Ünlü Seri Katil Richard Ramirez' ile Hapisteyken Evlenen Kadın: Doreen Lioy
doreen lioy’un hayatı, dışarıdan bakıldığında sıradan ve hatta imrenilecek gibiydi. kaliforniya’da doğmuş, çalışkanlığıyla öne çıkmış, popüler bir gençlik dergisinde editörlük yapmıştı. ünlü olmaya hazırlanan yıldızlarla çalışıyor, kapak yüzleri yaratıyordu. onu tanıyanlar için doreen, hayatın “normal” tarafında duran bir kadındı. ta ki richard ramirez ismini duyana kadar.
1985 yazında kaliforniya korku içindeydi. geceleri evlere giren, kurbanlarını uykularında yakalayan bir seri katil gazetelerin manşetlerini dolduruyordu: gece avcısı. richard ramirez yakalandığında ülke rahat bir nefes aldı. ama herkes için değil. bu canavar yaşlı kadınlarında aralarında olduğu 14 kişiye tecavüz etmiş 15 kişiyi öldürmüştü (fazlası olduğu tahmin ediliyor).
doreen, ramirez’in tutuklanmasından kısa süre sonra ona karşı açıklayamadığı bir çekim hissetti. işlediği korkunç suçlar, mahkeme salonunda sergilediği satanist tavırlar, kamuoyunun duyduğu nefret… bunların hiçbiri doreen’i geri adım attırmadı. aksine, ona göre herkes yanılıyordu. herkes “canavar” görüyordu; o ise kırılgan, yanlış anlaşılmış bir adam.
ramirez’e on bir yıl boyunca, tam yetmiş beş mektup yazdı. zamanla sadece bir hayran değil, onun en ateşli savunucusu hâline geldi. röportajlarda ramirez’i nazik, komik, çekici biri olarak anlatıyor; onu tanıdığını, dünyanın ise tanımadığını söylüyordu. insanlar doreen’e deli, saf ya da yalancı diyordu. o ise tek bir şeyde ısrarcıydı: “ona tamamen inanıyorum.”
bu bağ, dışarıdan bakıldığında akıl almazdı. ama psikoloji dünyasında bunun bir adı vardı: hibristofili. suç işleyen, özellikle de ağır suçlara karışmış kişilere duyulan cinsel ve duygusal çekim. kimi zaman duygusal olarak daha olgunlaşmamış kadınlarda görülen, “kötü çocuğu kurtarma” arzusu, kimi zaman tehlikenin yarattığı heyecan, kimi zaman da kontrol edilebilir bir ilişki hissi… hapishanedeki bir adam hem ulaşılmazdı hem de hep oradaydı. kaçamazdı. günlük hayatın sıradan sorunları yoktu. fantezi bozulmadan sürdürülebilirdi.
1989’da ramirez idama mahkûm edildi. san quentin hapishanesi’nin ölüm koğuşunda günlerini tüketirken, doreen neredeyse her hafta oradaydı. çoğu zaman ziyaretçi kuyruğunda ilk sıradaydı. neden onunla olduğu sorulduğunda ise net bir cevap vermiyordu.
1996’da, tüm itirazlara ve kurban ailelerinin öfkesine rağmen evlendiler. nikâh bir hapishane ziyaret odasında kıyıldı. otomat makineleri, yere sabitlenmiş plastik sandalyeler, çıkarılmış bir “ölüm sizi ayırana dek” cümlesi… tuhaf ama resmî bir tören. doreen altın yüzük taktı; ramirez platin çünkü satanistler altın takmazdı.
bu evlilik doreen’in ailesini ve arkadaşlarını ondan uzaklaştırdı. yine de o, seçilmiş olmanın verdiği tuhaf bir “özellik” duygusuyla ayakta durdu. onu isteyen onca kadının arasından ramirez’in kendisini seçtiğine inanıyordu.
yıllar geçtikçe aralarındaki bağ zayıfladı. ölümünden önceki birkaç yıl boyunca birbirlerini görmedikleri söylenir. kimilerine göre, 2009’da ortaya çıkan ve bir çocuğun vahşice öldürülmesine dair yeni kanıtlar doreen için bardağı taşırmıştı. kimilerine göre ise ramirez’in ağırlaşan sağlık sorunları her şeyi kopma noktasına getirmişti. boşanma davası açıldı ama ramirez bu süerede rahat durmadı ve bir başka hayranı 23 yaşındaki bir yazarla nişanlandı!
richard ramirez idam edilmedi. 2013’te, hücresinde kansere bağlı komplikasyonlar nedeniyle öldü. doreen lioy ise çoktan gözlerden kaybolmuştu, nerede olduğu bilinmiyordu bile. onu son gören bir çocukluk arkadaşıydı ve bir parti malzemeleri dükkanında çalıştığını ve yerini kimsenin bilmesini istemediğini söylemişti.