DOĞA 13 Mayıs 2026
590 OKUNMA     9 PAYLAŞIM

250 Yıllık Deprem Periyodu Tezini Bozduğu Öne Sürülen 1894 İstanbul Depremi

1894 İstanbul depremi, 1766 sarsıntısından 128 yıl sonra gerçekleşerek Marmara'nın meşhur 250 yıllık döngü teorisini ciddi şekilde sekteye uğratıyor.

genel kanıya göre 7.0 büyüklüğünde ve çınarcık havzası - izmit körfezi'nde meydana gelen, istanbul'da yaklaşık her 250 yılda bir meydana gelen deprem istatistiğini bozmasıyla meşhur sarsıntı, o dönemki ismiyle; büyük hareket-i arz.

o dönem istanbul'daki rasathanede bir ölçüm yapacak ekipman zaten bulunmamaktaydı. ayrıca sismoloji biliminde richter ölçüsü henüz bir standart olarak kullanılmadığından, deprem daha çok insanların hissetmesi, can kaybı ve yaralı sayısı, binaların çatlaması ve yıkılması gibi gözlemlerle ancak derecelendirilebiliyordu. yine de bu deprem, rasathanenin başındaki kumbari efendi'nin önerisiyle atina rasathane müdürü m.d. eghinitis'in acele bir şekilde istanbul'a çağrılması ve sonrasında hazırladığı raporla istanbul'un detayları en iyi bilinen depremlerinden biri olmuş. hatta hazırlanan bu deprem raporu, avrupa'da düzenlenen bazı bilimsel toplantılar sonrası "eghinitis raporu" olarak literatüre girmiş ve bilim çevrelerinde çokça ilgi uyandırmış.

raporda, depremin süresi 17 - 18 saniyeyi bulan art arda üç sarsıntı şeklinde (muhtemelen ilk iki hareket p ve s, sonuncusu da yüzey dalgaları'ydı) gerçekleştiği, en büyük hasarın 8-9 saniye süren ikinci sarsıntıda oluştuğu kayıtlara geçmiş. yıkım istanbul'da en çok tarihi yarımada'da yoğunlaşırken sultanahmet'ten edirnekapı'ya uzanan platoda yoğun olduğu, edirnekapı, balat, fatih ve topkapı semtlerinde de büyük yıkım gerçekleştiği belirtilmiş. ayrıca marmara sahilinde samatya, bakırköy, yeşilköy bandındaki alan ile adalar'da da ağır hasar varmış. galata - beyoğlu bölgesi depremi neredeyse hasarsız atlatırken, arnavutköy dışında boğaziçi'nde de pek hasar oluşmamış, kadıköy de depremden zarar görmemiş.


depremden sonra telgraf hatlarının kopmasıyla imparatorluk genelinde iletişim kesilirken, sadece beyoğlu ve odesa hattı denilen (muhtemelen yurt dışı) hat çalışmaktaymış. iletişimin sağlanması için aletler geçici olarak topkapı sarayı bahçelerine konulmuş ve depremden yaklaşık 30 saat sonra haberleşme yeniden sağlanmış.

tüm kayıtlara rağmen depremdeki can kaybı ise net değil. örnek vermek gerekirse; dönemin gazetelerinde istanbul'da özellikle kapalıçarşı'yı vuran bu depremde bölgede 135 can kaybı yaşandığı yazarken, sonraki günlerde ölü sayısı azalmış. hala bu depremdeki can kaybı sayısı, tıpkı büyüklüğü gibi tahminidir.

o dönemi yaşayanların anlattıkları içinde, yeşilköy'de yaşayan bir fransız vatandaşının tanıklığı ise, gerçekten kayda değer. bu tanıklığa göre; bir gece önce denize mutlak bir sessizlik ve durgunluk hakim iken, deprem sırasında yeşilköy kıyısında deniz mürekkep rengine dönmüş, sahilden önce yaklaşık 100 metre kadar çekilmiş, sonra birdenbire bir hortum dalgası gibi karaya atılmış ve her şeyi söküp atmış.

her depremde olduğu gibi, bu deprem de halk arasında olağanüstü hikayelerin yayıldığı bir sarsıntı olmuş; kentin kısa bir süre sonra büyük bir sarsıntıyla toprak altında tamamen kaybolacağı söylentisi halk arasında paniğe yol açarken, sandalları bile kırıp atarak sahile fırlatan tsunami bu söylentilerin şiddetini artırmış.


izmit ve adapazarı'ndaki tüm kagir evlerin ya tamamen yıkıldığı ya da hasar aldığı bu deprem, istanbul'da özellikle adalar'da ağır hasar yaratması ile de dikkat çekici. hatta gazeteler burgazada'da deniz kenarındaki meydanda büyük ve uzun bir yarığın gözle görülebildiğini yazmış. sultan 2. abdülhamid'in emriyle muhafaza birliği depolarından sağlanan çadırların bir kısmı büyükada ve heybeliada'ya gönderilirken, istanbul ve diğer bölgelerdeki çoğunluk kendi yaptığı çadırımsı yapılara sığınmış.

arkasından çok sayıda artçının da gerçekleştiği depremin, gerçekleşen iletişim bağlantısı sonrası, ankara, eskişehir, bursa, edirne, yalova gibi şehirlerde de şiddetli şekilde hissedildiği anlaşılmış. yalova'da genel bir yıkım yokken, sapanca civarındaki köylerde tüm evlerin yıkıldığı bildirilmiş.

uzak geçmişte istanbul'u etkileyen sarsıntılar içinde en çok kayda sahip bu depreme dair arşivden birkaç fotoğrafı da şuraya ekliyor ve japonların deprem mottosu olan "önlem varsa endişe yoktur"un bizde de genel bir kaide olmasını diliyorum.

yararlanılan kaynak: tarih vakfı istanbul dergisi temmuz 1994 sayı 10'da yer alan, mimar ve akademisyen afife batur'un "bir depremin yüzyıl dönümü" adlı makalesi.