Aşk Acısını Neden Fiziksel Bir Acı Gibi Hissettiğimizin Bilimsel Açıklaması

Ayrılık sonrası hissedilen göğüs sıkışması, mideye oturan ağırlık ya da genel bedensel yorgunluk çoğu zaman sadece duygusal bir tepki gibi düşünülür. Ancak nörobilim araştırmaları, bu deneyimin beynin fiziksel acıyı işleyen ağlarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü gösteriyor.
Aşk Acısını Neden Fiziksel Bir Acı Gibi Hissettiğimizin Bilimsel Açıklaması

yapılan nörobilim araştırmalarında; ayrılık yaşayan ya da sevdiği kişi tarafından reddedilen insanların beyin taramalarında aktifleşen bölgelerin, fiziksel acı hissedildiğinde çalışan bölgelerle büyük ölçüde aynı olduğu görülüyor. özellikle anterior singulat korteks ve insula gibi bölgeler hem “kalp kırıklığında” hem de gerçek bedensel acıda devreye giriyor.

yani “kalbim acıyor” cümlesi aslında tamamen mecaz değil. beyin, sosyal reddedilmeyi hayatta kalmaya yönelik bir tehdit gibi yorumlayabiliyor. bunun evrimsel bir nedeni olduğu düşünülüyor: insan, tarih boyunca sürüden dışlandığında hayatta kalma ihtimali düştüğü için beyin yalnız kalmayı ciddi bir tehlike olarak kodladı. bu yüzden ayrılık sonrası yaşanan mide sıkışması, iştahsızlık, göğüste baskı hissi ya da fiziksel yorgunluk sadece psikolojik değil; nörobiyolojik bir süreç.

nörobilim araştırmalarında ayrılık yaşayan kişilerin beyinleri incelendiğinde oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. özellikle fonksiyonel mr (fmri) çalışmalarında, kişilere eski sevgililerinin fotoğrafları gösterildiğinde beynin ödül ve motivasyon sistemi yeniden aktifleşiyor. bu sırada ventral tegmental alan (vta), nucleus accumbens ve kaudat çekirdek gibi dopaminle ilişkili bölgelerde yoğun hareketlilik gözlemleniyor. aynı bölgeler; bağımlılık yapan maddelere karşı istek duyulduğunda ya da yoksunluk hissedildiğinde de aktifleşen sistemlerdir.

bilim insanları bunu şöyle açıklıyor: beyin, romantik ilişki sırasında sevilen kişiyi güçlü bir “ödül kaynağı” olarak öğreniyor. mesaj almak, görmek, dokunmak veya yanında olmak dopamin salgılanmasına neden oluyor. zamanla beyin bu kişiyi mutluluk, rahatlama ve haz ile eşleştiriyor. ilişki bittiğinde ise beynin alıştığı bu ödül aniden ortadan kalkıyor. ancak beynin ödül sistemi bir süre daha o kişiyi istemeye devam ediyor. bu yüzden ayrılık yaşayan biri, ilişkinin bitmesinin mantıklı olduğunu bilse bile yoğun şekilde geri dönme isteği hissedebiliyor.

araştırmacılar bunu “bağımlılık benzeri bağlanma döngüsü” olarak tanımlıyor. çünkü bağımlılıklarda da kişi zarar gördüğünü bilmesine rağmen ödül sisteminin etkisiyle aynı şeye yönelmeye devam edebiliyor. özellikle ayrılık sonrası kişinin sürekli eski mesajlara bakması, fotoğrafları incelemesi, sosyal medya kontrolü yapması ya da karşı taraftan haber beklemesi; beynin dopamin arayışını sürdürmesiyle ilişkilendiriliyor.

ilginç olan nokta şu: zaman geçtikçe beynin bu yoğun aktivitesi azalıyor. yeni deneyimler, sosyal bağlar ve zaman; beynin eski ödül bağlantılarını zayıflatmasına yardımcı oluyor. yani “zaman her şeyin ilacı” sözü yalnızca duygusal değil, nörobiyolojik olarak da belirli ölçüde gerçek kabul ediliyor.

kaynak: fisher, h. e., aron, a., & brown, l. l. (2005) romantic love: an fmri study of a neural mechanism for mate choice.