KOMİK 23 Ocak 2026
788 OKUNMA     14 PAYLAŞIM

Sabah Baklavacıda Yaşanan Anlamsız Bir Gerginliğin Hikayesi

"Nöbetçi eczane ararken Emre Belözoğlu'ndan kaçmak" adlı efsane entry'nin sahibi soner bastiat bu kez sahayı baklavacı - kasiyer hattına kuruyor.

sabah tatlıcıya bi kutu baklava almaya girdim. bi kız baklavaları gösterdi. "sabah mı geliyor bunlar?" dedim. "yok ben kendim yapıyorum her sabah" dedi. aaaaa ne güzel bravo falan. sonra kutunun üzerine bir şey yazdırmam gerekiyordu, gitti benim için içeriden etiketler, kalemler getirdi. benim yazım çok kötü olduğu için kendisinin yazmasını rica ettim. gayet güzel yazdı, etiketledi, süsledi falan.

bir yandan da bana geçen bir mutluluğu var. yani onun o tuhaf mutluluğu, gözlerindeki ışık çok hoşuma gitti. sonra "ödemeyi kasaya yapacaksınız" dedi ve bana bir fiş uzattı. kasaya gittiğimde kimse yoktu. biraz acelem olduğunu anlayan baklavacı kız birkaç arkadaşına seslendi ama duyuramadı. sonra kendi kasaya geldi, bi tuşlara bastı falan ama olmadı. o ara kasaya bakan kasacı kız bir anda belirdi.

galiba paradan sorumlu olduğu için çok ciddi bir surat ifadesi vardı ve kaşları çatıktı. baklavacı kız kenara çekildi ve ikisi ekrana bakarak konuşmaya başladılar. kasacı kız "bak buraya basacaksın!" dedi. baklavacı kız ise "bastım aslında oraya.." dedi. kasacı kız "basmamışsın demek ki!" şeklinde biraz sert ve dik bir tonda konuştu sanki baklavacının kasadan süper anlaması gerekiyormuş gibi. ben hem bu anlamsız gergin havadanın dağılmasını istediğimden, hem de açıkçası dayanamadığımdan, "siz de baklava yapamazsınız ama" dedim kasadaki kıza.

baklavacı kız herhangi bir ses çıkartmadan güldü. kasadaki kız herhangi bir ses çıkartmadan önündeki kasayla ilgilenmeye devam ediyordu. genel bir sessizlik oldu. ben kasacı kızdan istediğim reaksiyonu alamamıştım ve ödeme de bir türlü alınamıyordu benden. kasacı kız bi anda ayı gibi kasayı kaldırdı, altındaki bir şeylere bastı etti ve sanırım reset attı alete.

benden başka müşteri de yok, öyle neler olacağını bekliyoruz üçümüz. ama o ortamdaki gereksiz gerginlik hali devam ediyor hissediyorum. çünkü baklavacı kız bence doğru tuşlara basmıştı ama kasada sorun vardı ve reset atılmak zorunda kaldı. çok net! kasadan bi sesler gelmeye başladı, kasadaki kız gözlerini ekrandan ayırmadan ve hiçbir açıklama yapmadan sadece kasayla bakışıyordu.

ben baklavacı kıza doğru bakıp gözlerimle ve büyük harflerle "kasadaymış sorun ama itiraf edemiyo, çünkü şu an göt oldu ;;)))" dedim. o da bana gözleriyle "aynen ;)) ben doğru tuşlara bastım biliyorum ;))" dedi. ben yine gözlerimle "aynen aynennn ;;)) senlik bi sıkıntı yok ya çok belli şu an kasa kilitlendi yani ama lafını yemek istemiyo ;))))" dedim. biz resmen böyle gözlerimizle konuşuyoruz baya kimse duymuyo süper.

neyse sonra bu kasadaki kız bi yere telefon açtı, "ibrahim abi bu kasanın sistem sıfırlama şifresi neydiii?" dedi. ibrahim telefon şifresini bile zor hatırladığı için o an cevap veremedi, ayrıca o şifreyi girerse birçok ayarın baştan yapılması gerektiğini söyledi. kasadaki kız "başka yapacak bir şey yok abi kasa tepki vermiyor bir şeye" dedi. ibrahim şifreyi öğrenip döneceğini söyledi sanırım, kapattı. kasadaki kız telefon kapandıktan sonra bir şeylere daha bastı falan. bu sırada epey bir süre geçti tabii. kızdan halk olarak bi açıklama bekliyoruz ama yok, sadece sinirli sinirli asabi hareketler sergiliyor.

o sırada kafasını bana doğru kaldırdı. "siz demin ne demiştiniz bana?" dedi. biraz durdum ve "siz de baklava yapamazsınız ama demiştim" dedim. 1-2 saniye bi sessizlik oldu. açıkçası o sessiz sessiz bakışma esnasında neden bilmiyorum, aklıma bi anda elimdeki baklavaları fırlatıp koşarak dükkandan kaçmak da geldi aslında. çünkü bu kızdan her şey beklenir, ayı gibi kasayı çok kolay kaldırabiliyor. tam o sırada kasadan bi anda gelmeye başlayan cırıl cırıl sesler, düello müziği eşliğinde bu karşılıklı sessiz bakışmamıza eşlik etmeye başladı. ancak kız halen gözlerini benden ayırmıyordu, bir yandan da sistem galiba çalışmaya başlamıştı.

gözlerini halen benden ayırmadan (ve galiba kırpmadan) "temassız mı?" dedi. "evet..." dedim. pos cihazını aldı, bana uzattı ve "ben var ya" dedi. pos cihazına bakarken tekrar kıza doğru bakıp "e..evet?" dedim. "ben her şeyi yaparım" dedi. onun bu saçma sapan varsayımına oldukça hak verirmişçesine kafamı salladım. o sırada ibrahim abi aradı, şifreyi hatırlamış. ibrahim abi'ye artık buna gerek kalmadığını söyledi ve telefonu kapattı. fakat ibrahim abi bizim sesimizi tam alamamış olacak ki whatsapptan şifreyi yolladı "6780" diye. gördüm. baklavaları alıp çıktım, istesem yarın gider bu şifreyle sistemi sıfırlarım iki saat uğraşırlar. ama yapmam öyle bi insan değilim çünkü.