesis'in son formuna dönüşüyor. neden öyle diyorum? çünkü hem nemesis'in son formunun aynısı olarak karşımıza çıkıyor hem de leon bu forma ''nemesis'' diyor. wtf? neyse leon aşırı ama aşırı gigachad karizmasını konuşturarak ara sahneler eşliğinde gideon'u yok ediyor. finalde de chris ve ekibi tim yollayarak, leon ve grace'i kurtarıyorlar. ha bu arada chris, ekiple leon'a mesaj da yolluyor ama mesajın ne olduğunu bilmiyoruz. ileriki dlc veya oyunla ilgili bir trick atılmış oldu böylecek. yani son kez leon'u görmeyeceğiz anlaşıldığı kadarıyla. aynı şekilde chris'de bir şekilde mevzuda olacak ya da onunla oynayacağız neyse işte.
ha hoş chris kurtardı diyoruz da aslında leon herkesi kurtarmış oldu. neden? çünkü bu hastalığın adına raccoon şehri laneti adını vermişti gideon. yani t-virüsün yakınında civarında gezinen herkes bu hastalığa sahip. e o zaman raccoon şehrinde sadece leon ile sherry bulunmuyordu ki. claire redfield, jill valentine hatta ne olduğunu bilmesek de carlos oliviera da bu grubun içinde ki burada ana amaç t-virüsü olduğu için sadece şehirle alakası yoktur durumun. o zaman chris, rebecca, barry burton ve ne olduğunu bilmesek de billy coen vb. bir ton karakterde bunlar gibi hasta olması lazım. ha şöyle bir durum var. tabii ki grace çözüyor işi ama leon olmadan grace daha oyunun başında elli kere ölmüştü. leon, grace'i takribi bir dört beş kere kurtardı. leon olmasa, grace elpis'i açtığında da işleri bittiği için ya zeno ya da gideon, grace'i öldürecekti. finalde zeno hariç herkesi öldüren yine leon oldu. yani herkesi yine bir şekilde leon kurtarmış oldu. önceki yazılarımda belirtmiştim. şahsen re village'da chris yerine leon olsaydı, ethan winters yüksek ihtimalle ölmeyecekti çünkü chris yerine leon, direkt olarak ethan'a yardım edecek. ethan'ın hamle yapmasına izin vermeden bütün yaratıklara ve bosslara kafa göz girişecekti. rose'u da ethan değil leon kurtaracaktı. mother mirandayı'da ethan değil leon öldürecekti. finalde de siktirip gideceklerdi. rose'da, babası ve anasıyla normal bir hayat sürecekti. ha dlc'de de rose cebelleşirken tahminen yine leon gelecekti vs. bu adam da böyle ne yapalım? manyağın önde gideni işte, hiç değişmedi. 1998 yılında da herkesi kurtarmaya çalışan adam oydu. 2028 yılında da herkesi kurtarmaya çalışan yine o oldu.
şimdi puanlamaya geçersek
grafikler - 10
ses dizaynı - 10
atmosfer - 8.5 (rhodes hill on, hapishane on ama sewer, raccoon city ve ark puanı düşürüyor bence. nedenlerini de açıkladım.)
çevre tasarımı - 10 (özellikle raccoon şehrinde yaşadığımız nostaljinin adı konulamaz.)
bölüm tasarımları/tempo vs. - 6 (buradan çok puan gidiyor. aşırı backtracking, puzzleların çoğunun şuradan üç şey bul, getir tak düzeyinde olması, raccoon şehrinin yarı açık mercenaries modunda olması vs. gibi etmenler var. yaratık öldürdükçe bileklik üzerinden kredi kazanıp kullanma fikri kiminse onun ben ağzına sıçayım. tamam reellik olsun diye merchant getirmediniz anlıyorum da, çözüm bu değil be arkadaş.ha bir de iki karakter arası zart diye geçiş hem kafa karışıklığı yaratıyor hem de doğal olmayan bir unsur önümüze seriyor.)
fizik motoru - 10 (re engine'in opus magnum'u demiştim. özellikle ragdoll fizikleri inanılmaz çalışıyor. capcom buraya feci abanmış.zombilerin parçalanma efektleri, vuruşun her yerde çalışması ve vuruş hissiyatı muazzam derecede.)
diğer fizikler ve çevreyle etkileşim - 5.5 (fizik motoruna çok abanınca bura eksik kalmış açıkçası. yani şöyle söyleyeyim çevredeki nesnelerin çoğu süs niyetine konmuş durumda. ayrıca su fizikleri gibi durumlarda çok iyi değil. bu konuda re4 remake mesela fersah fersah önde.)
mekanik ve oynanış - 10 (hem grace'in hem de leon'un oynanışı ve mekanikleri kendi seviyelerine göre oldukça zevkli, şimdi haklarını verelim adamların. crafting sistemi, çeşitlilik ve bolluk oynanışı bayağı fazla yükseltiyor. yani birçok oyunu bir kere oynarsın, yeter der kaldırırsın. bu oyunu on kere arka arkaya oynayabilirsin.)
senaryo - 8. yani neye göre kıyaslayacağımı bilemedim. şayet silent hill ya da soma gibi oyunlara göre kıyaslıyorsak dört falan anca. diğer korku oyunlarına göre kıyaslıyorsak altı - yedi falan. sadece resident evil serisine göre kıyaslıyorsak sırf oyun sonuna kadar merakı canlı tutması ve finaldeki plot twist için 10 veririm. eh işte tümden kıyaslayınca sekiz iyidir sekiz. re 7 ve village gibi küçük ve aşırı kişisel bir hikaye üzerinden yürümemiş. yani bu ethan gibi sadece grace'in hikayesi olsaydı başka olurdu ama leon üzerinden aktif bir çok büyük hikaye döndüğü için iki act beraber ilerliyor. bu da yedi ve sekizinci oyundan bu oyunu ayırıyor ve bence öne çıkarıyor.
genel puanım - helalinden 9.2. biliyorum ortalaması bu değil ama bununla mı uğraşacağım arkadaş? yani re 2 ve re 4 remake'i saymazsak en son resident evil 4 oyunundan beri (o da 22 sene yapıyor neredeyse) çıkan en iyi resident evil oyunu bana göre ki re4'den önce çıkan birçok resident evil oyunundan da çok daha iyi. (1,2 ve 3 hariç.) yani zero mu, bu mu? e sabaha kadar bu. bence en iyi dört, beş resident evil oyunundan biri bu hatta klasikleri de bir kenara bırakırsak modern serinin en iyi oyunu bu. ileride değeri ne kadar artar ne olur ne biter, onu bize zaman gösterecek.