SAĞLIK 28 Ocak 2026
3,4b OKUNMA     12 PAYLAŞIM

Tahlil Sonuçlarındaki O Meşhur Referans Aralıkları Aslında Kimlere Göre Belirleniyor?

Çoğu insan laboratuvar testlerindeki referans aralıklarının kusursuz bir sağlık standardı olduğunu düşünür. Oysa gerçekte bu aralıklar, tamamen istatistiksel bir havuzun ürünü.

çoğu insan kan tahliline bakarken tek şeye odaklanır: yanında yıldız var mı, yok mu. oysa bir hekim/hasta olarak şunu fark ettiğin an bakış açın değişir: referans aralıkları sağlıklı insanlardan değil, ölçüm yapılan insanlardan çıkar.

yani sistem kabaca şöyle çalışır: bir laboratuvar, binlerce kişinin kan sonuçlarını toplar. en düşük %2,5 ile en yüksek %2,5'i atar. kalan %95'e “normal” der. hepsi bu.

bu insanlar kimdir? check-up'a gelenler, şikâyeti olanlar, hastaneye yolu düşenler, ilaç kullananlar, uykusuzlar, kilolular, stresliler… yani istatistiksel olarak: tam sağlıklı bir popülasyon değil, ortalama bir popülasyon. dolayısıyla “normal” demek, “çoğunluğun bulunduğu yer” demektir. “ideal” demek değildir.

bunu klinikte fark etmeye başlarsın:

– tiroidi referans içinde ama kişi üşüyor, kilo veremiyor
– ferritini normal ama saç dökülüyor
– b12 normal ama unutkanlık var
– açlık şekeri normal ama gün içinde sürekli uyku hali oluyor

kağıt iyi, insan iyi değil. çünkü referans aralıkları hastalık yakalamak için tasarlanmıştır, optimum sağlık için değil.

tıp eğitimi boyunca da bize şunu öğretirler: “referans dışıysa ilgilen, içindeyse geç.” oysa gerçek hayatta işler öyle yürümez. bir değerin referansın alt sınırında olması, vücut için çoğu zaman “idare ediyorum” demektir. üst sınırdaysa “zorlanıyorum” demektir. ama raporda hâlâ “normal” yazar.

işin ironik kısmı şudur: bir toplum metabolik olarak bozuldukça, referans aralıkları da onunla birlikte kayar. yani herkes biraz insülin dirençliyse, insülin direnci normalleşir. herkes biraz inflamatuarsa, inflamasyon normalleşir. ve sen “herkes böyle” denilerek eve gönderilirsin.

bu farkındalık şunu değiştirir: kan tahliline tek tek değerlere bakarak değil, vücudun verdiği sinyallerle birlikte bakmaya başlarsın. ve bir noktada şunu net görürsün: referans aralığında olmak, sağlıklı olmak değildir. sadece istatistiğin dışına taşmamış olmaktır.

bunu öğrendikten sonra “her şey normal” denilen ama iyi hissetmeyen insanlara başka gözle bakarsın. çünkü çoğu zaman sorun kâğıtta değil, referansın kendisindedir.