Eski Türklerde Nardugan Adlı Bir Yeni Yıl Bayramı Aslında Yok muydu?
son yıllarda her 21 aralık tarihi yaklaştığında sosyal medyada ve ne yazık ki bazı popüler tarih mecralarında bir "nardugan" fırtınası koparılıyor. iddia o ki; hristiyanların kutladığı noel ve süsledikleri çam ağacı, aslında eski türklerin "akçam" ağacı geleneğinden ve güneşin yeniden doğuşunu simgeleyen nardugan bayramı'ndan çalıntıdır. bu tezi yıllardır savunan isim muazzez ilmiye çığ'dır. kendisine bir sümerolog(büyük harflerle) olarak saygımız baki; ancak bir bilim insanının, uzmanlık alanı olmayan türkoloji sahasında, elinde somut bir tane bile göktürk veya hun belgesi olmadan, sümer tabletlerini binlerce yıl ötedeki türk kültürüne yamaması ve "bakın hepsi bizden çıktı" romantizmi yapması, tarih bilimiyle değil, olsa olsa fantastik kurguyla açıklanabilir. bu tezlerin akademik dayanağı yoktur ve kaynağı da bilimsel belgeler değil, murad adji gibi romantik/kurgusal tarih yazarlarının iddialarıdır.
bu konuda son noktayı, hayatını çin kaynaklarını çevirmeye ve türk tarihini araştırmaya adamış prof. dr. ahmet taşağıl koymuştur. taşağıl hoca, nardugan ve çam ağacı süsleme iddiası için tek kelimeyle "safsata" der. çünkü hunların, göktürklerin veya uygurların tarihini anlatan binlerce sayfalık çin yıllıklarının, kitabelerin veya seyyah notlarının hiçbirinde "türkler 21 aralık'ta çam ağacı süsler, altına hediye koyardı" diye bir bilgi kırıntısı dahi yoktur. ahmet hoca'nın tespiti nettir: kadim türklerde ağaç kültü ve kutsal kayın ağacı vardır ama "ağaç süsleme" geleneği türklerden değil, anadolu'nun eski halkı friglerden batı'ya geçmiştir. türk kültürünün anayasası sayılan kaşgarlı mahmud'un divânu lügati't-türk eserinde bile "nardugan" kelimesi geçmez. eğer bu iddia edildiği gibi evrensel ve büyük bir türk bayramı olsaydı, kaşgarlı mahmud'un bunu atlaması imkansızdı.
türk kültür tarihi üzerine inşa edilmiş en temel eserleri; bahaeddin ögel'in "türk mitolojisi"ni, abdülkadir inan'ın "şamanizm" üzerine notlarını ve fuad köprülü'nün çalışmalarını didik didik ettiğimizde, göktürklerden uygurlara kadar uzanan çizgide "nardugan" adıyla kutlanan genel bir bayrama rastlayamazsınız. bahaeddin ögel'in o muazzam eserinde, "hayat ağacı" (ulukayın) kozmolojik bir simge olarak yer alır; yerle göğü bağlar, ruhların merdivenidir. ancak ögel hoca, ağaç kültünü en ince detayına kadar anlatmasına rağmen, hiçbir yerde "türkler 21 aralık'ta akçam ağacının altına hediye koyar, dallarına süs asardı" gibi noel'i birebir karşılayan bir bilgiden bahsetmemiştir.
yine abdülkadir inan'ın "tarihte ve bugün şamanizm" adlı başucu eserine baktığımızda, şamanların ayinlerini ve mevsim ritüellerini tek tek görürüz ama bir "çam bayramı" göremeyiz. inan hoca'nın aktardığına göre, ağaçlara bez bağlanması (yalama) bir dilek ve adak ritüelidir; bir yılbaşı kutlaması veya ağacı süsleme eylemi değildir. bu dev isimlerin eserlerinde olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek, türk kültürüne hizmet etmek değil, onu sulandırmaktır.
bu romantik tarihçiliğe en sert tepkiyi verenlerden biri de prof. dr. tufan gündüz'dür. kendisi lafı hiç eğip bükmeden; "bizim nardugan diye bir bayramımız, ayaz ata diye bir şahsiyetimiz yoktur. ayaz ata, palavranın önde gidenidir" diyerek olayı özetler. sosyal medyada paylaşılan o tonton, hediye dağıtan ayaz ata figürü, sovyetler birliği döneminde rusların "ded moroz" (şeker dede) kültürünün orta asya türk halklarına empoze edilmesiyle oluşmuş, sonradan uydurulmuş bir karakterdir. türk mitolojisinde "ayaz han" vardır ama o noel baba kılıklı bir dede değil, kışın dondurucu ve öldürücü soğuğunun efendisidir.
peki, "türklerin kış bayramı yok muydu?" derseniz, cevabı uydurma nardugan değil, beyaz bayram'dır. tonyukuk kazıları ve moğolistan coğrafyasındaki araştırmalar (bkz: türk yurdu dergisi, nisan 2017) gösteriyor ki; türklerin ve moğolların kadim yılbaşı geleneği, kışın bitişini ve baharın gelişini simgeleyen, 20 şubat civarında kutlanan beyaz bayram'dır. bu bayramda et yenir, kımız içilir, doğa selamlanır. ama ağaç kesip eve sokmak, üzerine simler asmak gibi modern tüketim ritüelleri yoktur. türklerde ağaca çaput bağlanır, dibine saçı (adak) dökülür; bu bir ibadettir, ruhlardan kut istemektir, batı tipi bir noel eğlencesi değildir.
türk tarihini sümerologlardan ve arkeologlardan dinlemeyi bırakmanız temennisiyle, kalın sağlıcakla.