Bazı Zeki ve Yetenekli Kişiler Neden Hayatta Fazla Başarılı Değilmiş Gibi Gözükür?

Çevrenizde de vardır böyle insanlar, aslında kafaları çalışır, ellerinden her iş gelir ama sanki biraz sönük kalmışlardır... Yoksa sadece öyle mi gözükürler?
Bazı Zeki ve Yetenekli Kişiler Neden Hayatta Fazla Başarılı Değilmiş Gibi Gözükür?

"zeki ve yetenekli kişilerin başarısız olma nedeni"

neden?... çünkü başarı dediğimiz şey çoğu alanda kaliteyle değil, görünürlükle ölçülüyor. kim daha çok konuşuyor, kim daha çok ortada, kim daha az utanıyor, kim daha rahat sallıyor… sistem bunu seviyor.

zeki ve gerçekten yetenekli insanların belası genelde şu: kafalarının içi çok kalabalık. bir işe girişmeden önce eksiklerini görüyorlar, daha iyisini hayal ediyorlar, “bu olmadı” deyip siliyorlar. ortalama bir şey çıkarıp ortalığa salmak içlerine sinmiyor. çünkü kendi çıtaları toplumunkinden yüksek.

vasat tarafta ise başka bir rahatlık var. neyi bilmediğini bilmemek müthiş bir özgüven sağlıyor. yanlış yapınca utanma seviyesi düşük, eleştiriye dayanıklılık yüksek, “olsun ya” diyerek devam edebiliyorlar. dışarıdan bakınca atak, girişken, özgüvenli duruyorlar. içerden bakınca boş cesaret.

kitle çoğunlukla ortalama olduğu için, kendine benzeyeni daha kolay seviyor. fazla düşünen, fazla sorgulayan, fazla incelikli olanlar kenara itiliyor. basit olan daha hızlı kabul görüyor.

“bak işte o çocuk çok zeki ama bir şey olamadı, şu adam da yürüdü gitti.” kimse şunu demiyor: “biri kalitesinden ödün vermemek için yavaşladı, diğeri kalite eşiği düşük olduğu için frensiz ilerledi.”

bu biraz da trajikomik bir denge. zeka tek başına yetmiyor, çünkü zeki insan kendi kendine de rakip. vasatın ise en büyük avantajı, kendisiyle hiç kavga etmemesi.

özet: mesele zeki ve yeteneklilerin başarısız olması değil, vasatın sistemle daha uyumlu bir karakter tipi olması.

alternatif yorum: bazen yetişkinlik işini becerememeleridir sebep

kötü geçen çocukluklarını başarısızlığa sebep olarak öne sürenler var...

ancak çocukluk acılarımızın yetişkinlikte bir son kullanım tarihi var. çocukluktaki aile ve koşullar bir piyangodur nihayetinde. ama hepimiz bir noktada yetişkinlikle kutsanırız.

çocuklukta adil dağıtılmamış kaynaklar, yetişkinlik yıllarımızda bize yeni bir şans verir erişim için.

çocukken kıçınızı da yırtsanız, berbat bir aile/ev ortamından çıkışınız yoktur. çocuksunuz çünkü, özgür değilsiniz.

halbuki yetişkinlik sonsuz bir özgürlük; sınırsız bir fırsatlar/ihtimaller evrenidir.

çocukluk tutsaklığından, o seçmediğimiz hayatın çilesini bize dayatan eziyetten sonra ne harika bir alanın kapıları bize açılır... ne büyük bir hediyedir bu...

ben öyle hissetmiştim yani reşit olduğum yıl.

yine de tabii ki kolay değil ilerlemek. çok kereler düşüyor, kalkıyor, çok fazla kanıyorsun bazen. nema problema,

hayat herkese başka yerlerden, başka başka zor soruyor nihayetinde.

geçen gün burada bir babayla mesajlaştık. konunun bir yerinde "oğlumun ilerde ne olacağı umrumda değil, marangoz ya da teknisyen de olabilir mesela. ama hangi alanı seçerse seçsin, mesleğinde en iyisi olmasını isterim ve bunu ona sürekli söylüyorum" dedi.

"pedagojik olarak sağlıklı evlerden nadiren en iyi olma hırsıyla donanmış çocuklar çıkar yalnız" yazdım gülerek.

mesleğimde birinci ismim ulusal bazda ve gerçekten les gibi bir ortamda, na dayak, na baskı, na psikolojik işkenceyle; berbat küfürler, hakaretler ve beddualarla büyüdüm.

her gün olan bir şeyden bahsediyorum, arada bir değil.

reşit olduktan sonra, evet çalışarak okunan bir yüksek okul ve madden manen tamamen desteksiz-yalnız başlanmış bir hayat...

bugün gerçekten doğuştan yüksek ve işlenebilir bir iq'yla, ya da sıra dışı bir yetenekle (absolute kulak mesela) doğmamış ve mesleğinde bir şekilde en iyiler arasında sivrilmiş çoğu insanın sıkıntılı aile ve çocukluk yaşantıları olmuştur. illa şiddet vs değil, ölümler, kayıplar, terkler, göçler filan da olabilir olumsuz faktörler.

başlangıçtaki sert koşullar, güçlü ve başarılı insanlar yaratabilir ileri yıllarda. ama ağızlarına travmatik geçmişlerini sakız etmiş olanları pek yoktur bunların. çünkü bugüne ve yarına bakarlar.

çünkü, bildiniz evet: yetişkinlik...

geçmişte yaşayanlar ve sürekli geçmişteki olumsuz yaşantılarına kahredenler ise, bugünü ve yarını kaçırır.

bedenen 30-35-50-70... yaşlarına gelseler bile, hep o geçmişteki yaşında; kurban çağında kalır mental olarak.

hep oradaki faktörleri suçlar ve bu sayede aslında bugünkü yetişkinlik sorumluluklarından yırtar bir noktada...

çok zeki ve yetenekli kişilerin, bazen böyle olumsuz bir geçmişe takılıp kalma inadıyla yetişkinliği ve bunun sorumluluğunu reddettiği olur yani.

bunun doğal dönüşü, sair alanlarlardaki başarısızlıklardır tabii ki de ve buna ecnebiler self sabotage olarak isim bile vermiştir.

mevzuyu biraz temize çekelim: zeki ama başarısızsa akla gelen olasılıklar

- zeka risk almayı biraz zorlaştırabilir, çünkü haddinden fazla detaylı düşünüyor olabilir.

- mükemmeliyetçidir ve kendini hep yetersiz görüyordur, halbuki biraz kervan yolda düzülür modunda olmak lazım.

- ilgi alanları pek para kazandıran şeyler olmayabilir. örneğin fizik ya da tarih ya da biyoloji gibi.

- hileye hurdaya kendini alıştırmamış olabilir ama bazen zeki olmak yetmiyor, insan ilişkileri ya da torpil bu hayatın içinde.