TARİH 29 Ocak 2026
2,4b OKUNMA     13 PAYLAŞIM

Aşıklar Şehri Diye Bildiğimiz Ancak 1800'lerde Morg Turizminin Başkenti: Paris

Evet yanlış okumadınız: Morg turizmi. İnsanlar romantik diye bildiğimiz Paris'e bir zamanlar morg görmek için geliyormuş... Nasıl mı?

aşıklar şehri paris'in bir zamanlar morg turizmine ev sahipliği yapması sizi şaşırtabilir

 1800'lerin başında şehrin nüfusunun hızla artması beraberinde birtakım sorunları da getirmiş. bunlardan biri de seine nehri'nden çıkarılan ya da ara sokaklarda bulunan, kim olduğu bilinmeyen cesetlermiş. yetkililer de hem cesetlerin kimliğini belirlemek hem de yakını kaybolan, yakınlarını arayan insanları habersiz bırakmamak için 1804 yılında şehirdeki ilk morgu açmış. açılan bu ilk morg; gösterişten uzakmış, halkın cesetleri teşhis etmesi için açılmış. ancak yıllar içinde şehir değiştikçe morg ve halkın morga bakış açısı da değişmiş. 1864'te morg, notre dame'ın arkasında bir yere taşınmış ve daha dikkat çekici bir şekilde tasarlanmış:büyük cam vitrinler, cesetlerin üzerinden sürekli akan sular... bu durum halkın bakış açısını da değiştirmiş, halk artık tıpkı bir müzeyi ziyaret eder gibi ölüleri görmek için gelmeye başlamış. hatta yanında çocuğunu getirenler bile oluyormuş. bu ziyaretler zamanla hayranlığı ve cinayet hikâyelerine dair merakı da beraberinde getirmiş. halk bu cinayetlerin hikâyelerini, davaları gazetelerden takip etmeye başlamış. özellikle genç kadın cesetlerine ve sansasyonel hikâyelere karşı bir ilgi varmış.


teknoloji ilerledikçe cesetleri soğutmanın daha uzun sürmesi ya da balmumu maskelerle çürümenin gizlenmesi, halkın sergilenen cesetlerin önünde daha fazla vakit geçirmesine sebep olmuş. hatta bu insanlar için sokakta meyve ve atıştırmalık satışı başlamış.
19. yüzyılın sonlarına doğru morg; eyfel kulesi'nden, louvre müzesinden daha fazla ziyaret edilmiş. tabii bu ilgi diğer ülkelerin gözünden kaçmamış; new york, san francisco, roma, berlin, lizbon, melbourne ve bükreş'te de morglar açılmış. taklit edilen morg binalarının mimari özellikleriyle iş bitmemiş; adli tıp ve modern polislik teknikleri, ceset teşhisi, olay yeri protokolleri için birçok insan paris'te eğitim alıp ülkesine dönmüş. ancak 1907 yılına gelindiğinde polis morgu kapatmış ve ziyaretleri durdurmuş. kapatma gerekçesi ise "hijyen" ve "vefat eden bireylere saygı"ymış. morgu şehrin daha ücra bir köşesine taşımışlar. bu durum edebiyatta da kendisine yer bulmuş: victor hugo'nun izlandalı hans romanında, mark twain'in yurtdışındaki masumlar adlı eserinde, emile zola'nın therese raquin adlı eserinde...

velhasıl parisli yetkililer ilk etapta her ne kadar iyi bir niyetle yola çıkmış olsalar da insanoğlunun vahşi doğası gereği bu olay dünyanın ilk gerçek suç ilgisi, sevgisi hâline gelmiş. aşıklar şehri paris'e bak sen! güzel bir black mirror bölümü olur.

kaynak 1 / kaynak 2 / kaynak 3