Arabayı Park Ederken Neden Müziğin Sesini Kısarız?

Arabayı park etmeye hazırlanırken müziğin sesi neden neredeyse refleks gibi kısılır, hiç düşündünüz mü?
Arabayı Park Ederken Neden Müziğin Sesini Kısarız?

park ederken müziğin sesini kısmak, dışarıdan bakınca arabanın boyunu ses düğmesiyle ayarlamaya çalışmak gibi görünür.

yan koltuktaki biri de zaten fırsatı kaçırmaz: “sesi kısınca daha mı iyi görüyorsun?” der. insan da o an ne diyeceğini bilemez çünkü evet, biraz öyle oluyor aslında.

işin komik tarafı şu: bu hareket sanıldığı kadar saçma değildir.

çünkü park etmek, araba kullanmanın en yavaş ama en yoğun anlarından biridir. otobanda düz giderken beyin işin büyük kısmını otomatiğe bağlar. yol akar, şerit bellidir, hız sabittir, müzik çalar, biri konuşur, insan bir yandan akşam ne yiyeceğini bile düşünür.

ama iki arabanın arasına geri geri girmeye çalıştığın anda oyun değişir. bir anda aynalara bakarsın, diğer taraftaki mesafeyi kestirmeye çalışırsın, direksiyonu ne kadar kıracağını hesaplarsın, frenle gaz arasında milimetrik bir ayar yaparsın, kaldırıma çıkmayayım dersin, arkadan biri geliyor mu diye kontrol edersin, bir de o meşhur otopark kolonuna kaportayı bırakmama savaşı başlar.

yani araba yavaşlar ama beynin hızlanır.

o sırada müzik artık sadece müzik değildir. arkada açık kalmış fazladan bir sekme gibidir. kulağına pasif pasif geliyormuş gibi sanırsın ama beyin onu yine de işler. ritmi takip eder, sözleri ayıklar, radyodaki konuşmayı anlamaya çalışır, yan koltuktaki insanın cümlesini yarım da olsa yakalar.

normalde sorun olmayan bu küçük ses kalabalığı, dar bir park manevrasında bir anda yük olmaya başlar. çünkü dikkat sınırsız bir şey değil. beyin aynı anda her kanaldan gelen bilgiyi aynı kalitede taşıyamıyor. göz mesafe hesaplamaya çalışırken, kulak da arkadan kendi payını isteyince sistemin içi kalabalıklaşıyor.

el de bu yüzden gider o ses düğmesine.

aslında insan orada “müziği sevmiyorum” demiyor. “şu an bununla uğraşamam” diyor. beyin o an işine yaramayan şeyi kısıyor ki asıl meseleye, yani boşluğa, açıya, aynaya, tampona ve mesafeye daha fazla yer açılsın.

aynı şeyi sadece park ederken de yapmayız. bilmediğimiz bir sokakta adres ararken radyoyu kapatırız. tabelalara bakarken konuşmayı duymamaya başlarız. telefonda biri yol tarif ederken yürüyüşümüz bile yavaşlar. önemli bir şeye odaklanınca yanımızdakine “bir saniye sus” deriz. çünkü bazen anlamak için sessizlik gerekir.

park ederken müziğin sesini kısmak da tam olarak budur.

insan o an kulağıyla değil gözüyle uğraştığını sanır ama aslında kafasının içindeki trafiği azaltmaya çalışıyordur. ses azalınca araba küçülmez, aynalar büyümez, direksiyon daha akıllı hale gelmez. sadece beynin önündeki gereksiz gürültü biraz çekilir.

o yüzden bu hareketle dalga geçenlere çok da kızmamak lazım. dışarıdan gerçekten saçma görünür.

ama bazen daha iyi görmek için sesi kısmak gerekir.