TELEVİZYON 13 Ocak 2026
8,5b OKUNMA     38 PAYLAŞIM

Supernatural'ın Fanları Neden 15 Sezon Boyunca Bu Diziye Sadık Kaldı?

2005-2020 yılları arasında yayınlanan dizinin neden sadık hayranları olduğunu açıklayan bir kritik.

bu dizi 15 sezon sürdü biliyorsunuz. ama iyi planlandığı için değil; bırakmayı reddettiği için. bu çok önemli bir nokta benim için. ilk beş sezonu muhteşem, kalan sezonları eklemlenen bir yapımdan ziyade ilk beş sezonu muhteşemken, “tamam, bitmedi ama bitsin de istemiyoruz,” diye yaşamaya devam eden bir iş. o yüzden inişleri var, saçmalıkları var, tekrarları var. ama bu kusurlar dizinin kendisi zaten. onu bu kadar sevdiren şey bu falsoları. bir bölümde yıllarca kapalı alanda tutulmuş, tamamen vahşi havan dürtüleriyle yaşayan iki kardeşin duvarlara “go home” yazması örneği gibi. kardeş siz köpeği çiğ çiğ yiyorsunuz, tüyleriyle filan, ne ara alfabeyi öğrendiniz? buna takılmadan izliyorsunuz ama. çünkü tema öyle güzel ki, asıl canavar insandır ana fikrini ilmek ilmek işliyor. gözleri ışığı hiç görmemiş iki ergenin yazı yazması çok da koymuyor.

diziye dair bence harika başka bir şey, amerikan klişesi “dünya kurtarma” fantezisini satmamış olması. dünya hep kurtuluyor zaten; mesele sam ve dean'in her seferinde biraz daha eksilmesi. halihazırda kusurlu olan, korkuları ve zaafları olan iki ana karakterin, 15 sezon boyunca izlediğimiz halleri bir yükseliş değil, ağır ağır tükenme hissini verdi hep. kahramanlar büyümüyor, bilgeleşmiyor, sadece yoruluyor. televizyonda nadir görülen bir dürüstlük bu. çünkü çoğu yapım seyirciye “bak acı çektin ama değdi,” demek ister, mutluluğun mümkün olduğunu satmaya çalışır. supernatural bunu yapmadı. “acı mı bu gerçek? acı. çektin, nokta.” dedi. bunu da genelde, tv tarihinin en bilge ve en baba karakterlerinden biri olan bobby singer'ın replikleriyle yansıttı.

diziye dair az fark edilmiş ama kritik bir taraf var; dizi bilinçli olarak ilerleme hissini sabote etti. ne zaman bir şeyler yoluna girecek gibi olsa, sistem bozuldu. melekler güvenilmez, tanrı bile problemli. çünkü dizinin derdi düzen kurmak değil, düzenin mümkün olmadığını göstermekti. bu yüzden lore sürekli genişledi ama hiçbir zaman tamamlanmadı. tamamlanmayan şey de izleyiciye çok tanıdık geldi haliyle.

15 sezon boyunca ev yok, aidiyet yok, kök yok. impala bile bir evden çok sığınak. moteller geçici, kasabalar geçici, insanlar geçici. kalıcı olan tek şey kardeşlik ama o da romantik değil. sevgi var, evet, ama aynı zamanda suçluluk, bağımlılık ve mecburiyet de var. dizi bunu hiç parlatmadı. “aile her şeydir” lafını attı ortaya ama altını pürüzsüz doldurmadı. aile bazen boğar, bazen mahveder, dedi.

bu yüzden supernatural entel işi değil ama aptal işi hiç değildi. zor kavramları basit anlatı ama basitleştirmedi. izleyiciye “anlamıyorsan sen salaksın,” demediği gibi, “bak ne kadar derinim,” diye de kasmadı. o yüzden akademik çevrelerde çok sevilmedi belki ama milyonlarca insan için bir tür duygusal sabit nokta oldu.

finalini tartışabiliriz, evet. bence harika bir finaldi bu arada. yaşadığı gibi öldü dean. bildiği işi yaparken. okyanusu geçti ama derede boğuldu olarak bakmıyorum ben bu yüzden. siz sevmemiş olabilirsiniz lakin şunu inkâr edemezsiniz; 15 sezon boyunca aynı karakterlerin yükünü taşımak, onları resetlemeden, parlatmadan, arada rezil ederek sürdürmek büyük iş. supernatural mükemmel bir dizi değil. ama ısrarcı, inatçı ve insanî bir dizi. bazen önemli olan, kırık dökük olsa da devam edebilmektir çünkü.