SİYASET 30 Aralık 2025
4,7b OKUNMA     10 PAYLAŞIM

Modern Dünyanın En Kapalı Tek Parti Diktatörlüklerinden Biri: Kuzey Kore

Modern dünyanın kapalı kutusu Kuzey Kore'nin (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) nasıl bir yer olduğunuzu anlamanızı sağlayacak detaylı bir yazı.

kuzey kore (resmî adıyla kore demokratik halk cumhuriyeti), modern dünyanın en kapalı, tek parti diktatörlüklerinden biridir. ii. dünya savaşı sonrasında kore yarımadası’nın 38. paralelde bölünmesiyle, kuzeyde sovyet destekli komünist rejim altında 1948’de kurulan kuzey kore, 1950-53 kore savaşı’nda güneyle çatışmış ve savaş büyük yıkımla bir çıkmaza girdikten sonra bir ateşkesle sona ermiştir.

kuzey kore’de rejimin temel taşı, halkın kim hanedanını sıradan yöneticiler değil, yeryüzüne özgü ilahi bir ailenin olağanüstü temsilcileri olarak görmesidir. şaka değil gerçekten liderlerinin doğa olaylarını kontrol ettiklerine inanırlar... bir nevi üstün bir varlık olduğuna.

savaşın ardından kuzey kore, ağır sanayi odaklı merkezi planlı bir komuta ekonomisi inşa etmiş; ülkenin ilk lideri kim ıl sung yoğun bir propaganda ve kişilik kültü ile “juche” (özgüç) ideolojisini yerleştirerek 1994’e dek mutlak iktidarını sürdürmüştür

kim ıl sung’un ölümünden sonra sırasıyla oğlu kim jong ıl (1994-2011) ve torunu kim jong un (2011-günümüz) iktidarı devralmış, böylece dünyada komünist rejim altında üç nesil süren tek hanedan olarak anılan “kim hanedanlığı” doğmuştur


bu hanedanlık boyunca kuzey kore, dışa kapalı ve baskıcı yapısını koruyarak uluslararası sistemde sıradışı bir ülke konumuna gelmiştir. siyasal rejim ve liderlik yapısı: kuzey kore yönetimi, özü itibariyle mutlak bir tek adam diktatörlüğüdür. tüm siyasi güç, seçim veya ideoloji temelli bir meşruiyetten ziyade liderin “büyük rehberlik yeteneği” kavramıyla ve onun etrafındaki küçük seçkinler grubu aracılığıyla merkezileşmiştir

anayasa kâğıt üzerinde bazı hak ve kurumlar tanısa da (örneğin “yüce halk meclisi” ve sözde seçimler), gerçekte ülkede hiçbir denge-denetleme mekanizması ya da muhalefet odağı bulunmamaktadır

kore işçi partisi ülkenin tek yasal partisidir ve tüm devlet organları, ordu ve güvenlik aygıtı liderin mutlak otoritesine tabidir. kim jong un, dedesi ve babası gibi, devlet ideolojisi ve propaganda yoluyla neredeyse kutsallaştırılmış bir konuma sahiptir; lider kültü, toplumu adeta yarı-dini bir bağlılık içinde tutmaktadır

liderin “mount paektu kan soyu” taşıdığı anlatısıyla kim ailesi rejimin meşruiyet kaynağı yapılmıştır. sonuç olarak, kuzey kore’de siyasi iktidar tek bir ailenin etrafında kalıtsal olarak şekillenmiş, komünist bir monarşiyi andıran benzersiz bir yapı ortaya çıkmıştır. bu baskıcı rejim, toplumun tüm kılcal damarlarına nüfuz eden bir kontrol sistemi ile ayakta kalmaktadır. ülkede sivil toplum veya bağımsız herhangi bir örgütlenme bulunmaz; tüm yurttaşlar 7 yaşından itibaren devletin belirlediği örgütlere zorunlu üyedir ve devamlı gözetim altındadır

güvenlik birimleri ve muhbir ağları en küçük toplumsal birimde bile varlık göstererek insanların yatay iletişim kurmasını veya örgütlenmesini engeller

ifade, toplanma, örgütlenme özgürlükleri anayasada yazılı olsa da bunlar kâğıt üzerinde kalır; gerçekte toplum hayatının her alanı devlet/parti kontrolündedir. halk düzenli olarak liderliğe sadakat gösterileri yapmaya zorlanır; seçimler, halk meclisi oturumları gibi etkinlikler yalnızca rejime kitlesel bağlılık seremonileri şeklinde gerçekleşir. sonuç olarak kuzey kore’de rejimin otoritesi dışında hiçbir politik veya sosyal alan yoktur ve rejim, sert yaptırımlar ve korku iklimiyle toplum üzerinde tam hakimiyet kurmuştur.

iç politikalar ve ekonomik sistem

rejim, varlığını sürdürebilmek adına ekonomik refahı ve bireysel hakları sürekli ikinci plana itmiştir

bu bağlamda kuzey kore ekonomisi, dünyadaki en merkeziyetçi ve devlet kontrolündeki ekonomilerden biri olarak tanınır. özel mülkiyet ve serbest piyasa prensipleri resmi olarak yok sayılırken, devlet tüm üretim araçlarının sahibidir. planlı ekonomi modeline göre kaynakların dağıtımı yapılır; ancak 1990’larda sovyet desteğinin kesilmesi ve peş peşe doğal afetlerin yaşanması sonucu ekonomi büyük bir çöküş yaşamıştır. 1990’ların ortasındaki kıtlık (arduous march) döneminde ekonominin yaklaşık yarısı küçülmüş, merkezi planlama ve devlet dağıtım sistemi çökerken yüz binlerce insan (bazı tahminlere göre daha fazla) açlıktan hayatını kaybetmiştir. bu travmatik dönemin ardından hayatta kalabilmek için toplumun geniş kesimleri gölge pazarlar (jangmadang) geliştirmiş; fiilen ülke içinde bir piyasa ekonomisi kıvılcımı doğmuştur. kim jong ıl döneminden itibaren devlet bu gayriresmî piyasalara zaman zaman göz yummak zorunda kalmıştır. kim jong un iktidarında da bir yandan pazarlara kısmen izin verilirken, öte yandan rejimin kontrolünü zayıflatacak ölçüde ekonomik özgürleşmeye gidilmemiştir. nitekim, rejim 2009’da yaptığı bir para reformu ve 2020’lerde çıkardığı bazı yasaklarla piyasaları yeniden sıkı denetim altına almaya çalışmıştır. kuzey kore ekonomisi, uluslararası yaptırımlar ve içe kapanma politikaları nedeniyle de ağır baskı altındadır. nükleer silah programı yüzünden 2006’dan bu yana birleşmiş milletler güvenlik konseyi tarafından çok sayıda yaptırım kararı alınmıştır. özellikle 2016-2017’deki nükleer ve füze denemelerinden sonra kömür, demir, tekstil gibi başlıca ihracat kalemlerinin yasaklanması, petrol ithalatına kısıtlar ve yurtdışında kuzey koreli işçi çalıştırılmasının engellenmesi gibi sert önlemler devreye girmiştir

bu yaptırımlar ülkenin dış ticaretini dramatik ölçüde daraltmıştır. örneğin, en büyük ticaret ortağı olan çin ile ticaret hacmi 2013’te 6,5 milyar $ seviyesinden 2018 sonrasında hızla düşmüş; 2020’de covıd-19 salgını nedeniyle sınırların kapanmasıyla çin-kuzey kore ticareti, 2019 seviyelerine göre %90 oranında azalmıştır

salgın önlemleri kuzey kore’yi dış dünyadan tamamen izole ederken, 2021 yılında çin’le ticaret salgın öncesine kıyasla %90 düşük kalmıştır

2023’te kısmi sınır ticaretinin yeniden başlamasıyla ekonomik durum bir parça toparlansa da, 2024 itibarıyla çin ile ticaret hacmi yıllık bazda hala düşüktür (yaklaşık 2,2 milyar $) ve 2019 öncesi seviyelerin hayli gerisindedir

yaptırımların ağırlaştırdığı koşullar, ülke ekonomisini neredeyse tamamen çin’in insafına bırakmıştır. çin, bugün kuzey kore’nin açık ara en büyük ticaret ve yardım kanalıdır; pekin yönetimi rejimin çökmesini önlemek adına asgari düzeyde yakıt, gıda ve temel ihtiyaç desteğini sürdürmektedir

yine de, kuzey kore ekonomisi “dış yardım zehirli bir şekerlemedir” şeklinde resmi propagandaya yansıdığı üzere, dış desteğe karşı ideolojik bir kuşkuyla yaklaşmaktadır. nitekim pyongyang yönetimi, gıda krizi dönemlerinde bile yabancı yardımı sıkı denetim şartları olmadan kabul etmemiş; örneğin 2023 başlarında bm dünya gıda programı’ndan (wfp) yardım talep etmiş ancak yardımların dağıtımını izleme koşullarını reddederek süreci çıkmaza sokmuştur.


askerî güç ve nükleer program

kuzey kore, sahip olduğu orantısız büyük askeri güç ve nükleer silahlarıyla dünya güvenliği açısından önemli bir odak noktasıdır. kore halk ordusu (kpa) yaklaşık 1,3 milyon aktif personeli ile (toplam nüfusun ~%5’i) dünyanın en büyük ordularından birini oluşturur

ayrıca yaklaşık 600 bin rezerv askeri ve işçi-köylü kızıl muhafız milis gücü olarak ifade edilen silahlandırılmış sivil kuvvetlerde 5-6 milyon kişi daha bulunur

ülke, nüfusuna oranla dünyanın en yüksek askerî personel yoğunluklarından birine sahiptir ve 17-30 yaş arası tüm erkek yurttaşlar 3 ila 12 yıl boyunca zorunlu askerlik hizmeti yapmak durumundadır

bu derece devasa insan gücüne rağmen konvansiyonel ordunun teçhizatının büyük bölümü çağdışıdır: envanterdeki yaklaşık 6000-7000 tank ve zırhlı araç içinde sovyet dönemi t-34 ve t-55 tankları gibi çok eski modeller yer alır

hava kuvvetlerinde 400 civarı avcı uçağı, 80 bombardıman ve 200’den fazla nakliye uçağı bulunsa da bunların pek çoğu 1970’ler öncesine ait olup fiilen uçabilir durumda değildir

donanma ise yaklaşık 470 küçük savaş gemisi (füze botları, devriye gemileri vs.) ve 70 civarı denizaltıya sahiptir; denizaltıların çoğu eski sovyet yapımı romeo sınıfı dizel denizaltılardır

son yıllarda kuzey kore, donanmasını nükleer yeteneklerle güçlendirme gayretine girmiş; sualtı nükleer dronları test ettiğini, ilk nükleer kapasiteli balistik füze denizaltısını hizmete soktuğunu ilan etmiştir

kuzey kore’yi küresel çapta en endişe verici yapan unsur ise nükleer silahları ve balistik füze programıdır. pyongyang yönetimi, dünyada nükleer silaha sahip dokuz ülkeden biri olduğunu 2006’dan bu yana gerçekleştirdiği toplam altı nükleer denemeyle kanıtlamıştır. 2017’deki son nükleer testinin ardından, 2018’de kendini “fiili nükleer güç” ilan ederek nükleer caydırıcılığını anayasasına dahi eklemiştir. uluslararası tahminlere göre, kuzey kore halihazırda yaklaşık 30-50 adet nükleer savaş başlığına sahip durumdadır ve mevcut plütonyum/uranyum üretim kapasitesiyle kısa vadede bu sayıyı iki katına çıkarabilecek potansiyele sahiptir

örneğin stockholm barış araştırmaları enstitüsü (sıprı), ocak 2024 itibariyle kuzey kore’nin yaklaşık 50 savaş başlığını monte ettiğini ve en fazla 90 başlık için yeterli fisil malzeme stoğuna ulaştığını bildirmektedir

pyongyang, bu nükleer başlıkları taşıyabilecek farklı menzillerde füze sistemleri geliştirmiştir: kısa menzilli taktik füze denemelerinden, abd anakarasını vurma kapasitesine sahip kıtalararası balistik füze (ıcbm) testlerine kadar geniş bir yelpazede silah denemeleri yapılmıştır

özellikle 2022 yılı boyunca ardı ardına gerçekleştirdiği 90’dan fazla balistik füze testi ile kuzey kore, bir takvim yılında en çok füze fırlatan ülke olarak rekor kırmış; 2023’te de en az üçü kıtalararası olmak üzere 30’dan fazla füze denemesi yapmıştır

rejim, bu silahları “abd’nin düşmanca politikalarına karşı meşru savunma” olarak gerekçelendirse de, komşu ülkelere ve dünya barışına yönelik ciddi bir tehdit teşkil ettiği konusunda uluslararası kamuoyunda görüş birliği vardır. insan hakları ve toplumsal yaşam: kuzey kore, dünyanın en baskıcı ve kapalı toplumlarından biri olarak nitelendirilmektedir


insan hakları

birleşmiş milletler tarafından 2014 yılında hazırlanan kapsamlı bir araştırma raporu (coı raporu), kuzey kore devletinin insanlığa karşı suç teşkil eden yaygın ve sistematik insan hakları ihlallerinde bulunduğunu tespit etmiştir

ülkeyi üçüncü nesil diktatör olarak yöneten kim jong un rejimi, halk üzerinde tam bir korku hâkimiyeti kurmak için işkence, kamuya açık infazlar, keyfi hapis ve zorla çalıştırma tehditlerini sürekli canlı tutmaktadır

temel özgürlükler – ifade, basın, toplanma, seyahat, inanç özgürlüğü gibi – tamamen yok sayılmakta; bağımsız medya, sivil toplum örgütleri veya sendikalar yasaklanmıştır

rejimin ideolojik söylemine uymayan en ufak bir davranış bile ağır cezalarla sonuçlanabilir. örneğin yalnızca güney kore’den gelen bir video kaydını izlemek veya farklı bir lehçeyle konuşmak bile “rejim karşıtı unsur” damgası yemeye yeterlidir. nitekim ocak 2023’te kabul edilen pyongyang kültürel dil koruma yasası, güney kore usulü konuşma veya yabancı etkisi taşıyan kelimeler kullanmayı suç haline getirmiş; “güney kukla dilini” kullananların 6 yıl ve üzeri ağır çalışma kampı cezasına, bazı ağır durumlarda idama mahkûm edilebileceğini öngörmüştür

bu yasa uyarınca 2023’te gençler arasında toplu yargılamalar yapıldığı, 17 gencin yabancı dizi izlemek ve güney kore diliyle konuşmak suçlamasıyla yargılandığı, bu gruptaki bir “elebaşı”nın 10 yıl ağır çalışmaya mahkûm edildiği; başka bir davada 20 kadar gencin sadece güney kore ifadeleri kullandıkları için 3-5 yıl zorunlu çalışmaya gönderildiği rapor edilmiştir

kuzey kore’de yargısız infazlar, keyfi tutuklamalar, işkence ve “suçlu” kabul edilenlerin aileleriyle birlikte cezalandırılması gibi uygulamalar, rejimin muhalefeti bastırma araçlarının parçasıdır

1940’lardan bu yana varlığını sürdüren siyasi mahkûm kampları (kwan-li-so) ülkenin kanayan yaralarındandır. tahminlere göre on binlerce insan, rejime sadakatsizlik veya “potansiyel düşman” kategorisinde değerlendirildiği için bu kamplarda ömür boyu ağır şartlarda çalıştırılmaktadır. bm ve çeşitli insan hakları örgütlerinin uydu görüntülerine dayanan analizleri, kim jong un döneminde bu kampların daha da genişletildiğine işaret etmektedir

tanık beyanları, kamplarda zorla aç bırakma, dayak, işkence, infaz, zorla kürtaj gibi uygulamaların rutin olduğunu ortaya koymaktadır. üstelik rejim karşıtlığı suçu, aile boyu ceza getirmekte; “üç kuşak suçlu” prensibi uyarınca bir kişinin suçu nedeniyle çocukları ve torunları dahi cezalandırılabilmektedir. rejim ayrıca kamuya açık infazları kullanarak halkı yıldırmakta; belli dönemlerde stadyumlarda veya meydanlarda toplu seyrettirilen idamlar gerçekleştirilmektedir

toplumsal yapı

toplumsal yapı da sıkı bir kast sistemine benzer “songbun” sınıf hiyerarşisi ile organize edilmiştir. vatandaşlar, geçmiş aile sicilleri ve rejime sadakat derecelerine göre “sadık (çekirdek)”, “kararsız” ve “düşman” olmak üzere üç ana kategoriye (ve 50’den fazla alt kategoriye) ayrılır

bu sınıflandırma bireylerin eğitim, istihdam, ikamet ve hatta gıda yardımına erişimini belirler. sadık tabaka üyeleri (rejime yakın geçmişi olan aileler) başkent pyongyang gibi ayrıcalıklı bölgelerde yaşama, iyi beslenme ve üst düzey okullara gitme imkanına sahipken; “düşman” kategorisindekiler kırsal bölgelerde zor işlerde çalışmaya mahkûm edilir, kronik yoksulluk ve ayrımcılığa maruz kalırlar

devlet, pyongyang ile taşra arasındaki refah uçurumunu bilinçli olarak derin tutmakta, böylece sadık elit tabakanın rejime bağlı kalması sağlanmaktadır


son yıllarda gayriresmî piyasaların doğuşuyla birlikte zenginleşen küçük bir ticaretçi kesim de oluşmuş, ancak devlet bu yeni zengin-yoksul uçurumuna karşı herhangi bir dengeleyici önlem almamıştır

toplum bu şekilde bölünmüş ve atomize edilmişken, rejim böl ve yönet prensibiyle ve her kesimi gözetim altında tutarak herhangi bir birlik ya da isyan filizini daha başlamadan yok etmektedir.

günlük yaşam, eğitim ve sağlık

kuzey kore’de günlük yaşam, dünya standardlarına göre oldukça zorlayıcıdır. halkın büyük kısmı devlet tarafından belirlenen işlerde düşük ücretlerle çalışır ve temel ihtiyaç maddelerine erişimde sıkıntı yaşar. devletin geçmişte uyguladığı karneyle gıda dağıtım sistemi, ekonominin çökmesiyle büyük ölçüde işlemez hale geldiğinden, insanlar geçimlerini pazarlar yoluyla sağlamaya çalışır. ancak rejim, piyasada satılan malların ve fiyatların kontrolünü elden bırakmamak için zaman zaman sıkı baskınlar ve kampanyalar düzenleyerek spekülatör ilan ettiği tüccarları cezalandırır. elektrik, temiz su, ısınma gibi altyapı hizmetleri kesintili ve yetersizdir; kırsal bölgelerde sık sık elektrik kesintileri yaşanır ve birçok hanede kışın ısınma için odun kullanılır. kıtlık ve yetersiz beslenme hâlâ ciddi bir sorundur: birleşmiş milletler verilerine göre ülke nüfusunun yaklaşık yarısı kronik olarak yetersiz beslenmektedir ve her beş çocuktan biri sürekli açlık nedeniyle büyüme geriliği (bodurluk) yaşamaktadır

özellikle covıd-19 sınır kapanmalarının ticareti durdurması ve 2023’te yaşanan kuraklık ve sellerin tarımı vurması, gıda krizini daha da derinleştirmiştir

2023 yılı başlarında kuzey kore’nin, 1990’lardaki büyük kıtlıktan bu yana en ciddi açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gözlemlenmiştir. güney kore kaynakları, 2023’te askerî birliklere verilen erzakın bile 20 yıldan uzun bir süre sonra ilk kez kısıldığını, erzak stoklarının kritik düzeye indiğini rapor etmiştir.

abd merkezli 38 north analiz grubu, ülkenin gıda arzının asgari insani ihtiyacın bile altına düşmüş olabileceğini ve durumun 90’lardaki kıtlıktan bu yana en kötüsü olduğunu belirtmiştir.

eğitim ve sağlık hizmetleri,

sosyalist rejimin iddiası gereği ücretsiz ve evrenseldir; ancak kalite ve içerik bakımından ciddi sorunlar vardır. eğitim sistemi, rejimin sadık tebaasını yetiştirmeyi amaçlar. okullarda bilim veya dünya bilgisi geri planda kalırken, kim ıl sung ve diğer liderlerin devrimci biyografileri, juche ideolojisi ve sosyalist sadakat müfredatın merkezinde yer alır

bir rapora göre, kuzey kore eğitim sisteminin en önemli hedeflerinden biri, “lidere itaatkar ve sosyalist sisteme bağlı bireyler yetiştirmektir”, bu da yoğun ideolojik ezber ve lider kültü eğitimiyle sağlanmaktadır

her sabah öğrenciler ve işçiler, kim ailesine minnet sloganlarıyla güne başlar, sık sık düzenlenen toplu etkinliklerde lidere bağlılık yemini ederler. okuma yazma oranının teknik olarak yüksek olduğu (yaklaşık %100’e yakın) söylense de, analistler bu oranın pratikte anlamını yitirdiğini çünkü eğitimin eleştirel düşünme yerine dogmatik öğretilere ayrıldığını vurgular. sağlık sistemi de kağıt üzerinde ücretsiz olsa da, kaynak yetersizliği nedeniyle işlevsizdir. hastanelerde temel tıbbi malzeme ve ilaç sıkıntısı kroniktir; birçok hastane ısıtma, elektrik ve modern cihazlardan mahrumdur. doktorlar sembolik maaş alır ve hastalar çoğu zaman ilaç ve malzemeleri karaborsadan kendileri temin etmek zorunda kalır. uluslararası yaptırımlar, tıbbi cihaz ve ilaç girişini dolaylı olarak zorlaştırdığı gibi, rejimin dış yardıma kuşkuyla yaklaşması da sağlık krizini büyütmektedir. covıd-19 pandemisi süresince kuzey kore dış dünyadan neredeyse tamamen koptu ve virüsün ülkeye girişini engellemek iddiasıyla 2020 başından 2022 sonuna dek sınırlarını kapalı tuttu. bu süre zarfında ithal ilaç ve malzeme akışı da durma noktasına gelmiş, zaten kırılgan olan sağlık sistemi daha da çökmüştür

2022 ortalarında ülke ilk kez resmi olarak covıd vakalarını kabul edip “olağanüstü bir salgını yendiğini” ilan etse de bu açıklamanın güvenilirliği tartışmalıdır. aşı konusunda kuzey kore yönetimi, covax programı kapsamında sunulan milyonlarca doz aşıyı dış denetime izin vermemek adına reddetmiştir. sonuç olarak, pandemi dönemi kuzey kore’de hem ekonomik hem insani koşulları daha da kötüleştirmiştir.

medya, iletişim ve sansür

kuzey kore’de medya tamamen devletin tekelindedir ve dünyadaki en katı sansür mekanizmalarından biri uygulanır. tüm gazeteler, televizyon ve radyo kanalları resmi propagandayı ve liderliğin talimatlarını yaymakla yükümlüdür. bağımsız veya özel medya organı yoktur

internet kullanımı halkın geneli için yasaktır; yalnızca çok sınırlı sayıdaki yetkili ve araştırmacıya, o da iç intranet ve sansürlü global bağlantı şeklinde izin verilir. halkın dış dünyaya dair haber almasını engellemek için sınır bölgelerinde yabancı radyo ve cep telefonu sinyalleri bile güvenlik birimlerince engellenir

devlet, yabancı yayınları dinleyen veya izinsiz telefon görüşmesi yapan kişileri tespit etmek için yüksek teknolojili cihazlar ve geniş bir muhbir ağı kullanır. yurt dışından kaçak yollarla getirilen filmler, müzikler, güney kore dizileri gibi materyaller, usb bellekler veya cd’ler üzerinden gizlice elden ele dolaşsa da yakalanmanın cezası ağırdır. rejim, “anti-sosyalist davranış” olarak nitelendirdiği bu tür dış bilgi tüketimini vatana ihanet derecesinde görür ve suçluları zorunlu çalışma kamplarına göndermek ya da daha ağır cezalar vermek konusunda tereddüt etmez

2020’de yürürlüğe giren bir “gerici düşünceyi engelleme yasası”, yabancı içerik bulunduran veya yayanlara karşı ülke çapında cadı avı başlatmıştır

bu yasanın ardından binlerce bilgisayar ve televizyon ev ev aranarak belleklerde güney kore müzikleri veya hollywood filmleri olup olmadığı kontrol edilmiştir. rejim ayrıca yurtdışına bilgi sızmasını engellemek için sınırda güvenlik önlemlerini artırmış; özellikle çin sınırındaki tel örgüleri çift kat yaparak ve devriye sayısını yükselterek izinsiz sınır geçişlerini vur emriyle durdurma politikasını sürdürmüştür

yani üzücü bir biçimde, kuzey kore içinde bilgi akışı tamamen kontrol altındadır – halkın ezici çoğunluğu dünyada olup bitenleri ya hiç bilmez, ya da sadece rejimin çarpıttığı haliyle öğrenir. tüm bu baskıcı uygulamalara rağmen, son yıllarda teknolojinin ucuzlamasıyla cep telefonları ülke içinde yaygınlaşmıştır (yalnız bu telefonlar internete bağlı olmayıp sadece ulusal ağda çalışır). ayrıca sınır kaçakçılığı yoluyla elde edilen yabancı medya içerikleri genç nesiller arasında gizli de olsa bir kültürel pencere aralamıştır. bu durum, rejimi daha da sert tedbirler almaya itmektedir; örneğin 2023’te uygulanmaya başlanan dil yasası ve gençlere verilen ağır cezalar bu “yabancı kültüre karşı panik” halinin göstergesidir.


dış politika ve uluslararası ilişkiler

kuzey kore, soğuk savaş sonrasında giderek izole olmuş ve bugün dünyada en az diplomatik ilişkiye sahip ülkelerden biridir. resmen güney kore ile halen savaş durumundadır (1953’te sadece ateşkes imzalanmış, barış antlaşması imzalanmamıştır) ve kore yarımadası’nın güneyini “abd emperyalizminin işgali altındaki kukla rejim” olarak tanımlamaktadır. 1990’lardan itibaren güney kore’nin “güneş ışığı politikası” kapsamında yaptığı yakınlaşma girişimleriyle zaman zaman yumuşama dönemleri yaşansa da (örneğin 2000 ve 2007’de liderler zirveleri, 2018’de panmunjom deklarasyonu ile barış yönünde mutabakat), bu dönemlerin ardından ilişkiler yeniden bozulmuştur

özellikle 2019’dan sonra kuzey kore, güney kore ile tüm iletişim hatlarını kesmiş, 2020’de ortak irtibat bürosunu havaya uçurarak diyaloğu bitirmiştir

2022’de güney kore’de göreve gelen yoon suk-yeol hükümetinin kuzey’e karşı daha sert tutum almasıyla da ilişkiler yeniden düşmanca söylemlere dönmüştür. kuzey kore’nin abd ile ilişkileri de sürekli gerginlik halindedir. pyongyang rejimi, abd’yi en büyük tehdit olarak görür ve amerika’nın güney kore ile ortak askeri tatbikatlarını ve bölgede bulundurduğu kuvvetleri düşmanca eylemler diye nitelendirir. nükleer silah geliştirmesinin temel gerekçesi olarak da “abd tehdidine karşı caydırıcılık” tezini ileri sürmektedir.

2018 yılında kim jong un ile dönemin abd başkanı donald trump arasında eşi benzeri görülmemiş zirveler gerçekleştirilmiş, singapur ve hanoi’de yapılan görüşmeler dünyada büyük ilgi uyandırmıştır. ancak bu zirvelerden somut bir anlaşma çıkmamış; abd’nin talep ettiği nükleer silahsızlanma adımları ile kuzey kore’nin istediği yaptırım kalkışları konusunda uzlaşma sağlanamamıştır

görüşmelerin çökmesiyle 2019’dan sonra diplomasi rafa kalkmış ve kuzey kore yeniden füze denemeleriyle meydan okuyan bir çizgiye dönmüştür. abd ve müttefikleri de “maksimum baskı” stratejisi kapsamında yaptırımları sürdürmüştür

uluslararası alanda kuzey kore’ye en büyük desteği sağlayan ülke, tarihsel müttefiki olan çin’dir. 1961’den beri ikili bir savunma antlaşması bulunan pekin-pyongyang ilişkisi, ideolojik bağlar zayıflasa da stratejik çıkarlarla günümüze dek gelmiştir. çin, kuzey kore’yi kendi sınırında bir tampon bölge ve abd müttefiki olmayan bir rejim olarak görüp yaşamsal kabul eder. bu nedenle, kuzey kore’nin nükleer denemelerine bm’de yaptırım kararlarına destek verse de, rejimin çökmesini istemediğinden yaptırımların aşırı sertleşmesine karşı dengeleyici davranır

özellikle 2022’de abd’nin ek yaptırım tasarısını çin (ve rusya) ilk kez veto ederek bm güvenlik konseyi’nde bölünme yaratmış; pekin temsilcisi, “yaptırımların artık fayda getirmeyeceğini, sadece durumu kötüleştirip cepheleşmeyi artıracağını” savunmuştur

çin, abd’ye kuzey kore ile diyaloğu teşvik için bazı yaptırımları hafifletmesini önerse de washington, pyongyang somut adım atmadan ödün vermeyeceğini belirtmiştir

bununla birlikte çin, kuzey kore’ye petrol, gıda ve kritik malzeme akışını perde arkasından sürdürerek rejimin hayatta kalmasının ekonomik garantörü konumundadır

bir diğer komşu ve eski müttefik rusya, sovyetlerin dağılmasından sonra kuzey kore’yi büyük ölçüde ihmal etmişken, son yıllarda jeopolitik gelişmelerle pyongyang’a yakınlaşmıştır. özellikle rusya’nın 2022’de ukrayna’ya saldırısıyla batı’dan tecrit edilmesi, moskova-pyongyang iş birliğini güçlendirmiştir. kuzey kore, rusya’nın ukrayna’daki eylemlerini açıkça destekleyen birkaç ülkeden biri olmuş; ukrayna’dan tek taraflı ayrılan luhansk ve donetsk bölgelerini tanımıştır. iddialara göre pyongyang, rus ordusuna top mermileri ve roketler gibi mühimmat desteği de sağlamıştır (her ne kadar her iki taraf da resmen doğrulamasa da)

2023’te kuzey kore savunma bakanı’nın moskova’yı ziyareti ve iki ülke arasında askeri iş birliği anlaşmalarının imzalanması, bu yakınlaşmanın somut göstergeleridir. buna karşılık rusya da bm yaptırımlarının sertleştirilmesine çin’le birlikte karşı durmakta ve kuzey kore’ye diplomatik koruma sağlamaktadır

japonya ile ilişkiler ise tarihi husumetler ve kuzey kore’nin füze denemelerini sık sık japonya yakınlarına düşürmesi nedeniyle oldukça kötüdür. kuzey kore resmî yayınları, japonya’yı geçmiş sömürgecilik suçları nedeniyle sıkça hedef alır

ayrıca 1970’ler ve 80’lerde kuzey kore ajanlarınca kaçırılan japon vatandaşları meselesi çözülmemiş ve japon kamuoyunda büyük tepki konusudur. bu durum da ilişkilerin normalleşmesini engellerken japonya, kuzey kore’ye karşı sert yaptırımlar uygulamaktadır. uluslararası toplumun tutumu ve yaptırımların etkisi: kuzey kore’nin nükleer silah geliştirmesi, balistik füze denemeleri ve insan hakları ihlalleri uluslararası toplumda geniş kınamalara yol açmıştır. bm güvenlik konseyi, 2006’dan bu yana kuzey kore’ye yönelik çok sayıda zorlayıcı yaptırım kararı almış ve bu kararlar 2017’ye dek konsey’de oy birliğiyle kabul edilmiştir

2017’deki son büyük yaptırım paketinden (nükleer deneme sonrası) sonra ise ilk defa 2022’de konsey’de görüş ayrılığı yaşanmış ve yeni yaptırımlar çin ve rusya vetosuna takılmıştır

yine de halihazırda kuzey kore, bm tarafından en kapsamlı yaptırım rejimine tabi ülkelerdendir: silah ambargosu, füze teknolojisi ve lüks ürünlerin yasaklanması, kömür, deniz ürünleri, tekstil ihracatının yasaklanması, ham petrol ve rafine yakıt ithalat kotaları, yurt dışındaki kuzey koreli işçilerin gönderilmesinin engellenmesi gibi çok geniş alanları kapsayan kısıtlamalar yürürlüktedir

abd, avrupa birliği, güney kore ve japonya da bm kararlarına ek olarak kuzey kore’ye kendi tek taraflı yaptırımlarını uygulamaktadır. bu kapsamda kuzey kore ile her türlü ticari ilişki, finansal işlem, gemicilik sigortası vb. alanlarda sıkı yasaklar getirilmiştir. abd, ayrıca kuzey kore’yi teröre sponsor ülkeler listesine geri almış (2017) ve kuzey kore’yle iş yapan üçüncü ülke şirketlerine de ikincil yaptırımlar uygulayabileceğini duyurmuştur

yaptırımların kuzey kore üzerindeki etkisi çelişkili sonuçlar doğurmuştur. bir yandan, bu ekonomik tecrit politikası pyongyang rejimini ciddi gelir kaynaklarından mahrum bırakmış, ülkenin gsyih’sini düşürmüş ve özellikle 2017 sonrası dönemde dış ticareti çok kısıtlamıştır. örneğin kömür ve tekstil ihracatı yasağı, bu sektörlerde çalışan on binlerce kuzey koreli için gelir kaybı anlamına gelmiştir

yurt dışında (özellikle çin ve rusya’da) işçi olarak çalışan kuzey korelilerin geri gönderilmesi de ülkenin döviz kaynaklarını kurutmuştur. diğer yandan, yaptırımların pratikte en çok vurduğu kesim rejim elitlerinden ziyade halk olmuştur.

balıkçılık, madencilik, tekstil gibi sektörlerin darbe alması, geçimlerini bu alanlardan sağlayan alt sınıfları işsiz ve gelirsiz bırakmıştır. dahası, yaptırımlar nedeniyle kuzey kore’ye gönderilen insani yardım malzemeleri de bazen bürokratik engellere takılmakta, aylarca limanlarda beklemektedir.

bm raporlarına göre insani yardım izin süreçleri 6-12 aya varan gecikmelere yol açabilmektedir.

bu da ilaç, gıda takviyesi, medikal cihaz gibi hayati önemdeki malzemelerin zamanında ihtiyaç sahiplerine ulaşamaması anlamına gelmektedir. sonuç olarak yaptırımlar, pyongyang rejiminin nükleer tutumunu henüz değiştirmeye zorlayamamış; aksine rejim, ekonomik sıkıntılara rağmen nükleer programı bir “hayatta kalma güvencesi” olarak görmeye devam etmiştir.

öte yandan yaptırımların uzun vadede rejim elitlerini de zorlamaya başladığı ve kim jong un’un 2018’de trump’la görüşmesinde tüm yaptırımların kaldırılmasını talep etmesinin, aslında bu baskının bir göstergesi olduğu uzmanlarca dile getirilmektedir.

uluslararası kamuoyunun kuzey kore’ye yaklaşımı büyük ölçüde tecrit ve baskı eksenindedir. abd, güney kore ve japonya kuzey kore’yi müzakere masasına çekmek için “yaklaş ve caydır” politikalarını bir arada yürütmeye çalışmaktadır. bir yandan bölgedeki askeri caydırıcılık artırılırken (güney kore’ye abd nükleer şemsiyesinin görünür kılınması, ortak tatbikatlar, füze savunma sistemleri kurulması gibi), diğer yandan kapı aralığının açık tutulduğu ve kuzey kore’nin adım atması halinde güvenlik garantileri ve ekonomik yardım alabileceği mesajları verilmektedir. bununla birlikte, özellikle 2020 sonrasında pandemi izolasyonu ile pyongyang yönetimi dış diyalog kanallarını kapatmış ve şu an için diplomatik çözüm ufukta görünmemektedir. mevcut durum ve geleceğe dair olası senaryolar: bugün itibariyle kuzey kore, nükleer silahlara sahip, ağır silahlanmış fakat ekonomik olarak zayıf ve izole bir diktatörlük olarak varlığını sürdürmektedir. kim jong un liderliği altında rejim, içeride korku ve kontrol mekanizmalarını taviz vermeden uygulamakta; dışarıda ise nükleer gücünü pazarlık kozu veya caydırıcı kalkan olarak kullanarak varlığını korumaya çalışmaktadır. uluslararası yaptırımlar ve dış baskılar şu ana dek rejimin temel politikalarında bir değişiklik yaratamamıştır – kuzey kore ne nükleer programından vazgeçmiş ne de ciddi bir ekonomik reform yoluna girmiştir. bu tablo ışığında geleceğe dair birkaç olası senaryo öngörülebilir:
statükonun devamı senaryosu: en olası görünen senaryoya göre, mevcut durum orta vadede devam edebilir. bu durumda kim rejimi, çin’in asgari desteği ve nükleer caydırıcılığın sağladığı güvenlikle iktidarda kalmaya devam edecek; ülke de facto nükleer güç statüsünde yaptırımlarla yaşamayı sürdürecektir. halkın yaşam koşulları büyük oranda değişmeyecek, kısıtlı piyasa faaliyetleriyle hayatta kalma mücadelesi sürecek ve rejim içeride baskıyı gevşetmeyecektir. bu senaryoda zaman zaman füze denemeleri veya sınır provokasyonlarıyla uluslararası krizler yaşansa da, büyük bir savaş çıkmadan statüko korunabilir. ancak bu “duraklama” hali, kuzey kore’nin nükleer cephaneliğini daha da büyütmesine ve bölgesel silahlanma yarışının hızlanmasına yol açabileceği için tehlikeli bir dengedir.
yumuşama ve reform senaryosu: farklı bir senaryoda, kuzey kore liderliği ekonomik tıkanıklığın rejimin bekasını tehdit ettiğine kanaat getirip kademeli bir açılım politikası izleyebilir. bu, çin veya vietnam tarzı kontrollü ekonomik reformlar ve dış dünyayla sınırlı da olsa etkileşime geçme anlamına gelir. örneğin nükleer programını tamamen bırakmasa bile dondurup, karşılığında yaptırımların bir kısmının kaldırıldığı bir ara anlaşma mümkün olabilir. böyle bir durumda kuzey kore’ye insani ve ekonomik yardımlar akacak, halkın yaşamı bir nebze iyileşebilecektir. yine de, rejimin ideolojik kontrolü gevşetmeden reform yapması oldukça zordur; zira dış bilgi ve sermayenin girişi, rejimin ideolojik hegemonyasına potansiyel tehdit oluşturur. bu nedenle kim jong un’un böyle bir stratejik dönüşüme gitmesi ancak çok garantili güvence ve kazanımlar elde edeceğine inanmasıyla mümkündür. mevcut koşullarda bu senaryo düşük ihtimalli gözükse de tamamen göz ardı edilmemelidir; zira ekonomik zorunluluklar en kapalı rejimleri bile zamanla değişime zorlayabilir.

kriz ve çöküş senaryosu

bir diğer uç senaryoya göre, kuzey kore rejimi içeriden beklenmedik bir şekilde sarsılabilir. örneğin kim jong un’un ani ölümü veya ciddi bir sağlık sorunu ortaya çıkarsa, halefiyet meselesi belirsizlik yaratabilir. kim ailesi dışında birine iktidarın geçmesi durumunda elitler arası çatışma çıkabilir. ya da uzun süredir bastırılan halk hoşnutsuzluğu, ciddi bir kıtlık veya ekonomik çöküş anında kontrolden çıkarak yaygın isyanlara dönüşebilir. rejim her ne kadar demir yumrukla yönetiyor olsa da, tarih gösteriyor ki hiçbir totaliter düzen ebedi değildir. böyle bir çöküş senaryosu gerçekleştiğinde kore yarımadası’nda büyük bir insani kriz ve güç boşluğu doğar. milyonlarca kuzey korelinin çin ve güney kore sınırlarına akın etmesi, nükleer silahların güvenliği sorunu, ordunun ve güvenlik aygıtının bölünmesi gibi riskler ortaya çıkar. güney kore ve uluslararası toplum böylesi bir kaosu yönetmek için müdahil olmak zorunda kalabilir. en iyi ihtimalle barışçıl bir birleşme veya geçiş süreci umut edilse de, bu süreç son derece sancılı ve tehlikeli olacaktır. bu senaryo düşük ihtimalli görünse de planlamacıların üzerinde en çok durduğu *“kabus senaryosu”*dur.

askerî çatışma senaryosu

en istenmeyen senaryo ise kuzey kore’nin dahil olduğu sıcak bir savaşın patlak vermesidir. özellikle yanlış hesaplama veya provokasyonların tırmanması sonucu sınırlı da olsa bir çatışma ihtimali tamamen dışlanamaz. örneğin kuzey kore’nin bir füze denemesinin japonya’da can kaybına yol açması ya da dmz (askerden arındırılmış bölge) hattında ciddi bir silahlı provokasyon gerçekleşmesi durumunda, misillemeler kontrolden çıkabilir. böyle bir çatışma, abd ve bölge müttefiklerini de içine alan büyük bir savaşa dönüşebilir. kuzey kore’nin konvansiyonel silahları güney kore’de özellikle seul civarında büyük yıkıma neden olma kapasitesine sahiptir; ayrıca nükleer silah kullanma riski tüm taraflar için felaket senaryosudur. ancak tüm aktörlerin bu savaşın yıkıcılığının farkında olması nedeniyle, doğrudan çatışmadan kaçınmak için azami itina gösterileceği söylenebilir. yine de, kore yarımadasında gerilimin sürekli yüksek oluşu böyle bir riskin sıfırlanmasını engellemektedir.

genel olarak bakıldığında, kuzey kore’nin geleceği konusunda belirsizlikler sürmektedir. rejim şu ana dek kendi bekasını her şeyin üzerinde tutan stratejisiyle varlığını devam ettirmiştir
rand.org.

ekonomik kalkınma veya halkın refahı, rejim için ikincil planda kaldığı sürece, ülke kapalı ve baskıcı yapısını korumaya meyilli olacaktır. bununla birlikte, dış dünyadan tamamen soyutlanmış bir toplumun sürdürülebilirliği uzun vadede soru işaretleri barındırır. kuzey kore halkı, on yıllardır süren propaganda ve bilgi karartmasına rağmen dış dünyanın varlığından haberdar olmaya başlamıştır; özellikle kaçak medya ve sınıra yakın bölgelerdeki etkileşimler yoluyla güney kore’nin ve diğer ülkelerin yaşam standartlarını kıyaslayan kesimler vardır. bu tür bilinç uyanışlarının zamanla rejime sadakati aşındırma potansiyeli bulunmaktadır. sonuç olarak, kuzey kore mevcut durumda ciddi ekonomik sıkıntılar ve uluslararası baskılar altında, nükleer silahlara dayanarak statükosunu korumaya çalışan bir rejimdir. uluslararası toplum ise kuzey kore’yi ya müzakere yoluyla silahsızlandırmak ya da baskı yoluyla izole etmek ikileminde kesin bir başarı elde edebilmiş değildir. önümüzdeki dönemde pyongyang’ın atacağı adımlar, büyük ölçüde rejimin iç dinamiklerine ve liderlik hesaplarına bağlı olacaktır. kim jong un yönetimi içeride kontrolü sürdürdüğü ve ordunun sadakatini sağladığı müddetçe, radikal bir değişim beklemek zordur. ancak ekonomik şartlar daha da kötüleşir ve çin desteği yetersiz kalırsa, rejimin zor kararlar alması gerekebilir. dünya açısından bakıldığında, en gerçekçi politika kuzey kore’yi caydırma ve diyalog arasında denge kurarak yönetmektir. bazı uzmanların da belirttiği gibi, kuzey kore’nin nükleer silahlarından tamamen vazgeçmesi yakın zamanda muhtemel görünmediğinden, kontrol altında tutulan bir nükleer kuzey kore ile yaşamaya hazırlanmak ve aynı zamanda insan hakları ihlallerini gündemde tutarak uzun vadede değişim için zemin hazırlamak gerekebilir. elbette, kore yarımadası’nda barış ve birleşme umutları tamamen yitirilmiş değildir; tarihin beklenmedik anlarında hızlı dönüşümler yaşanabileceği akılda tutularak, kuzey kore halkının daha özgür ve müreffeh bir geleceğe kavuşabileceği günler için uluslararası toplum hem hazırlıklı hem de ümitli olmalıdır.
her ne kadar bu düşünce bir hayal ürünü gibi gelse de :)

buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim.

okumak isterseniz, yazıda kullandığım kaynaklar :

https://www.ohchr.org/…he-commissionof-inquiry-dprk

https://www.sipri.org/…s-new-sipri-yearbook-out-now

https://www.sipri.org/yearbook/2024/07

https://www.38north.org/…st-since-the-1990s-famine/

https://www.38north.org/…st-serious-food-shortages/

https://main.un.org/…tycouncil/en/s/res/2397-(2017)

https://press.un.org/en/2017/sc13141.doc.htm

https://www.reuters.com/…orean-military-2022-11-02/

https://www.nknews.org/…4-following-december-surge/

https://www.nknews.org/…n-first-two-months-of-year/

https://www.hrw.org/…4/country-chapters/north-korea

https://www.hrnkinsider.org/…-lawfare-strategy.html

https://www.hrnk.org/…-accountability-scenarios.pdf

https://www.hrnk.org/…rnk_hiddengulag2_web_5-18.pdf

https://www.hrnk.org/…t/uploads/2024/07/pad_web.pdf