SİYASET 30 Aralık 2025
2,5b OKUNMA     17 PAYLAŞIM

ABD, Küresel Siyasette Nasıl Eski Stratejisini Değiştirip Yeni Bir Yola Girdi?

Amerika, küresel çapta neyi artık eskisinden farklı yapıyor, neden yapıyor?

dünya siyasetinin artık bildiğimiz o romantik ittifaklar döneminden çıkıp, tam anlamıyla bir mahalle kabadayılığı ve esnaf pazarlığına evrildiği yeni bir döneme giriyoruz. eskiden "sadık kal, seni koruyayım" diyen o büyük abi profili artık emekli oldu. yeni kural çok basit: masaya parayı, madeni ya da nadir elementi koyan korumayı alır, koyamayanı ise kurtların önüne atarlar. bu bir tercih değil, washington’ın artık her yere yetişemediğini fark etmesiyle başlayan mecburi bir geri çekilme süreci.

abd artık gözünü tamamen kendi arka bahçesine, yani batı yarımküre'ye dikmiş durumda

200 yıl önceki monroe doktrini’nin çok daha sert ve güncellenmiş bir versiyonuyla karşı karşıyayız. göçü bir istila, kültürel bozulmayı ise bir ulusal güvenlik tehdidi olarak gören bu yeni anlayışta, pentagon’un bir numaralı önceliği artık okyanus aşırı savaşlar değil, kendi sınır güvenliği. yani silahlar artık dışarıya değil, içeriye, yani "evdeki huzuru" bozmaya çalışan her türlü etkene çevrilmiş durumda.

avrupa tarafında ise durum tam bir dram

yıllarca abd’nin güvenlik şemsiyesi altında sosyal refah devleti oynamaya alışmış kıta, şimdi acı bir reçeteyle yüzleşiyor. washington, nato üyelerine "yüzde 2 yetmez, yüzde 5 vereceksiniz" diyerek aslında karşılanması imkansız bir talepte bulunuyor. bu, "paran yoksa koruma da yok" demenin diplomatik yolu. brüksel’deki bürokratlarla uğraşmak yerine kıta içinde kendine yakın milliyetçi bloklar kurup avrupa'yı içeriden dizayn etmeye çalışıyorlar. avrupa artık stratejik bir ortak değil, yük olmaya başlamış bir rakipten ibaret.

asya ve çin cephesinde ise kılıçlar çekilse de arka kapıda büyük bir pazarlık dönüyor

abd, çin’i tamamen yok edemeyeceğini anladığı için "küresel bir güç paylaşımı" anlaşmasının zeminini yokluyor. ideolojik kavgaların yerini çip savaşları, nadir elementler ve tedarik zinciri kontrolü aldı. fabrikalar eve çağrılıyor, sanayileşme artık sadece buzdolabı üretmek için değil, devasa dron orduları kurmak için yeniden kurgulanıyor. çin ile "senin bölgen senin, benim bölgem benim" şeklinde sessiz bir mutabakata doğru gidiliyor.

orta doğu ve afrika politikaları da tamamen "taşeronluk" ve "yatırım" eksenine kaydı

bölgenin jandarmalığını israil ve körfez ülkelerine devredip sadece bir silah tüccarı gibi konumlanmayı seçtiler. afrika’da ise okul veya hastane yapma dönemi kapandı; artık sadece enerji tesisleri ve maden sahaları üzerinden bir ortaklık yürütülüyor. abd, çin’in kıtadaki hakimiyetini kırmak için sadece teknoloji satıyor ama "sahaya asker indirmem" kırmızı çizgisini her yere kalın harflerle yazıyor.

abd artık dünya polisi değil, kendi kasasını doldurmaya çalışan pragmatik bir şirket gibi davranıyor

israil dışındaki hiçbir müttefike karşılıksız garanti verilmediği, herkesin kendi güvenliğinden sorumlu olduğu ve küresel ideallerin yerini cüzdanın aldığı bir "yalnız kurtlar" çağına girdik. bu yeni dünya düzeninde türkiye gibi jeopolitik ağırlığı olan ülkeler için büyük fırsatlar doğarken, sadece başkasının ipine sarılarak hayatta kalmaya çalışanlar için oyunun sonu çoktan geldi.