7 Senedir Orada Yaşayan Birinden: Portekiz'in Okuyunca Bile Sıkıntı Veren Kötü Tarafları
portekiz'in iyi yönleri ekşi sözlük'te anlatılmış, burada 7 senedir yaşayan ve yakında ayrılacak olan biri olarak ben de burada yaşamanın kötü yönlerini paylaşayım. söyleyeceklerime dair istisnalar elbette mevcuttur, ancak yazdıklarımı birçok portekizli ve yabancı tarafından bizzat duydum.
1. bürokrasi ve iş yap(ama)ma kültürü
neredeyse hiçbir devlet kurumu düzgün çalışmaz. özellikle oturma izinlerini veren göçmen bürosu felç durumda. oturum kartınızın süresi dolduktan sonra yeni kartı almanız yaklaşık 6 ay sürer. bu sürede ülkeden çıkarsanız tekrar giremezsiniz. tatillerde veya acil durumlarda türkiye'ye dönüp ailenizi göremezsiniz. iş kabulü alıp da bu kartı zamanında alamadığı için ülkesine dönmek zorunda kalan çok insan var. göçmen dairesi başta olmak üzere devlet daireleri e-postalara dönmez, telefonları açmaz. göçmen dairesine bir soru sorabilmek için sabah 9'da açılan ofise gece 4'te gidip kaldırımda uyumuşluğum vardır. randevusuz olarak günde yaklaşık 20 kişiye sıra verirler, sabah saat 6'dan sonra giderseniz açılış saatinde içeri girmeniz neredeyse imkânsızdır. 2 sene önce vatandaşlık başvurumu yaptım, hâlen 5 aşamadan 1. aşamadayım. tahminimce en az 3 seneyi bulacak. kalıcı oturum iznine başvurma hakkım da var, ancak randevu yok.
kamu çalışanları iyi ingilizce konuşamaz, kaba ve sinirlidirler ve ingilizce konuşmaya zorlandıklarında daha da kaba ve sinirli olurlar. pek çok kez "senin bu iş olmaz" diyerek geri gönderildiğim ofislere yanımda portekizli biriyle gidince işimin hallolduğunu gördüm. çalışanlar yanlış bilgi verirler. merkezileşme sıfırdır. aynı büro (mesela vergi dairesi) farklı mahallelerde farklı işler. portekizli bir iş arkadaşım çalışan tanıdığı var diye vergi işleri için başka bir şehre gidiyor.
insanlar işe geç gelirler ve yavaş çalışırlar. bu söylediğim durum devlet hastanesindeki doktordan devlet üniversitesi yemekhanesinde yemek dağıtan görevliye kadar böyle. sırtım tutulduğunda kas gevşetici iğne yapsınlar diye bir hata edip de acile gittim, hafta içi gündüz vakti olmasına rağmen tüm işlemler toplam 7 saat sürdü. otobüsler geç gelir, bazen hiç gelmez. gerçek zamanlı olarak otobüsün gelmesine kalan süreyi gösteren uygulama vardır ama çalışmaz.
2. evlerin kalitesizliği
şehir merkezlerindeki evlerde ve apartmanlarda merkezi ısıtma veya düzgün yalıtım yoktur. insanlar kışın evlerde 2-3 kat kazakla otururlar. isveçli bir tanıdığımın dediği gibi, ben hayatımda hiçbir zaman portekiz'de üşüdüğüm kadar üşümedim. dünyanın hemen hemen her ülkesinde kullanılan pvc pencereyi portekiz'de göremezsiniz. evlerin içinde sürekli hava akımı olur, elektrikli ya da gazlı soba bile odayı ısıtmaya yetmez. 2 seneliğine parayı basıp 2 yaşında yeni bir binada oturdum, orada bile sürgü pencere vardı ve kışın yine hava akımı oluyordu. yılın 3-4 ayı boyunca insanın oturduğu evde rahat edememesi çok can sıkıcı. ülkenin kuzey kısmının yağmuru ve nemi boldur. bu durum evdeki soğuğu iyice çekilmez kılar. eylül'den mayıs'a kadar duvarlardan küf eksik olmaz, insana "acaba ömrümü ne kadar kısaltıyorum" diye sordurur. tavanı akan dairelere sıkça rastlanır.
3. ekonomi
asgari ücret 870 euro'dur. bu parayla büyük şehirlerde, banliyöler dâhil olmak üzere, 1+1 daire kiralanamaz. yeni mezun mühendisler net 1000-1200, seniorlar 1800-2000 kazanır. bu senior maaşıyla ev almayı geçtim, çocuk yetiştirmek bile imkânsızdır. iki eş de illa çalışmak zorunda kalır, ve genelde şehir merkezinden uzakta oturulur. şehir merkezlerindeki kiralar amerikalılar yüzünden fırlamış durumdadır. düzgün bir işi olan insan ayda ancak 200-300 koyabilir.
4. insanlar
belki merkez/kuzey avrupa insanına göre daha sıcaktırlar ama arkadaş olmak imkânsıza yakındır. dini olarak değil de, hayat tarzı olarak tutucudurlar. arkadaş çevreleri lise veya üniversiteden sonra değişmez. yeni bir sehre tasinan portekizliler bile arkadas edinmekte zorlanirlar, bu yuzden yabancıların düzenlediği meetup vb. toplantılara katılırlar. spontanelikleri yoktur, 18 yaşındaki üniversite öğrencileri bile buluşmak için önceden restoranda masa rezerve ederler. bulunduğum kampüste çim alan ve hemen yanında içki satan kafe olmasına rağmen çimlerde bira içen kimseyi görmüşlüğüm yoktur. dışarıdan nasıl göründüklerine çok dikkat ederler, doktora öğrencileri ofise gömlekle gelir. bir keresinde portekizli biriyle vedalaşıp trene binerken trende uyuyabileyim diye gözleri kapatan uyku maskemi çıkardım da arkadaşın verdiği tepki "ya ne güzel hiç çekinmiyorsun trende bunu takmaya, ben kesinlikle yapamazdım." oldu. bunu söyleyen kişi sanatçı, açık fikirli biri bu arada. ingilizceleri orta hallidir ama hata yapma korkusundan dolayı akıcı konuşamazlar. aradığı kelimeyi bulamayınca anksiyete yaşarlar, en doğru şekilde konuşacağım diye 2 saniyede söylenecek lafı 20 saniyede söylerler.
ekonomik sıkıntılarından dolayı bastırılmış eziklikleri vardır. yukarıda saydığım sıkıntıları nasıl aşacaklarını sorgulamazlar, çaresizliğe alışmışlardır. teknoloji ve araştırma sektöründe bile işleri kolaylaştıracak bir fikirle gelindiğinde "bu, bu zamana kadar bir şekilde çalıştı, şimdi başımıza iş çıkarma." şeklinde cevap verirler.
bekârlar için
avrupa'nın birçok ülkesini gezdim, kadınları bu kadar çirkin başka bir ülke görmedim. erkekleri ortadan hallice, ancak onların da elinden iş gelmez, genelde ana kuzusudurlar. aşırı utangaçtırlar. portekizli erkeklerle çıkan tanıdığım yabancı kızlar genelde ilk öpüşmeyi kendileri başlatmıştır. hem kadınlar hem erkekler ekonomik sıkıntılardan dolayı 30 yaşına kadar ailesiyle yaşar, kendi başlarının çaresine bakmayı, yemek, temizlik yapmayı öğrenmezler.
dediğim gibi, portekiz'in güzel yanları hâlihazırda sosyal medyada anlatılmış. portekiz benim gözümde istanbul gibi, turist olarak ziyaret etmesi güzel, ancak yaşaması sıkıntılı bir yer.
portekiz'de ancak şu şekilde güzel yaşanır
1. yabancı bir ülkeden bir şirkete çalışıp, o ülkenin standartlarında maaş almak.
2. parayı basıp yeni ya da renove edilmiş bir evde yaşamak.
3. bürokratik sorunlar karşısında aman ne olacak diyebilecek aşırı rahat bir karaktere sahip olmak.
4. sosyal entegrasyon için ya portekizli bir partner sahibi olmak, ya da diğer yabancılarla tanışılabilecek porto veya lizbon gibi bir şehirde yaşamak.