EDEBİYAT 2 Kasım 2026
547 OKUNMA     12 PAYLAŞIM

Nasıl Dan Brown Tarzı Kitap Yazabilirsiniz?

Siz de bir Da Vinci Şifresi yazıp voleyi vurmak istiyorsanız doğru yere geldiniz.

orta sınıfın kendisini aydınlanmış bir şövalye sanma ihtiyacını nakite çeviren muazzam formülü nihayet deşifre ediyorum, toplanın. aslında yaptığınız iş entelektüel bir fast food dükkanı işletmekten ibarettir, içine biraz rönesans sosu biraz da latince baharatı serpiştirince müsteri kendisini louvre müzesinin mahzenlerinde özel bir davette sanıyor, halbuki bildiğin patates kızartması yiyor...

evvela kahramanımız, her daim tüvit ceket giyen ve klostrofobisi olan yakışıklı profesörümüz, sabahın köründe uyanır. ama öyle bizim gibi ağzı çiriş çanağına dönmüş halde şofbenin ısınmasını bekleyerek uyanmaz, harvard yüzme havuzunda elli tur kelebek stil yüzdükten sonra banyodaki aynaya bakar ve kendisini yaşlı bir delikanlı olarak bulur. telefon çalar, arayan kişi kesinlikle sıradan bir komiser değildir, fransız adli polisinin şifreleme departmanı şefidir ve louvre müzesinin ortasında çırılçıplak soyunup kendi kanıyla yere fibonacci dizisi çizdikten sonra ölen seksen yaşındaki küratörün sırrını çözmek için bizimkinin engin semboloji bilgisine muhtaçtır. seksen yaşındaki adamın gece vakti kalçasını kırmadan o akrobasiyi nasıl yaptığı, ölmeden önce neden ambulansı aramak yerine yere anagram yazdığı gibi mantık soruları sorulmaz, soranı da zaten okur kitlesi kendi içinde sopalar...

hikayenin motoru, sağır edici bir sessizlik içinde ilerleyen dingin kaos üzerine kuruludur

profesörümüzün yanına mutlaka hem kuytu köşelerdeki tüm ölü dilleri bilen, hem kuantum fiziği doktorası yapmış, hem de podyumdan az evvel inmiş kadar alımlı, zeki bir aptal olan genç kadın verilir. bunlar kaçarken peşlerine düşen katil de öyle sıradan bir tetikçi olamaz, mutlaka vatikanın gizli bir tarikatı tarafından yetiştirilmiş, sırtını kırbaçlayarak günah çıkaran, kör bir keskin nişancı ya da dilsiz bir hatip kıvamında albino bir keşiş olmalıdır.

kurguyu hızlandırmak için bölümleri ikişer sayfada kesmeniz şart

tam profesörümüz rönesans tablolarındaki gizli piksellerin aslında isa peygamberin lise yıllığına ait olduğunu çözecekken bölüm biter, diğer bölümde albino keşişimiz uçağa biner. burada okurun zekasını okşamak için aralara vikipediden araklanmış iki paragraflık sanat tarihi ve mimari bilgisi sıkıştıracaksınız. mesela karakterimiz bir katedrale girerken düz girmez, yüz elli metre yüksekliğindeki gotik kemerlerin kireçtaşı dokusunu, vitraylardan süzülen ışığın kırılma açısını ve katedralin altındaki gizli kanalizasyon şebekesinin tapınak şövalyeleri tarafından nasıl inşa edildiğini düşünerek girer. okur da bunu okurken vay be hem aksiyon okuyorum hem de genel kültürüm artıyor diyerek otobüste yan koltuktakine üstten bakar, oysa öğrendiği şeyin yüzde doksanı masa başında uydurulmuş şık bir palavradır...

işi biraz ileri taşıyıp gelecek vizyonu katmak istiyorsanız, bu rönesans şifrelerini 2080 yılının teknolojisiyle harmanlayacaksınız

mesela vatikanın altındaki gizli arşivde bulunan parşömen, aslında leonardo da vincinin zamanda yolculuk yapan bir yapay zeka tarikatından aldığı kuantum işlemci şeması çıksın. papanın asasının içindeki kehribar taşında, insanlığın bilincini buluta yükleyip kıyameti başlatacak olan karanlık aydınlanma örgütünün kaynak kodları saklı olsun. bizim tüvit ceketli profesör de elindeki nörolojik büyüteçle mona lisanın göz bebeğindeki blockchain adresini çözmeye çalışırken, peşlerindeki sibernetik albino rahip bunları lazerli buhurdanlıkla kovalasın. nasıl, şimdiden yüz milyon sattı bile di mi.

bütün bu kovalamacanın sonunda, başından beri bizimkilere yardım eden tekerlekli sandalyedeki sevimli, babacan ingiliz tarihçinin aslında tüm dünyayı yok etmek isteyen gizli örgütün başı olduğu ortaya çıkar. meğer adam sakat falan da değilmiş, sırf dikkat çekmemek için otuz senedir tekerlekli sandalyede oturuyormuş. profesörümüz son saniyede şifreyi çözer, dünyayı kurtarır, yanındaki güzel kadınla tarihi bir çeşmenin başında öpüşürken insanlığın kadim sırrının aslında sevgi ya da umut gibi bedava bir kavram olduğu anlaşılır ve kapanış.

insanların binlerce yıllık tarihin arkasında mutlaka kendilerinden gizlenen büyük bir plan olduğuna inanma açlığını doyurduğunuz sürece sırtınız yere gelmez. zira sıradan insan kendi hayatının sıkıcılığını ve anlamsızlığını kabul etmektense, dünyayı pelerinli beş tane ihtiyarın yönettiğine inanmayı her zaman tercih edecektir, siz de bu sayede bastığınız parayla kendinize floransa'da şato alırsınız, tertemiz iş.