Batı Mitlerinde Uçan Cisimler Süpürge veya Ejderhayken, Doğuda Neden Genellikle Halı?

Batıda cadılar uçmak için süpürgeye binerken bu araç doğuda neden uçan halı? Nereden geliyor bu halı işi? Neden başka bir cisim değil?
Batı Mitlerinde Uçan Cisimler Süpürge veya Ejderhayken, Doğuda Neden Genellikle Halı?

yere inip ayaklar üzerine bastığımız günden beri insanlık rüyalarında hep yeryüzünden kopma arzusuyla boğuşur. bu bu uçma arzusu çoğu zaman bedenen olmasa da, bir dağa yüklenmiştir. bazen atlara, süpürgelere, bulutlara bazense doğa üstü yaratıklara (ejderhalar gibi)… fakat doğu kültürlerinde bu arzuya eşlik eden en sıra dışı nesne bir halıdır.

bu nesnenin seçilmesindeki en önemli arkaik neden ise eski çağlarda hükümdarlık ve iktidar sembolü olan kaldırılan platformlar ve taşınan hükümdar zeminleridir:


çünkü mezopotamya, pers ve sasani anlatılarında halılar uçmaz fakat bunun yerine yukarıda dediğim şekilde hükümdarlar yerden yükseltilmiş zeminlerde, insanlar tarafından taşınan tahtlar üzerinde betimlenir. burada henüz işin içinde halı olmasa da yerle bağını yitirmiş iktidar fikri kanıksanmıştır. kralın ayakları toprağa değmez çünkü ona tanrı ya da tanrılar el vermiştir, sıradan insanlarla aynı düzlemde bulunmaz.

asıl halı fikri, özellikle kutsal kitaplarda da veya halk hikayelerinde bulunan hz. süleyman anlatılarıyla belirgin bir kırılma yaşar. kutsal kitaplarda bu olay halı yerine rüzgarı kontrol etme becerisi olarak geçse de halk hikayeleri bunun tam tersini söylemektedir.

efsanevi saba kraliçesi'nin, küçük kahverengi bir halıyı yerden havada uçurmayı başaran bir kraliyet simyacısı vardı. yıllar sonra, simyacı, işin sırrının halının dokunmasında değil, boyanmasında yattığını keşfederek yeteneğini mükemmelleştirdi. kraliçe bu güzel haberi duyunca, sevgisinin bir nişanesi olarak kral süleyman'a sihirli bir halı yaptırdı ve gönderdi. bu halının, altın ve gümüş işlemeli ve değerli taşlarla süslenmiş yeşil ipekten yapıldığı söylenir. halının ayrıca o kadar büyük olduğu, kralın maiyetinin üzerinde durabileceği de rivayet edilir.

halı geldiğinde süleyman, kudüs tapınağı'nın inşasıyla meşguldü. hediyeyi kabul edemedi ve bunun yerine saray mensuplarından birine verdi. bu soğuk karşılama haberi saba kraliçesi'ne ulaştığında, kraliçe çok üzüldü ve sihirli halılarla bir daha ilgilenmemeye karar verdi. kraliyet himayesi olmadan, simyacı artık sihirli halı yapamaz hale geldi ve bu bilginin sonsuza dek kaybolduğu söylenir. alternatif olarak, sihirli halının yapımında yer alan ustaların yıllarca dolaştıktan sonra mezopotamya'da bir yere yerleştikleri de iddia edilmiştir.

başka bir anlatı ise şu şekildedir

süleyman öyküsünün başka bir versiyonunda, kral sihirli halısını bizzat tanrı'dan almıştır. bu halının aynı anda 40.000 adamı havada taşıyabildiği söylenir. bu halıya sahip olmanın getirdiği gurur, süleyman'ın her geçen gün daha da artmıştır. sonunda tanrı, süleyman'ı cezalandırmaya karar vermiş ve halı havada uçarken onu sallamış, böylece üzerindeki 40.000 adamın ölümüne neden olmuştur.

her ne kadar bu hikayelerde halı; hayal gücünü, hayret verici bir nesneyi ve manevi yükselişi (bkz: seccade) temsil etse de... halının kendisi, özellikle orta asya’dan mezopotamya’ya kadar uzanan coğrafyada, yalnızca bir ev eşyası değildir. göçebe kültürde halı, taşınabilir bir mekandır, bir evdir. insan nereye giderse gitsin, o yer de onunla birlikte gelir. desenleri çoğu zaman kozmiktir, anlatılarla doludur: yıldızlar, yollar, desenler, tekrar eden döngüler… bu yüzden halı, üzerine basılan bir yüzey olmaktan çok, evrenin bir minyatürü gibidir. böyle bir nesnenin yerden kopması içten bile değildir diyebiliriz.


tekrar konumuza dönecek olursak

uçan halının top noktası binbir gece masallarıdır ve bildiğimiz uçan halı figürü tam manasıyla burada ortaya dökülür. artık halı yalnızca kutsalların ya da kralların tekelinde değildir. prensler, aşıklar, tüccarlar ve normal halk da halının üzerine biner. halıyla kıtalar aşılır, mekanlar değişir ve birbirine değmeye başlar. artık uçan halı, kutsal bir araç olmaktan çok, insanın basit arzularının (uçmak, kaçış, kavuşma, güç, merak gibi...) yapıcısı haline gelir. mit, elit bir anlatıdan devrim yaparak halk masalına evrilir.

modern dünyaya gelirsek

uçan halı, özellikle oryantalist bakışla birlikte romantize edilir. disney’in aladdin’inde artık halıda kutsallık neredeyse tamamen silinmiştir. geriye fantastik ve sevimli bir ulaşım aracı kalmıştır. fakat halı, anlatıda bu kadar basit bir nesneye indirgenmesine karşın hala etkisini koruyarak insanın içinde saklı olan özgürleşme isteğini barındırır.


halı şahane bir sonla bitirecek olursak

uçan halı, öyle tek bir kültürün ürünü değildir. insanın mekanla, iktidarla ve gökle kurduğu ilişkinin somut halidir. o, yere ait olsa bile göğe yükselme ihtimali üzerine bize şunu fısıldar; sonsuzluğa ve ötesine! (tamam ya... bu buzz lightyear'ın sloganı)

son...

kaynaklar: 1 / 2 / 3 / 4