EDEBİYAT 17 Şubat 2026
827 OKUNMA     10 PAYLAŞIM

Orhan Pamuk'un Orta Doğulu Erkekler Eleştirisi Oryantalist Bir Söylem mi?

Pamuk, aynı isimli romanından uyarlanan Masumiyet Müzesi dizisinin galasında Türkiye vb coğrafyaların cinselliğe bakış açısına 'Orta Doğu'lu erkekler' perspektifinden kısa bir eleştiri getirmişti. Bir Sözlük yazarı da Pamuk'un bu yaklaşımını eleştirerek cevap vermiş.

Nedir bu açıklama?

orhan pamuk: bütün orta doğulu erkeklerin kafalarındaki pisliklerden bende de biraz var.


Bunun üzerine bir eleştiri

mısırlı yazar neval es-saadavi'nin, kendisine sorulan bir soru sırasında, "orta doğu" tabirinin kullanılması üzerine, soruyu yarıda kesip, bu oryantalist etikete ilişkin yaptığı müthiş bir tahlil vardı; o aklıma geldi konuşmayı dinleyince. sözlükte, bir yazar arkadaş bahsettiğim konuşmanın metnini, rahmetlinin başlığına yazmış. buraya aynen aktarıyorum:

"orta doğu değil lütfen. orta doğu kelimesini duyduğum an rahatsız oluyorum. çünkü bu sömürgeci bir dil. bu 'üçüncü dünya' gibi bir şey. sömürgecilik sonrası terimler orta doğu. orta ne? kime göre orta? kendine bunu sormak zorundasın. bilgi kendine 'neden' diye sormandan gelir. kim bize bu ismi verdi? neden orta doğu denildi? ve tarih de çalışmamız gerekiyor. bize orta doğu denildi. çünkü biz bir britanya kolonisiydik. mısır, londra'ya göre orta doğu'ydu ve hindistan da londra'ya göre uzak doğu'ydu. çünkü hindistan da bir koloniydi. şimdi ben londra'ya gittiğimde 'orta batı'ya gidiyorum' diyorum ve insanlar gülüyor. amerika birleşik devletleri'ne gittiğimde; 'uzak batı'ya gidiyorum' diyorum ve insanlar yine gülüyor. ancak biri 'orta doğu' dediğinde kimse gülmüyor. bu sömürgeciliktir. bu sömürgeci dildir. bu dili sömürgeden arındırmamız gerekiyor."

bana göre orhan pamuk, türkiye'nin yaşayan en önemli yazarı olmasının yanı sıra, gelmiş geçmiş de en iyi yazarlarından biridir. kendisi genelde, "ermeni" açıklaması nedeniyle ad hominem'e uğrar; dolayısıyla bu sefer de bir benzerinin olmasını istemem. bu şerhi baştan düşeyim de, "ermeni rerörö" muhabbeti yaptığım sanılmasın. kendisinin, iyi bir sanatçı olması, yaptığı açıklamanın bir "self-oryantalizm" fiyaskosu olduğu gerçeğini değiştirmiyor. o nedenle söyleyeceklerim, salt "orta doğulu erkek" açıklaması üzerine olup, sanatından münezzehtir.

masumiyet müzesi, nişanlanmak üzereyken, rastgele bir yerde karşılaştığı bir genç kızı, sınıfsal üstünlüğünün tüm nimetlerini kullanarak manipüle eden ve nihayetinde de yediği bokun sorumluluğunu almayıp, kızı da kendini de heder eden bir adamın, işlediği günahın bedelini saplantısal bir dispozofobiyle ödemek zorunda kaldığı bir tutku hikâyesidir. sonrasında dönüştüğü şeyin adı aşktır değildir, orası kişiden kişiye değişir. bana göre kaç insan varsa, o kadar aşk tanımı var bu dünyada. diğer taraftan, 20 senelik romanın, diziye dönüşmesi bir yerde iyi oldu bence. özellikle twitter'da, analiz yapma hevesiyle aşk vaazı vermeye soyunan birçok kişinin, kafalarındaki ilişki kodları meydana serildi ve "kemalciler" - "füsuncular" flamaları altında yapılan cephe savaşlarından, müthiş sosyolojik çıktılar seyrediyoruz bu sayede. aşk nedir, kim haklıdır, kemal'inki şudur, füsun bunu yapmıştır falan bunlar, bu başlığın konusu değil ama orhan pamuk'un, bu eserdeki, "sonuna kadar gitmek" bahsi üzerinden yaptığı namus çıkarımının orta doğu erkeği geleneği olduğunu ima etmesi çok talihsiz bir açıklama bence.

ilk başta, masum bir mizojinizm eleştirisiymiş gibi görünen bu cümle, tam olarak self-oryantalizmin ezber tanımıdır bana göre. "hepimizde var" diyerek genelleştiriyormuş gibi yaptığı şey, çizdiği coğrafi sınır nedeniyle eleştiri olmaktan çıkıp, bir tür yöresel ahlak atamasına dönüşüyor burada. namusu, cinsel baskıyı, erkek şiddetini tarihsel ve siyasal bağlamından koparıp "orta doğulu erkek kafasının" içine monte etmek, meseleyi çözmeyeceği gibi tam aksine, batı'nın konforunu artırır.

epstein'lerin, weinstein'ların, kilise skandallarının konuşulduğu bir dünyada, hâlâ cinsel sapkınlığı ve ahlaki çarpıklığı coğrafi bir karakter kusuru gibi sunmak, en hafif tabiriyle entelektüel tembelliktir. "erkekliğe" has topyekûn bir pislik varsa, bu pisliğin pasaportu olmaz. fransa'da gisele pelicot davası olarak bilinen süreçte, bir adam karısını uyuşturucu maddeyle sersemletip, onlarca insana satmadı mı? batı'nın göbeğinde gerçekleşmedi mi bu pislik? avrupa’nın her yeri fkk’larla, camekânlarda kadınların sergilendiği red light district’lerle dolu değil mi? ukrayna-rusya savaşı ilk patlak verdiğinde, pedofili sapıklar büyük britanya’dan akın akın doğu avrupa ülkelerine gitmediler mi akbaba gibi?

orhan pamuk, tarihsel olarak inşa edilmiş bir erkeklik biçimini, sanki doğu’nun metafiziksel bir kaderiymiş gibi kabul eden, içeriden bir itirafçının jargonuyla konuşmuş. nobel ödüllü, dünya çapında bir yazarsanız, söylediğiniz her kelime bu ölçekte tartışılır. bu işin cilvesi de bu. kendisinin, bunun farkında olmayacak ölçüde entelektüel bir ahrazlığının olmadığını hepimiz biliyoruz. oysa batı'da da kadınların sırtına erkekler tarafından yıkılmış ve devlet eliyle, kilise diliyle, hukuk kılıfıyla koruma altına alınmış olan o görünmez tahakkümün, coğrafya değiştirince buharlaşıp yok olduğunu söylemek, adaletsizlik olmaz mı? bizde, "elinin hamuruyla erkek işine karışma" lafının, oradaki karşılığının "mansplaining" olması, onları bizden daha "medeni" mi yapıyor? burada, orhan pamuk'un tarif ettiği "pislik" ile tüm dünya kadınları yüzyıllardır muhatap oluyor. ha, bunun cinsel erişime kısıtla korelasyon gösterdiği meselesi tartışılır, o başka bir konudur ama bu da meseleyi endemik bir orta doğu geleneği yapmaya yetmez.

nitekim, kıymetli bir sanatçının, son derece talihsiz bir açıklaması olmuş. eminim, doğu’yu bir tür "experince museum" olarak gören batılı akbabalar, ellerini ovuşturmuşlardır, açıklamayı görünce. ben "orta doğulu" bir erkek olarak, üzerime alınmıyorum bu "pislik" yaftasını. batılı efendilerimize (!) yaranmak gibi bir kaygım olmadığı için de, hakkımda ne düşündükleri, umurumda bile değil.

Alternatif görüşler de var elbet

kadın düşmanı incelleri geren açıklama. kendisini pek sevmem ama gayet objektif bir öz eleştiri yapmış, gerçekler bu kadar rahatsız etmesin ya, kimin ne olduğu belli zaten.

kitap okumanın ve okuduğunu anlamanın ne denli önemli olduğunu gösteren bir açıklama.
orhan pamuk'u zerre sevmem, kitaplarını falan da okumam.

ama adamın sosyal medyada ne türk düşmanlığı kalmış ne başka bir şeyi.
 orta doğulu erkekler diyor, yarası olan gocunsun lütfen. batıya övgü falan da düzmüyor. masumiyet müzesi dizisi bazında konuşmuş. ben de ona binaen yorum yapıyorum; kemal karakterinin ne kadar rezil ve iğrenç bir kişilik olduğu, toplumun bekaret algısını erkeklerin şekillendirdiği, orta doğulu erkekler kastının tamamen bu olduğunu anlıyorum.

daha videoyu izlemeden bile saçma sapan yorum yapanlar var. ya siz değil misiniz sosyal medyada durmadan kadınları aşağılayan, dul kadınla evlenilmez, yok "bakire" olmayanla olmaz diyen. her haltı yiyip yiyip kadınların kilosuna, boyuna, geçmişine, saçına, dişine, tırnağına takan? adamın eleştirdiği zihniyet tam olarak bu. eğer bunu üzerinize alınıyorsanız alının bir zahmet. hani bir laf vardır ya ilk taşı en günahsız atsın diyen, aynen öyle.

ayrıca kendisini de katarak söylemiş, bu düşüncelerden bazıları bende de var diye ve hoşnutsuzluğunu dile getirerek. çünkü bu sadece erkeklerin değil, toplumun bilinci.

hakikaten batıya övgüler yağdırdığını, türk düşmanı olduğunu hangi kısımdan çıkarttınız merak konusu. gidin az size hitap eden kitaplardan okuyun da, anlamanız gelişsin.