Amerika'nın Göbeğinde Kurulmak İstenen Bir Devlet: Lakota Cumhuriyeti
republic of lakotah amerika birleşik devletleri'nin neredeyse tam göbeğinde kurulmak istenen bir cumhuriyet düşüncesidir. kızılderilerin yüz yıllardır yaşadıkları mağduriyetleri ortadan kaldırmak amacıyla ortaya atılan fikir 1969 viyana andlaşmalar hukuku sözleşmesi'ni dayanak alır.
ancak mazlumiyetin tek başına meşruiyet kazanmak için yetmediğini gösteren hikayenin geçmişi baya eskidir.
fikrin sahipleri lakotalar aslında western filmlerinden bildiğimiz kuzey amerikalı siyulardır (bkz: sioux). genellikle kendilerine siyu yerine lakota denilmesini tercih ederler.
beyaz adamın kıtaya çıkmasıyla birlikte atla tanışan, bizon avcısı lakotaların avrupa kökenli yerleşimcilerle karşılaşmaları başlangıçta diğer bölgelere nazaran barışçıl ve nispeten kansız olmuştur.
19. yüzyılın ortalarında başlayan altına hücum büyük ölçüde yerleşimci akınına yol açınca abd hükümeti ile başta cheyenne, arapaho, crow ve lakotalar olmak üzere bölgede yaşayan kızılderili halkları ile 1851 senesinde fort laramie antlaşması imzalanır. özünde bir geçit hakkı sözleşmesi olan antlaşma ile birleşik devletlerce, anlaşma kapsamındaki tüm bölgelerin kızılderili toprağı olduğu kabul edilir ve göçmenlerin erzak temini için yılda elli bin dolarlık harcama sözü karşılığında elli yıl boyunca hükümetin göç yolları boyunca askeri karakollar inşa etmesi kararlaştırılır.
fakat bu sefer de crow'lar ile lakotalar toprak yüzünden birbirine düşer. iç savaşın bitmesi ile iyice artan göçün etkisiyle kargaşa artar. abd ordusu ile yapılan bir dizi çarpışma sonrasında 1868 yılında ikinci fort laramie antlaşması imzalanır (bkz: treaty of fort laramie 1868).
tamamı el yazısı antlaşma ile abd hükümeti, kutsal kara tepeler'in lakota halkına ait olduğunu ve buraya beyaz yerleşimcilerin girmesine izin verilmeyeceğini kabul ve taahhüt eder (bkz: black hills). ayrıca güney dakota, wyoming ve nebraska’nın bazı bölgelerinde kızılderililere ek alan tahsis edilir. karşılığında ise demiryollarına ve yerleşimcilere saldırılmama sözü alınır.
ingilizce bilmeyen kabile şeflerinin, teker teker kendi adlarının yanına x işareti koyarak imzaladıkları antlaşmanın, abd hükümetinin suç işleyen beyaz adamları mutlak suretle cezalandıracağını taahhüt ettiği, birinci maddesi bad men clause günümüzde dahi bazı davalara dayanak teşkil etmektedir ( bkz : richard v. united states, 2012).
antlaşmanın kabilelere bizonlar ovalarda dolaştığı sürece kara tepeler'de avlanma hakkı tanıyan maddesi ise oldukça dramatiktir. bazı yazarlar, bu ifadenin sürekli bir garanti olarak kabul edildiğini çünkü lakotaların "bizonların ovalarda dolaşmadığı bir günü asla hayal etmediklerini" belirtir (hollabaugh, mark "the spirit and the sky: lakota visions of the cosmos", university of nebraska press. 2017).
velhasıl antlaşma sadece altı yıl dayanır, 1874 yılında kara tepeler'de altın bulunması hükümetin anlaşmayı görmezden gelerek yerlileri zorla topraklarından çıkarmaya başlamasına neden olur. yine yakından tanıdığımız lakota liderleri oturan boğa ve çılgın at önderliğinde diğer kabilelerle birlikte kazandıkları little big horn muharebesi dahil olmak üzere birçok kanlı çarpışma yaşanır. abd'nin bu meşhur bozgunu resmeden custer's last fight tablosu yıllar sonra meşhur bir bira markasının reklamı olarak vahşi batının birçok saloon'unda yerini alarak tarihi hatırlatacaktır.
otuz altı yıl süren bu mücadeleler 1890 yılında gerçekleşen wounded knee katliamı ile son bulur. kızılderililerin direnişi tamamen kırılır ve ortada antlaşma falan kalmaz (map of lakota wars 1854-1890).
yarım yüzyıl sonra, 27 şubat 1973'te american ındian movement taraftarları aynı yerde, güney dakota, wounded knee kasabasında bir isyan başlatır. oglala lakotaları’nın yolsuzlukla suçladığı kabile başkanı richard wilson’u meşru yollarla görevden alamamaları üzerine kasaba günlerce işgal edilir. kalaşnikoflu lakotalar eşliğinde beyaz adamlar esir alınır. her iki taraftan 5 kişinin ölümü ile sonuçlanan çatışma, on hafta süren yarı askeri harekat ve müzakerelerin ardından u.s. marshals tarafından abd bayrağının göndere çekilmesi ile son bulur (bkz: ıncident at wounded knee).
1980 yılına gelindiğinde yüksek mahkeme, united states v. sioux nation of indians davasında, kara tepeler'in federal hükümet tarafından yasadışı biçimde ele geçirildiğine karar verir ve bölgenin ederi karşılığında faiziyle birlikte 106 milyon dolarlık tazminata hükmeder. ancak lakotalar gurur yapıp parayı almazlar.
kızılderili işleri bürosu hesabına bir fonda tutulan paranın günümüzde 1 milyar doları aştığı söylenmektedir. hem topraklarının değerini karşılamadığı için hem de kara tepeler üzerindeki hak iddialarını yasal olarak sona erdireceğini düşünen lakotalar parayı almamakta halen ısrar etmektedirler ( bkz: indian tribes are still seeking justice).
tüm bu yaşananların ardından 2007 yılında oturan boğanın torunları 150 yıl önce atalarının hükümet ile imzaladığı tüm anlaşmaları feshettiklerini söyleyerek republic of lakotah fikrini ortaya atarlar (bkz: declaration project).
kendisine özgü bir bayrağı bulunan ve 1776 bağımsızlık bildirgesi ruhu ile hareket ettiklerini beyan eden oluşum, abd vatandaşlığından çıkmaları halinde kendi topraklarında yaşayan herkese pasaport ve ehliyet vereceklerini vaat eder. hatta çok ilginç olarak bir türk avukatın yeni kurulacak ülkenin ankara büyükelçisi olmaya talip olduğuna dair haberler bile vardır ( bkz: divorcing the u.s.).
yalnız 1776 ilkelerini meşruiyet için esas almaları hatalı olmuştur çünkü 1789 tarihli birleşik devletler anayasası konfederasyonu mülga ettiği gibi örtülü olarak yer verdiği direnme hakkı kavramı da birlikten ayrılığa izin vermemektedir. keza "antlaşmalar anlaşması" olarak da anılan 1969 viyana sözleşmesi de sadece devletleri bağlamaktadır ve lakotalar da devlet değildir. nitekim lakotalar, cherokee, navajo ve pek çokları gibi abd vatandaşıdır. kendi iç işlerinde sınırlı özerkliğe sahip olsalar, kabile içi yasalar çıkarabilseler bile uluslararası ilişki yürüteme hakları bulunmamakla birlikte tamamen federal hükümetin idaresi altındadırlar ( bkz: domestic dependent nations).
aslında özetlemeye çalıştığımız olaylara bakarsak laktoların haklı davalarının hiçbir zaman somut sonuçlara dönüşmediği görülmektedir. zaten tarih "antlaşmaların anlamına ve bozulduklarına kimin karar verme hakkına sahip olduğuna" dair birçok kavgayla doludur. zira meşruiyetin kimler tarafından tanımlandığı da sırf hukuki değil en az özgürlük kadar politik bir meseledir.
ilave bilgi:
general principles of federal indian law
***