Bir Ulusun Moral Kaynağı Olan Sincap Tommy Tucker’ın İnanılmaz Hikayesi
1942 yılının güzel bir öğleden sonrasıydı. bullis ailesinin arka bahçesinde, henüz gözleri bile açılmamış, tüysüz ve kör bir yavru sincap ağaçtan yere düştü. annesi yoktu; muhtemelen ölmüş, onu kaderine terk etmişti. o küçücük canlıya ilk dokunan kişi, çocuksuz bir ev kadını olan zaidee bullis oldu. yavruyu kucağına aldı ve o andan itibaren tommy tucker’ın hikâyesi başladı.
zaidee, tommy’yi sadece sahiplenmedi; onu adeta bir evladın yerine koydu. biberonla besledi, yıkadı, minicik bir yatakta uyuttu. ama en çok sevdiği şey onu giydirmekti. tommy’nin zamanla otuzdan fazla (hatta bazı kaynaklara göre yüzü bulan) özel dikim kıyafeti oldu. paltosu ve şapkasıyla pazara gitti, pileli ipek elbisesiyle misafir ağırladı, kızılhaç üniformasıyla hastane ziyaretleri yaptı. tommy erkekti ama tüm kıyafetleri kadınlara aitti; çünkü kabarık kuyruğu pantolon giymesine izin vermiyordu.
1944’te lıfe dergisi, fotoğrafçı nina leen’in objektifinden tommy tucker’ı sayfalarına taşıdı. dergi, onun “büyük ağaçlarda zıplayacak hiç şansı olmamış, sakin ve uysal bir sincap” olduğunu yazıyordu. çoğu sincabın seyirci varken numaralar yapmayı sevdiğini iddia ediyor, ardından da tommy’nin bu tanıma pek uymadığını ekliyordu. yine de tommy, sessizliği ve tuhaf zarafetiyle insanları büyülüyordu.
zaidee, tommy’yi her yere götürmeye başladı. market, fırın, çiçekçi… kolunun üzerinde taşıdığı bu giyimli sincap kısa sürede washington’da tanınır oldu. okullara gitti, çocuk hastanelerini ziyaret etti, minik hastaların yüzünü güldürdü. hatta bullis’in daktiloyla yazdığı, tommy’nin ağzından anlatıldığı iddia edilen tommy tucker’ın gerçek hikâyesi adlı bir “otobiyografisi” bile vardı.
ikinci dünya savaşı tüm şiddetiyle sürerken tommy’nin ünü washington sınırlarını aştı. abd hazine bakanlığı, ona özel bir stant yaptırdı. kırmızı, beyaz ve mavi satenler içinde, savaş tahvillerinin satışı için halkın karşısına çıktı (amerika savaşı finanse etmenin yollarını arıyordu bu yüzden halka çeşitli tahviller sundular). radyoda, başkan franklin d. roosevelt ile yan yana anonslara katıldı. bir hazine yetkilisi ona yazdığı mektupta, bombardıman uçaklarındaki askerlerin cepheye tommy’nin fotoğrafını götürdüğünü söylüyordu. askerler, o tuhaf giyimli sincabın fotoğrafına baktıklarında morallerinin yükseldiğini yazıyordu mektuplarında.
zirve noktasında tommy tucker kulübü’nün 30 bin üyesi vardı. mickey mouse’tan sonra amerika’nın en ünlü kemirgeniydi.
savaş bittikten sonra tempo yavaşladı. tommy artık ülkeyi boydan boya dolaşmıyordu ama bullis çiftiyle birlikte gezilere çıkıyor, packard marka otomobillerinin arkasına taktıkları römorkta onun kocaman gardırobunu taşıyorlardı. bu dönemde tommy’nin bir eşi bile oldu: buzzy adında başka bir sincap.
1949’da, grand canyon’a yapılan gezilerden birinde, tommy römorkta hayatını kaybetti. ölüm nedeni “yaşlılığa bağlı kalp krizi” olarak kayda geçti. bullis ailesi, onu arizona’daki bir tahnitçiye götürdü; öyle ki, ölümünden sonra bile kolları açık bırakılmıştı, kıyafetleri değiştirilebilsin diye.
yıllar sonra bullis’ler de hayata veda etti. tommy’nin doldurulmuş bedeni, elbiseleri, fotoğrafları ve çocuklardan gelen mektupları bir akrabaya geçti. 2005’te bu koleksiyon smithsonian enstitüsü’ne teklif edildi; önce kabul edilmedi. ancak uzun uğraşlardan sonra, 2012’de arşivlere kabul edildi. bugün tommy tucker, randevuyla smithsonian arşivleri’nde görülebiliyor: biraz yıpranmış, güvelerin izini taşıyan ama hâlâ zarif—üzerinde pembe saten bir elbise ve boynunda minicik bir inci kolye var.
dünya nadiren bir sincabın ölümünü not eder. ama 1940’ların amerika’sında, bir sincap vardı ki, elbiseleriyle, sessizliğiyle ve tuhaf bir masumiyetle bir ulusun hafızasında yer etti. tommy tucker’ın hikâyesi, savaşın ortasında bile insanların umudu ve gülümsemeyi ne kadar garip yerlerde bulabildiğinin küçük, kürklü bir kanıtıydı.
okuyucuya not: tommy tucker, amerikalıların çalışmak zorunda kalan fakir çocuklar için kullandıkları bir mecaz isimdir.