MODA 18 Mayıs 2026
1,7b OKUNMA     11 PAYLAŞIM

Atatürk'ün Meşhur Giyim Tarzı ve Şıklığına Dair İlginç Bilgi ve Bilinmeyen Detaylar

Mustafa Kemal Atatürk'ün ikonik moda anlayışına dair az bilinen detaylar, buyrun.

mustafa kemal atatürk'ün son derecede şık bir erkek olduğu, giyim kuşamına ve dış görünüşüne büyük özen gösterdiği bir gerçektir. onun bu yönüne dair çeşitli görüşleri ve bilgileri aşağıda derledim. bu derlemede bazı ilginç detay ve bilgilere de rastlayabilirsiniz. keyifli okumalar.


kazım özalp'la başlayalım. o, atatürk'ün bu yönünü şöyle anlatmış:

"kendisinin türkiye'de özel terzileri vardı. ancak paris'te tanınmış bir terzide vücut modeli bulunuyor, özellikle merasimlerde giyeceği kıyafetler, orada dikilip getiriliyordu. giyimine çok meraklıydı. bulunduğu cemiyet veya yere uygun kıyafet giymeye özen gösterirdi. meclis başkanlığına seçildiğimde redingotum yoktu. 'redingotsuz başkan olmaz' diyerek, kendi redingotlarından bir tanesini bana vermişti."

şimdiyse 10 mart 2002 tarihli milliyet gazetesi'ne geçelim. mefaret aktaş, "politikacılar nasıl giyiniyor" başlıklı bir yazı kaleme almış ve bu yazısında çeşitli modacı ve terzilerin görüşlerine yer vermiş. onlardan biri de bir devrin ünlü terzilerinden ayten ilhan şerif'tir. kendisi, atatürk'e dair şunları anlatmış:

"atatürk giyimin duayeni. o çok akıllı bir adam. her şeyi takip ediyor, vakit ayırıyordu. edward viii geldiğinde 'gemide ne giyiyorlar?' diye casuslar koymuş araya, araştırmış. sonra öğrenip, terzisine lacivert blazer ve beyaz pantolon yaptırmış."

aynı yazıda görüşlerine başvurulan kerim kerimol da bu ziyarete değinmiş:

"asker kökenli ama atatürk olağanüstü giyinirdi. dünyada giyimiyle şöhret olmuş iki-üç devlet adamından biridir. edward viii gelmişti 1936'da. o şahane giyimiyle bilinen edward dahi atatürk'ün yanında soluk bir çiçek gibi kalmıştı."


atatürk'ün edward'la fotoğrafları


29 ekim 1998'de, cumhuriyetin 75. yılı kutlanırken güneri cıvaoğlu, milliyet gazetesindeki köşesinde atatürk'ün bu yönüne dair şu detayları aktarmış:

"ayakkabılarını istanbul'da altın çizme'ye ısmarlama yaptırtırmış. kumaş ve kravatları, genellikle dışarıdan hediye gelirmiş. gömlek ve elbiselerini, istanbul'da rum asıllı terzi mösyö pertekiç dikermiş. elbise, gömlek ve kostümlerinin modellerini, atatürk kendisi çizermiş."

aynı şekilde, atatürk'ün bazı kıyafetlerini bizzat kendisinin çizip tasarladığını, onun terziliğini yapmış olan kordonciyan ailesinin dördüncü kuşak temsilcisi levon kordonciyan da aktarmaktadır. levon kordonciyan'ın 10 kasım 2012 tarihli hürriyet gazetesinin özel ekinde çıkan röportajı, atatürk'ün bu yönüne, stiline, tercihlerine dair güzel detaylar içermektedir. röportajın önemli bir bölümünü aşağıya bırakıyorum:

"atatürk, her giydiği ceketin üzerine oturmasına yani slim fit olmasına dikkat eder. boyunun uzun gösterilmesi için pantolonlarını bol kesim yaptırır. muazzam bir moda bilgisine sahiptir. standart dışına çıkılacak spor, takım elbise ve aksesuarlarda nasıl bir model istediğini dedeme çizerek anlatır. yani isteklerinin çizimini kendisi yapar. stilisttir. mesela böbrekleri rahatsız olduğu için sırtını sıcak tutsun diye çizdiği sırtı trikolu, önü kumaş bir yelek çizimi var ki dedem bu yeleği senelerce kendine bile dikti.

bence mustafa kemal kesinlikle bir stil ikonu. zaten resimlere bakıldığı zaman da bu durum kendini ortaya çıkarıyor. bu kıyafetler yap yapıştır, alelacele dikilecek kıyafetler değil. her biri matematiksel işlemlerle hazırlanan cinsten. her takım elbise diken kesinlikle bu kıyafetleri dikemez. gittiği memleketlerin geleneklerine uygun giyinmeyi, bu tip jestler yapmayı sever. ve o kıyafetleri dikmek bir sanattır, fakat o kıyafeti taşıyabilmek de bir sanattır.

o zamanlar bugünkü gibi çok fazla kumaş cinsi yoktur. atatürk hep klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline yakışan kumaşları seçer. onun giydiği her kıyafet yılın modası olarak görülür.

...atatürk aksesuara çok meraklıdır. farklı ülkelerden aldığı aksesuarlara göre kıyafet diktirir. kıyafetin ufak ayrıntılarda gizli olduğunu düşünür. şapka en önemli aksesuarıdır, hiç eksik etmez. bastonu, eldiveni, kravatı, papyonu, fuları, cep mendili her daim tamamdır. ayakkabıları kıyafetin rengindedir. bilmem hiç dikkat ettiniz mi? atatürk oturduğu yerden vermiş olduğu resimlerde çorapları hep jilet gibi duruyor. bunun nedenini size açıklayayım: o senelerde erkek çorap jartiyerleri vardır. mustafa kemal de çoraplarının düz durması için hep çorap jartiyeri kullanır."

görüldüğü üzere levon kordonciyan, "kıyafeti taşıyabilmek de bir sanattır" demiştir. gerçekten de mesele mahir terzilere veya güzel kumaşlara sahip olmak değildir; asıl mesele o giyisiyi üzerinde nasıl taşıdığındır. nitekim atatürk de bu "sanat"a eğilmiş, ilgi göstermiştir. güneri cıvaoğlu, yukarda bahsettiğim yazısında atatürk'ün okuduğu bir kitaptan bahseder: dr. victor pauchet'in "genç kalınız" kitabı. atatürk'ün bu kitapta altını çizdiği cümleler şöyledir:

"duruşunuza, gidişinize, giyinişinize kadar intizamlı olunuz.
daima kuvvetli olduğunuzu göstermek için doğru ve dik yürüyünüz.
tuvaletinize, saçlarınıza, yüzünüze, elinize dikkat ediniz.
giyinişinize, duruşunuza, çamaşırlarınıza ihtimam gösteriniz."

sonuçta anlaşılıyor ki fotoğraflarda veya videolarda gördüğümüz o şıklık, vakur duruş veya yürüyüş... hiçbiri rastgele değildir; her biri son derecede bilinçli bir tavırdır ve bir ihtimamın sonucudur. bu bilinci ve ihtimamı besleyen nedenlerin ise öz saygısının dışında, topluma örnek olma gayesi ve şahsında kurduğu devleti temsil ediyor olması muhakkaktır. hem kazım özalp'a ne demişti, hatırlayalım: "redingotsuz başkan olmaz!"


aynı kitapta altını çizdiği diğer cümleler ise şöyledir:

"açık renk elbise giyin. matem elbisesi giyen, bir mahzende yaşıyor demektir."

atatürk'ün nerede ne giyeceğini, nasıl davranacağını oldukça iyi saptadığı görülmektedir. açık renkli giysileri de sıklıkla tercih etmiştir. bilhassa dinlence günlerinde açık renkli, rahat ve hafif giysiler tercih ettiği görülmektedir. belki de böylece, sorumluluklarının onu ittiği mahzenden sıyrılmaya çalışmış; o mahzende hapsolmamıştır.