TARİH 8 Nisan 2026
742 OKUNMA     9 PAYLAŞIM

Kısıtlı İmkanlarla Nazi Askerlerinin Kabusu Olan Kadın Pilotlar: Gece Cadıları

Sovyetler Birliği’nde II. Dünya Savaşı sırasında, genç kadınlardan oluşan bir hava birliği kuruldu. Bu birim, ilkel uçaklarla gece görevlerine çıkarak Alman askerleri için kabusa dönüştü.

gece çöktüğünde, doğu cephesi’nde alman askerlerinin içini titreten bir ses yükselirdi; motor gürültüsünden çok, rüzgârın ahşap kanatlara sürtünürken çıkardığı o tuhaf “hışırtı”… sanki karanlığın içinde bir süpürge süzülüyor gibiydi. onlar bu sesi duyduklarında ne radar işe yarardı ne de projektörler; çünkü gelenler görünmez gibiydi. bu yüzden onlara bir isim taktılar: gece cadıları.

oysa bu korkulan gölgeler, ellerinde en basit araçlardan başka hiçbir şey olmayan genç kadınlardı. ne radarları vardı, ne makineli tüfekleri, ne de paraşütleri. haritalar, pusulalarla gökyüzüne çıkıyorlardı. buna rağmen dört yıl boyunca 30.000’den fazla sorti yapıp 23.000 tonun üzerinde bomba bıraktılar.

savaşın başında, sovyetler birliği’nde birçok kadın cephe gerisinde kalmaktan yorulmuş, savaşın tam ortasında yer almak istemişti. bu istekler, “sovyetlerin amelia earhart’ı” olarak bilinen pilot marina raskova’ya ulaşan mektuplarla büyüdü. raskova bu çağrıyı görmezden gelmedi; stalin’e giderek kadınlardan oluşan bir hava birliği kurmak için izin istedi ve 1941’de bu izin çıktı. böylece tarihte ilk kez bir ülke kadınların doğrudan savaş görevlerinde uçmasına resmen izin verdi. üç birlik kuruldu, yaklaşık 400 genç kadın bir araya geldi. çoğu 17 ile 26 yaşları arasındaydı. üniformaları erkekler için dikilmişti; bol gelen botları düşmesin diye yataklarını söküp içlerini dolduruyorlardı.

ellerine verilen uçaklar ise neredeyse bir şakaydı. 1920’lerden kalma, tarımda-ilaçlamada kullanılan polikarpov po-2 çift kanatlı uçaklar… kontrplaktan yapılmış, üzeri bezle kaplı bu makineler ne mermiye dayanırdı ne de soğuğa. açık kokpitlerde uçan pilotlar, geceleri dondurucu rüzgârla ve donma tehlikesiyle mücadele ediyordu. kışın uçağa çıplak elle dokunmak bile deriyi koparabilecek kadar tehlikeliydi. üstelik her uçak yalnızca iki bomba taşıyabiliyordu. bu yüzden bir gecede sekiz, bazen on sekiz kez havalanıp geri dönüyorlardı. efsanevi pilotlardan nadezhda popova’nın tek bir gecede 18 görev yaptığı anlatılır.

uçaklar yavaş, savunmasız ve kolay alev alırdı; ama bu zayıflık bazen avantaja dönüşüyordu. radarlar onları zor tespit ediyordu. hedefe yaklaşırken motorlarını kapatıp süzülmeye başlarlardı. bu sırada çıkan tek ses, rüzgârın kanatlar arasından geçerken oluşturduğu o ürkütücü uğultuydu. alman askerleri için bu, yaklaşan ölümün tek işaretiydi.

taktikleri ustacaydı. üç uçak birlikte uçar, ikisi dikkat dağıtırken üçüncüsü karanlıkta hedefe yaklaşırdı. projektörler ve uçaksavar ateşi ilk iki uçağı kovalar, üçüncü uçak sessizce süzülerek bombalarını bırakırdı. sonra roller değişirdi. almanlar bu küçük, yavaş uçaklara ateş açmak için manevra yapmaya çalışırken çoğu zaman fırsatı kaçırırdı. bu görünmez saldırılar o kadar korku salmıştı ki, askerler geceleri sigara bile yakmamaya başladı.

zamanla söylentiler yayıldı; bu kadınların gece görebilmek için özel ilaçlar aldığı, hatta insanüstü yeteneklere sahip oldukları konuşuluyordu. bir tanesini düşürebilen alman pilotlara demir haç madalyası verileceği bile ilan edildi. ama yine de çoğu, karanlığın içinden gelip yine karanlığa karışan bu uçaklara yetişemedi.

elbette hepsi geri dönemedi. savaş boyunca 30’dan fazla pilot hayatını kaybetti; marina raskova da cepheye gönderildikten sonra düşen uçağında öldü ve külleri kremlin’e gömülerek devlet töreniyle uğurlandı. hayatta kalanlardan bazıları sovyetler birliği kahramanı ilan edildi. buna rağmen savaş bittiğinde, moskova’daki zafer geçidine çağrılmadılar. gerekçe basitti: uçakları savaş uçağı bile değildi ve çok yavaştı.

ama o kadınlar zaten hız için değil, cesaret için uçmuşlardı. uçaklarının üzerine çiçekler çiziyorlardı. gecenin içinde, ahşap ve bezden yapılmış o kırılgan makinelerle, kurşunların ve dondurucu rüzgârın arasından geçerek tarihin en sıra dışı hava operasyonlarından birini gerçekleştirdiler. 23.000 ton bomba bırakarak yalnızca düşmanı değil, önyargıları da hedef aldılar.

ve o gecelerde, doğu cephesi’nde bir asker başını gökyüzüne kaldırdığında, karanlıkta süzülen o silueti görmese bile sesi duyduğunda neyin geldiğini bilirdi. çünkü bazen savaşın en güçlü silahı, görünmeyen ama asla unutulmayan bir korkudur.