SİNEMA 13 Ağustos 2026
489 OKUNMA     14 PAYLAŞIM

1983 Tarihli Videodrome Filminin Bugün Hala Güncelliğini Korumasının Sebepleri

David Cronenberg imzalı film, aradan zibilyon yıl geçmesine rağmen bugün hala etkiliyor izleyenleri. Neden?

videodrome: sinemanın uçarı yönetmeni david cronenberg'ın unutulmaz filmi

ilk izlediğim günden beri filmin birçok karesi hala zihnimde kanlı canlıdır. filmin sanatsal açıdan etkileyiciliğini bir kenara bırakacak olursak bana göre filmin taşıdığı mesele de bir o kadar etkileyicidir. bu etkileyiciliğin arka planında tabii ki de medya endüstrisi, televizyon yayıncılığı ve modern toplum kesişimi var. televizyon mu kaldı diyenler olabilir... bu konuda da filmin ortaya çıktığı tarihi göz önünde bulundurmak lazım. 1983 yılına ait bir filmden bahsediyoruz. o dönem kitle iletişiminin amiral gemisi olan televizyon son derece etkili ve amiyane tabiriyle dünyayı kasıp kavuruyor. tabi o zamanlar da televizyona dair eleştiriler yükseliyor ama en basitinden neil postman tarafından yazılan ve kanonik bir metne dönüşen amusing ourselves to death kitabı henüz yayımlanmamış. malum postman'ın kitabı filmden tam 2 sene yani 1985 yılında yayın hayatına başlıyor.

peki videodrome neden bu kadar kıymetli?

cronenberg'e neden hala kulak vermeliyiz? ve en önemlisi bu film bugünün insanına ne söyleyebilir? işte dilim döndüğünce bunu anlatmak istiyorum. film aslında görünürde bir korku filmi gibi ilerliyor. film, max renn isimli kablolu tv yayın yöneticisinin reyting peşinde koşarken şans eseri keşfettiği videodrome isimli yayını keşfetmesi ve sonrasında gerçeklik algısını yitirmesini anlatıyor. şiddet ve işkence temalı korsan bir yayın olan videodrome, renn'in beden ve zihnini teknoloji ile mutasyona uğratır. yani filmde bol miktarda
body horror esintisi de mevcut. buraya kadarki kısmı bir gerilim korku filmi tadında izleyebilirsiniz. ama videodrome filmi bünyesinde çok daha fazlasını barındırır. en basitinden videodrome şunu net bir şekilde söylüyor ki televizyon, aslında sadece bir teknolojik araç değil. televizyon modern insanın bir organıdır. ve burada zaten iletişim literatüründe onlarca yıldır tartışılan mevzular tekrar gündeme gelir. televizyon başta olmak üzere kitle iletişim araçlarının tamamı günün sonunda bir gerçeklik inşa ederler. bu gerçeklik insanın dünyayı ve kendini algılayışını tümüyle etkiler. videodrome en temelde bunu söylüyor bize yani televizyon sadece bir anlatı sunmuyor sana, televizyon senin zihnini kontrol ediyor.


videodrom'u bu yönünden ötürü salt bir şiddet pornosu olarak ele alamayız

filmde şiddet bir tali unsur olarak devrede. filmin asıl derdi teknolojinin ve medya endüstrisinin yaratmış olduğu yıkım. cronenberg filminde bunu televizyon üzerinden yapıyor. çünkü filmde şunu açıkça görüyoruz ki televizyon, insan bedenini ele geçirmekte. bugün de benzer şeyler geçerli değil mi? televizyonun yerine geçen sosyal medya ve türlü platformları bu çerçeveden ele alalım. videodrome bugün çekilseydi o malum sahnedeki ekrandan çıkan silahı biz akıllı telefondan görmeyecek miydik? bugünün bireyinin zihni, düşünceleri ve gerçekliği sosyal medya ve algoritmalar tarafından şekillendirilmiyor mu? reytingin yerini etkileşim almadı mı? medya endüstrisinin daha fazla kar etmesi ve ayakta kalabilmesi için yakıt olarak kan, gözyaşı ve şiddet kullanılmadı mı senelerce? bugün ne değişti peki? bugünün dünyasında da benzer davranışları görmüyor muyuz? platform ve sosyal medya algoritmaları şiddeti, gözyaşını, kan ve vahşeti ödüllendirmiyor mu?

işte tüm bu soruların cevabını bana göre videodrome filmi hala tüm çarpıcılığıyla verebilen bir film

işte bu yüzden klasik ve zamana direniyor. videodrome filmindeki televizyonun yerine akıllı telefonu koyduğunuzda inanın anlam çok değişmez. sırf bu yönüyle bile bugünün dünyasını paylaşan herkesin bir kez olsun filme şans vermesi gerekiyor. bu yazıyı iletişim bilimci marshall mcluhan'ın araç mesajdır önermesiyle noktalayacağım.

mcluhan'a göre iletişim aracı, iletişim sürecinde tasarlanan mesajın anlamını değiştirip dönüştüyor ve kendine göre yeniden şekillendiriyor. dolayısıyla her araç, kendince bir gerçeklik alanı yaratarak mesajın içeriğini yeniden tanımlar. dün televizyon bunu yapıyordu bugün akıllı telefonlar yapıyor. değişmeyen ne mi? değişmeyen şey teknolojinin insan beynini sürekli olarak dumura uğratarak çarpık gerçeklikler inşa etmesi.

efendim uzun lafın kısası videodrome iyidir, hoştur. izleyelim, izletelim. 10/7.5