Sektördekiler Anlatıyor: Yapay Zekanın Çevirmenlik Mesleğiyle Mücadelesi Ne Durumda?
25 senelik çevirmen olarak konuşuyorum
bizler yani çevirmenler bilerek veya bilmeyerek bu sürece kusursuz bir katkı sağlayarak makinelere teslim olmamızı hızlandırdık. nasıl mı oldu?
bundan 16-17 sene kadar önce ağır yüklü çevirilerde kullanmaya başladığımız, sektör dışındakilerin haberdar olmadığı online ve offline database oluşturarak devleşen, müşterilerin de sevdiği cat tool'lar, ve google translate'teki çeviri düzeltmesi önerme seçeneği ile bazı angaryadan kurtulup zaman kazandık ama aynı zamanda da kendi canavarımızı yarattık.
bugün mesleğim adına üzülerek söyleyebilirim ki, latin alfabesi kullanan diller arasında özellikle türkçe dili makine çevirisine en zor ve en son ayak uyduran dil olmasına rağmen mükemmele yakın işler çıkabiliyor bakın hala mükemmel demiyorum ama o da çok yakın. 3 sene filan değil.
bunun bizden götürüsü de şu oldu:
piyasada şu anda iki türlü çevirmen var, bir işini hala manuel yapan ve müşteri isteği doğrultusunda cat tool ile data oluşturanlar, bir de jet hızı ile 40 sayfayı bir günde çeviriyorum diye yarı fiyatına müşteri kazıklayan makineciler. adam bana telefonda iş akşama lazım ve siz çok pahalısınız diyor. oturup sadece yazayım dese o 40 sayfayı bir günde yazamayacak oysa.
müşteri bilinçli ise ya 40 sayfayı 2-3 günde çevirecek olan kişiye verir ya da yarı fiyatını verip başkasına güvenip rezil olacağına kendisi makineye çevirtir ve düzeltmeleri kendi yapıp bedavaya getirir. düzeltme şart. hala.
şu anda çoğunuzun mükemmel çeviri zannettiği şeyler ciddi maddi hatalarla dolu, ama maalesef bir yandan da yüzeysel bir dünyaya doğru gittiğimiz için bunun çok da önemi yok ciddi bir kesimin gözünde.
ha, çevrilsin de nasıl olursa olsun diyen ve yazıyı asla okumayacak olan bir müşteri varsa; adamı yol gitsin.
makine çevirisinin edebi çeviriyi kusursuzca yapması henüz imkansız olduğundan (bu bir gün olduğunda dünyayı ailer yönetiyor demektir) çevirmen için güvenli alan edebiyat. ha yalnız toy arkadaşlara bildireyim, edebi veya teknik çeviri ile hayatınızı kazanmanız için parmakla gösterilmeniz gerek.
yine de dil bilmeye gerek yok diye düşünülmesin, hiçbir yabancı dil bilmeyen, konuşamayan insan bu dünyanın hep gerisinde kalır.
peşin not: 20 yıllık tercümanım
şimdi de çeviri için tercümana ihtiyaç yok zaten. deepl.com adresine gir, ver metni al %100 düzgün çevirisini.
amaaaaaaaaaaaaaaa....
1. verdiğin metin %100 doğru gramer kuralları ile yazılmış olmalı.
"ali eve geldi babası ondan sonra yoktu evde o da döndü babası aradı hüseyin kahveden gelince annesi gelmediği için babası gitti arabayı vermemişti amcası çağırmadı onu..." şeklinde bir metni nah çevirir -ki mahkeme kararlarının %90'ı bu şekilde. avukat dilekçelerine hiç girmiyorum; hukuk fakültelerinde "y*rrak gibi bir türkçe ile yazmaya giriş" adlı bir ders var sanırım. (bkz: lol)
2. %100 doğru gramer kuralları ile yazılmış olsa bile, aşırı uzun cümlelerde bütün ai çeviri araçları s*çar. cümlenin bölünmesi gerekli.
örnek:
“it was not to them (not to hugh, or richard, or even to devoted miss brush) the liberator of the pent egotism, which is a strong martial woman, well nourished, well descended, of direct impulses, downright feelings, and little introspective power (broad and simple–why could not every one be broad and simple? she asked) feels rise within her, once youth is past, and must eject upon some object–it may be emigration, it may be emancipation; but whatever it be, this object round which the essence of her soul is daily secreted, becomes inevitably prismatic, lustrous, half looking glass, half precious stone; now carefully hidden in case people should sneer at it; now proudly displayed.”
çevirisi (deepl):
“onlar için (ne hugh, ne richard, hatta ne de sadık bayan brush için) güçlü bir savaşçı kadının, iyi beslenmiş, iyi soydan gelen, doğrudan dürtülere, düpedüz duygulara ve çok az içgözlem gücüne sahip (geniş ve basit -neden herkes geniş ve basit olamaz? diye sordu) gençlik geçtikten sonra içinde yükseldiğini hisseder ve bir nesneye doğru fırlaması gerekir - bu göç olabilir, kurtuluş olabilir; ama her ne olursa olsun, ruhunun özünün her gün etrafında salgılandığı bu nesne kaçınılmaz olarak prizmatik, parlak, yarı aynalı, yarı değerli bir taş haline gelir; şimdi insanlar onu küçümser diye dikkatle saklanır; şimdi gururla sergilenir.”
-s*çar-
3- noter tasdiki yapılacak evrak için tercüman kaşesi ne olacak evladım?
ha, işler aşırı düşecek -ki şimdiden fazlasıyla düşmeye başladı ama meslek yok olmayacak.
yapay zeka dediğimiz şey sadece bir yazılım, yardımcı araç arkadaşlar
aynı muhabbetler sanayi devrimi'ne girilirken de yapıldı, insanların yerini makineler alacak ve kimseye ihtiyaç kalmayacak sanılıyordu ama öyle olmadı. tabi insan yerine makine kullanılan sayısız alan çıktı, ama o makinelerin başında yine hep insan oldu. niye elinde tırpanla koca araziyi insana iş diye yüklesinler makineler varken. o tarlada ihtiyaç duyulan insan sayısı azaldı evet. ama bu sefer başka alanlarda ihtiyaçlar türemeye başladı en basitinden o makinelerin tasarımları ve üretimleri gibi alanlar için.
burada kritik nokta şu: sen yeni gelen bir yapıyı kime denetleteceksin? yine makinelere ve yazılımlara mı? düşünsene iki dil bilen insan sayısı on yıllar sonra sıfıra yaklaşıyor zaten yapay zeka her şeyi çeviriyor diye. gibi dizisindeki yılmaz gibi konuşmayayım ama o saatten sonra sana 'neyi, ne kadar doğru çeviriyorlar acaba' diye gelmeye başlamayacaklar mı. başlayacaklar elbet. ya şirketlere, ya devletlere, ya askeri alana? işte o yüzdendir ki çeviri konusu için her zaman denetleyici insanlara ihtiyaç olacaktır. ki yapay zekayı sonuna kadar sömüren biri olarak söylüyorum bunu.
bu tarz konuları sadece teknolojinin imkanları ile sınırlı düşünmemek lazım. reel hayatın kendi içinde çok farklı farklı zorunlulukları var. güvenlik, ekonomi vs. gibi. insan denen canlı da kendi içinde gruplaşmaya ve cepheleşmeye çok yatkın bir varlıktır. sen ''oo akıllı ev be, dünya varmış.'' diye takılırken düşman unsuru bir yapı tarafından uykunda uyurken mutfağından açılan tüple hayatına son verilince bak bakalım nasıl anında ülkende farklı bir alana kayılıyor önlem olarak.
ben çocukken, uçan arabalar olacak falan diye anlatırlardı bize otuz yıl sonrasını, yani bugünleri. ''ulan sarhoşu var, hırsızı var. nasıl olacak acaba.'' diye o çocuk aklımla bile gelirdi bana o soru. ama erişkin dediğimiz çoğu insan buna doğrudan inanmıştı, daha doğrusu bunu aşermiş olmaları gözlerini biraz kör etmişti diyelim. sen daha yolda yürümeyi bilmeyen, alkollü araç kullanmanın ne kadar cinayete teşebbüs olduğunu bilmeyen veya en basitinden kötü emelli insanlara öyle aletler veremezsin. çok uzun yıllar gerekir böyle şeylerin yerleşmesi için hem ekonomik olarak, hem kültürel olarak hem de gerekli güvenlik önlemleri için. ama işin sonu yine aynı yere varıyor, sen bu alanlardaki denetimleri tamamen bu yazılıma mı bırakacaksın? yok.
şu şehirleşme meselesi daha tam oturmadan, üstüne teknolojik gelişmelerin bu kadar göz önünde değişiyor olması bazı insanlara ağır geliyor. kendilerini cam bir fanus içinde ve çok özel sanıyorlar. kedi mi olur, kuş mu olur falan diye garip garip cümleler kurabiliyorlar. ama günün sonunda tehlike, sağlık sorunu, güvenlik sorunu diye bahsettikleri şey ironik şekilde o camdan fanusu sağlayan makine ve yazılımlardan gelebilir en kritik şekilde.
siz siz olun kendinizi kediyle de, kuşla da, dinozorla da yaşayabilecek şekilde yetiştirmeye bakın. bitkileri tanıyın, hangisi nedir, ne işime yarar diye. gün gelir de lazım olur. en büyük birikim de, gelişim de kişisel olarak odur. ve tabi robotlarla da yaşayabilecek şekilde yetiştirin.
neyse çok uzattım, iki satır yazıp kaçacaktım oysa. öpüyorum hepinizi.
Final notu
çeviride bağlamı anlamayı bir kenara koyun, siz konuşurken sizi çevirdiği esnada cümlenin ortasında çeviriyi kesip "aslında bunu demek istemiyorsun, şu ana kadar söylediklerini şöyle devam ettirmen gerekir, fakat senin bu son söylediğin şu ana kadar söylediklerinle çelişiyor, bence böyle demeyelim de şöyle diyelim" diye sizi de düzeltecek, sizin konuşmanızı kendisine uyduracak, hatta belki orta vadede "siz olsanız böyle derdiniz" diyerek sizin adınıza konuşup yazacak ve sizin de bakıp "ulan hakkaten be, ben olsam böyle derdim, hatta keşke ben akıl edebilseydim de böyle deseydim" diyerek kendinizden şüphe etmenize, kendinizi eksik görmenize neden olup eninde sonunda her türlü iletişimi bu yapay zekalara yaptırmanızı gerektirecek teknolojiler oluşacaktır.
bir işin kaçarı yoksa kaçarı yoktur. yapacak bir şey yok.