İŞ HAYATI 21 Nisan 2026
1b OKUNMA     10 PAYLAŞIM

ABD'nin Veri ve İstihbarat Devi Palantir Technologies'in Tartışmalı Manifestosu

ABD merkezli veri ve istihbarat devi Palantir’in, CEO’su Alex Karp’ın fikirlerinden yola çıkarak yayımladığı 22 maddelik yeni manifestosu, sert söylemleriyle teknoloji dünyasında yeni tartışmalar başlattı.
CEO Alex Karp

palantir technologies manifestosunu yayımladı. (çeviri)

the technological republic: hard power, soft belief, and the future of the west'in kısa özeti:

1. silikon vadisi, yükselişini mümkün kılan ülkeye ahlaki bir borç taşır. silikon vadisi'nin mühendislik elitinin, ulusun savunmasına katkıda bulunma yönünde pozitif bir yükümlülüğü vardır.

2. uygulamaların tiranlığına karşı isyan etmeliyiz. iphone medeniyet olarak en büyük, hatta taçlandırıcı başarımız mı? bu nesne hayatımızı değiştirdi, ancak artık mümkün olana dair algımızı sınırlıyor ve daraltıyor da olabilir.

3. ücretsiz e-posta yeterli değil. bir kültürün ya da medeniyetin —hatta onun yönetici sınıfının— yozlaşması ancak o kültür kamu için ekonomik büyüme ve güvenlik sağlayabiliyorsa affedilir.

4. yumuşak gücün ve tek başına yüksek retoriğin sınırları ortaya çıktı. özgür ve demokratik toplumların galip gelebilmesi, yalnızca ahlaki cazibeden fazlasını gerektirir. sert güç gerekir ve bu yüzyılda sert güç yazılım üzerine inşa edilecektir.

5. soru, yapay zekâ silahlarının inşa edilip edilmeyeceği değil; onları kimin ve ne amaçla inşa edeceğidir. rakiplerimiz, kritik askerî ve ulusal güvenlik uygulamalarına sahip teknolojilerin geliştirilmesinin erdemleri üzerine teatral tartışmalara dalıp durmayacak; ilerleyecekler.

6. ulusal hizmet evrensel bir görev olmalıdır. toplum olarak yalnızca gönüllülerden oluşan bir güçten uzaklaşmayı ve bir sonraki savaşa ancak herkes risk ve maliyeti paylaşıyorsa girmeyi ciddi biçimde değerlendirmeliyiz.

7. bir abd deniz piyadesi daha iyi bir tüfek isterse, onu yapmalıyız; aynı şey yazılım için de geçerlidir. yurt dışında askerî eylemlerin uygunluğunu tartışmayı sürdürürken, tehlikenin içine gönderdiklerimize olan bağlılığımızda sarsılmaz kalabilmeliyiz.

8. kamu görevlilerinin rahiplerimiz olması gerekmez. herhangi bir işletme, çalışanlarını federal hükümetin kamu görevlilerini tazmin ettiği şekilde tazmin etse, ayakta kalmakta zorlanırdı.

9. kamusal hayata girenlere çok daha fazla anlayış göstermeliyiz. affetmeye yer bırakmamak—insan psikolojisinin karmaşıklıklarına ve çelişkilerine toleransı terk etmek—bizi, başta olmasından pişman olacağımız kişilerle baş başa bırakabilir.

10. modern siyasetin psikolojikleştirilmesi bizi yoldan çıkarıyor. ruhunu ve kimlik duygusunu beslemek için siyasete bakanlar, iç dünyalarını hiç tanımayacakları kişilerde fazlasıyla dışa vurmayı umanlar, hayal kırıklığına uğrayacaktır.

11. toplumumuz, düşmanlarının çöküşünü hızlandırmaya fazlasıyla hevesli ve çoğu zaman bundan keyif alıyor. bir rakibin yenilgiye uğratılması sevinç değil, durup düşünme anıdır.

12. atom çağı sona eriyor. nükleer caydırıcılığa dayalı bir dönem kapanıyor; yapay zekâ temelli yeni bir caydırıcılık çağı başlamak üzere.

13. dünya tarihinde hiçbir ülke ilerici değerleri bundan daha fazla ileri taşımadı. amerika birleşik devletleri kusursuz olmaktan uzak; ancak kalıtsal elitlerden olmayanlar için fırsatların bu ülkede gezegendeki diğer herhangi bir ulustan daha fazla olduğu kolayca unutuluyor.

14. amerikan gücü olağanüstü uzun bir barışı mümkün kıldı. pek çok kişi, yaklaşık bir asırdır dünyada büyük güçler arası bir savaş olmadan bir tür barışın hüküm sürdüğünü unutmuş ya da bunu kanıksamıştır. en az üç nesil—milyarlarca insan ve onların çocukları ve torunları—dünya savaşı görmedi.

15. savaş sonrası almanya ve japonya'nın etkisizleştirilmesi geri alınmalıdır. almanya'nın dişsizleştirilmesi bir aşırı düzeltmeydi ve avrupa bugün bunun bedelini ödüyor. japon pasifizmine yönelik benzer ve fazlasıyla gösterişli bağlılık sürerse, asya'daki güç dengesini de tehdit edecektir.

16. piyasanın harekete geçemediği yerde inşa etmeye çalışanları alkışlamalıyız. kültür, elon musk'ın büyük anlatılara ilgisini küçümser gibi davranıyor; sanki milyarderler sadece kendilerini zenginleştirme şeridinde kalmalıymış gibi… onun yarattıklarının değerine dair merak ya da samimi ilgi çoğu zaman ya yok sayılıyor ya da ince bir küçümsemenin altında gizleniyor.

17. silikon vadisi şiddet suçlarıyla mücadelede rol oynamalıdır. abd genelinde birçok siyasetçi, şiddet suçları konusunda omuz silkmiş, hayat kurtarmaya yönelik ciddi çabaları ya da seçmen ve bağışçılarıyla risk almayı gerektiren çözüm ve deneyleri terk etmiştir.

18. kamuya mal olmuş kişilerin özel hayatlarının acımasızca ifşası, çok fazla yeteneği kamu hizmetinden uzaklaştırıyor. kamusal alan—ve kendini zenginleştirmek dışında bir şey yapmaya cesaret edenlere yönelen yüzeysel ve küçük düşürücü saldırılar—öylesine affetmez hale geldi ki, cumhuriyet; içinde gerçek bir inanç sistemi barındırmayan, etkisiz ve boş kabuklardan oluşan kalabalık bir kadroyla baş başa kalıyor.

19. farkında olmadan teşvik ettiğimiz kamusal ihtiyat aşındırıcıdır. hiç yanlış bir şey söylemeyenler çoğu zaman hiçbir şey söylemez.

20. bazı çevrelerde yaygın olan dinî inançlara tahammülsüzlüğe karşı durulmalıdır. elitin dinî inançlara tahammülsüzlüğü, onun siyasal projesinin iddia edildiğinden daha az açık bir entelektüel hareket olduğunun en belirgin işaretlerinden biridir.

21. bazı kültürler hayati ilerlemeler üretmiştir; bazıları ise işlevsiz ve gerileyicidir. bugün tüm kültürler eşit kabul ediliyor; eleştiri ve değer yargıları yasaklanıyor. oysa bu yeni dogma, bazı kültürlerin ve alt kültürlerin harikalar yarattığı gerçeğini örtüyor; bazıları ise vasat, hatta gerileyici ve zararlı olmuştur.

22. içi boş bir çoğulculuğun yüzeysel cazibesine direnmeliyiz. amerika'da ve daha geniş anlamda batı'da, son yarım yüzyıldır kapsayıcılık adına ulusal kültürleri tanımlamaktan kaçındık. peki ama kapsayıcılık neyin içine?

Manifestoya Ekşi Sözlük'ten gelen bir yorum

aslında manifestonun genelinde amerikan kamuoyuna yönelik vietnam savaşındakine benzer bir sitem var. o dönemde amerikan güvenlik bürokrasisi dünyayı komünizmden kurtarmak amacıyla kendi çapında kutsal bir haçlı savaşı verdiğine inanırken, halkı bu savaşa konsolide edememişlerdir. burada elbette üniversitelerin rolü büyüktür, keza o döneme dair belgeselleri izlediğinizde bu bürokratların üniversitelere sürekli, bizim askerlerimiz orada olurken savaşı protesto eden öç ları modunda yaklaştığını görebilirsiniz.

zira bürokratların beklentisi ülkenin zeki beyinlerinin bu savaş için ellerinden geleni yapacağı yönündeyken, üniversiteli kesim vietnam savaşına inanmadığı için asla o kayığa binmemiştir haliyle ülke için ölmek ve savaşmak gençler arasında mainstream bir trend olamamıştır. iç cepheyi tahkim edemeyen abd de savaşı kaybetmiştir.

manifesto bu olayın bir daha yaşanmaması için iç cephenin tahkim edilmesi gerektiği çağrısıyla başlıyor. ülke için savaşmak, silah üretmek, eğitimli kesim arasında tekrardan mainstream trend olmalı aksi takdirde vietnamda yaşanan tekrar eder deniyor. bu konudaki mevcut hayal kırıklığı dile getiriliyor. bizim eğitimli çocuklarımız dünyanın en iyi silahlarını üretmesi gerekirken onlar ülke bir diktatörlüğe döner gibi etik kaygılarla silah endüstrisinde çalışmak yerine appleda metada falan çalışıyorlar, artık silikon vadisinin bu ülkeye borcunu ödemesi gerek deniyor.

bu anlamda abd kamuoyunun soğuk savaş dönemindekine benzer biçimde, hizaya getirilmesi için bir çağrı var. önümüzdeki yıllarda amerikan iç siyasetinin çok karışacağını öngörmek zor değil. ben kendi adıma çin ve rusyaya karşı savaştayız bahanesiyle dahi halkı öyle kolayca konsolide edebileceklerinden emin değilim. zira manifestoda defalarca vurgulandığı üzere, sahip olduğunuz her şeye ve refaha bu ülke sayesinde sahip oldunuz şimdi fedakarlık zamanı algısı baskın. buradaki fedakarlıktan kasıt da açıkça, biz savaşta olduğumuz sürece kişisel hak ve özgürlükleri kaldırabiliriz, sesinizi çıkarmayın yapılan her şeyi onaylayın, bu ülkenin güvenlik bürokrasisine biat edin deniyor.

dikkat çekici bir biçimde abd de devlet memuru olmak özel sektörde çalışmaktan karlı hale geldi, bu saçmalığa son verilmeli deniyor(madde 8). keza bir noktada tekno oligarkların amerikan toplumunda eleştirilmesine gönderme yaparak devletin yapmadıklarını yapmaya çalışan insanları eleştirmek yerine saygı duyun deniyor. (madde 16)

madde 18 de yine cancel culture sebepli, insanların ifşa edilir, linç edilirim korkusuyla bu tekno oligarklara yahut military industrial complexe destek vermekten kaçınmalarından şikayet edilmiş.

madde 19da toplumu sarsacak, demokratik değerlerle çelişecek belki ırkçılık içeren(örneğin çinlilerin dehümanize edilmesi) açıklamalar yapılabileceğinin sinyali veriliyor. bu da ifade özgürlüğü üzerinden rasyonalize edilmeye çalışılıyor. ne var canım sadece tartışıyoruz tadında. hatırlayın akp nin ilk dönemlerinde saçma sapan isimler üzerinden ülkenin sürekli kurucu değerleri tartışmaya açılıyordu. bunlar sınırlı bir kesim tarafından dile getirilse dahi toplumu belli şeyleri yapmak adına kıvama getirmişti.

madde 20 de inanç hoşgörüsüzlüğüne karşı direnilmeden kasıt. savaş dönemi din insanları ölüme göndermek için gerekli bir araçtır. islamofibiyi ya da seküler çevrelerdeki din düşmanlığını kenara kaldıralım, şu aşamada dine ihtiyacımız var deniyor açıkça. burada tahminimce hristiyanlığın yanı sıra müslümanların cihat kültüründen faydalanmayı planladıklarını düşünüyorum. 9/11 le başlayan islam karşıtlığı rafa kaldırılabilir.

madde 21, açıkça ırkçı sayılabilecek bir madde. amerika ne zaman militarize olsa reklamlarda beyazlar önplana çıkmaya başlar. savaş döneminde bu beyaz üstünlükçü kültürün pragmatik olarak tekrardan yüceltilebileceğinin sinyali verilmiş.

madde 22 yse açıkça, bu savaşa girerken tek vücut olmalı içimizdeki irlandalıları sindirmeliyiz diyor. zira düşmanlarımızın ülkesinde muhalefet ve eleştiri kültürü yok bu sayede çok hızlı hareket edebiliyorlar, bizim de aynısına ihtiyacımız var, modunda bir yaklaşım söz konusu.

özetle amerikan kamuoyu soğuk savaş benzeri bir atmosfere evriliyor. 10 sene önce dile getirilmesi imkansız denebilecek şeyleri duymamız olası. bunlar arasında bol bol islam övgüsünden tutun da, açıkça beyaz üstünlükçü açıklamalara kadar pek çok şey var. muhalif isimlere ilişkin skandallar ortaya çıkarılacak bu insanlar sindirilebilir ve hizaya getirilebilir. örneğin jean sebergin zamanında komünist olduğu gerekçesiyle üstüne gidilerek intihara zorlanması gibi.