SANAT 6 Kasım 2026
383 OKUNMA     9 PAYLAŞIM

Türk Mizah Dergiciliğinin Sessiz Efsanelerinden Biri: Kemal Aratan

Leman ve Limon dergilerinin efsane çizerlerinden Kemal Aratan maalesef henüz 61 yaşında aramızdan ayrıldı. Vefatının ardından bir Sözlük yazarı da hislerini paylaşmış bizlerle...

kemal aratan... sabah sabah ölüm haberiyle karşılaştığım, türk çizgi dünyasının en önemli isimlerinden biriydi. lise yıllarımdan beri yaptıklarını büyük bir hayranlıkla takip ediyordum, üniversite yıllarımda artık takip etmenin ötesinde, işlerini toplamaya başladım. kemal aratan'ın çizdiği bir dergiyi atmıyordum. sonra kalabalık olmaya başlayınca ilgili sayfaları, köşeleri kesip biriktirmekle yetinmeye başladım. dergilerin evde kapladığı alan azalsa da ona olan hayranlığım ve saygım asla azalmadı. bir süre sonra, kendisiyle komşu olan bir arkadaşım sayesinde kendisiyle da tanışma şansım oldu ve hayranlığım daha da arttı. arkadaşımın komşuluk ortamı olsun, pişmiş kelle dergisine yaptığımız ziyaretler olsun, gördüğüm bir şey vardı; kemal aratan hiçbir şey söylemese, yapmasa bile, sadece aurasıyla bulunduğu ortama mistik bir hava, farklı bir enerji katıyordu. çizdikleri, çizgisi insana ilham veriyordu. onun çizdiği gibi çizmeyi öğrenmek için beğendiğim karelerini tekrar çiziyor, kendimce çiniliyordum, olabildiğince benzetiyordum, ama kendim sıfırdan bir şey çizince asla onun gibi çizemeyeceğimi görüp ona öykünmekten vazgeçtim ve uzaktan hayran olmakla yetinmem gerektiğimi kabullendim. stalker olmanın kıyısından dönmüşüm meğerse. zaten hayatın anlamı ne diye sorunca, sol bileğini kıvırarak çizim hareketi yapan bir insanın çizgisine yetişmek hayalden ötesi değil.


çok uzun zamandır kemal aratan hakkında yazmak istiyordum. ne yazsam eksik kalır diye erteledim sürekli. onun mizah dergiciliği dünyasına kattıklarını, limon zamanı devamı haftaya kalan hikayeleri, (fikir piresi, en alttakiler, çıt, hazır halit) pişmiş kelle'deki bir gece daha'ları, pazar gazetesinin eki fasulye'de yaptıkları (ki fasulye, tek başına çıkardığı bir haftalık mizah dergisi gücündedir). dıgıl'da galip tekin'le beraber yaptıkları vah vahap vah, engin ergönültaş'la yaptıkları ve bugün yapılsa yayınlanması mümkün olmayan kesin bulurum serisi, limon dergisindeki edebi lakırtılar, leman'da tuncay akgün, tekin duman, fatih solmaz, celalettin benzer ile çizdikleri ve daha neler neler. çığır açan o kadar çok işe imza attı ki, benim gibi basit bir hayranın anlatmasıyla hepsine yetişmek mümkün değil. 2025 kadıköy çizgi festivali'nde kendisini tüm bu işleri tek bir albümde toplaması, hatta her bir işle ilgili bilgilendirici yazılar yazması, o işte beraber çalıştığı insanları anlattığı bir "aratantaloji" hazırlaması konusunda ikna etmey çalıştım. çoğu işin kaybolduğunu, ortak çalışmalar için tek tek telif haklarının toplanması gerektiği ve bunlarla hiç uğraşmak istemediğini söyledi. oysa böyle bir projeye niyetlense bütün iş yükünü sırtından alacak hayranlarının olduğuna emindim.


komşusunun arkadaşı bir hayranı olarak birlikte çok az zaman geçirdik, daha da az sohbet ettik, yani herhangi bir samimiyetten bahsedilemez, adımı bildiğinden bile şüpheliyim, ama çizdikleri ve yazdıklarından dolayı, tek taraflı da olsa, oluşan bir bağ vardı. ve bu ölüm haberi beni, sanki çok yakın bir arkadaşımın ölüm haberini almışım gibi etkiledi. galip tekin öldüğünde türk çizgi dünyası yetim kalmıştı, artık hem yetim hem öksüz.