SİNEMA 24 Temmuz 2026
1,2b OKUNMA     43 PAYLAŞIM

Kral Odysseus'un The Odyssey Filmine Konu Olan 10 Yıllık Epik Yolcuğunun Özeti

The Odyssey filmine gitmeden burayı okursanız filmden çok daha fazla verim alırsınız, bizden söylemesi.

christopher nolan yeni filmi olan odyssey... truva savaşı'nın bitişinin ardından ithaka kralı odysseus'un evine ve ailesine dönmek için çıktığı 10 yıllık tehlikeli yolculuğu ve bu arada gelişen olayları anlatır.

onu, bunu ve tanrıları bir kenara bırakacak olursak; gemisine binerek küçük adası ithaka'ya dönmek isteyen odysseus'a ne oldu da bu yolculuk 10 yıl kadar sürdü. bu günkü konjonktürle bakarsak acaba nerelere sürüklendiğini görebiliriz. bu konuyla alakalı farklı rotaların olduğu birçok harita bulunmaktadır.


şimdi o dönemi düşünürsek normal şartlarda bu yolculuk birkaç haftada tamamlanabilecek kadar kısadır. fakat homeros'un anlattığı hikayede akdeniz, sıradan bir deniz olmaktan çıkarak insanın sabrını, cesaretini ve aklını sınayan devasa bir labirente dönüşmüştür.

öncelikle o dönem denizcileri bugünkü anlamda açık deniz kaptanları olmasalar bile troya’ya giderken ege denizi’ni sorunsuz bir şekilde geçmişlerdir. fakat odysseus dönüş yolunda doğrudan eve dönmek yerine, yol üzerindeki trakya kıyılarında bulunan ısmaros (kikones kenti) şehrine giderek buraya saldırmayı seçmiştir. tabii ki amaç ganimet toplamak ve erzak tazelemektir. çünkü eve boş dönmek olmaz, ayıptır. sonuçta avrat hediye bekler değil mi?

ismaros'tan ayrılan filo, mora yarımadası'nın güneyindeki malea burnu açıklarında şiddetli bir fırtınaya yakalanır. neden mi? tanrı hırsızlığı affetmez... pardon tanrıları bu işe karıştırmayacaktık. neyse zaten antik çağ denizcileri için malea burnu, akdeniz'in en korkulan geçitlerinden biri sayılırdı. homeros'un da anlattığı üzere odysseus'un gemisi tam burada ilk darbeyi alır, savrulur ve rota dışına çıkar.

o kadar güneye sürüklenirler ki bugün kithira adası civarında olduğu düşünülen bölgeden geçerek kuzey afrika kıyılarına kadar savrulurlar. bir bakarlar, ahaaa, kara görünüyor... tam geldik diye sevinç çığlıkları atarken lotus yiyenler ülkesine çıkarlar. burada yaşayan insanların lotus meyvesiyle hafızalarını kaybettikleri anlatılır. bir çok araştırmacıya göre vardıkları yer tunus veya libya kıyıları olabilirmiş. tarihsel bir kanıt olmasa bile antik dünyada kuzey afrika'da yetişen ve uyuşturucu etkisi bulunan bazı bitkiler biliniyor olduğundan böyle düşünülmüş olabilir. belki de homeros duyduğu bu hikayeleri mitolojik bir anlatıya dönüştürmüş olabilir.

bu uzun yol ve fırtınadan iyice sapıtan ekip çok güneye geldiklerini anladıktan sonra rotayı kuzeye döndürürler fakat bu seferde sicilya'nın doğu kıyılarına ulaşırlar. burada odysseus, etna yanardağı çevresiyle ilişkilendirilen kiklop polyphemos'u kör eder.


etna yanardağı çevresinde yaşayan antik halkların devlere ilişkin pek çok efsanesi bulunmaktadır. ayrıca beni şaşırtan şey ise bölgede daha önce fillerin yaşamakta olması fakat bir şeylerden ötürü nesilleri tükenmiş. işte bu devasa fil kafataslarının ortasındaki büyük burun boşluğunu eski insanlar tek bir göz çukuru sanmış olabilirler.


daha sonra kahramanlarımız sicilya'nın kuzeyindeki lipari adalarına gider ve burası rüzgar tanrısı aiolos'un adası olarak kabul edilir. o dönem bu adalar volkanik yapıları nedeniyle antik çağ boyunca sürekli duman çıkaran, uğultuların yükseldiği gizemli yermiş gibi göründüğünden belki de tanrısal bir boyut kazandırılmış olabilir. homeros'a göre burada aiolos, bütün rüzgarları bir tulumun içine koyarak odysseus'a verir. fakat işgüzar tayfalar dayanamaz, tulumu açarlar. ardından gemiler tekrar savrulur ve yeniden rotalarından çıkarlar. bizim odysseus ise sinirlenir, kenara çekilir başlar homurda homur...


tekrardan sürüklenen tayfa büyük olasılıkla sardinya'nın güneyi veya korsika çevresi olduğu düşünülen laistrigonlar ülkesine gelirler. hikayede burada dev insanların gemileri kayalarla batırdığı anlatılır. ve odysseus'un yalnızca bir gemisi kurtulur. buradaki devler de yukarıda anlattığım bir motif üzerine yaratılmış olabilir. yani büyük dinozor veya hayvan kemikleri veya fosilleri gören eski insanlar dev bir ırkı yaratmış olabilir.

sonunda tek gemiyle kalan odysseus ve hayatta kalanlar, italya'nın batısındaki monte circeo burnu ile özdeşleştirilen aiaia'ya gelirler. burada büyücü kirke ile karşılaşırlar ve yaklaşık bir yıl kalırlar. çünkü büyücü kirke tayfaya büyü yapmıştır ve onları domuza çevirmiştir. odysseus kirkeyi bir şekilde kandırır. ardından kirke, ''vay be erkeğe bak'' der ve onu yatağına alır.


neyse daha sonra odysseus kirke'nin demesiyle yaşayanların dünyasının sınırına giderek kimmerler ülkesine ulaşır. normalde kimmerler ülkesi karadeniz tarafında bulunsa da bazı araştırmacılar bu bölgenin italya'nın kuzeybatısında olduğunu düşünür. bazılarına göre kimmerler ülkesi, cheimerinos yani yunanca kışlık veya kış ile ilgili olduğunu düşünülerek soğuk bir yer olarak nitelendirilir ve daha kuzey bir yere gittikleri düşünülür. yine bazı araştırmacılar ise bunun yunanistan'ın epir bölgesindeki acheron nehri çevresindeki antik nekromanteionla bağlantılı olduğunu düşünür.

buranın ardından yola devam eden tayfa, bugün de güçlü akıntılarıyla ünlü olan messina boğazına ulaşır. bir yanda kayalıkların arasında yaşayan skylla adlı canavar, diğer yanda girdap oluşturan kharybdis adlı diğer bir canavar bulunur. modern araştırmacılar, homeros'un burada gerçek deniz tehlikelerini mitolojik varlıklara dönüştürdüğünü düşünmektedir.


bu tehlikeli boğazı geçtikten sonra odysseus'un adamları thrinakia'ya, yani büyük olasılıkla yine sicilya'nın güney kıyılarına ulaşır. burada güneş tanrısı helios'un kutsal sığırlarını kesmeleri üzerine zeus dedem kızar ve gemiyi yıldırımla parçalar. herkes ölürken, odysseus tek başına hayatta kalır.

sersem bir şekilde denizde günlerce sürüklenen odysseus sonunda ogygia'ya ulaşır. homeros'un anlattığı mağara, kaynaklar, yemyeşil bitki örtüsü ve kuşlarla dolu doğa, gozo'nun özellikle kuzeybatısındaki bazı bölgelerle benzerlik gösterir. belki de bundan dolayı günümüzdeki birçok klasik filolog burayı malta'nın gozo adası ile özdeşleştirmiştir. homeros'a göre odysseus burada kalypso'nun (deniz perisi ve atlas'ın kızıdır) yanında yedi yıl kalır.


sonra bir gün açar ellerini havaya, duaya başlar. ardından tanrıların izniyle adadan ayrılır. buradan ayrılan odysseus, son olarak scheria'ya, yani büyük olasılıkla bu günkü korfu adasına ulaşır. burada yaşayan phaiaklar onu misafir eder ve sonunda kendi gemileriyle ithaka adasında yani memleketine götürür.

hikayenin sonunda on yıl sonra kocasını gören penelope açaydım gollarımı getme diyeydim der. tamam tamam cıvıtmayalım... kısacası odysseus'un eve dönüşü, google maps'in 600 km dediği bir rota değildir; yanlış kararların, kötü havanın, bilgisizliğin ve biraz da talihsizliğin birleşimiyle insanı nereye kadar sürükleyebileceğinin üç bin yıllık hikayesidir.

mutlu son...

kaynak: 1 / 2 / 3

İşin felsefesine inmek isterseniz Fransa eski milli eğitim bakanı Luc Ferry'nin Odyssey hakkındaki nefis konuşmasını da dinleyebilirsiniz. (Türkçe altyazı mevcut.)