SUÇ 14 Ağustos 2026
1,2b OKUNMA     12 PAYLAŞIM

1959’da Sirkeci’de 50 Kişiyi Öldüren Patlamanın Ardındaki İnanılmaz Hikaye

6 Ocak 1959'da Sirkeci'de meydana gelen dev patlama, 50 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden oldu. İlk başta bir kaza olarak görülen facianın ardındaki gerçek ise tam 31 yıl sonra ortaya çıktı.

6 ocak 1959 sabahı sirkeci her zamanki gibiydi. istanbul’un en kalabalık ve hareketli semtlerinden birinde dükkânlar açılmış, insanlar işlerine yetişmeye başlamış, kitapçılara girip çıkan öğrenciler, caddelerdeki kalabalığa karışmıştı.

saat 10.23’te sirkeci’yi sağır edici bir patlama sarstı.

ses öylesine güçlüydü ki insanlar önce ne olduğunu anlayamadı. ardından binalar çökmeye, camlar kırılmaya, sokaklar toz ve dumanla dolmaya başladı. neyyir han’ın çevresindeki binalar ağır hasar görmüş, üniversite kitabevi, matbaalar ve oteller enkaza dönüşmüştü. bir otobüsün üzerine bina devrilmiş, insanlar enkaz altında kalmıştı. sirkeci, bir anda çığlıkların ve yardım isteyen insanların seslerinin yükseldiği bir cehenneme dönmüştü. kısa süre sonra korkunç gerçek ortaya çıktı: patlamanın kaynağı, neyyir han’daki bir maden şirketine ait yaklaşık 300 kilo dinamitti. fakat bu dinamitler neden patlamıştı?

uzmanlara göre dinamitlerin kendiliğinden patlaması mümkün değildi. birileri onları ateşlemiş olmalıydı. polisin araştırması sırasında enkazın altında mustafa atik’in cesedi bulundu. ancak kısa süre sonra olayın sıradan bir iş kazası olmadığına dair daha çarpıcı ipuçları ortaya çıktı. atik’in eski sekreteri feriha bal ile yasak bir ilişki yaşadığı öğrenildi. feriha, evli olan atik’in karısından boşanıp kendisiyle evlenmesini istiyordu. annesi saime bal da kızının bu isteğini destekliyordu.

patlamanın olduğu sabah feriha ve annesi, evlilik meselesini konuşmak üzere mustafa atik’in yanına gitmişti. yanlarında feriha’nın kardeşi tahsin bal da vardı (tahsin, atik’in şirketinde çalışıyordu). konuşma sürerken patron mustafa atik, tahsin’i telgraf çekmesi için postaneye gönderdi. tahsin binadan çıktı.

ve birkaç dakika sonra adeta tüm sirkeci infilak etti!


tahsin’in annesi ve ablası enkazın altında can vermişti. kendisi ise olay yerinden yalnızca birkaç dakikalık mesafede olmasına rağmen sağ kurtulmuştu. daha da tuhafı, patlamadan sonra annesini ve ablasını aramak için hemen enkaza koşmamıştı. polis tarafından defalarca sorgulandı, hatta şüpheliler arasında yer aldı. fakat hakkında hiçbir somut delil bulunamadığı için serbest bırakıldı.

zaman geçti. sirkeci faciası gazetelerin manşetlerinden silindi. insanlar hayatlarına devam etti. ölenlerin yakınları acılarıyla yaşamayı öğrendi. o korkunç sabah da yavaş yavaş tarihin unutulmuş sayfalarından birine dönüştü. ama tahsin bal sırrını unutamadı.

tam 31 yıl boyunca...

1990 yılında, artık yaşlanmış olan tahsin bal daha fazla susamadı. bir gazeteciye ulaştı ve yıllardır taşıdığı sırrı anlattı. feriha’nın patronu mustafa atik’le ilişkisini öğrenmişti. annesinin de bu ilişkiye destek vermesine ve atik’in evlenmeye yanaşmamasına öfkelenmişti. o sabah annesi ve ablası atik’le konuşmaya geldiğinde, tahsin’in içinde bir şey kopmuştu. postaneye gitmek için binadan ayrılmış gibi yaptı. sonra geri dönüp yaklaşık 300 kilo dinamitin üzerine çöpler yerleştirdi. amacı, ateşin dinamitlere ulaşmasının biraz zaman alması ve kendisinin olay yerinden uzaklaşmasıydı. kibriti çaktı. çöplerin üzerine attı.

ve yürüyüp gitti.

yaklaşık on dakika sonra sirkeci’yi yerinden oynatan o korkunç patlamayı duydu.


tahsin’in söylediğine göre amacı yalnızca annesini, ablasını ve mustafa atik’i cezalandırmaktı. onlarca insanın öleceğini hiç düşünmemişti. yıllar boyunca bu sırrı taşıdı. sonunda, “bu vicdan azabıyla ölmek istemiyorum” diyerek itiraf etti.

fakat itiraf geldiğinde artık çok geçti. olayın üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçmişti ve suç zaman aşımına uğramıştı. tahsin bal bu nedenle yargılanmadı.

sirkeci’de o sabah yalnızca binalar yıkılmamıştı. bir aşk ilişkisinin, kıskançlığın, öfkenin ve yanlış hesaplanmış bir intikamın sonucunda onlarca insanın hayatı sonsuza dek değişmişti.

ve belki de bu hikâyenin en ürpertici tarafı şuydu: sirkeci’yi sarsan patlamanın sırrı, enkazın altında değil, 31 yıl boyunca yaşayan bir insanın vicdanında saklı kalmıştı.