YAŞAM 30 Haziran 2026
2,2b OKUNMA     10 PAYLAŞIM

Avrupa'da Klima Kullanımı Neden Yaygın Değil?

Avrupa, son yılların en şiddetli sıcak hava dalgalarından birini yaşarken 40 °C'yi aşan sıcaklıklar yeniden "neden Avrupa'da klima bu kadar yaygın değil?" sorusunu gündeme taşıdı.

avrupa birliği'nin derdi, ozon tabakasına zarar veren sentetik "f" gazlarının salınımını azaltmak. ozon tabakasının delinmesi hepimiz için bir sorun. kimse bu sorunu poposundan uydurmadı. hedef, 2030 yılına kadar ozon tabakasına zarar veren gazların 1990 yılı seviyesine göre %55 azaltılması. mevcut durumda ise %37 azaltılmış durumda. aradaki farkın 2030 yılına kadar kapatılması kolay değil ama ne kadar azaltılırsa o kadar iyi. 2040 yılı hedefi ise %90 azaltım.

geçmişte klimalar, "f" gazı denen ve ozon tabakasına zarar veren florlu gazlarla donatılıyordu. bu gazlara sahip klimaların montajı a.b. içerisinde genel bir kural olarak sertifikalı montajcılara bırakılmış durumda.

endüstri bunun üzerine "r290 (propan)" gazı ile donatılmış klimalar geliştirdi. bu tip cihazlar ilk olarak 2019 yılında hindistan'da satışa sunuldu. tabii ülkenin şartları nedeniyle yoğun ilgi gördüler.

daikin firması 2023 yılında almanya'da ilk propan monoblok (r290) sistemini kurdu. güvenlik ve düzenleyici gereklilikler nedeniyle son kullanıcılara yönelik r290 split klima cihazları ise satışa sunulmadı.

daikin firması 2026 yılında, yani bu yıl, r290 ürün yelpazesinin tamamını (konut tipi split klimalar hariç; ısı pompaları ve soğutma üniteleri) duyurdu.

bosch ise "r290" gazı ile çalışan ürünlerini (climate 6000ip) 2026 yazında piyasaya sürmeye başladı.

bunun dışında ev tipi bir sürü serinletici cihaz var. piyasa neredeyse yok satıyor.

a.b.'nin geneli için bir şey karalamam doğru olmaz ama almanya'da, kendi malınız olan bir villa değilse, evlerin dış cephesine müdahale etmek beraberinde çeşitli sorunlar getirebiliyor. ben komşularımı şöyle bir tarttığımda en az üçte birinin sorun çıkaracağını düşünüyorum ve bu fikirden hemencecik uzaklaşıyorum. eeee ama bu yıl yaşadığım yeri de sıcak hava dalgası vurdu. çözüm ise odanın ortasına konan ve hortum gerektirmeyen oda tipi bir klima almak. bu tip klimalar 20-30 metrekare odalar için uygun. reklamlardan anladığım kadarıyla içerisini buz gibi yapmıyor ama sıcaklığı 23-24 dereceye indiriyor ve nemi alıyor. almanya'nın kuzeyinde yılda 10-15 gün kullanmak için yeterli gibi görünüyor. bu hafta gidip bakacağız.

kabaca toparlarsak;

ozona zarar veren gazların yayılması tüm dünya için zararlı. yaşı tutmayanlar olabilir ama ozon tabakasının delinmesinin ilk yıllarında deri kanseri vakalarında artış yaşanmıştı. güneş ışınını zart diye almak iyi bir şey değil. ozon tabakasındaki deliklerin hepsi henüz kapanmadı ama en büyük delik kapandı. 2066 yılına kadar tüm deliklerin kapanması bekleniyor. yani bu ozon tabakası işi bir "woke" eğlencesi değil. tüm dünya (198 ülke) bu konuda iş birliği yaptı ve başının belası olan bir sorundan kurtulma aşamasına geldi. uluslararası montreal protokolü şu anda dünyanın en başarılı çevre anlaşması olarak kabul ediliyor. a.b.'deki limitlere benzer limitler hemen her ülkede var.

regülasyonlar ve gelişen klima teknolojisi, "r290" gazı ile donatılmış cihazların ortaya çıkmasına sebep oldu. bu kötü bir şey değil. "r290" denilen gaz, doğal bir gaz olan propan. propan; doğal gaz işleme ve petrol rafinasyonu sırasında elde edilen bir hidrokarbon. bu yüzden ozon tabakası açısından sorun oluşturmuyor. yanıcı olduğu için son tüketiciye yönelik ürünlerin güvenli şekilde geliştirilmesi gerekiyordu ve geliştirildiler.

"r290" gazı ile donatılmış ürünlerin piyasaya 2026 yazında sürülmesinin sebeplerinden biri, a.b.'nin 2027 yılında florlu gazlara yönelik düzenlemeleri daha da sıkılaştıracak olması. yani ille de bir sopa olacak.

almanya'da konutların/binaların yalnızca %6'sında monte edilmiş klima cihazı var. benim çalıştığım büroda da var. bina yeni bir bina ve yapılırken klimalı yapılmış. ama klima sıcaklığı 19-20 dereceye indiriyor. daha düşük sıcaklık istediğimde cihaz kendini kapattı. yine almanya'da konutların %14'ünde mobil serinletici cihazlar bulunuyor. insanlar kimseyle didişmek istemediği için gidip oda tipi cihazlar alıyor, salona bir tane, üst kata veya arka odaya bir tane daha koyup keyiflerine bakıyorlar. ülkede klima üretimi 2019-2024 yılları arasında %75 artmış durumda.

a.b.'de klima yasağı diye bir şey yok. güney avrupa ülkelerinde zaten yaygın şekilde kullanılıyor. orta ve kuzey avrupa'da ise daha seyrek. klimalı konut/bina oranı ispanya'da %50, fransa ve italya'da %25, a.b. ortalaması ise %20. orta ve kuzey avrupa ülkelerinde yaşayan insanlar durumun değiştiğini kısmen kabul etmeye başladı. hâlâ ikna olmamış olanlar var, onları ne yapacağız ben de bilmiyorum. insanlık tarihinde ilk defa alp dağları'nın kuzeyinde zeytin yetişmeye başladı, adam hâlâ tırı vırı yapıyor. ama satış rakamlarına bakınca almanya'nın da klimaya geçtiğini görüyorum. bence 3-5 sene sonra bu durum tamamen normalleşir.

kamu binalarında durum farklı. özellikle hastaneler ve yaşlılar yurdu gibi kurumlarda durum iyi değil. bu yıl piyasaya sürülen hortumsuz oda tipi klimalar iyi bir çözüm olabilir. zor bir şey değil, yeter ki istesinler. ürün yelpazesi geniş, fiyatlar da gelir düzeyine göre çok yüksek değil. burada baskıyı hasta yakınları ve sağlık personeli kurmalı. benim annem ya da babam öyle bir yerde olsa, cihazı alır, odaya ben koyarım.

londra örneği

direkt bir yasak yok elbette ve yeni binalarda klima olabiliyor, ama eski binalar için sürecin uzun olduğu ve maliyetin yüksek olduğu da gerçek. özellikle londra gibi tarihi bir şehirde evlerin grade 1 statüsünde olması durumunda klima taktırmak için çoğu zaman bütün binadan onay almanız ve üniteyi binaya zarar vermeyecek, geri döndürülebilir ve dışarıdan görünmeyecek şekilde konumlandırmanız gerekiyor. ingilizlerden sadece kendi yararlanacağınız bir şey için onay alma şansınız çok düşüktür mesela.

binadan onay olsa bile, çoğu durumda belediyeden tesisat planı için de onay alınması lazım. bunların hepsi uzun süren ve maliyeti yüksek süreçler. ev bahçe katı gibi üniteyi kolayca koyabileceğiniz bir konumda değilse onayı hiç alamama ihtimali de var. öyle duvara delik açıp üniteyi tutturamazsınız yani. bu nedenle verimsiz ve türkiye’de saçma denecek portatif klimalar avrupa’da çok satılıyor.

not: “yeni binalarda da yok” diyenler olmuş; bu doğru değil. yeni ofisler, alışveriş merkezleri, yeni yapılmış hastaneler vb. birçok yapıda bu sistemler mevcut.

“sorun eski binalar ya da evler değil; hastaneler ve okullar gibi yerlerde olmaması” diyenler de olmuş. ancak bahsedilen yapılar da çoğu zaman eski. bir binanın “eski” sayılması için yüzlerce yıllık olması gerekmiyor.

orijinal tasarımında bu altyapı yoksa, sonradan klima gibi sistemlerle donatmak ciddi maliyet ve uzun onay süreçleri gerektiriyor. üstelik avrupa genelinde bu tür yatırımlar çoğu zaman bütçe ve karar süreçlerine takıldığı için, uygulamaya geçirmek sanıldığı kadar kolay olmuyor.