Bataklıkta Kurulan Blackwater, Nasıl Paralı Askerliğin En Tartışmalı Örneğine Dönüştü?

Blackwater nasıl ortaya çıktı, nelere bulaştı, neden kötü bir şöhrete kavuştu ve bugün ne yapıyor?
Bataklıkta Kurulan Blackwater, Nasıl Paralı Askerliğin En Tartışmalı Örneğine Dönüştü?

düşünün: bir özel şirketin silahlı adamları, savaşın ortasında resmi ordu gibi cirit atıyor. 2000'lerin ortasında ırak sokaklarında devriye gezen zırhlı konvoylar üzerindeki blackwater logosu tam da bu tabloyu resmediyordu. 2007'de bağdat nisur meydanı'nda masum sivillerin üzerine kurşun yağdıranlar ne bir devlet askeri ne de bir terör örgütü milisiydi - blackwater security adlı özel güvenlik şirketinin kontratlı elemanlarıydı. blackwater (yeni adıyla constellis), modern savaşların özelleştirilmiş yüzü ve "paralı asker" düzeninin en tartışmalı örneği haline geldi. kurucusu erik prince bir keresinde "ulusal güvenlik mekanizmasına, fedex'in usps'e (usps: u.s. postal service) yaptığını yapmayı hedefledik" diyerek şirketin vizyonunu gururla açıklamıştı. peki, blackwater nasıl ortaya çıktı, nelere bulaştı, neden kötü bir şöhrete kavuştu ve bugün ne yapıyor?

bataklıkta kurulan özel ordu: blackwater'ın doğuşu

blackwater'ın hikayesi, abd'nin kuzey carolina eyaletindeki balta girmemiş bir bataklık arazide başlar. eski bir navy seal komandosu olan erik prince, ordudaki eğitimlerin yetersiz olduğuna inanarak kendi "dünya standartlarında" eğitim tesisini kurma hayaliyle yola çıktı. bu vizyonunu paylaşan deniz piyadesi eğitimcisi al clark ile birlikte 1997 yılında kuzey carolina'da blackwater usa adlı şirketi resmen kurdular. prince, babasından kalan servetten yaklaşık 900 bin doları bu işe yatırarak binlerce dönümlük bataklık arazi satın aldı. 1998'de bu arazide 6.000 akrelik (24 milyon m²) devasa bir özel eğitim üssü faaliyete geçti. şirket adını, üzerinde kurulduğu arazinin koyu renkli bataklık sularından alıyordu. ilk başta blackwater, polis ve askerlere nişancılık, taktik ve sürüş eğitimleri veren mütevazı bir kurs merkeziydi; küçük çaplı sözleşmelerle yılda 30-40 bin dolar civarı işler alabiliyordu. ancak bu sessiz başlangıç, dünya sahnesinde tayfun gibi patlayacak bir özel ordu imparatorluğunun tohumlarını barındırıyordu.

blackwater’ın kuruluş mottosu, geleneksel devlet ordusu düzenine serbest piyasa dinamizmi getirmekti. prince bu amaçla great dismal swamp bölgesinde kurduğu tesisi özel sektörün "seal team"i gibi konumlandırdı. şirket, en başından beri personelini çoğunlukla emekli özel kuvvetler mensupları, eski askerler ve polis memurları arasından seçti. nitekim blackwater ilerleyen yıllarda 21 binden fazla eski silahlı kuvvetler ve özel harekat mensubunun yer aldığı bir veri tabanına sahip olacaktı. bu seçkin kadro, blackwater'ı geleneksel güvenlik şirketlerinden ayrı bir lige taşıdı: ağır silahlar, zırhlı araçlar ve hatta kendi hava unsurlarıyla donatılmış, adeta küçük bir özel ordu kurulmuştu.


11 eylül ve savaş rüzgarı: yükselişin başlangıcı

şirketin kaderini değiştiren gelişme, 12 ekim 2000'de gerçekleşen uss cole saldırısı ve ardından 11 eylül 2001 terör eylemleri oldu. bu olaylar, abd'nin beklenmedik tehditlere karşı hazırlıksız olduğunu gösterdiğinde, blackwater fırsatı sezdi. prince ve ekibi, donanmanın güvenlik açıklarını giderebilecek eğitimler sunabileceklerini duyurdular. nitekim 2002 yılında blackwater, abd donanması'ndan tam 46 milyon dolarlık dev bir sözleşme kaparak patlama yaptı. bu anlaşma, şirketin o güne dek aldığı işlerin toplamından katbekat büyüktü ve blackwater'ı küçük bir eğitim kampından milyonlarca dolarlık bir savunma taşeronuna dönüştürdü.

11 eylül sonrasında başlayan teröre karşı savaş, blackwater'a adeta tam gaz verdi. abd'nin afganistan ve ırak'taki askeri operasyonlarında, orduya destek için sivil güvenlik kontratlarına ihtiyaç doğdu. blackwater da tam bu ihtiyaca göre pozisyon aldı. 2002 sonlarında blackwater security consulting birimi kuruldu ve ilk iş olarak cıa ile anlaşıp afganistan'da el kaide avı peşindeki tesislerin korunmasını üstlendi. ardından 2003'te, abd'nin ırak'ı işgal etmesiyle blackwater tarihinin en yüksek profilli görevine başladı: koalisyon geçici otoritesi başkanı l. paul bremer'ın kişisel güvenliğini sağlamak. bu görev için şirkete yaklaşık 21 ile 25 milyon dolar arası ödeme yapıldığı bildiriliyordu. bir zamanlar bataklıkta atış talimi yaptıran blackwater eğitmenleri, artık bağdat'ta abd'nin zirve diplomatını koruyan silahlı korumalara dönüşmüştü.

ırak savaşı sırasında blackwater'ın iş yükü ve şöhreti katlanarak arttı. amerikan dışişleri bakanlığı, 2004'ten itibaren ırak'taki diplomatlarının güvenliği için blackwater'a güvendi ve şirket yıllar içinde bu program kapsamında 1 milyar dolardan fazla ödeme aldı. blackwater'ın ırak'ta konuşlandırabileceği personel sayısı kısa sürede bini aştı. bu personel sadece amerikalılardan oluşmuyordu; şirket dünyanın dört bir yanından güvenlik profesyonellerini bünyesine katıyordu. blackwater yöneticileri, latin amerika'dan şili ve kolombiya kökenli eski komandoları, bosna ve filipinler'den savaş görmüş askerleri bile ekibe dahil ettiklerini açıkladılar. veritabanındaki binlerce elit asker ile blackwater, adeta uluslararası bir lejyoner ordusuna dönüşmüştü.

bu dönemde blackwater, ırak ve afganistan dışında abd içinde de kriz anlarında sahneye çıktı. özellikle 29 ağustos 2005'te vuran katrina kasırgası felaketinde, new orleans sokaklarında düzeni sağlamak için blackwater personeli görevlendirildi. abd iç güvenlik bakanlığı, kasırga sonrasında federal binaları koruması için blackwater'a günde yaklaşık 240 bin dolar ödedi ve şirket toplamda 70 milyon doların üzerinde kontrat geliri elde etti. bu, bir özel şirketin abd topraklarında güvenlik gücü olarak kullanılmasının en dikkat çekici örneklerindendi. öyle ki blackwater'ın gücünü inceleyen gazeteciler, şirketin 2007 itibarıyla dünya genelinde 9 ülkede 2 binden fazla kontratlı personel bulundurduğunu yazdı. bir kongre üyesi durumu abartılı bir şekilde de olsa şöyle özetlemişti: "salt askeri güç bakımından blackwater, dünya üzerindeki birçok hükümeti devirebilecek kapasitede." bu söz, blackwater'ın özel sektör kökenli bir güvenlik firması olmaktan çıkıp küresel bir paralı asker imparatorluğu haline gelişini çarpıcı biçimde ortaya koyuyordu.

ırak'ta kurşun sesleri: operasyonlar ve skandallar

blackwater'ın yıldızı parladıkça, gölgesi de kararmaya başladı. özellikle ırak'ta üstlendiği görevler, şirkete hem ün hem de kötü şöhret kazandırdı. ilk büyük sarsıntı, 31 mart 2004'te ırak'ın felluce kentinde yaşandı. kontrat kapsamında erzak taşıyan 4 blackwater personeli, isyancı milislerin pusuya düşürmesi sonucu öldürüldü. öfkeli kalabalıklar amerikan müteahhitlerinin yanmış cesetlerini köprüye asarak dünyaya meydan okudu. bu vahşi olay abd ordusunu intikam operasyonuna sürükledi ve sonuçta felluce'de kanlı bir çatışma (birinci felluce muharebesi) patlak verdi. blackwater aslında bu sefer kurban rolündeydi; ancak müteahhitlerin varlığı böylesine stratejik bir kararı tetiklemiş, dolaylı olarak yüzlerce sivilin ve askerin hayatını etkileyen bir çatışmaya yol açmıştı.

2004 yılı necef kuşatması gibi olaylarda blackwater elemanları bazen kahraman gibi de görüldüler. necef'te yüzlerce şii milis, abd yetkililerinin bulunduğu karargaha saldırdığında içerideki az sayıda amerikan askeri ile blackwater korumaları omuz omuza saatlerce direndi; mühimmatları azaldığında ise blackwater'ın başka bir timi helikopterle gelerek takviye sağladı. bu tür hikayeler şirketin çalışanlarının cesaretine örnek olarak anlatıldı. ancak bu olumlu hikayeler, blackwater'ın ırak'ta inşa etmeye başladığı yeni ve karanlık sicilinin gölgesinde kalacaktı. zira şirket personeli "önce vur, sonra sor" anlayışıyla hareket etmekle suçlanıyordu. abd kongresi'ne sunulan bir rapora göre 2005-2007 arasında blackwater personeli 195 silahlı çatışmaya karışmış, bunların %80'inde ilk ateş eden taraf blackwater olmuştu. konvoylarına fazla yaklaşan ıraklı sivillerin ikaz edilmeksizin vurulduğuna dair sayısız şikayet basına yansıdı. blackwater'ın agresif taktikleri, saha komutanlarının "kovboylar" lakabını takmasına yol açmıştı bile.

bardağı taşıran son damla

16 eylül 2007 günü bağdat'taki nisur meydanı'nda yaşanan olay bardağın taşmasına neden oldu. o gün, blackwater'ın "raven 23" kod adlı güvenlik timi, amerikan büyükelçilik konvoyunu korumak üzere trafiği kestikleri bir kavşakta bir anda rastgele ateş açmaya başladı. korumalar iddiaya göre bir "hissî tehdit!" algılamıştı; ancak ortada ne bir saldırgan ne de düşman ateşi vardı. bu 20 dakikalık dehşet sonunda aralarında kadın ve çocukların da olduğu 17 sivil ıraklı yaşamını yitirdi, 20'den fazlası yaralandı. nisur meydanı katliamı olarak anılan bu olay, blackwater'ı uluslararası çapta nefret objesi haline getirdi. ırak hükümeti ertesi gün blackwater'ın ülkedeki faaliyet lisansını iptal etti ve şirket elemanlarının ırak'tan gitmesini talep etti. ıraklılar için blackwater adı, cezasız kalan bir vahşetin simgesine dönüşmüştü.

nisur meydanı olayı, washington'da da büyük tepki yarattı. dönemin savunma bakanı robert gates, olay sonrası tüm komutanlardan özel askeri şirket personelinin karıştığı vakaları mercek altına almalarını istedi. abd dışişleri bakanlığı ise o güne dek neredeyse tamamen blackwater'ın kontrolüne bıraktığı konvoy güvenliği işinde kamera takibi, araç içi kayıt ve devlet bakanlığı görevlilerinin özel timlere refakat etmesi gibi yeni kurallar getirdi. bush yönetiminin adli soruşturmalarında ise belirsizlik hakimdi: blackwater personeli, o dönemki koalisyon yasaları gereği ırak mahkemelerine karşı tam dokunulmazlık zırhıyla korunuyorlardı. bu yüzden katliamın hemen ardından kimse yerel makamlarca tutuklanamadı. abd'de açılan ceza soruşturması da yıllarca savsaklandı; 2009'da bir yargıç, sanık ifadelerinin usulsüz alınması nedeniyle davayı düşürdü. ancak kamu vicdanı rahat değildi. sonunda 2014'te açılan yeni davada dört eski blackwater görevlisi cinayet ve adam öldürme suçlarından mahkûm edildi. aldıkları cezalar içinde ömür boyu hapis bile vardı. ne var ki şirketin nüfuzu, adaletin sonucunu bile etkiledi: 2020 yılında abd başkanı donald trump bu mahkûmları affetti. birleşmiş milletler yetkilileri, bu affın hukukun üstünlüğüne aykırı olduğunu ve küresel ölçekte insan haklarını zedelediğini vurgulayarak kararı kınadı.

nisur faciasının ardından blackwater hasarı kontrol altına almak için perde arkasında çeşitli girişimlerde bulundu. basına sızan belgelere göre şirket yöneticileri, ıraklı yetkililere 1 milyon dolar civarında sus payı teklif etmeyi bile düşünmüşlerdi. ancak hiçbir rüşvet, kamuoyunun öfkesini dindirmeye yetmezdi. blackwater'ın ırak'taki kontratı yenilenmedi ve şirket 2009'da ülkeden tamamen çekildi. bu arada blackwater'ın başka gizli kapaklı işlere de bulaştığı ortaya çıkmaya başladı. 2008'de şirketin, sessiz suikast silahı olarak bilinen susturucuları ve yasaklı ağır silahları ırak'a sokmak için köpek maması paketlerini kullandığı iddiası gündeme geldi. abd'de açılan soruşturmada, blackwater yöneticilerinin büyük torbalara silah ve susturucu gizleyerek bunları bomba arama köpeklerinin maması arasında ırak'a yolladığı öne sürüldü. eski bir cıa görevlisi bu iddialar için "susturucuya ancak birini sessizce öldürmek isterseniz ihtiyaç duyarsınız" diyerek şirketin niyetini sorguladı. sonuçta blackwater, izinsiz silah ticareti ve ihracat ihlalleri nedeniyle 42 milyon dolar cezaya çarptırıldı. iddialar arasında tayvan polisine sniper eğitimi vermek gibi ihlaller ve afganistan'a yasadışı silah göndermek de vardı. kendi ülkelerinde bu suçlarla itham edilen blackwater çalışanları çıkarken, ırak'ta kurbanların aileleri açtıkları hukuk davalarında şirketten tazminat talep ettiler. onlarca yıl süren bu davaların bazıları gizli anlaşmalarla sonuçlandı, kimisi ise hâlâ kanayan bir yara olarak kaldı.

isim değiştirerek aklanmak: xe, academi ve constellis

blackwater ismi 2000'lerde o denli lekelendi ki şirket çareyi isim değiştirmekte buldu. nisur meydanı katliamı ve art arda patlayan skandalların ardından şirket, 2009 yılında ani bir kararla adını xe services olarak değiştirdi. bu hamle, kamuoyunun gözünde "blackwater" markasına yapışan kötü ünü silmeyi amaçlıyordu. aynı dönemde blackwater lodge & training center gibi alt birimlerin isimleri de u.s. training center olarak değiştirildi. fakat ne isim değişikliği ne de pr kampanyaları, blackwater'a musallat olan soruşturmaları tamamen ortadan kaldırabildi. 2010 yılında kurucu erik prince, gelen baskılar sonucu şirketi satmaya karar verdi. ustc holdings adlı bir konsorsiyuma yapılan satış anlaşmasıyla prince, blackwater'dan tamamen ayrıldı ve yönetimden çekildi. bu bir devir teslim dönemiydi: blackwater dönemi kapanıyor, yeni bir sayfa açılıyordu.

2011 yılına gelindiğinde şirket bir kez daha imaj tazeleme yoluna gitti. xe adı rafa kaldırıldı ve şirket bu kez academi markasıyla anılmaya başladı. yeni ceo ve yönetim kurulu, aralarında eski adalet bakanı john ashcroft gibi saygın isimlerin de bulunduğu bir ekiple şirketi sil baştan yapılandırdı. academi yöneticileri, artık şirketin odak noktasının "eğitim ve güvenlik hizmetleri" olduğunu, geçmişteki hatalardan ders alındığını açıkladılar. academi, blackwater'dan miras kalan dev tesislerde hükümetlere ve şirketlere eğitim vermeye devam etti. hatta 2012'de uyum ve etik programlarıyla ödül bile aldılar. fakat değişmeyen bir şey vardı: şirket hala abd dışişleri bakanlığı'nın en büyük özel güvenlik yüklenicilerinden biriydi ve temel işi savaşın olduğu coğrafyalarda silahlı koruma hizmeti sunmaktı.

blackwater'ın tamamen tarihe karışması ise 2014 yılında gerçekleşti. o yıl academi, bir başka büyük özel güvenlik firması triple canopy ile birleşerek constellis holdings adı altında yeni bir çatı şirket oluşturdu. constellis, sektördeki güçleri bir araya getiren dev bir birleşmeydi; bünyesinde academi dışında strategic social, tidewater, national strategic protective services gibi çeşitli savunma ve güvenlik şirketleri toplanmıştı. bu birleşme sonrasında şirket merkezi virginia eyaletine taşındı ve finans devi apollo global management, constellis'i 2016'da satın alarak bünyesine kattı. artık blackwater ismi sadece tarih sayfalarında kalmıştı, ancak mirası constellis'in damarlarında akmaya devam ediyordu.

peki constellis bu yeni dönemde ne yaptı? büyük ölçüde aynı işi, yani riskli bölgelerde güvenlik hizmetlerini sürdürdü. hatta medya raporlarına göre yemen iç savaşı sırasında birleşik arap emirlikleri hesabına savaşa katılan yabancı paralı askerlerin organizasyonunda academi (yani eski blackwater) rol almıştı. 2015'te yemen'de husilere karşı savaşırken ölen yabancı savaşçılardan altısının constellis şirketlerince işe alınmış kolombiyalı paralı askerler olduğu ortaya çıktı. bu iddialar, blackwater ruhunun farklı coğrafyalarda yaşamaya devam ettiğine dair güçlü bir işaretti. öte yandan, suriye ve ırak'taki çatışmalar azalınca constellis'in iş hacmi de darbe aldı. 2020'de şirket borç yapılandırmasına gitmek zorunda kaldı ve ekonomik zorluklar yaşadı. yine de, özel askeri şirket modeli küresel güvenlik sahnesinde kalıcı bir yer edinmiş durumda ve constellis hala abd hükümeti başta olmak üzere birçok müşteri için operasyonlar yürütüyor.

sonuç

blackwater'ın hikayesi, savaşın özelleştirilmesi olgusunun en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti. bir zamanlar kuzey carolina bataklıklarında mütevazı bir eğitim merkezi olarak doğan bu yapı, kısa sürede devletlerin güvenlik yükünü paylaşan dev bir paralı asker ordusuna dönüştü. iddiası, "fedex gibi verimli, özel sektör mantığında güvenlik hizmeti" sunmaktı; ancak pratikte blackwater ismi hukuki boşluklar, hesap sorulamayan silahlı güç ve skandallarla eş anlamlı hale geldi. ıraklı sivillerin zihinlerinde blackwater, belki de işgalden bile fazla nefret edilen bir figürdü. şirket defalarca isim değiştirip imaj yenilese de, ardında bıraktığı izler silinmedi. bugün constellis adı altında faaliyetlerini sürdüren bu yapı, daha düşük profilde de olsa dünyanın çatışma bölgelerinde varlık göstermeye devam ediyor. ancak blackwater efsanesi, bizlere kritik bir soru yöneltiyor: savaş gibi ölümcül bir iş, kâra dayalı özel şirketlere emanet edilebilir mi? bu sorunun cevabı henüz kesinleşmiş değil. blackwater vakası ise gelecek nesillerce özel askeri şirketlerin karanlık yüzü olarak hatırlanacak -adı değişse de bıraktığı miras, modern savaş tarihinin ibret verici bir parçası olarak yaşamaya devam ediyor.

kaynaklar