MİMARİ 23 Ocak 2026
105 OKUNMA     10 PAYLAŞIM

En Başta Süveyş Kanalı'nın Girişine Koymak İçin İnşa Edilen Özgürlük Heykeli'nin Hikayesi

Bugün ABD ile özdeşleştirdiğimiz Özgürlük Heykeli'nin amacı aslında New York'a dikilmek değildi...

süveyş kanalı’nın inşa edilme hikâyesi, başından sonuna kadar ilginç ve çekişmelerle doludur

kanal, fransa ile mısır’ın ortak girişimiyle açılmıştır; ancak çok geçmeden, başlangıçta bu projeye şiddetle karşı çıkan ingilizler sahneyi devralmış ve kanalı sahiplenmiştir. nitekim 1956 yılında mısır tarafından devletleştirilene kadar süveyş kanalı’nı ingilizler işletmiştir.

kanal daha 1850’li yıllarda tasarlanırken, akdeniz’e açıldığı noktaya dev bir heykel dikilmesi de planlanmıştı. firavunlar dönemine özgü giysiler içinde tasarlanan bu kadın figürü, elinde “asya’nın ışığının mısır’dan geldiğini” simgeleyen bir meşale taşıyacaktı. proje, dönemin ünlü heykeltıraşı frederic auguste bartholdi’ye sipariş edildi; yüklü bir avans ödendi ve bartholdi işe koyuldu. heykel birkaç yıl içinde tamamlandı.

ancak o dönemde mısır’ı yöneten ismail paşa, müslüman bir coğrafyada heykelin uygun olmayacağını öne sürerek eseri kabul etmedi. böylece süveyş kanalı, 1869 yılında dünyanın dört bir yanından gelen davetlilerin katıldığı görkemli ama “heykelsiz” bir törenle açıldı. bartholdi’nin eseri ise paris’te bir depoya kaldırıldı ve uzun süre kaderine terk edildi.

Belki de buna yakın bir şekilde gözükecekti.

aradan yıllar geçti

bu kez dünyanın başka bir köşesinde, fransa ile amerika birleşik devletleri arasında yeni ve sıkı bir iş birliği doğdu. fransa hükümeti, abd’nin kuruluşunun 100. yılı vesilesiyle, iki ülke arasındaki dostluğu simgeleyecek bir hediye vermek istedi. hediyenin; bir elinde hukuku temsil eden bir kitap, diğer elinde ise “dünyayı aydınlatan özgürlüğün simgesi” olan bir meşale taşıyan bir heykel olması kararlaştırıldı.

sipariş -nedense- yine frederic auguste bartholdi’ye verildi. bartholdi de süveyş kanalı için tasarladığı heykelin ellerinde, kollarında ve yüzünde bazı değişiklikler yaparak projeyi yeniden şekillendirdi. böylece, bugün abd’nin en güçlü simgelerinden biri olan “özgürlük heykeli”, 25 ekim 1886’da new york’ta açıldı.

Bartholdi.

öykünün dikkat çekici bir başka yönü daha vardır

bartholdi, heykelde son değişiklikleri yapmadan önce yerini görmek istemiş ve bu amaçla abd’ye gitmiştir. orada katıldığı bir davette, afrikalı bir baba ile ingiliz bir annenin kızı olan, paris doğumlu amerikalı isabella boyer adlı son derece zengin ve etkileyici bir kadınla tanışır. bartholdi, heykelin yüzünü ondan esinlenerek yapmaya karar verir. büyü olasılıkla ona âşık olmuştur.

özetle; “özgürlük heykeli” mısır’da, yani afrika’da tasarlanmış; fransa’da doğmuş; elbisesini değiştirip ingiliz pasaportuyla amerika’ya yerleşmiştir. tıpkı isabella boyer gibi…

amerikalı büyük ozan emma lazarus, bu heykel için bir şiir kaleme almıştır. şiirin bazı dizeleri özellikle dikkat çekicidir. sanki heykelin ağzından, amerikalı pragmatist düşüncenin “eski dünya”ya seslenişi gibidir bu mısralar:

“ey eski topraklar,
siz o çok övündüğünüz şan ve şerefinizi
kendinize saklayın!”


belki de bu olay, heykellerden çok daha fazlasını anlatır

gücün, ideallerin ve sembollerin zamanla nasıl el değiştirdiğini; bir coğrafyada reddedilenin, başka bir coğrafyada kutsallaştırılabildiğini gösterir. özgürlük, eşitlik ya da aydınlanma gibi büyük kavramlar çoğu zaman evrensel değerler olarak sunulur; oysa hangi toprakta, kimin elinde ve hangi çıkarla yükseldiklerine bakıldığında anlamları da değişir.

süveyş’te istenmeyen bir heykelin new york’ta bir ulusun simgesine dönüşmesi, tarihin ironisinden çok, insanlığın seçici hafızasını hatırlatır. belki de asıl soru şudur: özgürlük gerçekten dünyayı mı aydınlatır, yoksa yalnızca kendisine uygun bir liman mı arar?