Tarih Kitaplarına Geçen En Tuhaf Olaylardan Biri: Erfurt Tuvalet Faciası
kutsal roma cermen imparatorluğu'nun dönemin kralı vi. heinrich, thüringen dükü ile mainz başpiskoposu arasındaki kan davasını çözmek, ortamı yumuşatmak ve "beyler kendinize gelin" demek için erfurt'taki st. peter kilisesinde bir meclis toplar. ortam gergin, siyaseten önemli bir gün. imparatorluğun tüm kalburüstü abileri; kontlar, dükler, baronlar ve din adamları en şık kıyafetlerini giyip kilisenin ikinci katındaki ahşap salona doluşurlar.
ancak atladıkları ufak bir mühendislik detayı vardır orta çağ mimarisi, onlarca zırhlı ve göbekli soylunun toplam ağırlığını taşıyacak statik hesaba sahip değildir. toplantı başlar başlamaz, beklenen sonun habercisi olan uğursuz bir çatırdama sesi duyulur. döşeme tahtaları, üzerindeki mavi kanlı soyluların ağırlığına dayanamaz ve büyük bir gürültüyle çöker. ancak asıl felaket düşüşün kendisi değildir. asıl felaket, düştükleri yerdir.
zemin katın hemen altında, manastırın yıllardır temizlenmemiş, birikmiş, fermente olmuş devasa foseptik çukuru bulunmaktadır. birinci kat çökünce, zemin kat da bu ivmeyle aşağı iner ve onlarca dük, kont ve baron; imparatorluğun en asil adamları, metrelerce derinlikteki sıvı dışkı denizinin içine gömülürler. sonuç; kılıç darbeleriyle değil, bizzat kendi atıklarının içinde boğularak ölen yaklaşık 60 soylu.
düşünün, hayatınız boyunca şatolar yönetmişsiniz, ordulara komuta etmişsiniz, halk size el pençe divan durmuş ama ölümünüz bir manastırın lağım çukurunda boğularak gerçekleşiyor. memento mori'nin bundan daha ironik bir hatırlatması olamaz.
peki kral vi. heinrich'e ne oldu?
kendisi, toplantı sırasında zeminin taş olduğu bir pencere oyuğunda (alkov) oturduğu için düşmekten son anda kurtuluyor. aşağıda boğulan adamlarının çığlıklarını ve karşılaştığı dehşet verici manzarayı, taş pencere kenarına tutunarak çaresizlik içinde izliyor. daha sonra merdivenlerle oradan indiriliyor. muhtemelen yaşanan faciada, tanrı'nın kendisini koruduğuna değil, lanetlediğine inanmıştır.
bu olay bana hep şunu düşündürüyor; insanlık olarak ne kadar medeniyet kurarsak kuralım, ne kadar hiyerarşi kasarsak kasalım, altımızdaki tahta çürüdüğünde hepimiz aynı çukura düşüyoruz. statü, zenginlik veya asalet biyolojinin burnu sızlatan gerçekliği karşısında hiçbir şey ifade etmiyor.
özetle; game of thrones senaristlerinin bile yok artık böylesine aşağılayıcı bir ölüm yazmayalım diyeceği, gerçekliğin kurgudan daha tuhaf olduğunun 12. yüzyıl kanıtıdır.
konuyla ilgili daha fazla detay görmek isteyenler (extra history: the erfurt latrine disaster) videosu bu olayı çok güzel bir animasyonla anlatıyor.
kaynakça meraklıları için:
- cronica reinhardsbrunnensis (dönemin kronikleri)
- benjamin arnold, "princes and territories in medieval germany"