İLİŞKİLER 21 Mayıs 2026
861 OKUNMA     12 PAYLAŞIM

Erkekler Artık Neden Eskisi Kadar Yuva Kurma Telaşesine Düşmüyor?

Erkeklerde sevgili yapma veya evlenme gibi motivasyonlar sanki biraz azaldı gibi. Nedenine dair kişisel bir görüşü iletiyoruz.
Up in the Air (2009)

eskiden bir kadının etrafında onunla ilgilenen az sayıda insan olurdu. şimdi ise ortalama güzellikteki bir kadının mesaj kutusu bile dünyanın her yerinden gelen iltifatlarla ve alev emojileriyle dolu. bu durum kadınlarda istemsiz bir "her an çok daha iyisi karşıma çıkabilir" illüzyonu yaratırken, erkeklerde de "bu kadar talep gören, ilgiden şımarmış birine ulaşmak için harcayacağım efora gerçekten değer mi?" sorgulamasını başlattı.

zaten modern flört dünyası da gitgide kurumsal bir iş mülakatına dönüştü. erkekten beklenenler o kadar standart ve yorucu ki; iyi ve trend bir mekan seçmesi, hesabı ödemesi, sürekli espri yapıp eğlendirmesi, aynı zamanda iyi bir kariyeri olması ama asla sıkıcı olmaması ve tüm bunları yaparken de kesinlikle muhtaç görünmemesi gerekiyor. üstelik tüm bu devasa maddi ve manevi eforun karşılığı çoğu zaman "şu an hayatıma birini alacak dönemimde değilim, sadece kendime odaklanmak istiyorum" veya "kendi içimde çözmem gereken travmalarım var" şeklindeki son derece modern ama altı boş bahanelerle ya da sessiz sedasız bir ghosting ile sonuçlanıyor. hayat mücadelesinin ve ekonomik kaygıların zaten zirvede olduğu bir düzende, hiçbir erkek artık sonu belirsiz bir hisse senedine yatırım yapmak istemiyor.

bunun üzerine bir de bazı kadınlarda oluşan "ben bir ödülüm, beni kazanmalısın" tavrı eklenince işler tamamen koptu. bu "ikna et beni" kibri yirmili yaşların başındaki tecrübesiz bir erkeğe cazip gelebilir. ancak belli bir olgunluğa erişmiş ve kendi iç huzurunu her şeyin önüne koyan bir erkek için inanılmaz itici bir durum. adam akşam işten eve geldiğinde oyun oynamanın, sevdiği bir diziyi açıp izlemenin ya da dostlarıyla iki kadeh bir şeyler içmenin verdiği o risksiz ve garanti huzuru, durduk yere birinin egosunu okşayıp "acaba bana yazar mı" stresini çekmeye tercih ediyor.

evet, erkek doğası gereği avcıdır edebiyatı çok yapılır. ama avcı da aptal değildir. ormanda bir ceylanın peşinden günlerce nefes nefese koşup, tam yakalayacakken ceylanın "ben galiba hala eski sevgilimi unutamadım" diyerek başka bir ormana zıpladığını gören avcı, bir süre sonra o eziyeti bırakır. köşesine çekilir, kendi halinde yaşamaya başlar.

günün sonunda bu durumdan kimse kârlı çıkmadı. kadınlar o eski centilmen ve romantik adamlar nerede diye sorarken, erkekler de o eski efora değecek, beklentisiz ve sadık kadınlar nerede diye soruyor. ortada koşulan bir parkur kalmadı artık. herkes kendi başlangıç çizgisinde yere oturmuş, karşı tarafın gelip onu elinden tutmasını bekliyor. ve o parkurda ne yazık ki sadece yalnızlık büyüyor.