Antik Dünyanın Kedilerle Kazanılan Psikolojik Savaşı: Pelusium Muharebesi
hikayenin arka planı bir saray entrikasıyla başlar. pers kralı ii. kambyses, mısır firavunu ii. amasis'ten kızını eş olarak ister. amasis kızını bir pers'e vermeye yanaşmaz ama pers imparatorluğu'nun gücünden de çekinir. çözümü diplomasi tarihinin en aptalca hamlelerinden birinde bulur. önceki firavun apries'in kızı nitetis'i kendi kızıymış gibi yollar. nitetis, kambyses'in huzuruna çıktığında durumu olduğu gibi anlatır. kambyses intikam yemini eder.
bu noktada sahneye halikarnasoslu phanes girer. amasis'in en güvendiği danışmanlarından biri olan phanes, firavunla arası açılınca pers sarayına sığınır. mısır ordusunun zayıf noktalarını, savunma düzenini, lojistik hatlarını tek tek kambyses'e sunar. phanes'in oğulları mısır'da kalmıştır ve mısırlı paralı askerler intikam olarak çocukları iki ordunun gözü önünde öldürüp kanlarını şarapla karıştırarak içerler. herodot'un aktardığı bu sahne, savaşın daha başlamadan ne kadar kişisel ve acımasız bir düzleme taşındığını gösterir.
kambyses hazırlığını sadece askeri düzlemde yapmaz. sina çölü'nü geçebilmek için arabistan kralı'ndan güvenli geçiş hakkı ve asker desteği alır. amasis'in düşmanı olan arap kralı bunu memnuniyetle kabul eder. mısır'ın müttefik olarak umut bağladığı yunan şehirleri ve kıbrıs ise kambyses'in tarafına geçmiştir. daha ilk ok atılmadan mısır diplomatik olarak yapayalnız kalmıştır.
bu sırada amasis ölür, yerine henüz altı aydır tahtta olan oğlu iii. psamtik geçer. genç, deneyimsiz bir firavun. karşısında ise büyük kyros'un oğlu ve antik dünyanın en büyük imparatorluğunun tüm askeri kapasitesi.
psamtik, pelusium'u tahkim eder, başkent memphis'i de kuşatmaya hazırlar. ama hesaba katmadığı bir şey vardır. kambyses sadece askeri güçle değil, kültürel istihbaratla savaşacaktır.
işte tam da bu noktada hikaye, efsaneye dönüşür. olaydan yaklaşık 700 yıl sonra, ms 2. yüzyılda yazan makedonyalı asker ve yazar polyaenus, “stratagems” adlı sekiz ciltlik savaş hileleri kitabında o meşhur sahneyi aktarır.????????????????
kambyses, mısırlıların kutsal saydığı hayvanları, özellikle kedileri, köpekleri, ibisleri ve koyunları ordusunun cephe hattının önüne dizer. bazı kaynaklara göre askerlerinin kalkanlarına kedi tanrıçası bastet'in tasvirlerini boyatır. mısır okçuları bu manzarayla karşılaştığında ateş edemez hale gelir. çünkü eski mısır'da bir kediyi öldürmek, kazara bile olsa, ölümle cezalandırılabilen bir suçtur. bastet, evin, doğurganlığın ve kadınların koruyucu tanrıçasıdır. evlerde kediler kutsal koruyucu olarak beslenir, ölen kediler için aileler kaşlarını tıraş ederek yas tutar. bubastis ve saqqara'daki arkeolojik kazılarda on binlerce mumyalanmış kedi bulunması, bu kültün ne boyutlarda olduğunu somut biçimde ortaya koyar.
kambyses burada askeri değil, teolojik bir silah kullanmıştır. düşmanın inancını, düşmanın zaafına dönüştürmüştür. mısırlı askerler fiziksel olarak değil, ruhani olarak felç edilmiştir. bugün psikolojik operasyonlar, bilişsel savaş, algı yönetimi dediğimiz kavramların 2500 yıl önceki prototipi budur. sun tzu'nun “savaş sanatı”ndan yaklaşık bir yüzyıl önce, düşmanla savaşmadan kazanmak fikrinin belki de en somut ve en erken uygulaması.
savaşın kendisi kısa ama kanlı olur. herodot çatışmayı “her iki tarafta da kayıplar çok ağırdı ama sonunda mısırlılar bozguna uğradı” diye özetler. persli hekim ktesias'a göre elli bin mısırlı düşerken perslerin kaybı yalnızca yedi bindir. mısır ordusu panik halinde memphis'e çekilir. kambyses barış teklifiyle bir elçi gemisi gönderir ama mısırlılar gemiye saldırıp içindeki her adamı öldürür, parçalanmış uzuvlarını kente taşırlar. bu noktadan sonra kambyses intikam moduna geçer. memphis düşer, psamtik esir alınır. ilk başta hayatta bırakılsa da daha sonra isyan girişimi nedeniyle idam edilir.
hikayenin en tuhaf ve az bilinen detayını yine herodot verir. savaştan yaklaşık 75 yıl sonra savaş alanını ziyaret ettiğinde kemiklerin hala çölde saçılı durduğunu görür. pers ve mısırlı kafataslarını ayrı ayrı inceler ve şaşırtıcı bir gözlem yapar. mısırlıların kafatasları taşla vurulduğunda zar zor kırılırken, perslerin kafatasları bir çakıl taşıyla bile delinebilecek kadar incedir. bunu mısırlıların çocukluktan itibaren başlarını tıraş edip güneşe maruz bırakmasına, perslerin ise keçe tiaralarıyla kafalarını sürekli örtmesine bağlar. bilimsel açıdan tartışmalı bir açıklama ama herodot'un sahada bizzat gözlem yaparak tarih yazan bir figür olduğunu gösteren çarpıcı bir sahne.
burada kritik bir kaynak eleştirisi yapmak gerekir. kedi taktiğini anlatan polyaenus, olaydan yaklaşık 700 yıl sonra yazmıştır ve tarihçiler onu “tarihsel doğruluktan çok ilginç anekdotlarla ilgilenen” biri olarak tanımlar. herodot ise olaya çok daha yakın bir dönemde yazdığı halde kedilerden tek kelime bahsetmez. öte yandan mısır kaynaklarında da savaşa dair doğrudan bir anlatım yoktur ki bu muhtemelen sonucun ne kadar aşağılayıcı olduğuyla ilgilidir. pers kayıtları ise kambyses döneminde mısır'ın imparatorluğun parçası haline geldiğini doğrular. kedi hikayesinin tamamen uydurma olduğunu söylemek kolay değildir ama kaynağın güvenilirliği konusunda sağlıklı bir şüphe şarttır. kambyses'in mısır kültürünü iyi bildiği ve bu bilgiyi stratejik avantaja çevirdiği tartışmasızdır, mesele bunu tam olarak nasıl sahneye koyduğudur.
pelusium, mısır'ın bağımsız bir devlet olarak son nefesini verdiği yerdir. 26. hanedan sona ermiş, pers yönetimindeki 27. hanedan başlamıştır. mısır bundan sonra kısa aralıklarla bağımsızlık kazansa da bir daha eski gücüne kavuşamayacak, persler, yunanlılar, romalılar birbirini takip edecektir.
ama pelusium'u asıl tarihe yazan şey savaşın sonucu değil, yöntemidir. bir komutanın düşmanın silahını değil, inancını hedef alması. fiziksel gücü değil, ruhani bağlılığı istismar etmesi. 2500 yıl önce, nil deltası'nın doğu kapısında, birkaç kedinin gölgesinde şekillenen bu taktik, bugün milyarlarca dolarlık bütçelerle yürütülen psikolojik harp doktrinlerinin ilk ve en zarif prototipidir.