TARİH 24 Mart 2026
7,2b OKUNMA     20 PAYLAŞIM

Roma'ya Karşı Son Büyük Helenistik Meydan Okuma: Mithridatis Savaşları

MÖ 88’de, VI. Mithridates’in Roma egemenliğine karşı başlattığı isyan, Anadolu’dan Yunanistan’a uzanan kanlı Mithridates Savaşları ile Helenistik dünyanın Roma’ya karşı son büyük meydan okumasına dönüştü.


roma’nın doğu dünyasıyla karşılaşması

mö ii. yüzyılın sonlarına gelindiğinde roma cumhuriyeti akdeniz dünyasının en güçlü siyasi aktörlerinden biri haline gelmiş durumdadır. kartaca’nın ortadan kaldırılması ve helenistik krallıkların zayıflaması roma’nın genişleme sürecini hızlandırmış ve doğu akdeniz’de uzun süre boyunca hüküm süren krallıklar roma’nın artan etkisi karşısında giderek daha bağımlı bir konuma sürüklenmişlerdir. cumhuriyet rejimi başlangıçta doğu dünyasını doğrudan fethetmekten ziyade bölgedeki siyasi dengeleri kontrol altında tutmayı hedeflemektedir. ancak ticari çıkarlar, vergi gelirleri ve stratejik güvenlik kaygıları roma’nın anadolu ve çevresinde daha aktif bir politika izlemesine yol açacaktır.

roma’nın doğu siyasetinde anadolu önemli bir teşkil eder. pergamon krallığı’nın mö 133 yılında roma’ya bırakılmasıyla birlikte bölge doğrudan roma yönetimine açılmıştır. bu bağlamda kurulan asia eyaleti cumhuriyet için büyük bir ekonomik değer taşır. zengin şehirler, gelişmiş ticaret ağları ve verimli topraklar roma’nın ilgisini sürekli canlı tutar. ancak eyalet yönetiminin uygulanma biçimi yerel toplumlarda giderek artan bir hoşnutsuzluk yaratmaktadır. vergi tahsildarlarının sert uygulamaları, eyalet valilerinin keyfi tasarrufları ve roma sermayesinin bölgede kurduğu ekonomik baskı birçok şehirde ciddi tepkiye yol açar. anadolu’nun muhtelif bölgelerinde roma egemenliği güçlü görünmekle birlikte derin bir memnuniyetsizlik de içten içe kendine alan yaratmaktadır.

doğu dünyasında ortaya çıkan mevzubahis siyasal ortam, yeni bir güç figürünün de yükselmesine imkan tanıyacaktır. karadeniz’in güney kıyılarında yer alan pontus krallığı, vi. mithradates'in idaresi altında hızlı bir yükseliş sürecine girer. mithradates yalnızca yerel bir hükümdar olarak kalmamış, kendisini helenistik dünyanın büyük kralları geleneğine yerleştiren iddialı bir lider olarak da ortaya çıkmıştır. güçlü bir ordu tesis etmesinin yanında, karadeniz çevresindeki birçok bölge üzerinde nüfuzunu arttırmış ve anadolu’daki siyasi gelişmeleri yakından takip etmiştir. velhasıl roma’nın doğu politikasında ortaya çıkan boşluklar mithradates adına önemli fırsatlar yaratmaktadır.

mithradates’in yükselişi roma ile pontus arasında kaçınılmaz bir çatışma zemini oluşturur. bir tarafta roma cumhuriyeti, doğu eyaletlerindeki otoritesini korumak istemekte; diğer tarafta ise mithradates, anadolu ve karadeniz çevresinde bağımsız bir güç merkezi kurmayı hedeflemektedir. iki siyasi güç arasındaki rekabet kısa süre içinde geniş alanları kapsayan bir savaşa dönüşecektir. mithradates’in roma egemenliğine karşı başlattığı mücadele, roma’nın doğu dünyasında kurmaya çalıştığı düzenin ciddi biçimde sorgulanmasına yol açacaktır ...

mithradates savaşları roma cumhuriyeti tarihinin en uzun ve karmaşık dış mücadelelerinden biri olarak değerlendirilir. savaş salt askeri cephelerde değil, siyasi ve ekonomik alanlarda da derin etkiler yaratmıştır. anadolu şehirlerinin roma’ya karşı tutumu, helenistik dünyada roma karşıtı hareketlerin ortaya çıkması ve cumhuriyet siyasetinde doğu komutanlıklarının yarattığı rekabet mezkur çatışmanın kapsamını genişletmiştir. bu nedenle mithradates ile roma arasında yaşanan mücadele yalnızca iki devlet arasında yaşanan bir savaştan ziyade; roma’nın doğuda bir imparatorluk kurma sürecinin önemli aşamalarından biri şeklinde ele alınmalıdır.

pontus krallığı ve mithradates’in yükselişi

karadeniz’in güney kıyılarında yer alan pontus krallığı, helenistik dünyanın dağılma sürecinde ortaya çıkan bölgesel devletlerden biri olarak şekillenmiştir. büyük iskender’in ölümünden sonra anadolu’nun kuzey kesimlerinde kurulan söz konusu krallık, pers ve helenistik geleneklerin birleştiği karma bir siyasi yapı geliştirmiştir. bu doğrultuda pontus hükümdarları hem yerel anadolu aristokrasisiyle hem de helenistik şehir kültürüyle ilişki kurarak geniş bir siyasi taban oluşturmaya çalışmış ve böylece krallık, karadeniz çevresindeki ticaret yolları üzerinde önemli bir güç merkezi haline gelmiştir.

mithradates'in iktidara gelişi pontus tarihinin dönüm noktalarından biridir. mithradates genç yaşta tahta çıkmış ve ilk yıllarında saray içi entirikaları ile mücadele etmek durumunda kalmıştır. evvela, annesi ve rakip hizipler arasında yaşanan iktidar çekişmesi hasebiyle konumu bir süreliğne zayıflamış olsa da, kısa bir zaman zarfı içerisinde politik rakiplerini etkisiz hale getirmiş ve yönetimi tamamen kendi elinde toplamayı başarmıştır. genç hükümdarın kişisel kararlılığı ve siyasi zekası pontus krallığı’nın hızlı bir yükseliş sürecine girmesinde belirleyici rol oynayacaktır.

mithradates yönetimi altında pontus sadece bölgesel bir krallık olmaktan çıkmış ve karadeniz çevresindeki şehirlerle kurulan ittifaklar ile yürütülen askeri seferler sayesinde nüfuz alanını genişletmiştir. bir yandan kırım yarımadasındaki kimi yunan şehirleri onun hakimiyetini kabul ederken; diğer taraftan kolhis ve bosporos gibi önemli stratejik noktalarda siyasi etkisi tedricen artmıştır. artık karadeniz ticaretinin önemli bir bölümü mithradates’in kontrolü altınadır. söz konusu gelişmeler pontus ekonomisini güçlendirecek ve ilerisi için bu sıra dışı adama geniş askeri kaynaklar sağlayacaktır.

yazımızın başında da bahsini geçirdiğimiz üzere mithradates, kendisini yalnızca yerel bir hükümdar olarak değil, aynı zamanda helenistik krallık geleneğinin mirasçısı şeklinde de göstermeye çalışmaktadır. bu bağlamda büyük iskender’in verasetine gönderme yapan propaganda unsurları kullanılır ve yunan kültürüyle güçlü bağlar kurulur. bütün bunları yaparken mithrades, pers krallık geleneğinin sembollerini de benimsemeyi unutmamıştır. böylece farklı kültürel unsurları bir araya getiren güçlü bir krallık ideolojisi ortaya çıkmış olur; aynı iskender'in yaptığı gibi ... bu siyasal söylem mithradates’in uzun vadeli hırslarına büyük bir katkı sağlayacaktır.

bir zaman sonra pontus krallığı’nın yükselişi roma’nın doğu politikasını yakından ilgilendiren bir gelişme haline gelir. roma cumhuriyeti başlangıçta mithradates’i doğrudan bir tehdit olarak görmez. ancak anadolu’daki roma müttefikleri ile pontus arasındaki gerilim giderek artmaktadır. kapadokya ve bitinya krallıkları üzerindeki nüfuz mücadelesi iki güç arasında sürekli bir sürtüşme hali yaratırken; mithradates roma karşıtı siyasal hareketleri desteklemekte ve bölgedeki güç dengelerini kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır.

pontus’un genişleme politikası roma’nın bölgedeki çıkarlarıyla giderek daha açık bir biçimde çelişmeye başlamıştır. suyun öte tarafında ise, anadolu’da roma etkisinin güçlenmesi mithradates açısından ciddi bir tehdit olarak görülmektedir. iki taraf arasındaki gerilim henüz açık bir savaşa dönüşmemiştir; ancak siyasi rekabetin giderek sertleştiği aşikardır. mithradates’in anadolu siyasetinde daha aktif rol oynaması kısa süre içinde roma ile doğrudan bir çatışmanın ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir.

roma’nın anadolu politikası ve artan gerilim

roma cumhuriyeti’nin anadolu’daki varlığı başlangıçta doğrudan fetihlerden ziyade siyasi nüfuz aracılığıyla şekillenmiş ve helenistik krallıkların zayıflaması roma’ya bölgedeki güç dengelerini kontrol etme fırsatı vermiştir. pergamon krallığı’nın mö 133 yılında roma’ya bırakılması bu sürecin dönüm noktalarından birini teşkil eder. kurulan asia eyaleti roma’nın doğu dünyasında kalıcı biçimde yerleşmesini sağlamıştır. eyaletin ekonomik değeri son derece yüksektir ve verimli topraklar, gelişmiş şehirler, yoğun ticaret ağları gibi etkenler roma ekonomisi açısından büyük gelir kaynakları olarak öne çıkmaktadır.

roma idaresi anadolu’da doğrudan hâkimiyet kurduğu bölgelerin yanı sıra çeşitli müttefik krallıklar aracılığıyla da nüfuzunu sürdürmektedir. örneğin; kapadokya ve bitinya gibi krallıklar roma’nın siyasi desteğiyle varlığını korur. bu durumun en önemli sebebi, cumhuriyet yönetiminin söz konusu devletleri doğu sınırında tampon bölge olarak görmesidir. bu düzen roma açısından güvenli ve maliyet açısından avantajlı görünmektedir. ancak mezkur siyasi yapının ciddi bir dezavantajı da vardır: bölgedeki güç dengelerinin sürekli olarak kırılgan bir halde olmasına neden olmaktadır.

bir diğer önemli husus da, roma’nın eyalet yönetiminde uyguladığı ekonomi politikalarının yerel topluluklarda giderek büyüyen bir hoşnutsuzluk yaratmasıdır. vergi toplama görevi publicani adı verilen roma sermaye gruplarına yani taşeronlara bırakılmış durumdadır. tahsildarlar da eyaletlerde yüksek oranlı vergiler talep etmiş ve istediklerini alabilmek adına sert yöntemlere başvurmuştur. roma valilerinin keyfi uygulamaları da bahsi geçen memnuniyetsizliği arttıran bir diğer önemli unsurdur. eyalet halkı için roma egemenliğinin anlamı, ekonomik baskı ve siyasi bağımlılıktır ...

anadolu şehirlerinde ortaya çıkan hoşnutsuzluk ortamı, mithradates açısından önemli fırsatlar yaratır ve pontus kralı kendisini roma’nın baskıcı düzenine karşı alternatif bir lider olarak sunmaya başlar. helenistik dünyanın eski siyasi bağımsızlığını yeniden kurma söylemi bilhassa anadolu’daki yunan şehirlerinde güçlü bir yankı bulacaktır. mithradates roma karşıtı duyguları ustaca kullanır; diplomatik ilişkiler ve propaganda aracılığıyla bölgedeki etkisini arttırır. roma yönetiminin yarattığı "rahatsızlık", mithradates’in siyasi söylemini giderek daha da cazip bir hale getirmektedir.

gerilim özellikle bitinya ve kapadokya krallıkları üzerindeki mücadele esnasında belirginleşir. mithradates söz konusu krallıkların iç siyasetini etkileyerek pontus nüfuzunu genişletmeye çalışırken, roma da kendi müttefiklerini destekleyerek bölgedeki çıkarlarını korumayı hedeflemektedir. ancak taraflar arasında yürütülen diplomatik mücadele kısa süre içinde askeri hareketlere dönüşür. pontus ordusu anadolu’nun bazı bölgelerinde ilerleme kaydeder; roma müttefikleri ciddi baskı altına girer.

başlangıçta roma cumhuriyeti bu gelişmeleri sınırlı bir bölgesel sorun şeklinde değerlendirmiştir. ancak mithradates’in askeri ve siyasi faaliyetleri geniş bir coğrafyada etkili olmaya başlayınca durum değişir. pontus kralı sadece anadolu’da değil, karadeniz çevresinde ve yunan dünyasında da roma karşıtı ittifaklar kurmaya yönelmiştir. artık roma’nın doğu dünyasında kurduğu düzen ciddi bir biçimde tehdit edilmektedir.

artan gerilim kısa süre içinde açık bir çatışmaya dönüşecek ve mithradates’in anadolu’daki roma otoritesini hedef alan radikal hamlesi roma dünyasında büyük bir şok yaratacaktır. mö 88 yılında gerçekleşen olaylar yalnızca bir savaşın başlangıcı değil; aynı zamanda roma’nın doğu siyasetinde köklü bir dönüşümün de habercisi olacaktır. mithradates savaşları bu noktadan itibaren roma cumhuriyeti’nin en önemli dış mücadelelerinden biri haline gelecektir.

mithradates savaşlarının başlaması

roma ile pontus arasındaki gerilim mö i. yüzyılın başlarında açık bir savaşa dönüşür. roma müttefiki bitinya krallığı ile yaşanan çatışmalar ise söz konusu süreci hızlandıracaktır. başlangıçta asia eyaleti prokonsolü gaius cassius, bitinya kralı ıv. nicomedes'i pontus topraklarına saldırmaya teşvik eder. mithradates bu gelişmeyi doğrudan bir meydan okuma şeklinde değerlendirir ve gerçekleştirmek istediği geniş çaplı askeri harekat için aradığı fırsatı bulmuş olur. pontus ordusu kısa süre içinde anadolu’nun önemli bölgelerinde ilerleme kaydeder. roma’nın doğu eyaletlerinde kurduğu siyasi düzen hızla sarsılmaya başlamıştır.

mithradates’in bu başarısı yalnızca askeri gücünden kaynaklanmaz. daha evvel bahsettiğimiz üzere anadolu şehirlerinde roma yönetimine karşı birikmiş hoşnutsuzluk pontus kralına önemli bir destek sağlamış; roma valilerinin sert uygulamaları ve vergi tahsildarlarının ekonomik baskısı yerel toplumlarda ciddi tepki yaratmıştır. mithradates de bu durumdan istifade etmeyi bilecek ve kendisini bu baskıya karşı bir kurtarıcı olarak sunacaktır. nitekim helenistik özgürlüğün yeniden kurulacağı yönündeki propaganda birçok şehirde olumlu karşılık bulmuştur. anadolu’nun pek çok bölgelesinde roma egemenliği kısa süre içinde çökmeye başlayacaktır

savaşın en çarpıcı gelişmesi ise mö 88 yılında yaşanan büyük katliamdır. mithradates’in emriyle anadolu’daki yunan yerleşkelerinde roma vatandaşları ve italyan yerleşimciler hedef alınır. antik kaynakların aktardığına göre binlerce kişi aynı gün içerisinde öldürülmüş ve hadise, tarih yazımında asya katliamı olarak adlandırılmıştır. mithradates söz konusu hamleyle roma’nın bölgedeki toplumsal dayanaklarını ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. katliam aynı zamanda roma’ya açık bir meydan okuma anlamı taşımaktadır. cumhuriyet yönetimi mezkur gelişmeyi kabul edilemez bir saldırı olarak değerlendirecektir.

katliamın ardından mithradates anadolu’nun büyük bir bölümünü kontrol altına alır. pontus orduları batı anadolu’ya dek ilerler ve birçok şehir pontus hakimiyetini kabul eder. mithradates aynı zamanda ege dünyasında da etkisini artırmaya çalışmış ve sonuçta atina başta olmak üzere bazı yunan şehirleri roma’ya karşı mithradates’i desteklemeye yönelmiştir. binaenaleyh savaş sadece anadolu ile sınırlı kalmamış; yunanistan ve ege bölgesi de çatışmanın parçası haline gelmiştir.

roma cumhuriyeti bu gelişmeler karşısında büyük bir krizle karşı karşıya kalır. anadolu’daki roma egemenliği neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. doğu eyaletlerinden gelen haberler senato’da büyük bir endişe yaratır. mithradates’in askeri başarıları roma’nın akdeniz dünyasındaki prestijini ciddi biçimde sarsmaktadır. cumhuriyet yönetimi güçlü bir askeri sefer düzenlemek zorunda kalacaktır.

doğu seferinin komutanlığı, italya iç savaşı'ndaki başarılarının da etkisiyle lucius cornelius sulla’ya verilir. sulla bu dönemde konsüllük görevini yürütmektedir ve bir optimates olarak senato'dan güçlü bir destek alır. ancak roma’daki siyasi rekabet söz konusu kararın kısa sürede tartışmaya açılmasına yol açacaktır. gaius marius’un komutanlık üzerinde hak iddia etmesi cumhuriyet siyasetinde büyük bir kriz yaratır. mithradates’e karşı yürütülecek savaş sadece bir dış mücadele olmaktan çıkar ve roma iç siyasetinin de belirleyici unsurlarından biri haline gelir.

mithradates savaşları bu noktadan itibaren roma cumhuriyeti’nin iç ve dış siyasetini derinden etkileyecektir. doğuda yürütülen askeri mücadele roma aristokrasisi arasındaki rekabeti keskinleştirir. zira komutanlık makamı büyük prestij ve ganimet fırsatları sunmaktadır. bu nedenle doğu seferinin kontrolü roma siyasetinde büyük önem kazanır. mithradates’e karşı yürütülen savaş artık salt pontus krallığı ile roma arasındaki bir mücadele şeklinde kalmayacak; cumhuriyet’in iç dengelerini de derinden sarsacaktır.

roma’nın karşı hamlesi

mithradates’in anadolu’da elde ettiği hızlı başarılar roma cumhuriyeti için ciddi bir prestij kaybı anlamına gelmiştir. doğu eyaletlerinin büyük kısmı kısa süre içinde pontus hakimiyetine girmiş, birçok şehir roma yönetimine karşı mithradates’i desteklemiştir. cumhuriyet için söz konusu durum kabul edilemez bir meydan okuma niteliği taşımış ve roma senatosu ivedilikle anadolu’daki otoritenin yeniden kurulması amacıyla güçlü bir asker sefer hazırlığına girişmiştir.

doğu seferinin komutasını elde edebilmek adına tarihte eşi benzeri görülmemiş bir biçimde lejyonlarıyla roma'ya yürüyen sulla mö 87 yılında yunanistan’a ayak basar ve zaman kaybetmeden mithradates’in desteklediği kuvvetlerle karşı karşıya gelir. savaşın ilk aşaması yunan topraklarında gerçekleşir; zira atina ve çevresindeki bölgeler pontus yanlısı güçlerin kontrolü altına girmiştir. sulla uzun süren bir kuşatmanın sonucunda atina’yı ele geçirir ve ardından gerçekleşen chaeronea ve orchomenos savaşlarında pontus ordusunu ağır yenilgilere uğratır. mithradates’in yunan dünyasında kurduğu ittifak sistemi kısa süre içinde çökmeye başlamıştır.

sulla’nın başarıları mithradates’i geri çekilmeye zorlar ve mö 85 yılında imzalanan dardanos antlaşması ile savaşın ilk aşaması sona erer. mithradates anadolu’daki bazı kazanımlarını kaybeder ve roma ile geçici bir barış yapmak zorunda kalır. ancak bu anlaşma kalıcı bir çözüm sağlamayacaktır. nitekim roma cumhuriyeti iç sorunlarla meşgul olduğu için doğu politikasında tam anlamıyla istikrarlı bir strateji geliştiremez. mithradates ise bu esnada gücünü yeniden toparlama fırsatı bulur.

savaşın ikinci aşaması lucullus döneminde gerçekleşir. ilk mücadelenin üzerinden 10 yılı aşkın bir zaman zarfı geçmiştir ve hazır olduğuna kanaat getiren mithradates mö 74 yılında yeniden roma'nın müttefiki bitinya’ya saldırmaya karar verir. doğudan gelen savaş haberleri üzerine senato, sefer komutasını bu kez merhum sulla'nın yakınlarından biri olan lucius licinius lucullus’a verecektir. çatışmaların ilk safhasında lucullus anadolu’da yürüttüğü başarılı seferlerle pontus ordusunu geri püskürtmeyi başarır ve mithradates karadeniz’in doğusuna çekilmek zorunda kalır. düşmanını takip etmeye ve "sorunu" kökünden çözmeye kararlı olan lucullus, radikal bir karar ile savaşı pontus sınırlarının ötesine taşımaya niyetlenir ve yeni rotasını ermenistan olarak belirler. ancak romalıların mağrur ve kendinden emin tavırlarını iyi bilen kurnaz mithradates, çoktan bunu öngörmüş ve ermenistan kralı tigranes ile ittifak kurmuştur. roma ordusu tigranocerta yakınlarında önemli bir zafer elde etse de, ileride caesar'ın "veni vidi vici" ifadesinin hayat bulacağı zela'da ağır bir yenilgiye uğrar ve bilhassa askerlerin memnuniyetsizliği hasebiyle görevinden azledilerek roma'ya geri dönmek zorunda kalır. senatonun doğu seferi için atadığı yeni isim ise genç kasap lakaplı gnaeus pompeius magnus olacaktır. pompeius askeri ve siyasi yetkilerle donatılmış güçlü bir komutan olarak görevlendirilir ve kısa süre içinde savaşın gidişatını değiştirmeyi başarır. pontus kuvvetleri yeniden karadeniz’in kuzeyine çekilmek zorunda kalmıştır. pompeius askeri başarıları ile de sınırlı kalmaz ve doğuda kapsamlı bir siyasi düzen kurmaya yönelir. yeni eyaletler oluşturur, müttefik krallıkların sınırlarını yeniden belirler ve roma nüfuzunu kalıcı hale getirecek diplomatik düzenlemeler gerçekleştirir.

savaşın ikinci safhasında roma’nın yürüttüğü askeri ve siyasi faaliyetler mithradates’in gücünü büyük ölçüde zayıflatmıştır. pontus kralı uzun süre boyunca roma’ya karşı direniş göstermiş olsa da artık eski gücünü koruyamayacaktır. karadeniz’in kuzey bölgelerine çekilen mithradates son bir karşı saldırı için gücünü toparlamaya çalışır. ancak siyasi ve askeri koşullar onun lehine değildir. uzun süren savaşlar pontus krallığı’nın kaynaklarını tüketmiştir. roma cumhuriyeti ise doğu dünyasında yeniden güçlü bir hakimiyet kurmaya başlamıştır. mithradates’in mücadelesi son aşamaya doğru ilerlemektedir.

mithradates’in yenilgisi ve sonu

pompeius’un başarılarının ardından mithradates, bosporos krallığı topraklarına ulaşarak burada yeni bir güç merkezi kurmaya çalışır. planı roma’ya karşı son bir büyük sefer düzenlemek ve karadeniz çevresindeki müttefiklerini yeniden harekete geçirmektir. ancak pontus krallığı’nın eski kaynakları artık mevcut değildir. uzun süren savaşlar hem ekonomik hem de askeri açıdan ciddi yıpranma yaratmıştır.

mithradates’in son yılları giderek artan siyasi bir yalnızlık içerisinde geçer. pontus aristokrasisi ve ordu içinde artan huzursuzluk, sürekli yenilgilerin de etkisiyle mithradates'in otoritesini neredeyse yok etmiş durumdadır. en ciddi darbe ise yine kendi ailesinden gelecektir. mithradates’in oğlu pharnakes babasına karşı ayaklanır ve roma ile anlaşma yoluna gider. söz konusu isyan mithradates’in son siyasi dayanaklarını da ortadan kaldıracaktır.

mö 63 yılında mithradates artık kaçınılmaz sonun kıyısındadır. bosporos’ta sıkışan hükümdar çevresindeki destekçilerin de büyük bir bölümünü kaybetmiştir. antik kaynaklara göre mithradates yakalanarak roma’ya götürülmektense yaşamına son vermeyi tercih eder. zehir kullanarak intihar etmeye çalışır; ancak uzun yıllar boyunca zehirlere karşı bağışıklık geliştirdiği için bu girişim başarısızlık ile sonuçlanır. nihayetinde bir askerine kendisini öldürmesi için emrettiği rivayet edilmektedir. mithradates’in ölümüyle birlikte roma ile pontus arasında uzun yıllar boyunca devam eden savaş hali de fiilen sona ermiş olur.