Onu Bizzat Gören Yabancıların Gözünden: Yavuz Sultan Selim Nasıl Bir Hükümdardı?
yavuz sultan selim hakkında venedik devlet arşivleri'ndeki (archivio di stato di venezia) orijinal balyos raporları (relazioni), çağdaş memlük ve safevi kronikleri ile rönesans avrupası'nın istihbarat notları incelendiğinde, popüler kültürün yüzeysel yakıştırmalarının çok ötesinde, rasyonalist, lojistik disiplin takıntılı ve çağdaşlarını entelektüel derinliğiyle sarsan bir askeri deha ile karşılaşılır. tarihin bu en yavuz/çetin portresini, bizzat onu görenlerin ve onunla çarpışanların kaleminden deşifre etmek gerekirse:
1513-1514 yıllarında istanbul'da bulunan venedik olağanüstü elçisi (balyos) antonio giustinian, bizzat senato'ya sunduğu gizli raporunda selim'in babası ii. bayezid'den farkını yırtıcılık (ferocità) terimiyle betimler. giustinian'a göre sultan, saray lüksüne veya eğlencelere zerrece ilgi duymayan, tek tutkusu askeri strateji ve adalet olan biridir. odasında sürekli haritalar üzerinde sefer planları çalıştığı ve huzuruna girenlerin "onun gözlerindeki parıltıdan" titrediği bizzat not düşülmüştür. bu raporlarda selim, venedik diplomasisi için, babası ii. bayezid'in pasif döneminden sonra öngörülemez ve durdurulamaz bir güç olarak kodlanmıştır.
fiziksel tasvir konusunda dönemin en titiz ve sansürsüz kaynağı, venedikli marino sanuto'nun 58 ciltlik devasa külliyatıdır. sanuto; padişahı "orta boylu, heybetli, teni solukça ancak sert bakışlı, hafif bir bıyık gölgesi ve küçük bir sakala (una barba piccola) sahip" biri olarak tarif eder. bu "küçük sakal" detayı, onun sefer şartlarına uygun askeri pragmatizmini yansıtırken, saray dışındaki disiplinini bizzat kendi görünümüne de taşıdığını kanıtlar.
avrupalı diplomatları ve casusları en çok sarsan hadise, 1517'deki mısır seferi sırasında ordusunu ve ağır toplarını geçilemez kabul edilen sina çölü'nden sadece 13 günde geçirmesidir. venedik istihbarat ağları, bu geçiş sırasında yağan ve ilahi bir lütuf olarak görülen yağmurların kızgın kumları sertleştirerek ordunun hızını artırdığını, selim'in her askere ve hayvana düşecek su/yem miktarını bizzat hesapladığını hayranlıkla raporlamıştır. bu başarı, napolyon gibi yüzyıllar sonra aynı yolu deneyecek fatihlerin bile gıpta edeceği bir organizasyon seviyesidir.
kahireli tarihçi ibn iyas, osmanlıların 1517'de mısır'ı fethine bizzat şahitlik etmiş en önemli yerel kaynaktır. "bada'i al-zuhur" adlı eserinde selim'in kahire'ye girişini ve son memlük sultanı tumanbay'ın zuwayla kapısı'nda idamını bir kıyamet sahnesi gibi tasvir eder. ancak ibn iyas, işgalci olarak gördüğü selim'in entelektüel merakını da teslim eder; sultan'ın memlük mimarisine olan hayranlığını, özellikle el-gavri külliyesi'ni gezdiğinde "bu salon harikulade!" diyerek istanbul'da benzerini yapmayı arzuladığını kaydeder.
safevi tarihçisi hasan-ı rumlu'nun "ahsenü't-tevârih" eserinde ve safevi elçilerinin gözlemlerinde, osmanlı ordusunun ateş saçan boruları (top ve tüfek) karşısında duyulan dehşet hakimdir. safevi elçileri, selim'in otağının bir neferin çadırı kadar sade olduğunu ancak ordusundaki nizamın "tek bir nefes gibi" hareket ettiğini raporlamışlardır. bu, safevilerin mistik savaşçı geleneğine karşı osmanlı'nın modern ve teknolojik savaş makinesinin yarattığı şoku simgeler.
italyan hümanist ve tarihçi paolo giovio (1483-1552), selim'in çağdaşıdır ve padişahın batı hafızasındaki görsel temelini atan kişidir. 1575 tarihli basel edisyonunda (elogia), selim'in büyük iskender ve julius caesar hayranlığını, sürekli tarih okumasını ve "terribilità" (haşmetten kaynaklanan ürkütücülük) kavramıyla özdeşleşen karakterini detaylandırır. giovio için selim, sekiz yıla sığdırdığı zaferlerle cihan ticaretinin eksenini değiştiren stratejik bir fenomendir. [referans: paolo giovio, elogia virorum bellica virtute illustrium, basel 1575 edisyonu, "selimus primus" bölümü].
selim, efsanelere veya sonradan üretilen marjinal yakıştırmalara ihtiyaç duymayacak kadar gerçek bir strateji ve lojistik dehasıdır. onun kısa saltanatında imparatorluğu üç katına çıkarması, sadece kılıç gücüyle değil, bizzat elçi raporlarında da belirtilen haritalar üzerindeki mesaisi ve devletin tüm mali kaynaklarını savaşa kanalize eden çelik gibi iradesiyle mümkün olmuştur. batı dillerinde the grim, doğu'da yavuz olarak anılması, onun rasyonalist ve acımasız, disiplin odaklı yönetim tarzının evrensel bir tescilidir.