Perslerin, Şeytanın Aklına Gelmeyecek Bir Yöntemle Mısır'ı Fethettiği Pelusium Savaşı
mö 525'te, nil deltası'nın doğu ucundaki pelusium kalesi önünde pers ordusu savaş düzenine geçtiğinde, mısırlı okçular gözlerine inanamadı. karşılarındaki askerlerin kalkanlarında kendi tanrıçaları bastet'in yüzü resmedilmişti ve cephe hattının önünde kediler, köpekler ve mısırlıların kutsal saydığı ibis kuşları yürüyordu. tek bir ok bile atamadılar çünkü atacak olsalar kendi tanrılarına savaş açmış olacaklardı. bu sahne, bilinen tarihin en eski psikolojik savaş operasyonlarından birinin açılış perdesidir.
her şey bir evlilik yalanıyla başladı. pers kralı ii. kambyses, firavun ii. amasis'ten kızını eş olarak istediğinde amasis kızını bir pers'e vermeye yanaşmadı ama aynı zamanda imparatorluğun gücünden de çekindi ve çözümü diplomasi tarihinin en aptalca hamlelerinden birinde buldu. önceki firavun apries'in kızı nitetis'i kendi kızıymış gibi kambyses'e yolladı. nitetis ise kambyses'in huzuruna çıktığında yalanı olduğu gibi ortaya döktü ve kambyses o andan itibaren intikam yemini etti. durumu daha da kötüleştiren gelişme ise amasis'in en güvendiği danışmanlarından biri olan halikarnasoslu phanes'in firavunla arasının açılması üzerine pers sarayına sığınıp mısır ordusunun zayıf noktalarını, savunma düzenini ve lojistik hatlarını tek tek kambyses'e sunmasıydı. bunun üzerine arabistan kralı da kambyses'e sina çölü'nden geçiş hakkı ve asker desteği sağlayınca, daha ilk ok atılmadan mısır diplomatik olarak yapayalnız kalmış oldu.
tam da bu kritik dönemde amasis öldü ve yerine henüz altı aydır tahtta olan deneyimsiz oğlu iii. psamtik geçti. genç firavunun karşısında büyük kyros'un oğlu ve antik dünyanın en güçlü ordusu vardı ama kambyses'i asıl tehlikeli yapan şey askeri gücü değil, rakibinin kültürünü bir silah olarak kullanabilecek kadar iyi tanımasıydı. olaydan yaklaşık 700 yıl sonra yazan makedonyalı asker ve yazar polyaenus, “stratagems” adlı sekiz ciltlik savaş hileleri kitabında o meşhur sahneyi şöyle aktarır. kambyses mısırlıların kutsal saydığı hayvanları ordusunun cephe hattının önüne dizdiği gibi askerlerinin kalkanlarına da kedi tanrıçası bastet'in tasvirlerini boyattı. eski mısır'da bir kediyi kazara bile öldürmenin cezası ölüm olabilirdi çünkü bastet evin, doğurganlığın ve kadınların koruyucu tanrıçasıydı. evlerde kediler kutsal koruyucu olarak beslenirdi ve ölen bir kedi için aileler kaşlarını tıraş ederek yas tutardı. bubastis ve saqqara'daki arkeolojik kazılarda bulunan on binlerce kedi mumyası bu kültün ne denli derin ve yaygın olduğunu somut biçimde ortaya koyar. kambyses işte tam da bu bilgiyle düşmanın silahını değil inancını hedef aldı ve mısırlı askerler o gün fiziksel olarak değil ruhani olarak felç edildi.
savaşın kendisi kısa ama son derece kanlı oldu
persli hekim ktesias'a göre elli bin mısırlı hayatını kaybederken perslerin toplam kaybı yalnızca yedi bin civarındaydı. bozguna uğrayan mısır ordusu panik halinde memphis'e çekildi ve kambyses'in barış teklifiyle gönderdiği elçi gemisindeki adamların hepsi mısırlılar tarafından öldürülüp parçalanmış uzuvları kente taşındı. bu noktadan sonra kambyses tam bir intikam moduna geçti, memphis düştü, psamtik esir alındı ve ilk başta hayatta bırakılmış olsa da sonradan giriştiği isyan nedeniyle idam edildi.
hikayenin en tuhaf ve az bilinen detayını yine herodotos verir. savaştan yaklaşık 75 yıl sonra alanı ziyaret ettiğinde kemiklerin hala çölün ortasında saçılı halde durduğunu gördü ve pers ile mısırlı kafataslarını ayrı ayrı incelediğinde şaşırtıcı bir fark keşfetti. mısırlıların kafatasları taşla vurulduğunda zar zor kırılırken perslerin kafatasları bir çakıl taşıyla bile delinebilecek kadar inceydi. bu farkı mısırlıların çocukluktan itibaren başlarını tıraş edip güneşe maruz bırakmasına, perslerin ise keçe tiaralarıyla kafalarını sürekli örtmesine bağladı. bilimsel açıdan tartışmalı bir açıklama olsa da antik dünyanın sahada bizzat gözlem yaparak tarih yazan anlayışının çarpıcı bir yansımasıdır.
burada bir kaynak eleştirisi yapmak da şarttır
kedi taktiğini anlatan polyaenus olaydan 700 yıl sonra kaleme almıştır ve tarihçiler onu tarihsel doğruluktan çok ilginç anekdotlara meraklı bir yazar olarak tanımlar. herodotos ise olaylara çok daha yakın bir dönemde yazdığı halde kedilerden tek kelimeyle bile bahsetmez. bununla birlikte hikayenin tamamen uydurma olduğunu söylemek de kolay değildir çünkü kambyses'in mısır kültürünü derinlemesine bildiği ve bu bilgiyi stratejik avantaja çevirdiği tartışma götürmez bir gerçektir. asıl soru bu bilgiyi savaş alanında tam olarak nasıl sahneye koyduğudur.
pelusium'un düşüşü sadece bir savaşın kaybedilmesi değil, bir medeniyetin bağımsızlık tarihinin kapanış sayfasıydı. mısır'ın 26. hanedanı sona erdi ve pers yönetimindeki 27. hanedan başladı. kambyses firavun unvanını alıp tapınak ritüellerine katıldı ve mısır'ı pers idari sistemine entegre etti ancak mısır kaynaklarında kambyses tanrılara saygısızlık eden ve kutsal gelenekleri çiğneyen bir figür olarak anılmaya devam etti. savaştan sonra amasis'in mezarını açtırıp mumyasını yaktırması da herodotos'un “perslere yakışmayan bir davranış” diye nitelendirdiği bir eylemdi.
mısır bundan sonra tam anlamıyla bir direniş ve yeniden düşüş döngüsüne girdi
mö 404'te firavun amirteos persleri kovarak kısa süreli bir bağımsızlık kazandı ama bu soluk uzun sürmedi, persler geri geldi. ardından mö 332'de büyük iskender kapıları zorlamadan mısır'a girdi, onu ptolemaios hanedanı izledi ve en sonunda mö 30'da roma mısır'ı yuttu. pelusium'dan sonra mısır bir daha hiçbir zaman eski gücüne ve özerkliğine kavuşamadı ve bu anlamda pelusium, mısır tarihindeki kırılma noktalarının en keskin olanıdır.
askeri doktrin açısından bakıldığında ise pelusium, düşmanın değer sistemini silah olarak kullanmanın ilk ve en çarpıcı örneği olarak literatürdeki yerini korumaktadır. kambyses ne üstün bir teknoloji ne de ezici bir sayısal avantaj kullandı. düşmanını tanıdı, inancını analiz etti ve o inancı savaş alanında bir kaldıraç haline getirdi. bugün psyops olarak bilinen psikolojik operasyonların, bilişsel savaş stratejilerinin ve algı yönetimi doktrinlerinin kavramsal kökeni 2500 yıl geriye, nil deltası'nın doğu kapısına uzanır.
not olarak belirtmek gerekirse
pelusium'da mö 373 ve mö 343 yıllarında persler ile mısırlılar arasında başka savaşlar da yapılmıştır ancak en bilineni ii. kambyses'in fethiyle sonuçlanan mö 525 yılındaki savaştır.