FUTBOL 14 Mayıs 2026
1,2b OKUNMA     8 PAYLAŞIM

Eski Performansına Uzun Süre Ulaşamayan Inter, Neler Yaptı da Geri Dönmeyi Başardı?

İtalya Serie A'de Inter, şampiyon olduğu 2009'dan sonra uzun süre beklemek zorunda kaldı ve geri dönmeyi ancak son yıllarda başardı. Nasıl?

bakın beyler, ben beşiktaşlıyım, ama yaklaşık birkaç senedir de ekşi sözlük'te beşiktaş başlığına pek uğrayamıyorum; bunun nedeni, beşiktaş’ın kötü gidişatının yanı sıra, avrupa’da desteklediğim inter’in de şahlanması; aslında bu yazı da iki tarihi kulübün yakın dönemlerde nasıl farklı yönetim modelleriyle iki zıt kader yaşadığının hikayesi... vakti olan varsa buyursun; okusun:

aslında bugün beşiktaş’ın içinde bulunduğu durum; tıpkı inter gibi teee 2010’lu yıllara kadar uzanıyor; inter 2009’da şampiyon olmasının ardından, tıpkı bizim beşiktaş gibi korkunç yönetilmiş, kulüp şampiyonluk potasına bile giremediği, kupasız kapattığı karanlık yıllar yaşamıştı... artan protestolar üzerine, koskoca camia 2 başkan yemiş, farklı farklı hocalar üst üste gönderilmiş, oyuncu grubu hedef tahtasına konmuştu. ligde bayadır süregelen, bütün inter taraftarını çileden çıkaran bir juventus hegemonyası hakimdi… zengin juventus bebeleri, parayı bastırıp istediğini alıyor, italya’daki siyasi ve kurumsal yapılanmalarını iyi kullanıyordu… bu hikaye size bir yerden tanıdık geliyor mu?

işte bu karanlık döneme son noktayı koymak adına, suning holdings diye çinli bir grup çıkageldi ve inter’in hisselerin yüzde 68’ini satın aldı, tıpkı çok üzücü de olsa ‘’tahminimce’’ er ya da geç beşiktaş a.ş’nin de bir gün yaşayacağı gibi; fakat bu grup futboldan falan pek anlamıyor; at yarışlarından ve jokeyden ziyade teknoloji üzerine çalışmalar yapıyordu; dolayısıyla tıpkı şu anki beşiktaş gibi inter’i yeniden o şaşalı günlerine döndürecek doğru bir futbol aklına ihtiyaçları vardı. yapılan araştırma sonucunda; ezeli rakibin efsanesi ve taraftarın kafasında ciddi soru işaretlerinin olduğu peppe marotta, sportif direktörlük görevine getirildi tıpkı beşiktaş’ın da bir dönem fenerbahçeli önder özen’i göreve getirdiği gibi... marotta gelmeden önce inter; tıpkı sergen yalçın gibi camia çocuğu kontenjanından stefano vecchi’ye, tıpkı valerian ismail gibi bi yabancı deneyelim diye leonard’a, tıpkı abdullah avcı gibi ligi biliyor diye mazzarri’ye, aynı serdar topraktepe ve önder karaveli gibi u-19’u çalıştırdı, biraz idare etsin de bir bakalım diyerek stramaccioni’ye, ya da tıpkı şenol güneş gibi bizi daha önce şampiyon yaptı, yine yapar diye mancini’ye şans vermiş, hepsinde de ağır hezimete uğramıştı… o dönem marotta çıkıp delikanlı gibi; ‘’conte'yi seçtim `çünkü kulübün geçmişi geride bırakıp daha otoriter bir konuma gelmesi` için ona ihtiyacı olduğunu düşünüyorum’’ dedi…

Peppe Marotta

conte için o dönem kafalarda şüphe vardı; ada futbolu ve italya futbolu birbirinden taban tabana zıttı, üstelik conte bir juventus efsanesiydi… abidik gubidik hocalara şans veren inter taraftarı, conte’nin ilk basın toplantısından sonra kan kustu, kızılcık şerbeti içti ve hocanın arkasında durdular; ama nasıl? hoca; o ilk basın toplantısında ‘’ zamana ihtiyaçları olduğunu belirterek, takıma istikrarlı bir oyun oynatacağını’’ söyledi. lig maratonunda şampiyon olmak istiyorsak, ‘’sıkı çalışma ve disiplini sağlamalıyız’ı’’ işaret etti… eminim; conte’de tesise gittiği ilk gün, televizyonlarda anlatmak için; ‘’ne yasağı? bütün yasakları kaldırdım’’ demeyi iyi bilirdi, ancak o dönem 75 milyon euro verdiği lukaku form tutsun diye özel diyet hazırladı, oyuncunun her gün kilosunu ölçtürdü… o dönem inter’in dortmund karşısında 2-0 öne geçip, 3-2 kaybettiği bir şampiyonlar ligi maçının ardından; ‘’ kanat beklerimizin arkasında bıraktığımız boşluğun değerlendirileceğini biliyorduk, bunun üzerine çok çalışmıştık ama yine de engel olamadık… daha çok çalışacağız’’ demiş, olayı beşiktaş’ın aynı korner organizasyonundan 3 yediği sporting maçındaki gibi ‘’ şans faktörüyle’’ açıklamamıştı… belli ki conte bu işi bilmiyordu(!)

o dönem çinli grup; conte’ye, beşiktaş’ın 4, ayağınız alışsın 5 sezonda abidik gubidik oyunculara, toplam maaşla birlikte harcadığı, 130 milyon euroluk bütçeyi verdi. hocanın kadroda ciddi bir revizyona gitmesi, juventus hegemonyasını bitirmek için tıpkı şu an yalçın’ın yapması gerektiği ama yapamadığı gibi, farklı bir şey göstermesi gerekiyordu. o dönem, juventus’un bütçesi 240, napoli’nin 175’ti; arsenal falan 250 harcamıştı… conte, sergen fanlarının anlayacağı şekilde; ‘’doğru ata’’ oynamalıydı… hoca hemen kadroyu budamaya başladı. kendisine kadroda yer olmadığını söylediği, takımla uyumsuz bulduğu ıcardi’ye kapıyı gösterdi, artık temposu serie a için yetersiz olan ansaldi, joa mario, miranda ve nainggolan’ı takımdan şutladı. adı gelecek vadeden, ama çok da gelecek vadetmeyen gabriel barbosa, vendhausen, puşcaş, karamoh gibi oyuncuların önünü açtı ve son olarak ‘’sistemine uymayacağını düşündüğü’’ politano, lazaro, perisic gibi oyuncuları kiralık gönderdi.


o dönem; conte’nin 3-4-2-1’i övgü toplamış, takım avrupa ligi finaline yükselip, sevilla'ya kaybetmişti… oyun gerçekten istikrar vadediyordu; ancak takıma birkaç doğru parça daha lazımdı. conte ‘’tıpkı beşiktaş’ın şu anki hocası gibi’’ fazlasıyla alçak gönüllüydü. perisic’i gönderdiği bayern, messili barcelona’yı tokat manyağı yapmış, conte bir sezon önce ‘’ perisic bende yok’’ dediği oyuncusunu izlerken ağzı açık şekilde basına yakalanmıştı! ama kurt hoca egolarından arınmış bir figür olduğundan; ‘’sorumlu benim, onun sistemime uygun olmadığını düşünerek hata yaptım’’ demişti, ertesi sene de oyuncuyu sol kanat beki yapıp şampiyon olmuştu. conte sözünü, tutmuş; inter’i yeniden ait olduğu o yere çıkarmıştı; tıpkı eninde sonunda beşiktaş’ın da daha doğru bir kurumsal yapıyla yaşayacağı gibi…

işte; destekçisi olduğum profesyonel yönetilen bir takımla, yine destekçisi olduğum, ancak profesyonellikten fersah fersah uzak yönetilen bir takımın durumu bu; başarı reçetesiyse belli, ve yapıp yapmamak artık yönetimin değil, taraftarın elinde!!