Güney Amerika'da Geceleri Islık Sesinin Ölüm Alameti Sayılmasının Sebebi: El Silbon
size güney amerika'da hayalet festivallerinin popüler figürü ve de gecelerin korkutucu hikayesi el silbon'u anlatayım.
güney amerika'da, geceleri ıslık sesi duymanın ölüm işareti olduğuna inanılır. bu inanışın çıkışı ise el silbon ile başlamıştır. el silbon (the whistler ya da diğer adıyla el sin fin) venezuela ve kolombiya'da, kayıp bir ruh olarak tanımlanan efsanevi bir figürdür. efsane 19. yüzyılın ortalarında ortaya çıktı.
sırtında bir çuval taşıyan ve çok uzun boylu, kafasında hasır bir şapka bulunan iskelet kadar sıska bu varlık geceleri ıslık çalarak dolaşırmış. yırtık ayakkabıları, yıpranmış eski püskü şapkası ve kambur yürüyüşüyle bu varlık kimine göre 3 kimine göre de 6 metre uzunluğundaymış.
santiago isminde (farklı kaynaklarda farklı isimler de var) bir genç o gün avdan eli boş dönen babasıyla tartışır. kendini kaybeder ve babasını öldürür, organlarını çıkarıp mutfağa koyar. yemek yapmak için mutfağa gelen annesi bunların geyik parçaları olmadığını anlayınca gerçeği söylemek zorunda kalır. kadın çıldırır, sarhoş dedesi santiago’yu döve döve ormana götürür ve onu bir ağaca bağlar. ona saatlerce işkence eder, yaralarına acı biberler sürer ve aguardiente (alkollü bir likör) döker. işkencesi bittiğinde ise onu eski bir ritüelle lanetler ve der ki:
"artık sonsuza dek bu topraklarda dolaşacaksın. babanın ruhu sana devamlı acı verecek."
babasının kemiklerini bir çuvala koyup santiago'nun sırtına bağlar ve onu ağaçtan çözer. iki büyük köpeğini o'nun üstüne salar ve santiago ormanın içlerine kaçarken köpekler de onu ısırmaya devam ederler.
ağır yaraları sonucunda santiago kısa sürede ölür. kısa süre sonra el silbon olarak geri döner! geceleri dolaşır ve özellikle rastladığı sarhoşları (onu dövüp lanetleyen dedesi sarhoştu) öldürüp kemiklerini çıkarır, sırtındaki çuvala babasının kemiklerinin yanına koyar. artık geceleri sarhoşlar ve gezginler için güvenli değildir. bir ıslık sesi duyarlarsa mutlaka kaçmaları gerekir yoksa "ıslıkçı" onları katleder. özellikle sarhoşları öldürmeden önce göbek deliklerinden içlerindeki alkolü çekip içtiği söylenirmiş. burada korkutucu ama ilginç olan şudur ki, ıslığı duyduğunuzda ses yakından geliyorsa güvendesinizdir. oysa ıslık sesi uzaktan geliyorsa başınız derttedir çünkü o çok yakınınızdadır. bunun nedeni de el silbon’un kurbanlarıyla oynamayı sevmesiymiş. onu duyanların söylediğine göre ıslıkla çaldığı melodinin sırasıyla c, d, e, fg, a, b notaları olduğu söylenir.
el silbon'dan korunmanın belki de tek yolu yanınızda bir köpek olmasıdır. o köpeklerden korkar ve onları sevmez. onun saldırısına uğrayıp hayatta kalan bir köylünün dediğine göre de kırbaç sesinden korkarmış (bir ağaca bağlı şekilde saatlerce kırbaçlanmıştı santiago).
ayrıca ıslıkçı bazen bir evin önüne gelir ve çuvalındaki kemikleri yere döküp tek tek sayarmış. eğer o evden biri kemiklerin seslerini duyup ışığı yakarsa sorun olmazmış, kimse duymazsa sabaha dek o evden biri ölürmüş.
efsane işte demeyin, uzaktan bir ıslık sesi gelirse bir gece oradan uzaklaşın hızlıca. ne olur ne olmaz!?